Bölüm 117: Çaylak ve Abla

avatar
2743 6

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 117: Çaylak ve Abla


 

Çeviri: Lelouch Düzenleme: Sajapyu

 

K.N: Uyuya kalmışım millet kusura bakmayın.

 

Eğer TangTang, Yang Chen’i oraya götürmeseydi, Yang Chen profesyonel şekilde oyun oynayarak hayatlarını kazanan insanlar konusunda karanlıkta kalacaktı: bu insanlar bir ofis çalışanıyken yarı zamanlı oyun oynayan insanlar değillerdi onlar ülkelerinde video oyunlarının kremalarıydı. Kısaca oldukça popüler oyunları oynarlar ve bu oyunlar için olan bütün yarışmalarda yer alırlar. Onlar genellikle bir kulübün parçası olarak yer alırlar, dünya turnuvalarında ise genellikle ülkelerinin takımında yer alırlar.

 

Yang Chen futbol ve basketbol gibi inanılmaz popüler sporların böyle topluluklara sahip olduğunu biliyordu ancak bilgisayar oyunlarının da sahip olmasını beklememişti!

 

 

Zhonghai Espor Merkez’indeki profesyonel espor takımı doğal olarak Zhonghai Şehri’ne aitti. Tasarımı yenilikçi idi ve içerisi ferahlatıcı hissettiriyordu, spor merkezinin antrenman alanları farklı bölümlere ayrılmıştı. Ancak buradaki alanda spor ya da egzersiz ekipmanı yoktu, sadece yüksek özellikli bilgisayarlar sıralanmıştı.

 

Merkeze girip çıkan insan akışının çoğu gençti, onların çoğu yaklaşık yirmi yaşında görünüyordu ve hatta on beş veya on altı yaşında gibi görünenler bile vardı. Onların taşan gençliklerinden bahsetmesek bile, onların çoğunun duruş biçimi ve konuşmaları sıradan insanlardan çok daha olgundu.

 

Merkezin içindeki farklı bir bölümde, fare ve klavyelerine hızla basan yarışmacı grupları vardı, Yang Chen neden bu kadar çok bastıklarını anlayamadı; Konsantrasyon sadece mouse kullanmak için gerekliydi.

 

“Sen bütün bu insanların bir iş olarak oyun oynadıklarını mı söylüyorsun?” Yürürken Yang Chen inanamayarak etrafına bakındı. (Dünyada böyle güzel bir iş mi var? Oyun oynadıkları için para mı alıyorlar?)

K.N: Yang Chen'i kaybettik arkadaşlar acımız büyük :D

 

TangTang bir küçümseme belirtisiyle Yang Chen’e baktı, “Amca sen çok demodesin, espor yıllardır dünyanın her yerinde tanınan bir profesyonel spor haline geldi. Onları küçümseme, on altı ya da on yedi yaşında görünüyorlar ama en düşüğü ikinci sınıf sporcu, hatta bazıları milli takımdalar. Espor çevresinde onlar oldukça ünlüler bile.”

 

“Bu meslek harika, ben de buna geçmek istiyorum.” Yang Chen kıskançlıkla konuştu ve içinden düşündü: (Concentration’un profesyonel oyuncuları olup olmadığını merak ediyorum?)

 

TangTang, Yang Chen’in ne düşündüğünü bilmiyordu, eğer bilseydi kan kusmaktan ölürdü. Tangtang açıkladı, “Amca profesyonel oyuncu olmanın basit olduğunu düşünmeye cesaret etme, örnek olarak bu espor merkezindeki takımları ele alalım. Onların hepsinin bazı sponsor şirketleri olsa da, yılda birkaç milyonluk yatırım oldukça iyi olarak düşünülebilir. Bu para üyeler arasında bölündüğünde, aldıkları para miktarı sıradan beyaz yakalı bir çalışanla aynı seviyede bile değil. Gerçekten çok para kazanabilen sporcular bunu marka yüzü anlaşmaları ve yarışmalarla kazanır. Fakat katılımcıların çoğu, sadece hayatlarını idame ettirebilecek kadar kazanırlar.”

