68. Bölüm : Suçu Olan Kaçar

avatar
1199 40

My Vampire System - 68. Bölüm : Suçu Olan Kaçar


Çevirmen : Clumsy



Okuldaki öğrenciler, üst düzey personel arasında süregelen kaostan bihaberdi.

 

Okuldaki çavuşlardan biri olan Fay, inanılmaz bir hızla koridorda ilerliyordu. Yalnızca yürüyor olsa da öğrencilerin yanından geçerken rüzgar estiriyordu.

 

Özel gücünü kullanarak, yürüme hızını bile çoğu insanın var gücüyle koşma hızından daha öteye taşıyabiliyordu. En nihayetinde de hedefine ulaştı.

 

Yani birinci sınıfların binasının içerisinde bulunan, üzerinde “General” kelimesi yazılı ahşap kapının önüne.

 

"Girebilir miyim efendim!" dedi güçlü, talepkar bir sesle.

 

Nathan ise, "Elbette!" diye yanıtladı.

 

Fay kapıyı açıp içeri dalarak hızla Nathan’ın masasına yaklaşınca beraberinde getirdiği rüzgar, masadaki kağıtların hepsinin odaya saçılmasına yol açtı.

 

"Hey, neredeyse bitiriyordum!" diye bağırdı Nathan.

 

Birinci sınıfların başkanı olarak yoğun biriydi. Normal şartlarda yeni öğrencilerin varışıyla ilgilenir ve geçmişlerini, soyağaçlarını araştırırdı. Öğrencilerin ait olduğu aileler, okul için önem taşırdı. Çünkü gözlerini arkası sağlam olanların üzerlerinde tutmaları gerekirdi.

 

"Portallar kullanılmış!" diye bağırdı Fay. "İki öğrencinin portaldan geçiş yaptığı kaydedilmiş."

 

Nathan odaya dağılan kağıtları tek tek toplamaya başladı. "Hepsi bu mu, ee, neden gidip onları geri getirmiyorsun öyleyse?"

 

"Korkarım ki geçtikleri portalın rengi kırmızı, efendim."

 

Bunu duyan Nathan, toplamış olduğu tüm kağıtları yere düşürdü. "Ne, bu nasıl yaşanmış ki, portalın önünde korumaların bulunması gerekmiyor muydu?"

 

"Anlaşılan programlarla ilgili bir anlaşmazlık çıkmış, vardiya değişimi vakti geldiğinde yeni korumalar göreve gelmemiş."

 

Bunu duyan Nathan, sandalyesine oturup ne yapacağına kafa yormaya başladı. "Aptal ebeveynler, işte bu yüzden okula kamera koymalıyız demiştim ama onları çocukların üzerine takip cihazı koymaya ikna etmekte bile zorlandık."

 

Orijinal ailelerin yapılacaklar ve yapılamayacaklar konusundaki söz hakkı büyüktü. 16 yaşına gelen herkesin askeri okula gitmesi zorunlu olsa da Orijinaller dış dünyanın güçlü bireyleriydi.

 

Savaş sırasında dört büyük aile öne çıkmıştı. Her biri bir diğeri kadar harikaydı ve hepsi de askeriyeye denkti. Dolayısıyla dünyanın yapısı değişmiş, para bir şey ifade etmez hale gelmiş ve yeni bir sistem devreye girmişti.

 

Yani kredi sistemi.

 

Güçlü olanlar ve dünyaya katkı sağlayanlar kredi kazanıyordu. Buna örnek olarak yüksek seviyeli canavarları öldürüp silah yapmak adına kristallerini elde eden kişiler gösterilebilirdi.

 

Böyle bir işi başaramayacak kadar güçsüz olanlarsa çöp ve yer israfı muamelesi görüyordu.

 

Elbette ki aileler, askeriyenin çocuklarını gözlemesi fikrinden nefret ediyordu. Sırları açığa çıkabilir diye korkuyorlardı.

