Bölüm 113: Bunların Hepsi Geçici

avatar
2526 6

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 113: Bunların Hepsi Geçici


 

Çeviri: Lelouch Düzenleme: Sajapyu

 

 

Hannya hayatında ilk kez panzehrin zehirden daha önemli olduğunu düşündü. onun zehri normal zehirden üç kat daha zehirliydi. Vücuduna girdiği anda ölüyormuş gibi hissetti.

 

Bu kişi güçlü bir vücuda sahip olmuştu, bu yüzden aniden vücudu felç geçirip vücudundaki güç dağılırken aldığı tıbbi ilaç büyük bir ateşin içine bir bardak su atmak gibiydi.

 

“Bizim ninja sanatlarımız hakkında bilgili misin?” Hannya yorulmuş bir biçimde, neredeyse inleyen bir şekilde sordu.

 

Yang Chen kunoichi’nin iyi gelişmiş vücuduna hayranlıkla dalmıştı çünkü o baştan aşağı zayıf ve gevşekti, onun tüm gergin kaslarının gevşemesi vücudunun sarhoş bir görünüme sahip olmasına neden oldu. Hannya’nın sorusunu duyduktan sonra, Yang Chen kafasını iki yana salladı ve konuştu, “Sizin ninja sanatlarınızın hepsi farklı tarikatlardan gizlice miras kaldı. Onları gizlice öğrenmenin yollarına sahip olmama rağmen, bunu yapmaya hiç ilgi duymuyorum.”

 

“O zaman benim ninja sanatlarımı nasıl görebildin……..” Hannya güçsüz hissederken sordu.

 

Yang Chen ister istemez kahkaha attı ve konuştu, “Bayan Hannya, eski bir söz var, “Göklerin altındaki bütün dövüş sanatlarında, eşleştirilemeyecek güç yok, yalnızca eşleştirilemeyecek hız var. Japonya’nın eski samurayları dövüş sanatlarını Huaxia’dan elde ettiler, bu sizin Japon dövüş sanatlarının ve ninja sanatlarının gelişmesini sağladı, o zaman diğer herkesi de aşarak ölçüsüz bir şekilde memnun hale geldiler. Gerçekte durum bu değil. "Dövüş sanatları", sizler hala bu cümle dizisinden kurtulamıyorsunuz.”

Ç.N: Bu Çinlilerle Japonlar arasında bitmeyen bir kavga. Dövüş sanatlarını sürekli yarıştırırlar.

 

“Bu dünyada gerçek güçlü insanlar sadece iki şeyi karşılaştırır; hız ve güç, teknikler, diğer şeyler bunların hepsi geçicidir.”

 

Hannya düşünmeye başladı, biraz anlamış gibi görünüyordu. Yang Chen’e tekrar baktığında ona saygı duyduğuna dair izler vardı, “Majesteleri Pluto, siz saygı duymaya değer güçlü bir kişisiniz, ne yazık ki siz bizim Yamata Tarikatımızın karşısında duruyorsunuz.”

 

“Hayır hayır.” Yang Chen reddetti ve konuştu, “Sizinle ters düşmek isteyen ben değilim, bana sorun çıkarmaya gelen sizsiniz. Önceden de söyledim, bu toprak parçasına emeklilik için geri döndüm. Sarı Alev Demir Birliği bile beni salıverdi, Yamata Tarikatı ne için sorun çıkarıyor?”

 

Hannya gözü kara bir şekilde cevap verdi, “Lütfen inanın bana, Majesteleri Pluto, sizin bilgeliğinizle, böyle düşünmeniz imkansız, lütfen kendinize yalan söylemeyin. Sarı Alev Birliği Ekibi’nin size karşı harekete geçmeme sebebi doğru şansı bulamamış olmasıdır. Tanrı’nın Taşı’nın başka ellere düşmesine hiçbir organizasyon ya da ülke tahammül edemez…….. bu siz bile olsanız tanrının saygınlığını kışkırtmaya cesaret ederlerdi ve onların harekete geçmesi sadece zaman meselesi.”

 

Yang Chen zoraki bir şekilde gülümsedi ve konuştu, “Bunu ifade etme şekliniz, benim düzmece mutluluğumu parçalara ayırmak gibi, bana bir baş ağrısı dayatıyorsun…………..”

