Bölüm 108: Bir Olasılığı Gözden Kaçırıyorsun

avatar
2677 6

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 108: Bir Olasılığı Gözden Kaçırıyorsun


 

Çeviri: Lelouch Düzenleme: Sajapyu

 

 

“Şüphe mi?” Yang Chen somurttu, “Benim kimliğim hakkında ne gibi şüphelerin var? Adresimi bildiğinden, geçmişimi çoktan araştırmış olmalısın. Her şey net bir şekilde yazıyor orada, konuşacak hiçbir şey yok.”

 

“Dürüst insanların yalan söyleyecek hiçbir şeyleri yoktur. Genellikle Kamu Güvenliği Bakanlığı tarafından sağlanan kimlik bilgilerine güvenilemez, bunu biliyorsun ve ben de güvenmiyorum.” Fang Zhongping’in bakışları bir kılıç kadar keskindi, uzun bir süredir hükmeden birisinin sertliğini gösterdi.

 

Yang Chen bunların hiçbirini önemsemedi, “O zaman Sekreter Fang ne tür bir insan olduğumu düşünüyor?”

 

Fang Zhongping cevap verdi, “Şüpheliyim. Neden kızım her zaman seninleyken, bu tür belalara bulaşıyor. İlk seferde araba kazası, ikincisinde ise bilinmeyen bir grubun saldırısı. Her iki durumun içinde de sen vardın.”

 

Bu sözlerin ardındaki anlam daha açık olamazdı, saldırıları yapan kimselerin Yang Chen ile bağlantısı olduğunu ve belki de her şeyi yönetenin Yang Chen olduğunu varsayıyordu. Nedenine gelince, TangTang’a yaklaşarak, daha korkunç bir saldırı yapmadan önce onun güvenini elde etmek.

 

Yang Chen, TangTang’a yapılan saldırıyı biliyordu, bu konuya karışan Dongxing’di. Sonuçta bu ‘güzel’ adam, Zhou Dongcheng bunu itiraf etmişti ancak Yang Chen hiçbir sebep göstermeden onu işaret edecek kadar aptal değildi. Bu meseleye daha fazla bulaşmak daha iyiydi, bu yüzden hiçbir şey bilmiyormuş numarası yaptı.

 

“Bunlar benim tarafımdan yapılmadı.” Yang Chen çaresizce ellerini kaldırdı.

 

“Ben de senin tarafından yapılmadığını umuyorum ancak buna kim garanti verebilir?” Fang Zhongping alayla gülümsedi.

 

Yang Chen bir anlığına düşündü, sonra konuştu, “Şu an için masumiyetimi kanıtlayacak hiçbir kanıtım yok fakat bu kanıtları toplamakla da ilgilenmiyorum.”

 

“Üzerindeki tüm şüpheleri temizlemek istemiyor musun? Ya da onları temizlemenin bir yolu yok?" Fang Zhongping ondan bir cevap almak için zorlamayı denedi.

 

Yang Chen yüksek sesle güldü, “Sekreter Fang bir ihtimali gözden kaçırıyor gibisiniz.”

 

“Ne?”

 

“Umursamıyorum!”

 

Yang Chen kanepeye bir şaplak attı ve gülümsemeyle konuştu, “Masum ya da şüpheli olmam sorun değil. Benden şüphelenebilirsin ya da bana inanabilirsin, hangisi olduğunu umursamıyorum! Benim tarafımdan yapılmadığı gerçeğinden bahsetmesek bile, onları yöneten kişi ben olsam bile, bana ne yapabilirsin? Ne yapmak istiyorsun?”

 

Fang Zhongping'le hayatında ilk kez böyle ölçüsüz bir tavırla konuşulmuştu, hatta ciddiye bile alınmamıştı. Onun hakkındaki her şeyi küçük görüyordu! Onun serveti, statüsü ve itibarını!

 

Hatta bu sözleri duyduğunda, yanlış duyduğunu düşündü.

 

Bir süre sessizliğini koruduktan sonra, Fang Zhongping ciddi ve sert bir ifadeyle nihayet konuştu, “Yang Chen, egoist olmanın gençlikte kötü sonuçlara yol açacağını biliyor muydun?”

 

“O halde bu kime karşı egoist olduğuma bağlı. Egoist olsam da olmasam da, senin gibi küçük bir memurla konuşmakla azıcık bile ilgilenmiyorum.” Yang Chen konuştuğunda ‘küçük’ kelimesini özellikle vurgulamıştı.

