Bölüm 91: Böyle Bir Şey

avatar
2763 4

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 91: Böyle Bir Şey


 

Çeviri: Lelouch Düzenleme: Kharsmi

 

 

Yang Chen bütün bunların sebebini bildiğinden, An Xin bahsettiği kişiyi bu olaylardan tahmin edebildi.

 

İki siyah Mercedes-Benz’den  ilk önce bir takım siyah elbiseli adamlar daha sonra ise yaşlı bir adamla genç bir adam inmişti.

 

Yaşlı adam elli yaşlarında ya da daha fazla gösteriyordu, beyazla karışık siyah saçlarını arkaya doğru taramıştı, sağlıklı yüzünde kırışık yoktu, kendine büyük özen gösteriyormuş gibi görünüyordu, zerre kadar yaşını göstermiyordu.

 

Genç adam beyaz bir takım elbise giymiş, kırmızı bir kravat takınmıştı, yüzündeki güneş gibi gülümseme ile canlılıktan patlayacak gibi bakıyordu. Kıdemlisine karşı samimi ama saygılı bir izlenim verirken,  yaşlı adamın bir parça arkasında duruyordu.

 

“Senin baban mı? Sağlığına gerçekten iyi bakıyor; gençken benden daha yakışıklı bile olabilir, genlerin gerçekten seçkin görünüyor.” Solgun bir ifadeyle onlara doğru yürüyen orta yaşlı adamı işaret etti.

 

An Xin, Yang Chen’in yüzünde ufacık bir panik ifadesi görmeyince merakla sordu, ”Gitmiyor musun? Babam kesinlikle şu anda seni parçalara ayırmak istiyordur.”

 

“Elbette, gideceğim ama baban zaten gözlerimin önünde, eğer merhaba demezsem bu tüymek anlamına gelirdi. Ben tüymek kelimesinden nefret ederim."

 

An Xin’in onu ikna etmesini beklemeden, Baba An çoktan ileri yürümüş ve bağırmıştı, “İstesen bile kaçamazsın!”

 

“Baba, bu meselenin intikamını almak istiyorsan o zaman bana gel, bu onu ilgilendirmiyor.” An Xin, Yang Chen’in önünde durdu, babasına engel olarak sakince söyledi, “Onu baştan çıkaran benim, senin kızın An Xin artık bir kadın. Buna ek olarak, yakında bazı gazetelerde dedikodu malzemesi olacağım, herkes An Klan Grup başkanı An Zaihuan’ın kızının evli bir yabancıyı baştan çıkarttığını ve hatta nişanlısına ait otelde geceyi geçirdiğini bilecek.”

 

*Tokat*

 

An Xin’in narin yanağına yüksek sesli insafsız bir tokat indi.

 

“Seni lanet kız….. sen…..beni öfkeden öldürmeye mi çalışıyorsun….” An Zaihaun'ın yüzü kızarmıştı ve titrek bir sesle konuşurken gözleri genişledi. İstediği zaman savuracakmış gibi  havaya kaldırdığı sağ eliyle bir kez daha tokatladı.

 

An Xin kaçınmaya çalışmadı, mutluluk ya da üzüntü olmadan yumuşakça güldü, incelikle toplamış olduğu saçı karmaşık bir hale geldi ve konuştu, “Bu yeterli değilse, birkaç sefer daha vurabilirsin, sonuçta benim dünyaya gelmemi sağlayan kişisin, bana vurma hakkına sahipsin, umursamıyorum.”

 

“Bunu yapmamalıydın, çocukluğundan beri beni asla hayal kırıklığına uğratmamıştın, her zaman söz dinlemekteydin…….neden………” An Zaihuan ekşimiş bir yüz ifadesiyle tek kızına baktı.

 