 

"Portaldan geçenlerin kim olduğunu biliyor muyuz?" diyen Nathan, masadan kahve fincanını alarak bir yudum içti.

 

"İlki Quinn Talen isimli öğrenci."

 

Bu isim Nathan’a hiçbir şey ifade etmedi. Hatırlayamadığına göre okul için önemsiz biri olsa gerekti.

 

"Ve ikincisi de Vorden Blade."

 

İşte Nathan o saniyede ağzındaki kahveyi masaya saçtı.

 

"Yine mi o!" Nathan, ikinci sınıflarla yaşadığı vukuat sonrası Vorden’ın soyağacını biraz daha araştırmıştı ve bunu öğrenecek olurlarsa işlerin kötüye gideceğini biliyordu. "Ailesinin hiçbir şey öğrenmeyeceğinden emin ol, bunu olabildiğince sır olarak saklamalıyız."

 

*****

 

Ertesi günkü sabah dersleri başlamıştı ve bugün grupların değerlendirilme günüydü, birinci sınıflar ilk portal gezilerine çıkacaktı.

 

Ders başlarken Layla, Vorden ve Quinn’in yerlerinde olmadığını fark etmişti. Ancak Peter yerindeydi ve başı öne eğik halde yere bakıyordu.

 

"Hey Peter, Vorden ve Quinn’in nerede olduğunu biliyor musun?" diye sordu Layla.

 

Peter ise onu tamamen duymazdan geldi.

 

"Hey, Peter..." dedi Layla, elini omzuna koyarak.

 

Tek hissedebildiği Peter’ın bedeninin hafiften titrediğiydi.

 

"Ben hiçbir şey yapmadım!" diye çıkıştı Peter.

 

"Ha, ne?" diyen Layla’nın kafası karışmıştı. "Yalnızca Quinn ve Vorden’ın nerede olduğunu biliyor musun diye sormuştum, dün gece yurt odasına dönmediler mi?"

 

"Oh, pardon, hı hı, ben döndüğümde odadaydılar." dedi Peter, sesi titreyerek. "Bu sabahki derse neden gelmediklerini hiç bilmiyorum."

 

Layla Peter’ın deli gibi terlediğini fark etti, her zaman biraz tuhaf davransa da bugünkü tuhaflığı alışılmışın da ötesindeydi. Yine de muhtemelen endişelenmemi gerektirecek bir şey yoktur diye düşünerek yerine oturdu.

 

"Bugünü kaçırmazlar, sonuçta takım olarak avlanmak için portal gezisine çıkacağız."

 

Tam da o anda Del kapıdan içeri girdi. Yüzündeyse her zamanki neşeli ifadesinin yerine ağır bir ciddiyet vardı. "Üzülerek söylemek zorundayım ki bugünkü portal geziniz şu an için iptal edildi."

 

Bu haberi alan öğrenciler sızlanıp sitem etmeye başladı.

 

"Ne! Ama yeni canavar silahımı test etmek istiyordum."

 

"Aynen, ben de belki bir canavar öldürürüz diye umuyordum."

 

"Sessiz olun!" diye bağırdı Del. "Bu kalıcı bir durum değil ama şu anda okul personeli başka bir meseleyle meşgul, onlar müsait oluncaya dek geziye gidemeyeceğiz."

 

O sırada sınıfın ortalarında oturan bir öğrenci elini kaldırdı.

 

Del ise öğrenciye bakıp iç çekerek, "Evet?" dedi.

 

"Meşgul oldukları mesele nedir?"

 

"Size söyleyebilecek olsaydım bunu çoktan yapmış olurdum, öyle değil mi?"

 

Ardından ders normal bir şekilde devam etti. Birkaç öğrencinin canı hala sıkkın olsa da herkesin aklında aynı soru vardı, ne olmuştu da gezi bir anda iptal edilmişti?