 

“Bu Tanrı’nın Taşı’nın sizin elinizde olduğu gerçeğini kabul ettiğiniz anlamına mı geliyor!?” Hannya sorarken bir boşluk yakaladı ve iğneyi sapladı.

 

Yang Chen kafasını iki yana salladı, “Demek istediğim şeyi nasıl ifade etmeliyim, onların hepsi sizin gibiler, Tanrı’nın Taşı’na sahip olduğuma dair yanlış bir varsayımdalar, dürüstçe buna sahip değilim.”

 

“Fakat…….”

 

“Yeter!”

 

Yang Chen bağırdı, “Bayan Hannya zaten zehirlendin, ne için çok fazla konuşuyorsun? Aldığın panzehirle yavaşça iyileştiğini biliyor olmama rağmen, hâlâ sana üstüm Mo Qianni’yi geri almak için ihtiyacım var………..”

 

Hannya'nın yüzünde acizlik ortaya çıktı, plan tekrar başarısız olmuştu, fiyasko gibi hissetti. Genç ninjanın gözlerinde bu adam zirvesini göremediği bir duvar gibiydi. Nasıl olursa olun, bu duvarı geçmenin bir yolu yoktu, ona şiddetle çarpsa bile, bu sert çelik bir plaka çarpmakla aynı olurdu.

 

Hannya’nın sessiz kaldığını gördüğünde Yang Chen konuştu, “İki yoldaşını şahsen bulmak zorunda mıyım?”

 

Hannya şok oldu ve aniden kafasını kaldırdı, “Bu iki kişiyi biliyor musun?”

 

“Öncesinde söylediklerimi dikkatlice dinlememişsin gibi görünüyor, Bay Tanuki’nın gizlilik yetenekleri gerçekten çok güçlü fakat öncesinde de söylediğim gibi, kısa bir sürede onu bulamam ancak zaten belli bir süre geçti. Dahası benim tarafımdan yaralandığında, onlardan biri aurasını ortaya çıkardı…….” Yang Chen kötücül bir gülümsemeyle konuştu.

 

Hannya kırmızı dudaklarını açtı ama bir kelime bile konuşamadı. Bu adamın gücü gerçekten saçmaydı!

 

“Bu Tanrı’nın gücü mü……….” Hannya kendisine söylermiş gibi bir tavırla sordu.

 

Yang Chen iki elini de beline koydu, sonra bir arkadaşı arıyormuş gibi çevresine bakındı, “Bunun hakkında çok emin değilim, sonuçta onlarla gerçekten çok karşılaşmadım.”

 

Hannya başını salladı. Biraz gücünü geri kazanmış gibiydi, elini kaldırdı ve eski bir mührü serbest bırakmaya benzer tuhaf bir hareket yaptı.

 

Neredeyse aynı anda, siyah ninja elbisesi giyen iki figür ince havada ortaya çıktı ve Yang Chen’in arkasında durdu.

 

Yang Chen arkasını döndü ve gülümsemeyle ikisini değerlendirdi. Onlardan biri son derece cüsseliydi, gözleri azgın bir kaplan gibi bakıyordu, gözlerinin kenarlarında birkaç bıçak yarası bile vardı. Diğer adam daha sıska bir figürdü ama gergin kaslarının çizgileri kesinlikle büyük bir patlayıcı güce sahip olduğunu yargılamak için yeterliydi. Belki de bunun sebebi belirli bir ninja sanatıydı, ancak güneş ışığı altında durmasına rağmen, her yerinden siyah bir duman yayıyor gibiydi.

 

“Tengu, Tanuki?”

 

Sıska Tanuki aşırı bir kahkaha attı ve güçlü bir Japon aksanıyla Kuzey Çin Lehçesi konuştu, “Piramidin tepesinde duran Pluto’dan beklendiği gibi, suikast dünyamızın gururu. Kariyerimin resmi başlangıcından beri izlerimi görebilen ilk kişisin.”

[ÇN]: Kuzey Çin Lehçesini daha önce Mandarince olarak çevirmiş olabilirim hatırlamıyorum ama bundan sonra böyle devam edeceğim bilginize.

