79. Bölüm : Merkeze Giriş

avatar
864 52

My Vampire System - 79. Bölüm : Merkeze Giriş


Çevirmen : Clumsy



Vorden ve Ian ikilisi kubbemsi binanın dışından giriş yapmaya hazırlanıyordu. Kubbenin önü her türden hurdayla dolu açık bir alandı. Hemen dışarıda bir savaş yaşanmışa benziyordu.

 

Hurdalar ve makineler arasında dikkatlice ilerleyen ikili, girişe giderek daha da yaklaşıyordu.

 

Yakınlarda bir canavar var mı diye sağa sola bakındıktan sonraysa koşmaya başladılar.

 

Ancak koşarak merkeze ulaşıp kapıya doğru ilerledikleri ve hemen dışında durdukları esnada gözlerine bir şey takıldı. Ve Ian, yerde yatan o şeye daha yakından bakmak için eğildi.

 

"Yine ölü Rattaclaw'lara denk geldik. Hatta yeni bir gruba." diyen Ian, parmağını yerdeki siyah kanlara değdirdi. Hafiften kurumuş olsa da epey taze görünüyorlardı. "Ölmelerinin üzerinden pek vakit geçmemiş gibi görünüyor. Anlaşılan birileri bizden önce buraya gelmiş."

 

Vorden hiçbir şey söylemek istemese de o kişinin Quinn olmasını umuyordu. Ancak ölü farelerin yanından geçerken anlaşıldığı üzere o kişi gerçekten de Quinn’se gizlediği sır, Vorden’ın düşündüğünden de büyük olmalıydı.

 

"Şifre cihazı mı?" dedi Vorden, kapının yanındaki şeyi fark ederek. "Doğru kombinasyonu biliyor musun?"

 

"Benimle kafa mı buluyorsun, nereden bileceğim!" diyen Ian’sa kapıya bakarak iki elini de uzattı.

 

Ve konsantre olmaya başladı. Vorden, bir müddet sonra Ian’ın alnında kabaran bir damarı fark etti. "Lanet olasıca kapı çok güçlüymüş."

 

Ian gücünü kullanmaya devam etse de kapı sımsıkı kapalıydı ve öyle kolay kolay kırılmayacaktı. Derken usul usul çatırdamaya ve ardındaki kilitler bükülmeye başladı.

 

Ama metal kapının çekiştirilme sesi istenmeyen bir ilgi uyandırdı ve üç Rattaclaw, girişteki iki insana ulaşıncaya dek sesi takip ederek yaklaştı.

 

"Ian, acele etsen iyi olur!"

 

"Farelerle sen ilgileniver!" diye bağırdı Ian.

 

Kapıyı açmak için uyguladığı kuvvet arttıkça kapının bir kısmı bükülüyordu. Ancak kapı büküldükçe güçlü metalik sesler daha da çok dikkat çekiyordu. Çok geçmeden dört yeni Rattaclaw daha gruba katıldı.

 

"Çok fazlalar!" diyen Vorden da hızla kapıya dönerek ellerini öne uzattı.

 

Ian "Ne yapıyorsun sen, hiç değilse arkamı falan tutsaydın ya?" dese de kapı ansızın eskisinden daha kolay kımıldamaya başladı. Gücüne verdiği tepki çok daha fazlaydı.

 

Vorden’a dönen Ian, genç adamın da gözle görülür şekilde terlediğini görebiliyordu. "Yok artık?"

 

Bu şekilde güçlerini birleştiren ikili nihayet kapıda yalnızca ikisinin geçebileceği büyüklükte bir delik açmayı başardı. Ve hızla koşturarak o ufak deliğin içine atladılar.

 

Binanın içine girdikleri andaysa arkalarını dönüp bir kez daha tüm güçlerini odaklamaya koyuldular.

 

Bu sırada girişe en yakın olan Rattaclaw öne sıçradı ve kafası delikten geçmeyi başardı.

 

"Çok az kaldı, lanet olsun!" diye bağırdı Vorden. Hemen ardından kapı geri büküldü, delik kapandı ve Rattaclaw'ın sıkışan kafası koptu. Güçlü bir gümbürtüyle yere devrildikten sonraysa ağır ağır yuvarlandı.

 

Artık içeri girmiş ve kapıyı kapatmış olan ikili, bir şey fark etti. Antrenman merkezinin içerisi inanılmaz karanlıktı. Yerden duvara doğru yerleştirilmiş birkaç ufak, beyaz LED ışık olsa da yukarıdaki ışıkların hepsi sönmüştü.

 

Bir adım ilerleyen Ian, kırılan camların sesini işitebiliyordu.

 

"Neden tüm ışıkları patlatma zahmetine girmişler ki?" dedi Ian. "Bu mekanlar sahip oldukları güçle yüzlerce yıl dayanacak şekilde inşa ediliyor ve dışarısı el değmemiş görünüyor."

