Bölüm 124: Rose’un Seçimi

avatar
2497 3

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 124: Rose’un Seçimi


 

Çeviri: Lelouch Düzenleme: Sajapyu

 

 

Avludaki yüzme havuzunun üstüne yumuşakça inen sonbahar yağmuru, damlaların yüzeyde belirmesiyle dalgalara sebep oldu.

 

İki büyük muz ağacı rüzgarla sallandı. Geniş yapraklar loş ışığı engelleyerek cam kapının arkasındaki zeminde gölgeler oluşmasına neden oldu.

 

Sabahın erken saatlerinde, Rose’un odası soğuk ve sessiz görünüyordu. Antika tarzındaki başucu lambası gece boyunca yanmıştı. Bulutlu bir gün olduğundan, gece parlaktı.

 

Üstündekiler mavimsi beyaz keten bir pijamayla değiştirilmiş Yang Chen gözleri kapalı bir şekilde yatakta yatıyordu. Solunumu hafif ve sabit olmasına rağmen kalın kaşları hala birbirine kenetlenmişti.

 

Büyük bir çikolata parçası gibi görünen kahverenkli yatak çarşafları buruş buruş olmuştu. Yataktaki adamın dün gece yaşadıklarının hikayesini anlatıyor gibiydi.

 

Bu sırada odanın kapısı, elinde bir kase congee ve bir kavrulmuş sarımsak tabağı olan Rose tarafından sessizce açıldı. Çoktan süt beyazı ipek geceliğini giymişti. Onun güzel yüzü endişe ve kederle doluydu. Sessizce Yang Chen’in başucuna doğru yürüdü ve yemekleri koydu. Daha sonra battaniyeyi Yang Chen’in üzerine çekmek için eğildi.

[ÇN]: Congee: Asya’ya özel pirinçle yapılan bir çorba. Genelde hastalanan kişiler için yapılıyormuş.

 

Yatağın başında, Rose karmaşık duygularla derin bir uykuda olan adama baktı. Bütün gece uyumamıştı. Hastanede onu muayene ettirdikten sonra Yang Chen’i buraya getirdi ve onu tedavi ettirmek için özel bir doktor çağırdı. Yang Chen’in tehlikede olmadığını ve istikrarlı bir durumda olduğu sonucuna varıldığında, ziyafetle ilgili meseleleri halletmek için gitti.

 

Rose hızla Batı İttifak Cemiyeti’nin kaderini belirleyecek bir dizi plan üzerinde karar verdikten sonra, sabaha kadar Yang Chen ile özel olarak ilgilenmek için aceleyle eve döndü.

 

Bu adam bir kez daha onun aklını tamamıyla uçurdu ancak aynı zamanda, aralarında büyük bir boşluk hissetti.

 

Rose bu duygudan hoşlanmadı, Yang Chen’in uyanarak cevap vermesine ihtiyaç duyduğu pek çok şüphesi vardı.



Rose bu karmaşık düşüncelere kafa yorarken, uyanan Yang Chen uykulu bir şekilde gözlerine açtı ve derin bir nefes aldı.

 

Rose bunu fark edebilecek kadar keskindi. Aniden sevinçle doldu ve Yang Chen’in elini kuvvetle tuttu, “Kocacığım uyandın mı?”

 

“Şu an saat kaç?” Yang Chen soluk bir şekilde gülümsedi ve ona teselli edercesine bir bakış attı.

 

“Çok erken, daha sabahın yedisi, daha fazla uyumak istemiyor musun?” Yang Chen’in solgun yüzüne bakarken, Rose içinin acıdığını hissetti ancak zorla gülümsedi, “Birden çok garip bir hal aldığından beni ölümüne korkuttun, bütün gece uyumadım!”

 

Yang Chen elleriyle kendini destekledi, sonra Rose’un yanağını öptü, “Şimdi iyiyim. Dün gece ben bayıldıktan sonra neler oldu?”