An Xin doğruca babasına baktı, sonra arkasındaki ifadesiz beyaz takım elbiseli adama göz attı ve onu üzmek için güldü, “Bu doğru, çocukluğumda her zaman seni dinledim çünkü bu dünyada annemin geride bıraktığı bir umut olduğumu söyledin. Ben yedi yaşımdayken, piyano çalmayı öğrenmemi istediğini söyledin ve bir yıldan kısa bir sürede tüm ülkeyi kapsayan bir yarışmada mücadele ettim. Ben dokuz yaşımdayken bale öğrenmemi istedin, sonra 13 yaşımdayken Rusya dans topluluğuna katılmam için Avusturya’nın Viyana şehrine gönderdin. Nasıl resim yapıldığını öğrenmek, çiçek düzenlemesini öğrenmek ve soylu çocukların yaptığı her şeyi öğrenmek. Yapmamı istediğin sürece, yapardım ve en iyisini yapmaya çabalardım. Oxford ve Cambridge arasında seçim yapmanın zor olduğunu söylediğinde, iki üniversiteden de yüksek lisans derecesi elde etmek için yemeklerimi ve uykumu ihmal ettim…..Çocukluğumdan beri bu dünyadan ayrılan annemden bahsettiğin sürece ve onun umutlarını yüzüstü bırakmamamı söylediğinde ne yaparsam yapayım her şeyimi ortaya koyardım."

 

“Ancak….” An Xin’in gözleri biraz kızardı ve doldu, konuşurken yüzündeki gülümseme biraz acılaştı, “Fakat ölen annem hoşlanmadığım biriyle beni evlenmeye zorlamazdı! Sen beni onunla evlenmeye zorluyorsun!”

 

An Xin sessiz beyaz takım elbiseli adamı işaret etti, soğukça gülümsedi ve konuştu, “Bu kişi sadece sevgilinin akrabası. Sevgilin için, benim nasıl hissettiğimi umursamadın ve bir yabancı ile evlenmemi istedin. Buna ek olarak, bu adamdan hoşlanmıyorum. Ben senin kızınım, bu kadın seninle iki yıl geçirdi ama sen o ne söylerse dinliyorsun, her şeyi tamamen unuttun. Ben tamamım……….. bunun da ölen annem için olduğunu mu söyleyeceksin!?”

 

“Yeter!!!”

 

An Zaihuan’ın bağrışını şiddetli öksürükleri takip etti, bir parmağıyla An Xin’i işaret etti ama bir kelime bile konuşamamıştı.

 

Onun yan tarafındaki beyaz takım elbiseli adam hafiften gergin bir bakış attı, kaşlarını kırıştırdı ve konuştu, “Üzülmeyin,  amca An, An Xin sadece işleri zorlaştırıyor, genç ve küçük her zaman isyankar dönemleri olur, hata yapması normal, onu ikna etmeme izin ver.”

 

An Zaihuan adamın sözlerini duydu, memnun bir ifade gösterdi ve zorlukla başını salladı, “Liu Yun, benim ailem seni hayal kırıklığına uğrattı, bu saygısız çocuk An Xin seni hayal kırıklığına uğrattı….”

 

“Onu hayal kırıklığına uğratmadım, asla ona herhangi bir şey için söz vermedim, başka bir adamla yatmak benim özgürlüğüm.” An Xin sert bir şekilde cevapladı.

 

Lin Yun bunlara gücenmedi. An Zaihuan’ı sakinleştirdikten sonra An Xin’e seslendi, “An Xin bu olanlarda bu kadar inatçı olma, amca ve halam, ikisi de gerçekten endişeli, lütfen eve bizimle dön.”

 

“Bu benim ailemin meselesi, seninle ne ilgisi var?” An Xin başını Lin Yun’u görmezden gelerek çevirdi.

 

Liu Yun hâlâ kızmamıştı ve sıcak bir şekilde gülümsedi, “Peki, peki bu sizin ailenizin meselesi ama bir arkadaş olarak bile umut ediyorum ki baba ve kız aynı masaya oturarak konuşabilir. An Xin, senin benimle evlenmekten hoşnutsuz olduğunuzu biliyorum, sadece kısa bir zamandır birbirimizi tanıyoruz fakat sana karşı hislerim gerçek ve samimi. Gördüğüm ilk zamandan beri, seni asla unutamadım. Lütfen bana zaman ver, evlendikten sonra, beni seçmenin doğru seçim olduğunu fark edeceksin.”

 

“Sen Deli misin!?” Hâlâ benimle evlenmek mi istiyorsun!? An Xin inanamazlıkla Liu Yun’a baktı, “Oynak bir kadınla evlenmek mi istiyorsun, başkalarının karını bir orospu olarak görmesini ister misin? Yeşim Bulutlar Şirket’inin genç başkanı Liu, ateşiniz mi var?”