 

"Belki bizden önce gelen kişinin işidir?"

 

"Belki de. Buyur, bunu al." diyen Ian, taşa benzeyen ufak bir nesne fırlattı. Vorden da o şeyin kütüphanedeki geçici sığınaklarında kullandıkları şey olduğunu fark etti.

 

Üzerine dokunmasıyla birlikte taştan ufak, turuncu bir ışıltı yayılarak etrafını sardı. "Sen ne yapacaksın?"

 

Derken Ian ikinci bir taş çıkarıp dokunduktan sonra beline yerleştirdi.

 

"Evet, bana az önce neler olduğunu söyleyecek misin, yoksa bunu da mı sır olarak saklayacaksın?"

 

Bunu duyan Vorden gerginlikle ufak bir kahkaha attı.

 

"Sır yok. Benim özel gücüm başka güçleri kopyalama imkanı tanıyor. Ben de kütüphanede kullandığını görünce gücünü kopyaladım." Vorden’ın adama yalan söylemek için hiçbir nedeni yoktu. Adam o gücü kullandığına çoktan tanık olmuştu ve Vorden’ın adamınki gibi nadir bir güce sahip olma ihtimali çok düşüktü.

 

Fakat gücünü kopyalamak için ona dokunması gerektiği kısmını açık etmeyecek, o kısmı kendisine saklayacaktı.

 

"Havalıymış. Keşke ben de böyle bir şey yapabilseydim." dedi Ian. "Hadi, gidelim."

 

Vorden adamın eylemleri karşısında şaşkına dönmüştü. Adamın kendisine bağırabileceğini veya izni olmadan böyle bir şey yaptığı için şikayet edeceğini düşünmüşken daha önce hiç deneyimlemediği bir şeyle karşılaşmıştı.

 

Böylece ikili, karanlık koridor boyunca yürümeye başladı. Şimdilik gidebilecekleri tek bir yön vardı ve LED ışıklar onları yönlendiriyordu.

 

"Psst, hey Vorden, bu son şansın, değişelim hadi." dedi Raten. "Portal içerideyse seni gayretten kurtarıp adamın işini pat diye bitirebilirim."

 

"Defolup gider misin artık!"

 

"İyi, ama dediğim gibi, bu son şansındı."

 

İki erkek nihayet resepsiyon odasına ulaştı. Etrafa yayılmış ufak LED ışıkların sonu gelmediği için odanın boyutunu aşağı yukarı kestirebiliyorlardı. Ancak tıpkı önceki odada olduğu gibi buradaki ışıklar da söndürülmüştü.

 

Üzerlerindeki tüm ışıklar parçalanıp kullanılmaz hale getirilmişti.

 

"Bir canavarın işi olmalı." dedi Ian.

 

"Neye dayanarak böyle söyledin?" dedi Vorden’sa.

 

"Ehh, bu gezegendeki çoğu canavar bir döngü içerisinde. Yılın karanlık vaktinde dışarı çıkıp avlanıyorlar. Güneş çıktığındaysa kış uykusuna yatıyorlar. Tahminimce ışığa hassas bir canavar bir şekilde içeri girmeyi başarıp tüm ışıkları yok etmiş. Bir insanın işi olsaydı güç kaynağını bulup hepsini birden kapatırdı, hatta ışık anahtarını kullanması bile yeterli olurdu."

 

Bu şekilde ilerleyen ikili nihayet danışma masasına ulaştı. Artık tek yapmaları gereken arenaya girmekti ki kapılardan birini kullanarak yaptıkları şey de bu oldu. Ve kendilerini tribünlerde buldular.

 

"Grahhh!" Ancak içeri girdikleri saniyede koridordan şiddetli homurtu sesleri yükseldi.

 

"Çabuk, taşını kapat!" diye fısıldadı Ian.

 

Fakat nafileydi. Yere çarpan adımların seslerini işitebiliyorlardı ve bir şeyler arenada koşturarak tribünlere yaklaşıyordu.

 

"RAKKKKKKKKKK!" Tüm arena boyunca güçlü, tiz bir ses yankılanıyor, avını gözüne kestirmiş olan canavar tam gaz ikiliye doğru koşturuyordu.

 

#Ian’ın sakladığı bir sırrı falan yoksa iyi adama benziyor, şu ana kadar herhangi bir yamuğu olmadı. Vorden’ın içindeki Raten karakteriyse savaşmakla ve kristallerle kafayı bozmuş bir arkadaşımız.

Bu arada tam da Quinn’in ‘dönüşüm başlıyor’ mesajı sonrası giren ikilinin bir canavarla karşılaşması beni biraz şüphelendirdi. Bakalım şüphelerimde haklı mıyım, hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 31688 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 42672 Bölüm Sayısı


creator
manga tr