5. Bölüm : Özel Gücü Yok

avatar
1641 68

My Vampire System - 5. Bölüm : Özel Gücü Yok


Çevirmen : Clumsy



Beş öğrenci isimlerinin sıralanışını işittiğinde her biri Griff’in durduğu noktaya doğru ilerlemeye başladı.

 

Quinn ve Vorden haricinde Peter adında bir oğlan daha vardı. Peter, oradaki herkesten daha gergin görünüyor, sürekli etrafına bakıyor ve kıpırdanmadan duramıyordu. Son derece zayıftı ama boyu da uzun olmadığı için zayıflığı ona yakışıyordu.

 

Gruplarının diğer üyeleri, Layla ve Erin isminde iki kızdı. Layla kısa, kahverengi saçlara ve uzun bir bedene sahipti. Sırtında bir yay taşıyordu ki bugünlerde Safkan denilen belirli bir grup dışında silah taşıyan pek fazla kişi olmadığı için bu durum Quinn’i şaşırtmıştı.

 

Safkanlar özel güç sahibi olmamayı seçen ve bunun yerine silah kullanan insanlardı ama yine de sayıları oldukça azdı ve Quinn hayatı boyunca onlardan biriyle karşılaşmamış, yalnızca haklarında hikayeler işitmişti.

 

Grubun sonuncusuysa Erin’di. Erin, tüm oğlanların kafasını çevirip bakacağı tipte bir kızdı. Vücut ölçüleri harikaydı, ne fazla cılız ne fazla iriydi ve güzeller güzeli uzun, sarı saçlara sahipti. Tek sorun yüz ifadesiydi. Kalabalığın arasında ilerlerken bile ifadesi bir kez olsun değişmemişti. Kaskatı ve tepkisizdi.

 

İnsanların arasından geçen Quinn, hiç kimseyi tanımadığını ve diğerleri için de aynı şey geçerliymiş gibi göründüğünü fark etti. Bunun kasıtlı olduğunu varsaymadan da edemedi. An itibarıyla herkesin güç seviyesi 1 olduğu için hiç kimse kiminle dost olup kime dikkat edeceğini bilemiyordu.

 

Grup, test alanına transfer edilen bir grubun hemen arkasında durmuştu.

 

Vorden, kendisiyle aynı grupta olan diğer üyeleri gördüğü anda her biriyle el sıkışıp selamlaşmaya çalıştı. Ve kibarlık ettiği için Erin hariç hepsi selamına karşılık verdi.

 

Erin ise önce Vorden’ın kendisine uzattığı ele gözlerini dikmekle yetindi, sonra da kafasını çevirip başka bir yöne baktı.

 

"Hadi ama, böyle davranmak zorunda mısın?" diyen Vorden, elini kızın omzuna yerleştirdi.

 

Bu büyük bir hataydı. Aynı saniyede Erin, Vorden’ın elini yakaladığı gibi bileğini büktü. Sonra da Vorden’ın eli ağır ağır donarak buzla kaplanmaya başladı.

 

Herkes ön saflarda yaşanan bu olayı izlemek için hareketi kesti.

 

"Vaay, buz gücü mü varmış?"

 

"Çok nadir bir güç değil mi?"

 

"O kız beni canı ne zaman isterse dondurabilir."

 

Griff de hengameyi fark ederek müdahale etti.

 

"Siz ikiniz, kesin şunu, o kadar enerjiniz varsa teste saklayın."

 

Erin o saniyede Vorden’ın elini bıraktı ve buzları çözülmeye başladı. Vorden da sıraya dönerek Quinn’in yanındaki yerini aldı.

 

"Şu kıza inanabiliyor musun!" diye sızlandı. "Neredeyse elimden olacaktım."

 

Quinn ise "İnsanlara öyle kafana göre, izinleri olmadan dokunamazsın." yanıtını verdi.

 

"Evet biliyorum ama sırf güzel diye onu paspas etmediğim için kendisini şanslı saysın."

 

Ön saflara yakın olan çoğu kişi Vorden’ın söylediklerini duymuş ve onu şimdiden düşman bellemişti. Bir şekilde Vorden’ı aşağılarsak Erin’in dikkatini çekebiliriz diye düşünüyorlardı.

 

Etrafındaki insanlara bakan Quinn, akıllarından neler geçtiğini anlayabiliyordu. Bu yüzden onları arkadaş sanmamaları umuduyla Vorden’dan bir adım uzaklaştı.