 

Rose, Yang Chen’in kendisini ona açıklama niyetinin olmadığını anladı, bu yüzden bunun hakkında soru sormaktan akıllıca sakındı. Düşüncelerini toplayarak cevap verdi, “Dün seni hastaneye götürdüm, basit bir sağlık kontrolü yaptırdıktan sonra, doktor yanlış hiçbir şeyin olmadığını söyledi. Sadece çok yüksek bir kalp atış hızına sahiptin, görünüşe göre çok adrenalize olmuştun. Bir tane sakinleştirici iğne yapıldıktan sonra, çok daha sakin bir hale geldin. Daha sonra, seni buraya geri getirip özel doktorumu çağırdım ve sana biraz sakinleştirici ilaç vermesini sağladım. Bundan dolayı şimdiye kadar uyudun.”

 

“Demek öyle……. hepsini unuttum.” Yang Chen zorla gülümserken kafasını ovuşturdu. Sadece kafasındaki şiddetli acının patlayacakmış gibi hissettirdiğini hatırlıyordu.

 

Bir yıllık eğitimi ile diğer yarım yıllık sakin günlerini düşündü, onlarca insanı öldürmek için gerçek bir hamle yapmak zorunda kalsa bile, geçmişteki kadar kontrol etmeyi zor bulmayacaktı. Ancak eski rahatsızlıklarının olduğu gibi kalmasını beklemiyordu.

 

Neyse ki onun garip dövüş sanatlarının sürekli olarak gelişmesini takiben, dehşetli çılgın durumunu zorla zapt edebildi. Bu Rose’a, onu bayıltması için seslenebilmesini mümkün kıldı, aksi halde……….

 

Yang Chen biraz endişeliydi. Şansı yaver gitmiş gibi görünüyordu ve gelecekte kalbi ve sinirleri için rahat durumunu korumak zorundaydı. Çok fazla yorulması gerçekten iyi olmazdı. Ruhsal durumunun kontrolünü kaybederse ya da zamanında kontrol altına alamazsa ve büyük bir hata yaparsa bunu telafi etmek imkânsız olacaktı.

 

Rose konuşmaya devam etti, “Ziyafet salonuna gelirsek, sadece Situ Mingze ve dört koruması yaşıyor. Situ Mingze’yi çoktan hapsettim. Batı İttifak Cemiyeti, neredeyse bütün önemli insanları senin tarafından öldürüldüğü gerçeğinden dolayı şu anda büyük bir karışıklık içinde. Astlarımın Zhang Hu ile iş birliği içinde Batı İttifak Cemiyeti’nin güçleriyle ilgilenmesini sağladım. Sonraki birkaç günde ilgilenilmesi gereken pek çok konu olacak ama çok yakında batı bölgesinde artık Batı İttifak Cemiyetinin ismi olmayacak. Bu arada iyi şeyler de oldu yaşlı tilki Zhou Guanginian olan şeylerin haberini aldıktan sonra beni aramak için inisiyatif aldı ve hatta uyum içinde yaşamayı umduğunu söyledi.”

 

Yang Chen başını onaylar şekilde salladı ve sordu, “Situ Mingze ile nasıl ilgilenmeyi planlıyorsun?”

 

Rose’un gözlerinin içinde bir ışıltı belirdi ancak bir süre tereddüt etti, sonra iç çekti ve konuştu, “Bilmiyorum, şimdiki planım onu Avrupa’nın küçük bir ülkesine gönderip, biraz para vermek ve onun emeklilik hayatını yaşamasına izin vermek.”

 

“Onu öldürmeyecek misin?” Yang Chen oldukça şaşırmıştı. Onun bakış açısına göre, Rose çelik kanlı bir yeraltı imparatoriçesi olma potansiyeline sahipti.

 

Rose, Yang Chen’e karışık duygularla baktı, “Eğer bu geçmişte olsaydı, kesinlikle onu öldürürdüm. Ancak şu an senden dolayı onu öldüremeyecek gibi hissediyorum.”

 

“Neden?” Yang Chen kendisini bunu anlayacak kadar zeki bulmadı.

