Bölüm 160: Hocanın Hocası

avatar
1142 7

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 160: Hocanın Hocası


 

Bölüm 160: Hocanın Hocası

Çevirmen: Mert İlbay

Editör: Kinyas

 

Li Ailesi’nin iç meseleleri çok hızlı yayılmamıştı. Li Deshen bu mesele yüzünden bayılsa da, Li Muhua işleri kontrol altına almıştı. Her şey eskisi gibi düzenli ve düzgün görünüyordu.

 

Villadaki bomba korkusunun Li Muhua tarafından zeki talimatlarla geçirilmesi herkesin takdirini toplamıştı.

 

Ancak Li Muhua kelimelerle anlatılamayacak zorluklar çektiğini düşünüyordu. O adamın korkutucu gülümsemesini hatırladığında ölmekten kötü oluyordu.

 

Bütün kazancın yarısı öylece verilmişti.

 

Kendine yediremese de, ölümle yaşam arasındaki çizgide yürümüş olan Li Muhua, mermilerden bile kaçabilecek bir adamı sinirlendirmeye cüret edemezdi.

 

Sabah saat 10'da, Seher Villası'nın konferans salonunda Li Muhua; Lu Tao, Yang Chen ve Mo Qianni ile el sıkışırken sakinmiş gibi davranıyordu. Muyun Şirketi'nden birkaç yöneticinin denetimi altında iş konuşmaları sona erdi.

 

Geliri pay etme konusu işi sadece bu toplantı ile çözülecek bir mesele değildi. Müzakerelere başlamak için araştırma laboratuvarını ziyaret etmişlerdi, bu yüzden fazla ilerleme olmamıştı.

 

Yang Chen ve Mo Qiannni, Lu Tao'dan daha farklıydı. Li Muhua'nın Yang Chen'e baktığındaki korkusunu hissedebiliyorlardı. İkili aynı şeyi düşünüyordu ancak hiçbir şey söylemeden yalnızca gülümsüyorlardı.

 

Sabahın işlerini hallettikten sonra hep birlikte görkemli bir yemek yediler. Ancak bu sefer, Başkan Li serum yiyordu. En büyük oğlunun ölüm haberinden sonra fiziksel durumu iyice kötüleşmişti, bu yüzden orada değildi. Bu nedenle Li Muhua sorumluluk almıştı.

 

Aslında herkes içten içe bu mesele yüzünden Li Muhua'nın, Li Deshen'in yerini tamamıyla aldığını ve Li Ailesi ile Muyun Şirketi’nin başına geçtiğini biliyordu.

  

Zhonghai'nin Yu Lei Uluslararası Merkezi, en üst kattaki CEO'nun ofisinde, Lin Ruoxi her zamanki gibi deri koltuğa oturdu ve sabah gelen bütün rapor ve istatistiklere dikkatini verdi.

 

Bu raporlar aslında yönetim zümresinin dikkat etmediği şeylerdi ancak genç CEO Lin Ruoxi, ne kadar karizman ya da yeteneğin olursa olsun, eğer detaylı verileri anlamıyorsan yöneticilik görevine layık olamayacağını düşünüyordu. Bu yüzden, o asla bu karışık verileri görmezden gelmedi.

 

Raporlara biraz göz attıktan sonra Lin Ruoxi saati kontrol etmek için bilgisayar ekranına baktı. Şimdiden sabah 11 olmuştu.

 

Yang Chen ve Mo Qianni'nin Hong Kong'a gitmesinin üzerinden üç gün geçmişti ancak onunla iletişim kurmamışlardı. Bu Lin Ruoxi'yi rahatsız ediyordu.

 

Yang Chen çok rahat hissediyor olmalıydı. Li Ailesi'nin misafirperverliğini düşününce çok eğlenceli olmalıydı. Özellikle o vurdumduymaz için, çoktan başka kadınları rahatsız edip onca eğlence ve zevkin içinde görevini unutmuş olmalıydı.

 

*Tak tak*

 

Biri ofis kapısını çalıyordu. Bunu yapmış olabilecek tek kişi sekreteri, Wu Yue idi.

 

"Girin." Lin Ruoxi dalgın halinden toparlanıp CEO görevine geri döndü.

 

Siyah bir takım elbise giyen Wu Yue ciddiyetle odaya girdi: "Patron Lin, Hong Kong'da bir şeyler oldu."

 

Lin Ruoxi'nin kalbine bıçak saplanmıştı sanki ama belli etmedi. Sakince: "Ne oldu?" diye sordu.

 

"Bu sabah Hong Kong şubesinin müdürü aradı. Üç gece önce Xu Ailesi Departman Başı Mo ve Yang Chen'e suikast yapmaya çalışmış. Ondan sonra Li Ailesi'nin iç çekişmesi yüzünden ailenin Genç Efendisi Li Mucheng, villaya biyokimyasal bir bomba yerleştirmiş. Neyse ki Li Muhua herkesi kurtarmış. Departman Başı Mo ve Yang Chen zarar görmemiş. Bu meselenin üzeri Li ailesi tarafından üç gün boyunca örtülmüş ve ancak bu sabah polis tarafından açığa çıkartılmış."