 

“Kışkırtmaların hoşgörümün sınırlarını zorluyor……..” Fang Zhongping’in sesi gözlerindeki öfkeyle oldukça karanlıktı. İsimsiz bir gencin onu böyle aşağılamasını hoş göremezdi.

 

Yang Chen’in gülümsemesi dondu ve kıyaslanamayacak biçimde sert bir tavırla konuştu, “Saygısızlık gösteren ilk sizsiniz, asla anlamsız ya da sebepsiz yere tartışmayı kışkırtmadım.”

 

“Sen gerçekten sana bir şey yapmaya cesaret edemeyeceğimi mi düşünüyorsun? Şüpheli suçların uzun bir süre hapse girmen için yeterli. Eğer acımasız olmaya karar verirsem, seni yıllarca hapishanede bile tutabilirim ki bu da kızımın daha huzurlu bir hayata sahip olmasını sağlar.” Fang Zhongping güvenle konuştu. Mutlak gücün önünde Yang Chen’in geri adım atacağına inanıyordu.

 

Maalesef daha fazla yanılamazdı.

 

Yang Chen sıradan bir şekilde gülümsedi ve yavaşça kanepeden ayağa kalktı. Belini gerdi, sonra parmağını kışkırtıcı bir tavırla Fang Zhongping’e doğru tuttu, “Sekreter Fang sizin davranışlarınız ve hareketleriniz hâlâ kulağının arkası ıslak bir çocuk olduğunuzu hissettirdi. Nasıl belediye komitesinin sekreteri olduğunuz bilmiyorum ancak böyle büyük bir konakta kalabiliyor olduğunuzdan, sizin kimliğinizin belediye komite sekreteri olmayı aştığına inanıyorum. Çünkü ülkenin hükümeti zengin değil.”



“Ancak gerçek kimliğinizin ne olduğu önemli değil, bunu size açıkça söyleyebilirim. Ben, Yang Chen bugün burada duracak ve gelecekte de Zhonghai’de olacağım. Sen artık burada olmasan bile, ben hâlâ burada olacağım! Şu ana gelirsek öğle yemeğinin keyfini çıkarmak için eve dönmek istiyorum, aile üyelerimin benim hakkında endişelenmesini istemiyorum. Bu nedenle ne karar verdiğinizin önemi yok, sadece dosdoğru bana atın. Bana yapabileceklerinize gelince, performansınızı sabırsızlıkla bekliyorum.”

 

Bunları söyledikten sonra Yang Chen kapıya doğru yürürken, arkasına bile bakmadı, hatta taksi çağırmayı planlıyordu.

 

Fang Zhongping’in gülümseyen yüzü sonunda çöktü, derin bir sesle konuştuğunda, göğsü inip kalktı, “Kararının ne kadar aptalca olduğunu ve sözlerinin ne kadar mantıksız olduğunu öğreneceksin... Ah Zui onu yere ser!”

 

Köşede her an hareket etmeye hazır olan Dugu Zui başından beri bunun için can atıyordu. Yang Chen’in, Fang Zhongping’e karşı korkusuzluğu ve terbiyesizliği onun dayanmasını zorlaştırmıştı. Birkaç sefer neredeyse Yang Chen’i tokatlamak için öne çıkacaktı ama Fang Zhongping’in emri olmadan buna cesaret edemedi.

 

Fang Zhongping’in emrini aldıktan sonra Dugu Zui uyarıcı enjekte edilmiş bir makine gibiydi. Yang Chen’in çıkış yolunu engellemek için önüne doğru koştu.

 

“Ellerinin sakatlanmasını mı yoksa ayaklarının sakatlanmasını mı tercih edersin? İkisini de yapabilirim.” Dugu Zui kendine güvenle, kötü bir niyetli bir şekilde gülümseyerek konuştu.

 

Yang Chen başını iki yana sallarken oldukça sakindi, “Hiçbir şey sakatlamak istemiyorum ama eğer sen istiyorsan, senin her şeyini sakatlayabilirim.”

 

“Ölümünü istiyorsun!”

 

Dugu Zui öfkeyle doldu. Bağırdı, sağ bacağını kaldırdı ve Yang Chen’e doğru süpürdü!

 

Dugu Zui’nin bacağı patlayıcı bir güçle doluydu, tekmesi güçlü bir rüzgar oluşturdu, havayı yırtarken uğuldadı ve ardıl görüntülere neden oldu!

 

Tekme Yang Chen’in omuzuna inmek üzereyken, Yang Chen vücudunu hafifçe geriye kaydırdı, Dugu Zui’nin ayak parmaklarını inanılmaz az bir farkla atlattı.