 

Ve en sonunda Quinn ile diğerleri çağrıldı, kutunun içerisine geçmeleri istendi. Tabii ki bahsi geçen şey gerçekten kutu değildi, sadece beşinin sığabileceği şekilde yere çekilmiş beyaz çizgilerden ibaretti.

 

Kutunun hemen dışındaysa kafasına başlık geçirmiş bir adam duruyordu.

 

"Gönder onları!" dedi Griff.

 

Ve onun emrini verişiyle birlikte başlıklı adam, iki elini yere bastırdı ve kutu ışıldamaya, mor parıltılar saçmaya başladı.

 

"Hmm ışınlanma büyüsü ha, ne kadar da nadir rastlanır bir güç." Vorden böyle söylerken tüm grup ansızın havaya karışıp gözden kayboldu.

 

Bir saniye sonraysa boş bir araziye benzeyen yeni bir alana ışınlandılar. Orada hiçbir yaşam belirtisi yoktu, ne bir ağaç vardı ne de başka bir şey. Grubun önündeyse siyah askeri üniformalı bir kadın ve onun hemen yanında da başlıklı yeni bir adam duruyordu.

 

Görünürde başka biri yoktu.

 

Kadın, elinde bir tablet tutuyor ve o tablete bazı bilgileri kaydetmekle meşgulmüş gibi görünüyordu. İşini bitirdiğindeyse gruba dönerek konuşmaya başladı.

 

"Selam millet, benim adım Jane ve bugünkü testinizden ben sorumlu olacağım. Test tamamlandığında bilgilerinizi güncelleyeceğim ve skorunuz kol saatlerinize yansıyacak."

 

Dedikten sonra gözlerini tablete çevirdi.

 

"Şimdi, ilk önce kimi çağırsak, oo görünen o ki eski birinci seviyelerimiz varmış?" Önceki okullarından aktarılan bilgileri kontrol eden Jane böyle söyledi.

 

"Peter, öne çıkabilir misin lütfen?"

 

Böylece gergin, minyon bedenli Peter öne çıktı, artık eskisinden de kötü görünüyordu. Quinn kendisini kötü zannetse de ona kıyasla mükemmel durumdaydı. Hiç değilse o ayakta durabiliyordu, Peter ise her an yığılıp kalabilirmiş havası veriyordu.

 

"Bana özel gücünün ne olduğunu söyleyebilir misin lütfen Peter?" dedi Jane.

 

"Şey, benim özel gücüm yok." dedi Peter sessizce.

 

İşte o anda Quinn ve diğerleri, Peter’ın neden bu kadar gergin olduğunu anladı. Hiçbir özel güç taşımamak nadir rastlanır bir şey değildi. Savaş nedeniyle Quinn ve Peter gibi pek çok çocuk öksüz kalmıştı. Bu da onların bir güç kitabı alma şansı olmadığı anlamına geliyordu.

 

Ama Peter, hiçbir özel gücü olmadığı için diğerlerinden göreceği muameleden korkuyordu.

 

"Korkma Peter." dedi Jane. "Buyur, bunu al."

 

O anda Jane’in yanındaki başlıklı adamın avcunda bir kitap belirdi. Jane de kitabı Peter’a uzattı.

 

"Vaay, gerçekten bedavaya bana mı veriyorsunuz!" dedi Peter heyecanla. "Teşekkür ederim."

 

"Lütfen boş vakitlerinde bu kitaba çalış, kullanmayı öğrendiğin zaman gelip testi tekrarlayabilirsin ama şimdilik sana 1. seviye güç statüsü vereceğim."

 

Peter 1. seviye güç statüsü almış olsa da umurunda değildi, çünkü az önce elde ettiği kitap sayesinde nihayet hayatını değiştirebileceğini hissediyordu.

 

"Sanıyorum ki burada bir adet 1. seviye kullanıcımız daha var." dedi Jane. "Quinn, değil mi? Öne çıkar mısın lütfen."

 

Quinn kendisine söylenen şeyi yaparak öne çıktı.

 

"Ee Quinn, senin özel gücün nedir?"

 

#Peter tam bir mazluma benziyor. Askeriyenin gücü olmayanlara çat diye güç kitabı vermesi de ilginçmiş. Acaba iyilik mi, yoksa insanları borçlu kılma yöntemi mi? Peki Quinn, kendisine sorulan soruya nasıl cevap verecek, elde ettiği sistem bir özel güç mü? Seviyesi kaç çıkacak? Cevaplar için okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 31688 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 42675 Bölüm Sayısı


creator
manga tr