 

Yang Chen şimdi bunun orman kanunlarını takip eden bir meslek olduğunu anladı. Yang Chen, Yu Lei İnternational’ın ücretini, rahatlığını, güzel bayan kalabalığını düşündü ve çabucak profesyonel oyuncu olma fikrinden kurtulmayı başardı. Sonra sordu, “Nereye götürüyorsun beni?”

 

TangTang neşeli bir şekilde cevapladı, “Amca, ilk karşılaşmamızda başka kim olduğunu hatırlıyor musun?”

 

Yang Chen bu soru üzerine kafa yorduktan sonra cevap verdi, “İki takipçinden mi bahsediyorsun? Neden o zamandan beri onları görmedim?”

 

TangTang öfkeyle “Onlar değil!” dedi, “O iki aptal çocuk çok sıkıcı, uzun zaman önce onların kıçlarına tekmeyi bastım ve onlarla asla oynamadım. Ben gelen korumaların lideri olan Yuanye-ge’den bahsediyorum.”

 

Yang Chen onu hatırladı, “Audi R8 kullanan genç mi? Ne olmuş ona?”

 

“Yuanye-ge Zhonghai Warcraft takımının patronu ve aynı zamanda takımın lideri” TangTang gururla söyledi.

 

 

“Aynı zamanda adı geçen profesyonel eSport oyuncularından biri?” Yang Chen gülse mi ağlasa mı bilmiyordu, “İki milyonun üzerinde bir bedeli olan R8’i kullanabilecek parası var, neden bir sporcu olmak için can atıyor?”

 

“Çünkü o bunu seviyor. Yuanye-ge Warcraft oynamayı seviyor fakat aile üyeleri buna itiraz ediyor, onu destekleyen tek kişi benim.” TangTang konuşurken küçük yumruğunu savurdu.

 

Zengin çocuklar genellikle fakir çocuklardan daha çok para harcar ve daha az başarılı olurlar. Bu onların aptal olmasından değil, başarılı olma hırsından yoksun olmalarındandır. Onlar ağızlarında gümüş kaşıkla doğdular, küçüklüklerinden beri yüksek mevkiler ve harika zenginlikleri savurganca harcayabilecekleri bir hayat öngörülmüştür. Onların çabaları gereksiz ve güçsüz görünüyor, onların almaları gereken yol onlar için sağlanacak, ebeveynlerinin miraslarını hayır kurumlarına bağışlamasına gelince bunların hepsi saçmalık. Bunlar sadece miras vergisinden kaçınma bahanesi!

 

Yuanye çocukluğundan beri varlıklıydı. Aslında Büyük Efendi Yuan için para neredeyse küçük bir ayrıntıydı ama parasını ve gençliğini paramparça eden adımı atmaktan çekinmedi. ESport’a aşık oldu, Warcraft gibi bir oyuna aşık oldu ve Zhonhai’de bir Warcraft takımı kurmak için para harcadı. Üstelik kendini eğitti ve doğuştan gelen yeteneklerine dayanarak mesleğinde ülkenin en iyilerinden biri olmayı başardı ve ünlü bir oyuncu oldu.

 

Hâlâ dünya şampiyonu olma hayallerinden uzak olmasına rağmen Yuanye diğer ‘fuerdai’ ile kıyaslandığında çok daha tatmin edici bir hayat sürüyordu. Zamanını harcıyor gibi görünmüyordu, en azından kendi kariyeri vardı.

[ÇN]: “fuerdai” Çin’de zengin çocuklar anlamına geliyormuş.

 

Ancak bunun gibi bir başarı ailesinin oyun kariyerine karşı muhalefetini değiştirmeyecekti. Yuanye’nin ısrarına, ailesinden şiddetli bir müdahale olmamasına rağmen, ailesinin desteği ve hoşgörüsü yoktu ki bu da sonunda acı verici bir şeydi.