 

Wu Yue raporunu tamamladıktan sonra bile Lin Ruoxi tepkisizdi. Bir müddet sonra kafasını salladı ve: "Anladım, çıkabilirsin." dedi.

 

Wu Yue, Lin Ruoxi'nin her şeye karşı olan umursamaz tavrına alışık görünüyordu ve sessizce ayrıldı.

 

Ofis kapısı kapandığı anda Lin Ruoxi hemen ofis telefonuna atıldı. Ancak tam numarayı çevirirken durdu.

 

Aramalı mıyım? Nasıl olduklarını sormalı mıyım?

 

Ne için? Üzerinden üç gün geçmiş ve bunu bana söylemediler bile. Sanki dünyanın öbür tarafındalar da zaman farkını dikkate almaları gerekiyor.

 

Onların aklına bile gelmemişken ben bir de endişeleniyorum.

 

Bunu düşündüğünde Lin Ruoxi'nin endişesi acıya dönüştü. Derin bir nefes aldı ve telefonu geri bıraktı.

 

Karısının sinirden dişlerini gıcırdattığından habersiz, Yang Chen esniyordu. Li Muhua tarafından ayarlanan Mercedes-Benz'e oturmuş, Muyun Araştırma Enstitüsü’ne doğru yol alıyordu.

 

Mo Qianni yanında beyaz, güzel kıvrımlarını gösteren bir elbise ile oturuyordu. O anda kadın, bir yığın teknolojik dokümanı dikkatlice inceliyordu.

 

Yang Chen "Ufak Qianqian, bu teknolojik veriler araştırma personellerinin incelemesi için, sen neye bakıyorsun?" diye sordu.

 

İkisi de hisleri konusunda açık olsa da Mo Qianni, çok da samimi hareketler yapmamıştı. Mantıklı kadın Yang Chen ve Lin Ruoxi'nin karı ve koca olduğu sürece, kendinin Yang Chen ile birlikte olamayacağını biliyordu. Birbirlerinden hoşlansalar bile yalnızca gizlice bunu gösterebiliyorlardı.

 

Yang Chen'den vazgeçmek istemiyordu ancak en yakın arkadaşıyla düşman olmak da istemiyordu.

 

Yang Chen'in klişe hitap şeklini duyduğunda kızarıp gözlerini kaydırmadan duramadı. Narince: "Ölmek mi istiyorsun? Şoför duysa çok utandırıcı olur! Onlara bakmayı seviyorum, ne olmuş yani?" dedi.

 

Yang Chen elini Mo Qianni’nin eteğinin yırtmacına atıp tatlı ve sert uyluğuna ulaşırken, “Hehe, yalnızca sıkıldım.” diyerek gülümsedi.

 

Bej uzun çorapla kaplı olan uyluğu çok pürüzsüzdü, Yang Chen avuçlamadan duramıyordu.

 

Mo Qianni o kadar şaşırmıştı ki hemen belgeleri bırakıp iki elini Yang Chen’in yaramaz elini durdurmak için kullandı.

 

Mo Qianni yüzü kızarırken, “Böyle, böyle yapma, biri öğrenirse rezillik çıkar.” diye rica etti.

 

“Sen işine bak, ben yalnızca elimi buraya koyacağım. Rahatla.” Yang Chen’in kararlı bir suratı vardı ve geri adım atmıyordu.

 

Mo Qianni çaresizdi ve Yang Chen’in elini uyluğuna koymasına izin vermekten başka şansı yoktu. Verilere bakmak için geri aldı ancak Allah bilir ne düşünüyordu?

 

Yarım saat sonra konvoy Muyun Şirketi’nin araştırma enstitüsüne ulaştı.

 

Araştırma enstitüsü dağın orta tarafına doğru kurulmuştu ve sıkı bir ormanla çevrilmişti. Oldukça gizliydi ancak ana sebep işçilerin sesten uzak olarak kendilerini işe vermesiydi.

 

Etraf Li Ailesi’nin askeri kamuflaj giyen özel güvenlikleriyle doluydu. Bellerinde şişkinlik vardı ve silah taşıdıkları belli oluyordu ancak açık açık göstermiyorlardı.

 

Hong Kong’un bu bölgesinde, güçlü bir ailenin biraz yer altı geçmişi olmadan ayakta kalabilmesi imkânsızdı. Li Ailesi de buna bir örnekti ancak çoğu zaman bunu göstermiyorlardı.

 

Li Muhua’nın önderliğinde, Yang Chen, Mo Qianni ve Lu Tao sıkıca gözlenen araştırma enstitüsü binasına girdi. Koridora girdikten sonra bütün vücutları dezenfekte edildi ve araştırma enstitüsüne girmeden önce özel bir koruyucu kıyafet giydiler.

