Bölüm 291: Yeni Üç Yıldız Görev

avatar
333 8

My House of Horrors - Bölüm 291: Yeni Üç Yıldız Görev


Bölüm 291: Yeni Üç Yıldız Görev

Çeviri: RassNt  


"Onu tek kurtarma şansını kaçırdım."


Yaşlı adam konuşurken başı öne eğikti. Sözleri suçluluk ve pişmanlıkla doluydu. Biraz duraksadıktan sonra devam etti.


"Kızı bulup bulmadıklarını öğrenmek için o olaydan bir ay sonra tekrar ziyaret ettim. Kapıyı uzun süre çaldım ama cevap gelmedi.


"Kulübenin yanına yürüdüm ve pencerenin kırılmış olduğunu gördüm. Parmak uçlarıma yükseldim ve pencereden içeri baktım. Kızın annesi pencerenin yanına yığılmıştı ve ellerinden birisi pencerenin kenarındaydı. Kaçmaya çalışıyor gibiydi ama oda bir hapishane gibi inşa edilmişti. Pencere onun geçmesi için çok küçüktü.


"Hemen yerden bir çapa buldum ve ahşap kapının kilidini kırdım. Baba sağlam ev yapmıştı ve kapıyı açmak için defalarca darbe indirmek zorunda kaldım. Odanın içinde hafif bir koku vardı ve masa sandalye devrilmişti. Baba, kapının yanında yatıyordu ve kapıda derin bir çizik vardı. Onun için acılı bir süreç olmuş gibiydi.


"Polisi ve ambulansı aradım. Tam köye yardım istemek için gitmeye hazırlanırken aniden yandaki kulübenin kapısı açıldı. Orada Zhu ailesinin ikinci kızı vardı. İtaatkar bir şekilde kulübeden çıktı.


"Kızın cebindeki anahtarı görünce kapının dışarıdan kilitlenmiş olduğu gerçeğini fark ettim!



"Burası normal insanların gelmeyeceği izole bir yerdi ve köylüler bu aileyi dışlamışlardı, o yüzden durduk yere kimse onları zehirleyip kapıyı kilitlemezdi. Tek bir ihtimal vardı, katil kızları olmalıydı.


"Aniden kıza baktığımda artık onu tanıyamadığımı hissettim. Belki de kendi kaderinin de ablası gibi olacağını gördüğü için sadece kendini korumak istemişti. Ne de olsa küçük kız pek fark edilmeyen bir anormallikle doğmuştu.


"Fakat korkunç bir şey oldu. Kız beni gördüğünde ne panik yaptı ne de korku belirtisi gösterdi. Normal bir şekilde yürüdü. Güzel yüzünü kaldırdı ve çok masum görünüyordu ama dudaklarından çıkan kelimeler bugün bile beni ürpertiyor.


"Bu kelimeleri herhangi bir duygu olmadan düz bir tonla söyledi. Ablasının haftalar önce şeftali tarlasına gömüldüğünü ve ablasını bulmasına yardım etmemi umduğunu söyledi. Ona anlatmak istedim, birisi toprağa gömüldükten sonra çoktan gitmiş olacaktı. Ona ölüm kavramını açıklamaya çalıştım ama o sadece mutlu bir şekilde gülümsedi. Bana öldükten sonra başka bir şeye dönüşeceğimizi ve ablasının gitmediğini söyledi!"


Yaşlı adam ellerini sıktı. O günü tekrar düşününce hala soğuk terler atıyordu. "Çocukla nasıl iletişim kuracağımı bilemedim, o yüzden tek başıma köye koştum ve bir kaç delikanlı bularak onlarla birlikte tarlanın etrafını gözetim altına aldık ve polisin gelmesini bekledik.


"Ardından uzunca bir soruşturma oldu. Polise tarlada bir ceset olabileceğini söyledim ama polis Zhu Xinrou'yu bulamadı. Küçük kızı başlangıç noktası olarak kullanmaya çalıştılar ama o konuşmayı reddetti; sanki bir gecede dilini yutmuştu.


"Zhu Xinrou'ya karşı hissettiğim suçluluk duygusu yüzünden kardeşini polise ifşa etmedim. Dahası, benim bakış açıma göre ebeveynleri bunu hak etmişlerdi."


Yaşlı adamın sesinde acı bir duygu vardı.


"O ikisi çocuklarını daima dövdüler ve Tabut Köyü'nün kaçakları Zhu Xinrou'yu infaz etmek istediğinde onları durdurmak yerine sessizlikle karşılayarak bir anlamda buna onay vermişlerdi. Eğer Bai Aile Köyü insanları olmasaydı uzun zaman önce bir trajedi gerçekleşecekti."