 

Neyse ki, Yuanye ailesinin çocukluklarından beri arkadaş olduğu bir aileden kız kardeşe sahipti. Bu kız kuşkusuz TangTang’tı.

 

Bu genç erkeğin sevdiği bir kariyere sahip olmaktan ve sevdiği kızdan destek almasından daha yüreklendirici ne olabilirdi ki?

 

Fakat hâlâ ergenlikte olan bu kız ile sabırsızlıkla güzel bir gelecek beklemekte olan bu genç adam için bu kızın defalarca başka bir adamla konuştuğunu fark etmek ve hatta bu adamın onunla tanışmaya gelmesi... Bu genç adamın kalbinde hissettiği duygudan bahsetmeye bile gerek yok.

 

Yuanye, TangTang’ın parlak bir gülümsemeyle Yang Chen’i geniş antrenman odasına çekerek ona doğru yürüdüğü anda kalbinin parçalandığını hissetti, gizemli bir tehlike duygusu ortaya çıktı.

 

“Yuanye-ge bak kimi getirdim.” TangTang iyi bir ruh halindeydi, Yuanye’deki ufak değişikliği fark etmedi.

 

“Merhaba tekrar karşılaştık.” İyi bir şekilde yetişmiş olan Yuanye hızlıca anormal tepkisini geri çekti ve bilge bir tavırla Yang Chen ile el sıkışmak için elini uzattı.

 

Yang Chen basit bir şekilde onunla el sıkıştı, Yang Chen, Yuanye’nin tetikte oluşunu ve sinirlilik durumunu fark etti ve içinden gülümsedi, “Beni gördüğün için çok mutlu görünmüyorsun.”

 

“Hiç alakası yok, ben sadece TangTang’ın buraya sizi neden getirdiğini merak ediyorum. Son günlerde TangTang sık sık sizden bahsediyor, öncesinde TangTang’ı kurtardığınız için teşekkürler.” Yuanye içten bir şekilde konuştu.

 

Yang Chen’in Yuanye’ye karşı görüşü bir kez daha yükseldi. Toplumda belirli miktarda deneyim yaşamadan biri aşk rakibine karşı soğukkanlılığını koruyamazdı ve hatta böyle kibar bir minnettarlıkla konuşamazdı bile.

 

TangTang, ikisinin konuşma şekillerini çok kibar buldu ve merakla keserek hemen konuşmaya girdi, “Yuanye-ge, amca çok demode, hatta oynadığı oyunlar bile küçük kızlar için yapılanlardan. Onu buraya sizin Warcraft oynayışınızı izlemesi için getirdim, böylece ufku genişleyebilir.”

 

Gülse mi ya da ağlasa mı bilemeyen Yuanye içerisinde biraz daha rahatlamış hissetti, hâlâ bir üstünlüğü varmış gibi hissetti. Sıcak bir gülümsemeyle cevap verdi, “Pekala o zaman, TangTang sen etrafa göz atması için Bay Yang’ı götürebilirsin, bizim takım şu anda antrenmanda ancak yaklaşık bir saat içinde biter, o zaman oynamak için sizi bulmaya geleceğim.”

 

Yang Chen doğal olarak bunu umursamadı, çoktan monitördeki canlı ve ayrıntılı oyuna kitlenmişti. TangTang’ı takip ederek, boş bir bilgisayara gitti ve TangTang’ın açıkladığı şeyleri dinledi.

 

TangTang profesyonel bir oyuncu olmayabilirdi ancak Yuanye’nin etkisi altında hala ortalamanın üzerinde bir oyuncuydu. Warcraft’ın temellerini Yang Chen’e öğretti ve nasıl oynaması gerektiği konusunda koçluk yaptı, konuştuğu her şey açık ve mantıklıydı.