 

Sıkıntılı bir gülümsemeyle Rose konuştu, “Aslında, onun söylemiş olduğu doğru şeyler var, insan ya da canavar olsa da kanımın ve vücudumun yarısı ondan geliyor, bu gerçek asla değiştirilemez. O benim babam. Ondan nefret edip küçük görmeme rağmen, gerçekten o ve annem beni bu dünyaya getirenler. O olmasa ben olmayacaktım. Bence nedeni ne olursa olsun, bir kız babasını öldürürse affedilemez bir hata yapmış olur…….”



“Tıpkı………” Rose bakışlarını Yang Chen’e dikti ve konuştu, “Eğer gelecekte bizim bir çocuğumuz olursa, gerçekten onun seni öldürmesini hayal edemiyorum, babasını………… anne olarak o zaman çoktan ölmüş olsam bile, diğer tarafta hâlâ kalp kırıklığı hissedeceğim.”

K.N: Düşünseniz Yang Chen buzdolabını bırakmış ve Rose'la evlenmiş. Boy boy çocuk yapmışlar. Düşünmesi bile güzel :D

 

Yang Chen boş boş uzağa baktı, sonra konuşurken, onaylamayan bir gülümseme takındı, “Bunlar karşılaştırılabilir gibi görünmüyor. Ben nasıl Situ Mingze gibi olabilirim? Çocuğumun benden nefret etmesine ya da beni öldürmek hakkında düşünmesine izin vermeyeceğim.”

 

“Situ Mingze de başından beri ondan nefret etmemi ve onu öldürmek istememi amaçlamadı.” Rose gönülsüzce konuştu.

 

Suskun olan Yang Chen bir an düşündü, sonra konuştu, “O zaman karar senin, doğru düşündüğün şeyi yaptığın sürece sorun değil. Her zaman seni destekleyeceğim.”

 

Rose sessizce gülümsedi ve Yang Chen’e ıslak bir öpücük verdi, sonra onun yüzünde kokulu küçük dilini kaydırarak kullandı. Onun berrak gözleri sevgi doluydu, “Kocacığım, teşekkür ederim, bana verdiğin her şey için teşekkür ederim.”

 

“Bana teşekkür edecek bir şey yok, sadece sevdiğim şeyleri yapıyorum.” Yang Chen dokunaklı bir şekilde konuştu.

 

“Sana bir sır vermeye karar verdim.” Rose birden ciddileşti, “Aslında bunu bütün hayatım boyunca bir sır olarak saklamak istedim fakat şu an eğer bu sırrı saklarsam bunun ilişkimize karşı sorumsuzluk olacağını hissediyorum.”

 

Yang Chen sessizliğini koruyarak kaşlarını çattı.

 

Rose derin bir nefes aldı, sonra konuştu, “Aslında Situ Mingze’yi terk edip kendi yolumu çizmem sadece onun yaptıkları işlerden ve ondan nefret ettiğimden değil, başka bir sebep daha var.”

 

“Kocacığım, annemin genç olduğu zamankiyle neredeyse aynı göründüğümü biliyor musun………” Rose konuştu.

 

Yang Chen başını salladı, daha öncesinde barda Situ Mingze’nin bundan bahsettiğini hatırladı.

 

“Ben çocukken, Situ Mingze batı bölgesinde rekabet etmek için Batı İttifak Cemiyeti’nin birliklerini yönetiyordu. O her zaman eve geldiğinde alkol ve kan kokusuyla dolu oluyordu. İyi bir ruh halindeyken, bana ve anneme iyi davranırdı, dünyadaki en iyi baba ve koca gibiydi, anneme çok fazla düşkündü ve ona istediği her şeyi verdi. Beni de çok fazla sevdi, ne zaman ağlarsam beni güldürürdü, kucağına alırdı ve etrafında döndürdü, salıncaklara götürdü………………… “

 

“Ancak içki içtiği zamanlar ya da çok insan öldürdüğü zamanlarda kötü bir ruh haline girer ve tamamıyla farklı bir insana dönüşürdü…….. İnsanlıktan nasibini almamış vahşi ve acımasız bir canavara dönüşürdü. Eve döndüğünde, annemi azarlamak ve dövmek için herhangi bir küçük sebebi kullanırdı ve anneme vurmak için şarap şişesini bile kullanırdı………… hatta…………… hatta benim önümde bile anneme bu tür şeyler yaptı………”

 

“Dur.” Yang Chen şaşırarak sordu, “Sen çocukken annen seni terk etmedi mi?”