 

Dugu Zui saldırısını doğal olarak bununla sonlandırmadı, bir sallaması sonlanmadan önce çoktan diğerine başlamıştı. Durmaksızın yerde sekerken ve Yang Chen’e doğru vururken, sanki bacaklarına yay yerleştirilmiş gibiydi. Havadaki müthiş şiddetli sesler, vahşi bir davulun ritmini taşıyordu.

 

Birbiri ardına ardıl bacak görüntüleri Yang Chen’in vücudunun her yerine saldırdı ama Yang Chen’in ayakları her seferinde incelikle kayarak, Dugu Zui’nin sert tekmelerinden kusursuzca kaçındı!

 

Dugu Zui art arda kırk, elli sefer tekmeledikten sonra, sonunda bir nefes almak için durdu. Yang Chen’e inanamazlıkla baktı, onun hızlı ve sert tekmelerinin Yang Chen’in elbisesine bile dokunamamasını kabul edemezdi!

 

Yang Chen daha önce olduğu gibi kapıya yakın bir yerde duruyordu, başından sonuna kadar sadece 2 metre karelik alanın etrafında kaymıştı. Yıldırım gibi hızlı atakların hepsinden kaçtığı gerçeğinden bahsetmesek bile, gülümserken nefesi hâlâ rahattı ve Dugu Zui’ye ilgiyle bakıyordu.

 

“Senin tekme tekniğin antik ‘Yay Tekmesi’ mirası olmalı, bu teknik güçlü ve hızlıdır ancak ne yazık ki senin hızın ve gücün çok eksik. Aşağı yukarı özel kuvvetlerdeki bir elitin seviyesinde olduğunuzu varsayıyorum ama yaşınız için bu oldukça etkileyici.” Yang Chen değerlendirdi.

 

Şok olan sadece Dugu Zui değildi, yan tarafta durup, soğuk terler içinde yapılan dövüşü izleyen Fang Zhongping bile şaşırmıştı. Koruması Dugu Zui ile Yang Chen arasında ne kadar büyük bir fark olduğu açıktı. Dugu Zui özel güçlerin elit bir üyesiydi, yıllar önce yanlış karar verilmiş bir davaya müdahale ederek Dugu Zui’yi kurtarmıştı. Şükran borcunu ödemek için Dugu Zui onu takip etmişti. Geçen yıllar boyunca, ona sorun çıkarmaya çalışan birisi olduğu her seferinde, Dugu Zui onlarla kolayca başa çıkabiliyordu!

 

Fang Zhongping aslında Yang Chen’in bazı dövüş sanatlarını bildiğini söyleyen bilgilere rağmen, Dugu Zui’nin çok uzağında olduğunu düşünmüştü. Asla Dugu Zui’nin, Yang Chen’in çok uzağında olmasını beklememişti!

 

Fakat böyle kritik bir noktada, eğer Yang Chen’i durduramazsa, Fang Zhongping çok fazla yüz kaybederdi, bu yüzden öfkeyle bağırdı, “Dışarıdaki herkes gelin ve bu küstah veletle ilgilenin!”

 

Bu emirle birlikte, dışarıda duran bir düzine koruma odanın içine düz bir çizgide koştular, Yang Chen’in etrafında bir daire oluşturdular. Avlarına bakan kaplanlar gibi ona baktılar, aralarında Yang Chen’le daha öncesinde dövüşmüş olan küçük Yong-ge ve Co’da vardı.

 

Yang Chen’i indirmeye gücü yetmediği için aşağılanmış hisseden Dugu Zui, Yang Chen’in onu yenebileceğini inanmıyordu, Yang Chen’in çok çevik olduğunu düşünüyordu sadece. Ancak Fang Zhongping’in emirlerini çiğneyemeyeceğinden, sadece birlikte saldırma yoluna öncülük edebilirdi!

 

Bir anda, oturma odası karmakarışık bir hal almıştı, korumalar, Dugu Zui’nin hücumu yönetmesiyle birlikte Yang Chen’e saldırmaya başladılar, her çeşit yumruk ve tekmeler kullandılar ve kimse kendini geri tutmadı.

 

Yang Chen aslen TangTang’a yüz vermek için bu insanları incitmek istemedi fakat birlikte ona saldırmaya karar verdiler. Onlar merhamet göstermediler, onların her saldırısı alçakça vücudundaki önemli kısımları hedefliyordu. Bu Yang Chen’i öfkelenmekten kaçınmasını imkansızlaştırdı.

