25. Bölüm : Kan Testi

avatar
1630 50

My Vampire System - 25. Bölüm : Kan Testi


Çevirmen : Clumsy



Günün dersleri sona erdikten sonra Vorden, Peter’a eğitiminde yardımcı olma teklifinde bulundu. Sonuçta yarından itibaren aynı dövüş sınıfında, yani elementsel sınıfta olacaklardı.

 

"Hey, sen de bizimle gelmek ister misin?" diye sordu Peter.

 

Quinn ise "Yok ya, sizi rahatsız etmeyeyim, pek yardımım dokunmaz zaten." diye yanıtladı.

 

Peter, grup normale dönmüş gibi göründüğü için mutluydu. Üçü arasında bir gerginlik kalmamıştı ve işlerin sonsuza dek bu şekilde devam etmesini diliyordu.

 

Quinn odadan çıkıp da Vorden ile Peter baş başa kaldığı andaysa Vorden, Peter’a bir soru sordu.

 

"Hey, Quinn’i son zamanlarda bir kızla takılırken gördün mü?" dedi Vorden.

 

"Bir düşündüm de kütüphaneden bir kızla çıktığını görmüştüm. O gün bizimle teste giren kızdı, yayı ve oku olan hani."

 

Peter bu yanıtı verişinin ardından Vorden’ın ifadesinin anlık bir değişime uğradığını görür gibi oldu. Ancak gözlerini kırpıştırıp yeniden baktığında her şey yolundaydı.

 

Ve Vorden gülerek, "Belki de kendisine küçük bir sevgili yapmıştır." dedi.

 

****

 

Elbette ki Quinn’in ikiliyi ekme sebebi, daha önce Layla’yla buluşma planı yapmış olmasıydı. Onunla okul kapısında buluşacaklardı. Ancak Quinn, bu buluşma öncesinde fen laboratuvarına uğramaya karar verdi.

 

Askeri okuldaki derslerin çoğu dövüş veya teknoloji kullanımı üzerine olsa da bilim de temel bir konuydu. Sonuçta insan ırkının günümüz dünyasındaki onca teknolojinin nasıl kullanılacağını keşfetmesini sağlayanlar bilim insanlarıydı.

 

Bu nedenle öğrenciler, gelecekte de arkasının geleceği umuduyla hizmet süreleri içerisinde bilim eğitimini devam ettirmeye teşvik ediliyordu.

 

Sınıflar gün içerisinde boş oluyor ve önemli ekipmanlar depoya kilitleniyordu.

 

Ama Quinn öyle havalı bir şey aramıyordu, onun tek ihtiyacı birkaç deney tüpü ve küçük tıkaçlardı. Bir müddet odayı arayıp taradıktan sonra da tüpleri sakladıkları yeri keşfetti. Ve toplam beş tüp aldı.

 

Orası tüp dolu olsa da çok fazla alırsa şüphe çekerdi ve kırılacakları endişesini taşımadan beşten fazlasını taşıyamazdı.

 

Quinn, beş tüpü taşımakta olduğu omuz çantasına attı ve odasından aldığı bir tişörtle etraflarını sardı.

 

An itibarıyla sıradaki seviyeye kadarki durumu 60/200 Exp idi. Önceki görevinden 50, iki günlük görevden de 10 puan almıştı.

 

Şu ana dek her seviyede bir ekstra istatistik puanıyla 5 HP kazanmıştı. Bu yolla güçlenmiş olsa da kuvvetini arttırmanın en hızlı yolu bu değildi.

 

Quinn sistemin iki defa kurbanının kanını içtiği takdirde ekstra istatistik puanı kazanma fırsatı sunduğunun farkındaydı ama Layla’nın kanını içtiğinde de bir puan kazanmıştı. Bugün test etmek istediği şey de buydu.

 

Saat akşam 6 olmuş ve güneş batmaya başlamıştı, yani Quinn artık güneşten etkilenmeyecekti. Layla planlandığı gibi yayını sırtına asmış şekilde kapının önünde Quinn'i bekliyordu.

 

Silah kullanan oyuncular zamanlarının çoğunda o silahları yanlarında taşırlardı. Her daim bir saldırı şansı olabilir veya portaldan bir canavar kaçabilirdi.

 

Buluşan ikili, dükkanla okul arasındaki yakın bir parkta yürüme kararı aldı. Sonra da gizlenebilecekleri ağaçların arkasına ilerlediler. Oralarda kimseler dolaşmadığı için görülme ihtimalleri çok düşüktü.

 

"Ee, yapıyor muyuz?" dedi Layla heyecanla.

 

Quinn, Layla’nın tüm bunlardan korkmaktansa heyecan duymasını hala tuhaf buluyordu.

 

"Peki, kapat gözlerini." dedi Quinn.

 

Layla gözlerini kapatarak hazırlandı. Geçen seferki tatmin edici hissi hala hatırlıyor ve aynı hissi yeniden duymayı iple çekiyordu. Yine de Quinn’in dudaklarının boynunda olacağını düşündükçe birazcık gerilmeden edemiyordu.

 

Ama bir anda kolunda ufak bir sızı hissetti.

 

Ve gözlerini açtığı anda orada bir iğne olduğunu fark etti.

 

"Ne oldu? Seni ısıracağımı düşünmemiştin, değil mi?"