 

“Bu yanlış, bu Situ Mingze ve benim yaydığımız bir yalan.” Rose acılı bir şekilde gülümsedi, sonra konuşmaya devam etti……….

 

“O zamanlar ben çok küçüktüm ve yetişkinler arasındaki meseleleri anlamıyordum ancak Situ Mingze’nin sağı solu belli olmayan bir aslan olduğunu biliyordum. Onun yanında olduğunda, bir sonraki an ölümün gelip gelmeyeceğini bilemezdin.”

 

Bu noktada Rose geçmişteki pek çok meseleyi düşünüyormuş gibi durdu. Nemli gözlerini ovuşturdu, sonra konuşmaya devam etti, “Bir gün, annemin Situ Mingze ile tartıştığını duydum, o zamanlar ilkokuldaydım, bu yüzden onların ne hakkında tartıştıklarını anlayamadım…….. Annemin Situ Mingze’nin astlarından biriyle ilişkisi varmış. Onlar bu sağı solu belli olmayan adamdan kurtulmak için kaçmaya bile çalıştı……….. Ancak Situ Mingze bunun farkına vardı ve erkenden bunu kontrol altına aldı.”

 

“O gün, annemin ve Situ Mingze’nin tartışma sesleri çok gürültülüydü öyle ki çatı çökecekmiş gibi hissettim, kapıdan dışarıya kaçma düşüncesiyle saklandım ama bunun için gücüm yoktu.”

 

“Sonunda evin içinden annemin çığlığını duydum, annem yardım için bağırıyordu, çok korkmuş bir durumdaydım. O noktada ağlamaktan başka ne yapacağımı bilmiyordum……..”

 

“Ev sessizleştiğinde, Situ Mingze kapıyı açtı ve dışarı çıktı. Kapının önünde beni ağlarken gördü ve tekmeledi, arkasına bile dönmeden ayrıldı………..”

 

Rose kırmızı dudaklarını ısırdı, üzgün bir gülümsemeyle konuştu, “Kocacığım biliyor musun? Ölümünü gördüğüm ilk insan benim annemdi…………”

 

“Annem evin içinde ölmüştü, bütün vücudu kırmızıya boyanana kadar Situ Mingze tarafından tekmelenmişti. Benim tam önümde öldü. Hâlâ bunun kabuslarını görüyorum. Korkudan uyanıyorum çünkü annemin gözleri açıktı. Bu bana bakıyormuş gibi hissettiriyor, benden nefret ediyor gibi, bunu durdurmak için içeri girmediğimden kendimden nefret etti………… Fakat ……………… on yaşındaki bir kız olarak ne yapabilirdim……………..”

 

Yang Chen sessizce dinledi, çıtını bile çıkarmadı. Anılarında onun adından başka, ebeveynleri ve ailesi hakkında bir şey bilmiyordu. Bu nedenle Rose’un geçmişteki acılarını duyduğunda, Yang Chen gerçekten de empati yapamadı. Bütün yapabildiği sessizce dinlemekti.

 

“Yavaş yavaş büyürken, Situ Mingze bana hiç farklı davranmadı. Karısını, annemi öldürdüğünü unutmuş gibi görünüyordu. Mutlu olduğunda bana güldü, öfkeli olduğunda da beni dövdü……………”

 

“Annemi kaybettim ama annemin babama ihanet ettiğinden bu sonu hakkettiğine kendimi ikna etmeye devam ettim. Bu yüzden, asla Situ Mingze’ye karşı çıkmadım ve kalbimde onun kesinlikle beni sevdiğini düşündüm.”