"Küçük kız dışında en büyük şüpheli sendin değil mi? Polis sana hiçbir şey söylemedi mi?" Chen Ge sakindi, olay tam da beklediği gibiydi.


"Küçük kızı saklamayı denedim ama polisi kandırmak kolay olmadı. Ufak ipuçlarından birçok şey keşfettiler ve Yan isimli polis bence her şeyi çözdü. Fakat hiçbir şey yapmadı."


Yaşlı adam tabuta baktı ve geçmişi hatırladı.


"O, zehirlenme olayı yerine Tabut Köyü ile daha fazla ilgilendi. İfademi verdikten sonra beni bıraktılar.


"Kızı polis aldı ve ben de oğlumla birlikte şehre taşındım. Fakat her gece Zhu Xinrou'nun ‘Kurtar beni, kurtar beni.’ çığlıklarını duydum.


"Oğlumla gelinime sordum ama onlar hiçbir şey duymadıklarını söylediler. İki yetişkin için bu normaldi ama ana okuluna yeni başlayan torunum yatağının altını ya da dolabı göstererek ‘Örümcek! Örümcek! diye bağırıyordu."


"Evi baştan aşağı aradık ama hiç örümcek bulamadık. Bunun Zhu Xinrou ile alakalı olabileceğinden şüphelendim ve şeftali tarlasını satın alarak buraya taşındım. Amacım Zhu Xinrou'nun cesedini bulmak. Şu an yaşlıyım, önümde birkaç yılım var. Hayatta iki dileğim kaldı, birincisi ailemin güvenliği, diğeri ise Zhu Xinrou'yu bulmak."


Yaşlı adam elinde siyah ceketle birlikte tabutun yanında oturuyordu. Hazır gibiydi. Sanki kendi kendine konuşurcasına sesini alçalttı. "O bulunsun ya da bulunmasın, en azından bu tabut bir işe yarayacak."


"Bayım bu kadar karamsar olma. Artık nereye gömülü olduğunu biliyoruz, yarın polise bildirebiliriz."


Cesedin yerini kazmak cinayet mahallini bozabileceği için Chen Ge bu işi polise bırakmak istedi.


"Pekala, fakat gidip kontrol etmek istiyorum. Zehirlenme olayı gerçekleştiğinde polise tarlada bir ceset olduğunu söylemiştim ama onu bulamamışlardı. Bir terslik olmasını istemiyorum."


Yaşlı adam çapasını ve lambasını aldı.


"Haklısın."


Dışarıda yağmur dinmişti. Chen Ge sırt çantasını aldı ve yaşlı adamın peşinden tarlanın ortasındaki en uzun ağaca doğru yürüdü. Etrafı uzun süre kazdılar ama Zhu Xinrou'nun cesedini bulamadılar.


"Bir yanlışlık var." Chen Ge, Zhu Xinrou'nun kendisine yalan söylemesi için bir nedeninin olmadığına inanıyordu. Ne de olsa ona yardım etmek istemişti.


"Hıhh, burada da yok." Yaşlı adamın sesinde yoğun bir hayal kırıklığı vardı.


"Bekle biraz." Chen Ge çürüyen ağaca baktı ve çantasından çekici çıkartarak ağacın gövdesine vurdu. Gövde çok kalın olmadığından kuvvetin etkisiyle sarsıldı.


"Kökleri ölü; gövdenin için boş olabilir."


İkili birlikte çalışarak köklerinin etrafındaki toprağı gevşettiler ve ardından gövdeyi devirdiler. Kök yumaklarının altında örümcek ağlarıyla dolu bir delik vardı ve onun içinde ise bir kadın bacağına benzeyen bir şey vardı.


"İşte bu!"


Zhu Xinrou baş aşağı gömülmüştü ve şeftali ağacı onun cesedinin üstünü kapatmıştı.


"Kurtar beni..."


Ceseti buldukları sırada Chen Ge'nin siyah telefonu titredi. Birkaç adım geri çekilerek mesaja baktı.


"Tebrikler, Tayfların Gözdesi! Üç yıldızlı senaryo Tabut Köyü'nün Test Görevi'ni tetikledin! Senaryo son derece tehlikeli! Lütfen görevi kabul edip etmeme kararını bir hafta içinde ver!"






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19296 Üye Sayısı
  • 807 Seri Sayısı
  • 39062 Bölüm Sayısı


creator
manga tr