 

Yang Chen bunları duyduğunda, ister istemez şaşırdı, bu genç adam Lin Yun aslında Yeşim Bulutlar Şirket’inin genç efendisiydi. An Xin, bu küçük kadın şeytan, gerçekten fenaydı, sadece kendi itibarını mahvetmedi, onların ailesinin mülkünde böyle bir şeyi yapmayı seçerek nişanlısının ailesine bile bir darbe vurmak istedi. Onu Yeşim Bulut Otel’e götürmek için inisiyatif almamış olsaydı bile, onun kendisini götürtecek olduğunu düşündü.

 

O anda Lin Yun kafasını salladı, “Samimiyim ve bu sözlerimin her kelimesinde ciddiyim.”

 

An Zaihuan hareket etti, başlangıçta böyle bir meseleden sonra bu evliliğin dumana dönüşeceğini düşündü, Lin Yun’un bu kadar bağışlayıcı olacağını asla beklememişti ve hemen konuştu, “Liu Yun, sen gerçekten iyi bir çocuksun, bu velet An Xin kendisi için neyin iyi olduğunu bilmiyor ve böyle saygısız ve kirli bir şey yaptı, yine de bunu bırakıp onunla evlenmek istiyorsun.  Seni seçerek hata yapmadım. An Xin! Çabuk Lin Yun’dan özür dile!”

 

An Xin küçümseyerek kafasını çevirdi.

 

“Sen……” An Zaihuan hemen öfkeyle tekrarladı, “Beni ölümüne öfkelendirmeye mi çalışıyorsun!”

 

O anda görmezden gelinen Yang Chen konuşmasını durduramadı, “Erm….. bana başka bir şey için ihtiyacınız yoksa, ayrılıyorum, bugün işime geç kaldım zaten, daha fazla gecikemem.”

 

Sadece o zaman onlar bu erkek kahramanın hâlâ burada olduğunu hatırladı.

 

Onun kızıyla haince bir ilişki yaşayan yabancıya, Yang Chen’e,  doğru An Zaihuan doğal olarak nezaketle bakmadı fakat konuştuğunda öfkesi bir gülümsemeye dönüştü, “Sen kaçmak mı istiyorsun? Kızımı baştan çıkarıp böyle büyük bir hata yapmasına neden olduktan sonra hâlâ zarar görmeden ayrılabileceğini mi düşünüyorsun?”

 

“O zaman aklında ne var, amca?” Yang Chen zorla gülümsedi, “Bu şeyler çoktan gerçekleşti, kızını tekrar bakireye geri çevirmem mümkün değil, değil mi?”

 

“Seni……..seni lanet olası!” An Zaihuan, doğal olarak Yang Chen’in tamamen korkusuz bir ifadeye sahip olmasını beklememişti.

 

Liu Yun’un bir süre için ifadesi değişti sonra Yang Chen’e bakarak sıcak bir şekilde konuştu, “İsminizi öğrenebilir miyim, Bayım?”

 

“Ben Yang Chen, eğer Bay Liu nişanlınızın ilk seferini aldığım için üzgün iseniz, söyleyebilirsiniz hatta beni azarlayabilirsiniz bile, evet……… bir erkek olarak anlıyorum,  kadının kapılmasından kimse hoşlanmaz, henüz senin kadının olmasa bile.” Yang Chen başını ovuşturdu ve zarar için ne yapmalıydı, bu mesele kelimenin tam anlamıyla arap saçına dönmüştü.

 

Lin Yun konuşurken gülümsemesini sürdürdü, “Bay Yang anlayışlı bir kişi ve asla bay Yan’a karşı intikam almayı düşünmedim, bu meselenin barışçıl bir şekilde çözüleceğini umuyorum. An Xin benim nişanlım ve onu seviyorum, bu aksilik gerçekleşti çünkü ona iyi şekilde bakmadım, suçu başkalarına atamam. Eğer bay Yang önemsemezse aslında bu meseleyi barışçıl bir şekilde çözebiliriz. Bay Yang bu meseleyle ilgili dudaklarını sıkı bir şekilde kapadığı ve birileri soru sorduğunda bu meseleyle ilgili olanları reddettiği sürece, bu yeterli olacaktır."

 

“Reddetmek? Muhabirler çoktan gelmişti, reddetmenin ne yarar vardı?” Yang Chen cevapladı.

 

Lin Yun güvenle gülümsedi, “Bay Yang muhtemelen bunu bilmiyor, benim Yeşim Bulutlar Şirket’imin altındaki medya şirketleri oldukça güçlü. Medyanın elde etmiş olduğu malzemelerin hepsini kapsamakta, bu yüzden bay Yang'ın onlar için endişelenmenize gerek yok, size negatif etki oluşturacak herhangi bir resim veya haber yayılmayacaktır. Bu olanları hep beraber reddetmemiz gerek, bu yolla An Xin ve bay Yang gelecekte hiçbir sorunla karşılaşmayacaktır.”