 

Yang Chen’in hafızası ortalama bir insandan çok üstteydi. Anlayamadığı pek çok şey olmasına rağmen, bunları duyduktan sonra hafızasına zorla işleyebilirdi, böyle yarım saatlik bir anlatımdan sonra oyunun teorik temelleri hakkındaki bilgisi sağlamdı.

 

Oyunun bu kadar karmaşık olması konusunda şaşırırken Yang Chen, denemek için arzu hissetmeye başladı.

 

TangTang, Yang Chen’in düşüncelerini fark edebildi ve şüpheyle sordu, “Amca, gerçekten bunu denemek istiyor musun? Bahsettiklerimin hepsi teorik bilgiler ve gerçekte oynamakla arasında kocaman fark var. Kontrol, farkındalık ve taktikler hepsi çok önemlidir.”

 

“Denememe izin ver, bunu az çok anladım.” Yang Chen çekingen bir tavırla konuştu.

 

Açık olarak ilk denemesinde rakibi bilgisayardı, bunun ana sebebi kontrollere alışmasıydı. Yang Chen bir ırk seçmek için çok miskindi ve her ırkın kendi ilginç noktaları olduğundan rastgele birini seçmişti, hepsi denemeye değerdi ve onun oynaması için uygun olmayan hiçbir şey yoktu.

 

TangTang, Yang Chen’in yanına oturdu, her zaman acemiler birçok şeyi unuttuğundan başlangıçta Yang Chen’e uygun bir şekilde koçluk yapmayı düşünüyordu. Bu genellikle bina kurmayı ya da asker göndermeyi unutmak olurdu ama Yang Chen oyuna başladığında, TangTang böyle bir ihtiyacın olmadığını fark etti!

 

Bu Yang Chen’in elinin arkasında sonraki adımlar var gibiydi, her tıklama onun daha önce öğrettiklerine bağlı kalarak yaptı ve zaman geçtikçe diğer eliyle klavyenin kısayol tuşlarına becerikli bir şekilde basmaya başladı, deneyimli bir oyuncu gibiydi!

K.N: W3 ciğerimizde yaradır :)

 

“Amca, benimle oynuyor musun? Başından beri nasıl oynandığını biliyordun, değil mi?” TangTang somurtarak Yang Chen’in omzuna şaplak attı.

 

Yang Chen kafasını iki yana salladı, bakışı bilgisayar ekranından hiç ayrılmadı, “Kesinlikle bilmiyordum, bu oyun hakkındakileri bugün öğrendim ama oynaması oldukça eğlenceli görünüyor.”

 

On dakika sonra Yang Chen, bir grup düşük sınıf askeri yöneterek yapay zeka rakibini tamamıyla yok etti. Parmaklarını uzattı ve bir gülümsemeyle TangTang’a konuştu, “Orta zorluktaki yapay zekayla oynamak zorundayım gibi görünüyor.”

 

TangTang bir ucubeye bakıyormuş gibi görünüyordu, onun güzel gözleri şokla doluydu, “Amca ilk denemesinde yapay zekayı yenebilen tanıştığım ilk insansın.”

 

Zaman TangTang’ın ilgisi altında hızla ilerliyor gibi görünüyordu, Yang Chen hızla acemi bir oyuncudan zalim bir oyuncuya ilerlerdi, bu süre bir saati aşmadı!

 

Aslında Yang Chen oyunun özünün doğru zamanı hesaplama ve birliklerin mikro-yönetimi olduğunu fark etti. Bu iki faktörü beyni ve refleksleriyle kolayca ele alabildi, bu yüzden onun için ustalaşmak inanılmaz bir şekilde kolaydı.

 

Yuanye takımı antrenmanı tamamlandığında Yang Chen ve TangTang’ın yanına geldi, Yang Chen zaten TangTang hesabıyla online PvP modundaydı ve galibiyete yakındı.

 

Yuanya kaşlarını çattı, “TangTang, sen Bay Yang nasıl oynandığını bilmiyor dememiş miydin? O çok usta görünüyor.”