 

“On………….. on sekiz yaşıma kadar…………..” Soğuk ve net bir sesle konuşurken Rose’un gözlerinin kenarlarındaki yaşlar gitgide kurudu, “O gece o ve diğer amcalar benim doğum günümü kutladıktan sonra eve döndük. Birden benim odama gelmek istedi ve benimle birçok şey hakkında sohbet etti. Onun işinden, çetelerden, diğer ailelerin çocuklarından konuştuk……….”

 

“O zaman neden bu kadar çok konuştuğunu anlayamadım ancak dinlemeye devam ettim…….. Sonunda, bütün bu zaman boyunca konuşmadığı annem hakkında konuşmaya başladı……….”

 

“Annemi özlediğini, duygularını kontrol edemediğini ve onu ölümüne dövdüğü için pişmanlık duyduğunu söyledi. O herkesten daha fazla acı çektiği için onu suçlamayacağımı umuyordu………”

 

“Aslında, zaman geçtikçe pek çok konuya kayıtsız kaldı. Çok üzgün ve ona çok kızgın olmama rağmen, üzüntü içinde ağladığında ve benim affım için yalvardığında, onu suçlayacak herhangi bir düşünceyi taşımayı zor buldum. Sonuçta o benim babamdı.”

 

“Ancak……” Rose’un nefes alması hızlandı, “Ancak aniden söyledi, dedi ki anneme çok fazla benziyormuşum. Annemle ilk tanıştığı zamanki halinin tam olarak aynısı gibi göründüğümü söyledi. Bana şehvetle bakarken sınırsız bir özlemi vardı. Pişmanlıklarını telafi etmek için bana annemin Batı İttifak Cemiyeti Hanımı pozisyonunu üstlenmeye istekli olup olmadığımı sordu!”

 

“O kendi kızından kadını olmasını istedi!!!”

 

Rose’un konuştuğu son cümle içindeki bütün gücü içeriyor gibi görünüyordu. Rose kafasını aşağı indirdi ve mırıldandı, “O zaman ne düşündüğümü bilmiyorum. Sadece deli gibi onu odanın dışına ittirdim ve battaniyemin altında bütün gece ağladım……. O zaman………….. onu kurtarmanın imkansız olduğunu fark ettim, bu yüzden onu terk etme kararını aldım……..”

 

Yang Chen ikisi arasında böyle bir geçmişin olacağını ve Situ Mingze gibi bir babanın var olacağını asla beklememişti. Şansı vardı ki onlar geri dönüşü olmayan bir yoldan geçmemişti. Rose’un vücudunun her an çökecekmiş gibi göründüğünü görünce onu kucağına aldı. Sırtını yumuşakça sıvazladı ve konuştu, “Bu söylediklerin aklında bir yük olmalı, en azından bu yükü taşımana yardım edebilirim. Benim gibi kalpsiz bir adam kadını için bu yükü seve seve taşır.”

 

Rose, Yang Chen’in göğsünde dinlendi ve gülümseyerek cevap verdi, “Evet, şimdi çok daha rahat hissediyorum. Ne düşündüğün önemli değil, kocacığım, artık seninle hiç suçluluk hissetmeden yüzleşebilirim.”

 

“Aslında bütün bunları benden saklamana gerek yoktu, bu senin hatan değil. Sen sadece bunda bir kurbansın.” Yang Chen hiç umursamadı.

 

Rose aniden dönmeye çalıştı, sonra Yang Chen’in gözlerine bakmak için kafasını kaldırdı. Derin bir endişe ve sıkıntıyla sordu, “Kocacığım, geçmişin hakkındaki bazı şeyleri bana anlatmayacak mısın? En azından dün gece sana tam olarak ne olduğunu bilmek istiyorum?”

K.N: Devamı gelecek arkadaşlar başka bir çevirmene sözüm olmasa burada bırakmazdım. Gece iki bölüm daha gelecek.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21860 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 40658 Bölüm Sayısı


creator
manga tr