 

Parlak araştırma enstitüsünde koruyucu kıyafetlerle dolaşan birçok personel vardı. Aralarından birkaçı Li Muhua’yı tanıdı. Yalnızca kafa sallayıp selam verdiler ve fazla konuşmadılar.

 

Li Muhua neşeli ve saygılı bir şekilde tepki verdi ve bu araştırma görevlilerine gülümsedi.

 

Bu araştırma görevlileri Li Ailesi tarafından büyük paralar karşılığında işe alınmıştı ve tek görevleri yeni ürünler üretmekti. Patronun kim olduğu da pek de umurlarında değildi.

 

Li Muhua, araştırma enstitüsüne girdiklerinde, “Professor Li Guangxun benim amcam, ailede dördüncü sırada. Ona genelde Dördüncü Amca diyorum. Soğuk bir mizacı var, lütfen alınmayın.” diye açıkladı.

 

Lu Tao, çoktan dünkü travmadan kurtulmuştu ve gülümseyerek: “Patron Li, endişe etmene gerek yok. Bilim insanları her zaman sıradan insanlardan farklı olmuşlardır. Anlıyoruz.” dedi.

 

Araştırma enstitüsünün otomatik kapısı açıldığı anda herkes laboratuvardaki çeşitli aletleri, tüpleri ve renkli kimyasalları gördü. Hepsi kelimelerle anlatılamayacak şeylerdi.

 

Li Muhua’nın getirdiği insanları gören gözlüklü genç bir adam yaklaştı ve: “Sen CEO Lİ Muhua mısın?” diye sordu.

 

“Evet. Dördüncü Amcam, Profesör Li Guangxun burada mı?” Li Muhua şaşırmıştı. Li Guangxun’a araştırmanın güncel halini gezdirmek için misafir getireceğini bildirmişti.

 

Genç adam doğrudan: “Hoca’nın Hocası geldi. Hoca küçük laboratuvarda hocasıyla konuşuyor ve bize onu rahatsız etmememizi söyledi. Ayıca Patron Li’nin onu dışarıda beklemesi gerektiğini söyledi.” dedi.

 

Genç adam çok hızlı konuştu. Konuşmasından sonra da kendini hemencecik işine verdi.

 

Li Muhua şaşkınlıktan bir süre bekledi ve arkasına dönerek, “Özür dilerim. Ben de olanlar karşısında şaşkın olsam da Dördüncü Amcam bekle dediğine göre yalnızca siz üçünüze biraz daha rahatsızlık verebilirim.” dedi.

 

Li Muhua’nın gerçek yüzünü gördüğü için Mo Qianni ona son iki gündür iyi bir gözle bakmıyordu. O anda, soğukça: “Bütün ailede kimse normal değil.” dedi.

 

Li Muhua duymamış gibi yaptı ve sessizliğini bir gülümseme ile korudu.

 

“Patron Li, şu genç adam gelenin Profesör Li Guangxun’un hocası olduğunu söyledi. Professor Li Guangxun büyüleyici materyaller araştırıp geliştirebiliyor, yani… Hocası da yapamaz mı?”

 

Zeki Lu Tao bu noktayı es geçmedi ve yeni bir bakış açısıyla olayı ele aldı.

 

Li Muhua’da şaşırmıştı, bu mantıklıydı. Bir keresinde Li Guangxun’dan hocasının son yüzyılın önde gelen akademisyenlerinden biri olduğunu duymuştu. O zamanlar fazla bir şey öğrenememişti ancak şimdi tanışma fırsatını nasıl kaçırabilirdi?

 

Li Guangxun gibi değerli bir bilim insanını eğitebilen bir insanın değeri Li Guangxun’dan çok daha fazla olmalıydı.

 

Yang Chen’de meraklanmıştı. Son on yılda, her türden inanılmaz yeteneklerle tanışmıştı ve bu insanların çoğunun eşsiz bir kişiliği vardı. Başka bir deyişle, onların farklı düşünceleri her birinin farklı davranış biçimlerine sahip olmasını sağlıyordu.

 

Böyle insanlarla iletişim kurduğunda insanlar sık sık öğrenemeyeceği şeylerin farkına varır.

 

Ana laboratuvarda bir süre bekledikten sonra küçük laboratuvarın kapısı sonunda açıldı. İlk dışarı çıkan laboratuvar ceketi giyen orta yaşlı bir adamdı. Hafif ağarmış saçları ve ifadesiz bir suratı vardı. Ancak bu adamın suratı o an heyecan ve hafiften hasta bir gülüşle doluydu.

 

Bir tanışma olmadan bu kişinin araştırma enstitüsünün patronu ve bu birlikteliğin teknoloji sağlayıcısı Li Guangxun olduğunu biliyorlardı.

 

Arkasından dördünü birden bir anlığına afallatan bir siluet daha belirdi.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24146 Üye Sayısı
  • 837 Seri Sayısı
  • 42128 Bölüm Sayısı


creator
manga tr