 

Yang Chen mütevazi bir şekilde gülümsedi, “Siz çok kibarsınız. Ancak Kuzey Çin Lehçesiniz Bayan Hannya ile karşılaştırılınca gerçekten eksik.”

 

“Bunun sebebi benim sadece öldürmemin gerekmesi, konuşma işi bende değil.” Tanuki’nin gözlerinde uğursuz bir ışık parladı, “Lütfen bize rehberlik edin, Majesteleri Pluto bizi nasıl fark etti?”

 

“Aslında eğer yanındaki arkadaş aniden öldürme niyetini serbest bırakmasaydı, sizi bulmaya çalışmakta gerçekten zor zamanlar geçirirdim.” Yang Chen dürüstçe söyledi.

 

“Tengu, planı mahvettin, ne kadar hayal kırıklığına uğratıcı.” Tanuki mutsuzca konuştu.

 

Uzun boylu Tengu, Tanuki’yi soğuk bir bakışla süpürdü, “Sen çöpsün, bahane bulmaya çalışma.”

 

“Ne dedin sen!?” Tanuki’nin sesi bir oktav yükseldi.

[ÇN]: Oktav müzikteki bir ses aralığıymış. Ayrıntılı bilgi için google’a sorun.

 

“Senin bir çöp olduğunu söyledim!”

 

“Yeter!!!” Yerde yatan Hannya nefretle azarladı, “Siz ne hakkında tartışıyorsunuz!? İkiniz de çöpsünüz!”

 

Bu sefer ikisi de konuşmayı kesti ve bulundukları yerden kayboldular. Tekrar ortaya çıktıklarında, Hannya’nın yanındaydılar. Tengu, Hannya’nın beline kolunu dayadı.

 

Hannya kaşlarını çattı, Tengu’ya baktı sonra Yang Chen’e konuştu, “Majesteleri Pluto pes etmeyeceğiz. Bugün kaybettik lakin gelecek sefere rehineleri değiştirme şansı vermeyeceğiz.”

 

“Siz harekete geçmiyor musunuz?” Yang Chen merakla sordu.

 

“Hehe en iyi fırsatı kaybettikten sonra harekete geçmek, Ninjalar için en büyük tabulardan biridir, bunu yanı sıra biz zaferden emin değiliz.” Tanuki ördek gibi bir sesle konuştu, “Eğer Majesteleri Pluto güzel üstünü güvenli bir şekilde görmek istiyorsa, lütfen bizden iki yüz metre uzaklıkta dursun.”

 

Yang Chen burnunu ovuşturdu ve konuştu, “Aslında yüz metre yeterli, çok gergin olmanıza gerek yok, siz Ninjaların ‘shunposuna’ epeyce hayranım, bu gerçekten hızlı.”

 

“Bu bir anlaşma.”

 

Onlar bunu söylediğinde, hareketsiz Hannya’yı ikisi yanlarında taşıdı ve hemen gözden kayboldular.

 

Yang Chen çatıya doğru baktı, kibarca saydı, “Yüz, yüz elli, iki yüz…….”

 

İki yüzü saydığında, Yang Chen’in kulağına ince bir ses geldi. Sadece o zaman Yang Chen’in gergin kasları gevşedi ve hafif bir gülüş gösterdi.

 

O takip etmemişti, bunun nedeni takip edemeyeceğinden değildi, onları yakalaması sadece zaman meselesiydi ancak başka bir şansı olmadıkça Yang Chen tamamen düşman olmayı planlamıyordu. Sonuçta karşıdaki grup gerçekte ondan hiçbir şey almamıştı, dahası uğraşması gereken başka şeyler de vardı.

 

Otoparkın üçüncü katından ayrılmak için arkasını döndü. Yang Chen, Mo Qianni’nin kırmızı Audi’sini bulmak için ikinci kata gitmeyi planlıyordu, çünkü Tanuki ona bu zavallı kadının şuan da bir parça bile kıyafet giymeden arabanın içinde uzandığını söylemişti…………



……………………….




Aynı anda uzun bir binadaki reklam tabelalarının arkasına sıçrayan Hannya ve diğerleri durdu.