 

Öte yandan Layla, Vorden ve Quinn’in nerede olduğu konusuyla daha çok ilgileniyordu. Öğretmenleri neden onların derse katılmamasıyla ilgili hiçbir şey söylememişti? Dün gece bir olayda yaralanmış olsaydılar korumalar onları alıp revire götürmüş olurdu.

 

Ayrıca okulda katı kurallar vardı ve hiç kimse dersleri ekmezdi. Ancak Del buna rağmen onlar hakkında tek kelime etmemişti.

 

Ders sona erip de öğrenciler sohbet etmeye başladığı andaysa Vorden ve Quinn’in ortalıkta olmamasından endişe duyan tek kişinin Layla olmadığı açığa çıktı.

 

Erin, Layla’nın yanına gelerek açık açık, "Diğer ikisinin nerede olduğuyla ilgili bir fikrin var mı?" dedi.

 

Layla’ysa kibarca, "Hayır, hiçbir fikrim yok. Benimle birlikte onları aramak ister misin?" diye sordu.

 

İki kız birbirini pek iyi tanımıyordu ve şu ana kadarki etkileşimleri çok kısaydı. Açıkçası Erin’in yanına gelmiş olması bile Layla’yı şaşırtmaya yetmişti.

 

"Yo teşekkürler." diye yanıtladı Erin. "Portal gezisi ertelendiğine göre onları bulmak için acelem yok demektir. Ama yanına gelme sebebim, sana öğrencilerin bahsettiği bir şeyi iletmekti."

 

Layla tüm dikkatini vermek için öne eğildi.

 

"Dün yanından geçtiğim iki kişi, Çavuşun iki öğrencinin portala girmesi konusunda generale bağırdığından bahsediyordu. Tahminimce tüm bu portal meselesinin ertelenme sebebi de bu."

 

Bunu duyan Layla sandalyesinden kalkarak Erin’i omuzlarından kavradı.

 

"Bekle, az önce ne dedin sen!?"

 

Erin kafasını hafifçe geri çekti. Layla’nın eylemleri karşısında irkilip şaşırmış, biraz da rahatsızlık duymuştu.

 

"Anlamıyor musun, o kayıp öğrencilerin Vorden ve Quinn olması gerekiyor, Del’in onlardan bahsetmemesine şaşmamalı."

 

İşte Layla tam da o saniyede yapbozun kayıp parçalarının tek tek eline geçtiğini hissetti ama hala son bir parça eksikti ve o parçayı kendisine kimin verebileceğini gayet iyi biliyordu.

 

Kafasını çevirerek gözünün feri sönmüş olan Peter’a baktı.

 

Peter, Layla’nın ruhunun derinliklerine baktığını hissediyor ve başından beri endişeden ölüyordu. Ya biri onu portal odasından ayrılırken gördüyse? Ya diğer birinci sınıf öğrencileri bunu yapanın o olduğunu rapor ederse? Bu düşüncelerle bütün gece uyku tutmamıştı ve hiçbir şeye konsantre olamıyordu.

 

Derken Layla sabah onunla konuşmuş ve hata yapmıştı. Doğal davranmak için delice çabalarken tam tersi etki yaratmıştı. Ve Layla’nın şu anki bakışları, bir şeyleri çözdüğünü anlatıyordu.

 

Layla öne doğru bir adım attığı andaysa Peter, sandalyesinden kalkarak koşmaya başladı.

 

"Erin, Peter’ı yakalamak zorundayız, bir şeyler biliyor."

 

"Sana bunu düşündüren nedir?" dedi Erin.

 

"Suçu olmayan adam sebepsiz yere kaçmaz."

 

#Bu bölüm okul cephesine döndük, Layla’nın vereceği tepkiyi ve Peter’ın ne alemde olduğunu da merak ediyordum açıkçası. Hele bizimkiler sağ salim dönerse Peter o zaman ne yapacak onu görmeyi iple çekiyorum. Bakalım yeni gezegen macerası ne kadar sürecek, bizi nasıl sürprizler bekleyecek… Okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 31687 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 42672 Bölüm Sayısı


creator
manga tr