 

Layla'nın yanakları o saniyede kıpkırmızı kesildi. Kolundaki iğne olmasaydı Quinn’i tekmeleyip itmeye kalkardı.

 

Şırınga dolduğu sırada Quinn, içindeki kanları peşinde getirdiği tüplerden birine doldurdu.

 

"Bir tüp daha alsam olur mu?" dedi Quinn.

 

Layla’ysa hiçbir şey söylemeden kolunu uzattı, hala az önce yaşananlar yüzünden birazcık utanıyordu.

 

Quinn ikinci tüpü de doldurduğunda tüplerden birini çantasına koyarken ikinciyi eline aldı.

 

"İncele."

 

<Layla Munrow’un Kanı>

 

<Kan Grubu A +>

 

Quinn bu sefer de Layla’ya dönerek İnceleme yeteneğini onun üzerinde kullandı.

 

<İsim: Layla Munrow>

 

<Irk: İnsan>

 

<Özel Güç: Telekinezi>

 

<HP 12/12>

 

<Kan Grubu A+>

 

Tam da Quinn’in düşündüğü gibiydi. Kan üzerinde inceleme yeteneğini uyguladığında yalnızca kan grubunu ve kanın sahibini görebiliyordu. Aynı toplantı salonunda olduğu gibiydi. Ama söz konusu kişi karşısında olduğunda özel gücünü, HP miktarını ve kan grubunu görebiliyordu.

 

Salondaki kan izlerinin bir kısmıysa yalnızca soru işareti göstermişti. Muhtemelen Quinn’in kanın sahibiyle önceden karşılaşmış veya üzerinde inceleme yeteneği kullanmış olması gerekiyordu.

 

Quinn, deney tüpüne bakarak yutkundu. Sonra da tıkacını çıkartarak kanı koklamaya başladı.

 

"Şuracıkta içecek değilsin, değil mi?" dedi Layla.

 

"Neden olmasın, bir değişiklik yapıp yapmayacağını bilmem gerekiyor."

 

"Bilmiyorum, bana biraz utanç verici geldi ama sebebini açıklayamıyorum."

 

Quinn Layla’yı duymazdan gelerek yeniden kana baktı. Koku, daha önceden hatırladığından farklı olarak epey tatlıydı. Derken tüpü kaldırıp alkol alırmışçasına tek yudumda kafasına dikti.

 

Kan boğazından aşağı inerken bedeninde ılık bir karıncalanma hissi duydu. Şaşırtıcı bir şekilde metalikten ziyade tatlıydı. Anlaşılan ırk değişimi, tat alma cisimciği ve koku duyusunu da değiştirmişti.

 

<HP dolu>

 

<Kan herhangi bir etki etmeyecek>

 

<Bu kişinin kanı daha önce de tüketilmişti>

 

<İstatistik puanı verilmeyecek>

 

Quinn, verilen bu bilgiler karşısında şaşkına döndü. Geçen seferki kan, bedeninde iyileştirici bir etki göstermişti. Bu mesaja bakılırsa Quinn yaralı olduğu takdirde Layla’nın kanı sayesinde HP kazanacak olmalıydı.

 

Ama Quinn’i asıl ilgilendiren ikinci mesajdı. Sistem, Layla’nın kanını daha önce tükettiği için istatistik puanı alamayacağını belirtmişti. Bu da demek oluyordu ki daha önce kanını içmediği sürece herkesten ekstra istatistik puanı kazanabilecekti.

 

Quin bu düşünceyle gülümsedi. Elbette sadece bir teoriden ibaretti ama hemen denemek istiyordu.

 

"Ürpertici gülüşüne bakılırsa test etmek istediğin şey her neyse işe yaradı herhalde." dedi Layla.

 

"Keşke kanını test edebileceğim bir başkası olsaydı."

 

Tam da o anda oyun alanından ormana giren birinin sesi işitildi. Quinn ve Layla ikilisiyse anında çömelerek bir ağacın ardına saklandı.

 

Aynı saniyede ağaçlara doğru yürüyen iki öğrenciyi gördüler.

 

"Hemen kredilerini ver, yoksa şuraya mezarını kazarım ve kimsecikler cesedini bulamaz." diyen bir oğlan sesi yükseldi.

 

Quinn o sesi anında tanıdı. Rylee’ydi. Hala dersini almamış ve eski numaralarını sürdürüyormuş gibi görünüyordu.

 

Quinn, bu manzara karşısında çantasına uzanarak dükkandan aldığı maskeyi taktı. Geçen sefer Rylee’nin kanı emilmeden gitmesine izin vermiş ve şansını ziyan ettiğini düşünmüştü. Ama bu defa öyle kolay kurtulamayacaktı.

 

#Tahmin ettiğim gibi aynı kişinin kanı ikinci seferde etki etmiyor. Ama ilk defa kanını emdiği/içtiği herkesten ekstra istatistik alacak gibi görünüyor. Ve anlaşılan bunu daha önceleri kanını almadan bıraktığımız kredi soyucu Rylee üzerinde deneyip kesinleştireceğiz. Yarın yeni deneyler, yeni dersler, yeni bilgilerle dolu bölümlerde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 31674 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 42616 Bölüm Sayısı


creator
manga tr