 

Yang Chen, onun neyi kast ettiğini anladı , Yeşim Bulutlar Şirket’inin genç başkanının Zhong Hai’nin medya organlarının bilgi akışını bile kontrol edebilecek gücü varmış.

 

An Zaihuan mutlulukla yanıtladı, “Yeğen Liu Yun, gerçekten harikasın, Liu ailesi gerçekten bizim sıradan ailemizle karşılaştırılamaz. Eğer durum buysa o zaman rahatladım," aptal velede baktı, "itibarını mahvedecek böyle bir şey yaptıktan sonra Liu ailesine gelin gitse bile küçümsemeyle karşılanacaktır!”

 

“Endişelenme amca. Eğer birisi An Xin ile art niyetle konuşmaya cesaret ederse, ben, Liu Yun, An Xin zarardan korumak için hiçbir uğraştan kaçınmayacağım.” Liu Yun konuştu, gözlerinde yoğun bir sevgiyle tekrar An Xin’e baktı.

 

An Xin sonunda heyecanla hareket etti ancak bu Liu Yun’un ateşli sevgi dolu gözlerinden dolayı değildi, bunun yerine Liu Yun’un yöntemleri onu gafil avlamıştı. Medyayı kullanarak itibarını mahvetme planı başarısız olursa o zaman Liu ailesine gelin gitmekten başka seçeneği yoktu.

 

Şuan da tek umudu Yang Chen’in bu meseleyi reddetmemeyi seçmesiydi ve dürüstçe gece olanları söylemesiydi, bu yolla malzemelerin içerdikleri zaten çok fazla kullanılmayacaktı çünkü konuyla ilişkili birinin sözleri çok daha fazla inandırıcılığa sahipti!

 

Ancak eğer Yang Chen gerçeği konuşursa, itibarını olumsuz yönde etkileyecek, hain koca lakabını ömrü boyunca taşıyacaktı…….

 

Bir seçenek sunulduğunda, kim uzak durulan böyle iğrenç bir itibarı taşıyacak kadar mantıksız olurdu!?

 

An Xin’in yüzü soldu ve sessiz kalan Yang Chen’e bakmak için döndü. Yirmi yıldır koruduğu iffetini bu adam almıştı, dün olduğu gibi hâlâ onun şövalyesi olacak ve tehlikeli durumdan onu kurtaracak mıydı?

 

Onlara haber vermeden Yang Chen cebinden bir sigara çıkardı ve yaktı. Kaşlarını kırıştırıp dumanı üfledi. Başarılı bir kişi gibi görünen Lin Yun’a kıyasla farklı bir dünyadan gelen yaşlı bir çiftçi gibi görünüyordu.

 

Bu yakışıklı adamın doğal haliymiş gibi Lin Yun kendinden emin sıcak ve gururlu bir gülümsemeye sahipti. Sanki bir şeyler hakkında düşünüyormuş gibi sessiz kalan Yang Chen’i gördüğünde, endişelenmedi, “Bay Yang bunu yapmanın zor olduğunu mu düşünüyor? Eğer bay Yang, Liu’nun işgüzar olduğunu düşünmezse bu Liu, bay Yang’ın belirlediği tazminat tutarını ödemeye isteklidir. Bay Yang ağzını sıkı tuttuğu ve kendi itibarıyla birlikte nişanlımın itibarını koruduğu sürece, bu yeterli olacaktır……….”

 

“Gerek yok.” Yang Chen elindeki sigara dumanını üfleyerek yaydığında, yerinde duramayan An Xin’e bakarken kaşlarını kırıştırdı, sonra Lin Yun’a her şeyin kontrolünde olduğu izlenimini veren bir gülümseme verdi ve konuştu, ”Bir insan olarak, harika bir insan olduğumu düşünmüyorum ve kendimi bir korkak olarak da görmüyorum. Fakat……bir kadınla yattıktan sonra hiçbir şey olmadığını söylemek, ben bunu yapamam.”

K.N: Cevabını aldın mı yılanoğlu? https://youtu.be/JaBJLCeMnjQ?t=1m54s

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21860 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 40658 Bölüm Sayısı


creator
manga tr