 

TangTang ellerinin çaresizce açtı, “Yuanye-ge, sen her zaman bir Warcraft dehası aramıyor muydun? Amca onlardan biri gibi görünüyor……….”

 

Daha sonra TangTang iki saat içinde neler olduğunu basit bir şekilde anlatmaya başladı, sonraki kısımlardan bahsettiğinde, o bile bunun akıl almaz olduğunu düşündü.

 

Yuanye’nin bakışları inanmazlıkla doluydu, Yang Chen’in oyunu bitirdiğini gördüğünde Yang Chen’le konuştu, “Bay Yang benimle oyun oynama ne dersin? Sanırım oyunu oldukça fazla kavradınız.”

 

Yang Chen heyecanın doruğundaydı ve bir kelime etmeden başıyla onayladı.

 

İkisi oyuna girdiğinde, birkaç dakika içinde her türlü sıkma ve kısıtlama başladı. Yan tarafta izleyen TangTang’ın gözleri biraz kamaşmıştı ancak içinde kıyaslanamayacak bir şekilde şok olmuştu. Eğer Yuanye, Yang Chen ile alay etse sorun olmazdı ama nasıl bakarsa baksı, ikisi darbe değiş tokuşu yapıyorlardı ve ikisi de eşit görünüyordu!

 

Yang Chen bu oyunu kesinlikle yeni öğrenmişti!

 

Oyun sona erdiğinde, Yuanye ekonomik üstünlüğüne bağlı olarak sonunda Yang Chen’e karşı zorlu bir zafer elde etti, sonra uzun bir iç çekti.

 

İzlerken TangTang inanılmaz bir şekilde heyecanlıydı ve ister istemez bir şekilde sordu, “Amca neden bir maden açmadın? Eğer maden açmış olsaydın savaşa devam etmek için yeterli paran olurdu!”

 

Yang Chen başını kaşıdı, sonra garip bir gülümsemeyle konuştu, “Maden açabileceğimi unuttum, gelecek sefere unutmayacağım.”

 

Bu kelimeler nihayet Yuanye’yi Yang Chen’in bir acemi olduğu bilincine vardırdı ama böyle kısa bir sürede bir acemi için böyle yüksek bir beceriye ulaşmak, o çok tanrısal değil mi!?

 

Yuanye şaşkına dönmüş ve isteksiz olabilirdi ancak daha çok heyecan hissediyordu. Yang Chen’in potansiyelinin bundan daha yüksek olduğunu fark edebildi, eğer Yang Chen’i takımına katabilirse ulusal şampiyonluğu bırak dünya şampiyonasında bile üst seviyelerde olmaz mıydı?

 

“Bay Yang, takım yarışmalarına katılmayı düşünüyor mu acaba? Bence kesinlikle bu yeteneğe sahipsiniz.” Yuanye konuşurken kaba olma konusu umurunda değildi.

 

Yang Chen gülümsedi, “Ben sadece oyun oynuyorum, başka hiçbir niyetim yok.”

 

“Mevcut işinizdeki ücretin üstünde çok yüksek bir teklif önerebilirim!” Yuanye acilen ekledi.

 

Yang Chen biraz hoşnutsuz oldu ama diğer tarafın hiçbir kötü niyetinin olmadığını biliyordu, “Paradan yoksun değilim.”

 

Yuanye sonunda kaba davrandığını fark etti ve bir gülümsemeyle özür diledi, “Özür dilerim, çok heyecanlandım. O zaman Bay Yang bana iletişim bilgilerinizi verebilir misiniz? Sizinle pratik yapmayı vanı gönülden arzuluyorum. Biri sadece uzmanlarla rekabet ederek gelişebilir.”

 

Bu açıkça sorun değildi, Yang Chen oynamak için başkalarını bulmayı düşünüyordu, bu yüzden şirket tarafından sağlanan emailini ve kendi telefon numarasını direkt Yuanye’ye verdi.