 

Hannya biraz gücünü kazanmıştı ve belini kavramış gitmesine izin vermeyen Tengu’ya baktı. Japonca konuştu, “Bırak.”

 

Tengu’nun ifadesi ruhsuz bir hal aldı, Hannya’nın yumuşak belini tutan koluna öncekinden daha fazla güç uyguladı ve hatta Hannya’nın göze çarpan poposuna doğru elini hareket ettirip Hannya’nın yumuşak bedenini yakaladı.

 

Kötü bir bakışla Tanuki sessizce bir köşeden izledi.

 

“Tengu iyileştiğimde, seni yaşamaktan çok ölmek isteyen bir hale sokacağım.” Hannya öfkeyle parladı.

 

“Neden? Hannya neden benim kadınım olmak istemiyorsun?” Tengu heyecanlıydı ama ses tonu düşük kaldı.

 

Hannya soğukça konuştu, “Neden senin kadının olmak zorundayım?”

 

“Ben grubun en güçlü adamıyım, sadece bana ait olabilirsin!” Tengu tereddütsüzce konuştu.

 

“Hmph unutma hala şef var.” Hannya zayıf bir şekilde alayla gülümsedi, daha önce olduğu gibi büyüleyici görünüyordu.

 

Tengu’nun gözlerinde uğursuz bir parıltı ortaya çıktı, “Şef zaten çok yaşlı, o kadınları esasında onunlarla dans etmek ve içki içmek için arıyor. Şef çoktan bir erkeğin onurunu ve gururunu kaybetti! Eğer ben o olsaydım, çok uzun zaman önce emekli olur ve kaybolurdum!”

 

“Kapa çeneni!” Hannya’nın vücudu hafifçe titredi, “Babama hakaret edemezsin!”

 

“O sadece senin manevi baban…….” Tengu maskesini indirdi, yüzü bir bıçaklı bozularak oyulmuş gibiydi, “Hannya uyanmalısın, seni hiç kızı olarak düşünmedi. Onun gözlerinde yetiştirdiği bir kadın canavarsın! O ölümü hakkediyor, senin güzelliğine aç ve manevi kızına hükmetmek istiyor, çürümüş eski sinsi sana sahip olmak istiyor! Yine de o bu yeteneğe sahip değil, hmph! Bunu hakkediyor!”

 

*Tokat!!*

 

Hannya tüm gücünü topladı ve Tengu’ya bir tokat attı.

 

“Babama hakaret etmene izin vermediğimi söyledim.” Hannya sadakatle bunu söylediği gibi gözleri doldu.

 

Tengu vurulan yüzünü örttü, göğsü yüksek sesli kahkahayla yukarı ve aşağı hareket ettirip, “Hahahahah! Bana vurdun! Hannya buna cesaret ettin!!?”

 

“Bunu sen istedin.” Hannya soğuk bir şekilde ona baktı.

 

“Buna pişman olacaksın. O eski kafanın pozisyonunu ele geçirdiğimde ve yeni şef olduğumda, benim kölem olacaksın! Her gün benim emirlerimi çıplak bir şekilde takip edeceksin!” Tengu çılgın bir ifadeyle dudaklarını yaladı.

 

Hannya bu çılgın adama küçümseyerek baktı ve alay etti, “Konuşmadan önce bunu yapabileceğin güne kadar bekle.”

 

“O heriften Tanrı’nın Taşı’nı elde ettiğim sürece, ben de bir Tanrı olacağım! Bu olduğunda yaşlı bir Chinin’den endişelenecek bir şey yok!” Tengu sağlam bir inanışla konuştu.

 

Hannya’nın gözlerinde şiddetli bir ışık parladı, “Düşünmeden davranmana izin yok, Pluto’nun ne kadar güçlü olduğu çok net!”

 

“Senin bana emir verecek vasfın yok, bu yaşlı sinsiden daha yüzlerce kat daha güçlü olduğumu anlamana izin vereceğim!!!”

 

Köşede izlerken sessizliğini sürdüren Tanuki, garip bir biçimde şeytani bir gülüş ortaya çıkardı………….

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24278 Üye Sayısı
  • 839 Seri Sayısı
  • 42171 Bölüm Sayısı


creator
manga tr