 

Biraz önce sadece kaçınan Yang Chen aniden elini kaldırdı ve etrafına hızla tokat atmaya başladı!

 

*Şaplak* *Şaplak* *Şaplak*

 

Bir tokat sesi silsilesinden sonra, birkaç koruma bayılmış şkilde yere düştü!

 

Yang Chen’in adımları garip ve saçma bir şekilde hızlıydı. Dugu Zui’nin döner tekmelerini atlattıktan sonra, yüzleri tokatlamaya devam etti!

 

Korumaların tokatlanan yüzleri tokat yönüne doğru döndü ve yanakları hızla şişti!

 

Dugu Zui’nin yüzü aşkın ardışık saldırıları hedefini vuramadı ve epeydir hayvani bir delilik durumuna girmişti, Yang Chen’in beline doğru bin kiloluk kuvvetle tekmesini salladığında kükredi.

 

Bu sefer Yang Chen kaçınmadı, bunun yerine güçlü görünen bu yay tekmesini zorla engellemek için elini kaldırdı!

 

*Pat!*

 

Boğucu bir ses ve Dugu Zui’nin dehşetiyle, Yang Chen tek eliyle onun tekmesini durdurdu!

 

“Sana gücünün eksik olduğunu söyledim, neden bana inanmadın………yakalanmaya gayret ettiğin için bu bacağı sakatlayacağım ……..”

 

Sanki Yang Chen kendi kendine mırıldanıyormuş gibiydi, bunları söyledikten sonra Dugu Zui’nin bacağını yakalayan elini hafifçe büktü……



“OWWWWW!!!”

 

Dugu Zui sefil bir çığlık attı, bacağındaki kemikler bir anda yerinden çıktı!

 

Yang Chen bacağı bıraktı ve Dugu Zui acı içinde bacağını tutarken zemine düştü. Bacağı bükük bir churro gibi bükülmüştü. Sürekli olarak acı acı bağırmaya başladı.

Ç.N: Churro: Kızarmış hamur tatlısıymış. Şekli bizim halka tatlıya benziyor.

 

Başından beri bu adamın kibirli tutumuna katlanıyordu ancak Yang Chen sonunda ona bir ders vermeye karar vermişti.

 

Sahne bir anda soğuk ve kasvetli bir hale geldi. Acıyla inleyen diğer korumaların dışında, oda ürkütücü bir şekilde sessizdi!

 

Fang Zhongping’in alnını soğuk terler kaplamıştı, bu sahneyi izlerken tükürüğünü yuttu, bunun sadece gerçek olmayan bir kabus olmasını istiyordu!

 

Bu genç adam da kimdi!? Koruma ekibi özel kuvvetlerin elitlerinden oluşuyordu, onlar birlik olarak hareket etseler bile onu indirememiştiler ve onların hepsi düşmüştü!?

 

Yang Chen, Fang Zhongping’e alayla baktı, “Sekreter Fang, beynini daha fazla kullanmanı öneririm. Eğer şu anda seni ölümüne boğazlamak istesem, kızını aptalca şeyler için kullanmama gerek yok. Elbette senden korktuğumu düşünme. Bunu sana söylüyorum, eğer bu şekilde düşünürsen, sana korumalarından biri gibi davranmayı umursamam.”

 

Fang Zhongping’i uyardıktan sonra Yang Chen yavaşça konağın dışına yürüdü, o ayrılırken Fang Zhongping şaşkınlıkla hareketsiz kaldı.

 

Dolambaçlı parke taşlı yoldan yürüdükten sonra, konağa yakın olan yola ulaştı.

 

Sıcak rüzgar hafifçe esti ve güneş ışığı parladı. Yang Chen mutlu bir şekilde temiz havayı içine çekti, baş ağrısına neden olan konuyu aklından çıkardı.

 

Yolda fazla araba yoktu. Ara sıra dekolte bikinileriyle kızlar plaja doğru yürüyordu, bu da göz banyosuydu ve Yang Chen çağırdığı taksinin asla gelmemesini istedi.

 

Birden yanı başındaki köşeden bir mücevher mavisi MINI Cooper çıktı. Geniş ve parlak bir kumsala bu mavi çizgi mükemmel bir şekilde uyum sağlamıştı.

 

Bu küçük araba yavaşça Yang Chen’in yanına geldi ve durdu, sonra pencere yavaşça aşağı indi.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24278 Üye Sayısı
  • 839 Seri Sayısı
  • 42171 Bölüm Sayısı


creator
manga tr