 

O anda, TangTang’ın aniden telefonu çaldı, TangTang telefon numarasına baktı ve üzgün bir şekilde cevap verdi……..

 

“Merhaba, ne haber Jiejie…………. Tamam, anladım, kötü insanlarla takılmıyorum, Yuanye-ge’nin yerinde oynuyorum….. Tamam tamam, şimdi geri döneceğim……..”

[ÇN]: İngiliz çevirmen elder sister(abla) yerine bazen Jiejie ya da jie kullanabilirmiş. Ben Jiejie ve jie leri bırakacağım elder sisterleri de abla olarak çevireceğim. Haberiniz olsun.

 

TangTang aramayı sonlandırdı, sonra Yang Chen’e çaresiz bir gülümseme gösterdi, “Amca eve gitmek zorundayım, aksi halde ablam çıldıracak. Lütfen beni geri götür.”

 

Yang Chen duvardaki zamana baktı, saat habersizce beş olmuştu ve gerçekten eve dönme zamanıydı, bu yüzden ayağa kalktı ve Yuanye’ye veda etti.

 

Yuanye, Yang Chen ile birkaç tur daha oynayamadığından biraz pişman hissetti ancak onu asıl rahatsız eden şey TangTang’ın eve gitmek için Yang Chen’i seçmesi oldu.

 

Yang Chen, TangTang’ın dikkatini çekmeden Yuanye’nin omuzuna vurma şansı buldu ve kibarca konuştu, “Yanlış anlama, ben ona bir amcayım. Bu şey ikimizin arasında imkansız, daha fazla çaba göstermen lazım.”

 

Kaygılarına arka çıkmasından dolayı Yuanye kızarmasına engel olamadı ancak yine de Yang Chen’e minnettarlıkla başını salladı.

 

Espor merkezinin dışına onları yolcu ettiğinde, Yuanye tekrar tekrar iletişimde kalmasını hatırlatmayı unutmadı, açık bir şekilde Yang Chen’i gerçek bir arkadaş olarak gördü. Muhtemelen Yuanye’ye onunla Warcraft oynayan herkesi arkadaşı olarak görüyordu.

 

Yuanye mesleğine çok fazla aşıktı.

 

Onlar arabalarına geri döndüğünde, Yang Chen aniden bir şey hatırladı, şaşkınlıkla TangTang’a sordu, “Sen bir tüp bebek olduğunu söylemedin mi? Nasıl bir kardeşe sahip olabilirsin? Aslında annen iki tüp bebek mi doğurdu?”

 

TangTang kıkırdadı, “Bahsettiğim abla, annem.”

 

“Annen?” Yang Chen sersemledi.

 

“Evet.” TangTang inatçı bir yüze sahipti ve gururla konuştu, “Annem beni doğurduğunda, daha çok gençti, bu yüzden onunla evden ayrıldığım zaman, onu annem olarak çağırmamam konusunda çok netti ve yaşlı olarak görünmekten korktuğu için ona Jiejie diye seslenmeliyim. Eskiden buna çok öfkeliydim. O açıkça benim annem, neden onu Jiejie diye çağırmak zorundayım? Bu çok saçma değil mi? Büyüdüğümde ve daha mantıklı hale geldiğimde, ona sadece Jiejie olarak seslendim. Daha sonra o bunun yanlış bir şey olduğunu görmeye başladı ve ona anne diye seslenmemi istedi fakat onu dinlemeyi reddettim, onu Jiejie olarak çağırmaya devam ettim!”

 

Yang Chen’in ağzının kenarları hafifçe kalktı. Mutlulukla dolmuş bu küçük kıza baktığında, aniden bu genç ve sevgi dolu anne kız çifti arasındaki sıcak ilişkiye karşı kıskançlık hissetti……

 

 Yang Chen içinden düşündü. (Anneye sahip olmak çok mutluluk verici bir şey değil mi?)

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23958 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 42081 Bölüm Sayısı


creator
manga tr