Bölüm 289: Şeftali Bahçesindeki Ceset

avatar
377 12

My House of Horrors - Bölüm 289: Şeftali Bahçesindeki Ceset


Bölüm 289: Şeftali Bahçesindeki Ceset

Çeviri: RassNt  


Ara sıra gelip giden ışık parlamaları, asılı duran kafayı daha da korkutucu gösteriyordu. Çok sayıda ince el pencereye uzandı ve kenarı parmaklarla kaplandı! Fakat bu kritik anda Chen Ge başka bir şey düşünüyordu.


Kadının yüzü Fan Yu'nun resmindeki örümcek canavara benziyor. Yaşlı görünmüyor; kusursuz bir şekilde uyuyor. O, Jiang Ling'in ablası olmalı.


Ahşap kalas gıcırdadı. Kulübe baskının etkisiyle çökecek gibiydi ve sallanıyordu. Örümcek ağı Chen Ge'ye doğru süründü ve kadın kafasını odaya soktu. "Kurtar beni, kurtar beni!"


"Buraya seni kurtarmaya geldim!" Chen Ge durumun kontrolden çıkmasını önlemek için daha fazla bekleyemezdi. Kadın muhtemelen ilk defa böyle bir cevap almıştı. Konuşmayı bırakarak odanın içine girmeye devam etti. Kan kırmızısı ağ duvara yapıştı ve kadının yüzünde çeşit çeşit duygular belirdi.


"Sen Jiang Ling'in kardeşisin; daha önce karşılaştık!" Kadın sanki Chen Ge'nin ne demek istediğini anlamamış gibi sakindi. "Jiujiang'ın Çocuk Evi! Hatırlamıyor musun!?"


Chen Ge Xu Yin'i çağırmaya hazırlanırken aniden bir şey hatırladı. Cebinden bir plastik şişe çıkardı. "Küçük kardeşin bunu bana verdi!"


Şişenin içinde dümdüz olmuş bir örümcek vardı. Chen Ge çocuk evinden çıkarken Jiang Ling bunu ona hediye olarak vermişti. Kulübe sallanmayı kesti. Kadının göz bebeği olmayan gözleri plastik şişeye takıldı kaldı. Pencereyi yıkmayı bıraktı. Bir süre Chen Ge'ye baktıktan sonra ona doğru uzandı.



Kadının boynu soluk ve seksiydi ama boyutu normal bir insan boynunun iki katıydı. Chen Ge şişeyi açtı ve onu bir eliyle kadına verdi. Korkunç canavar nihayet sakinleşmişti. Sanki ağzında bir şey varmış gibi ağzını kapalı tutuyordu.


"Sana karşı kötü bir niyet taşımıyorum. Sadece sen ve kardeşin çok üzgün gibi, o yüzden yardım etmeye geldim." Chen Ge sessizce teybi açtı. "Kardeşin bana birçok şey söyledi. Durumunu ve acını anlıyorum. Teknik olarak konuşmak gerekirse seninle aynıyız; ben de umutsuz çilelerden sağ çıktım."


Chen Ge aynı şeyi daha önce Xu Yin'e de söylemişti. Sosyal etkileşimde çok iyi olmadığı için elinden gelen tek şey kendini karşı tarafın yerine koymaktı. Hayalet ve insan bir süre aralarında bir duvar varmış gibi birbirlerine baktılar.


"İsmini temizlemene yardım edeceğim ve ailenle ilgileneceğim!


"Sence neden gecenin bir yarısı tek başıma dağa girdim?


"Sadece ablasının acısını dindirmek isteyen küçük kardeşine yardım etmek istiyorum!"


En sonunda Chen Ge bile kendi dediklerine inanmaya başlamıştı. Ciddi görünüyordu ve sesindeki acı belirgindi. Kadın kafasını geri çekti. Başı eğik biçimde Chen Ge'ye baktı. Yüzündeki ifade artık kızgın değildi ve yerini bir şaşkınlık almıştı.


"Kızgınlığını sonlandırmaya yardım edebilirim ve seni bu acı verici yerden götürebilirim. Yaşaman için yeni bir ev bulabilirim," dedi Chen Ge dürüstçe.


Kadın da Chen Ge'ye inanmaya başlamış gibiydi. Chen Ge'nin dediklerini tam anlıyor gibi değildi ama götürülmek konusu dillendirildiğinde başını sağa sola salladı.


"Kardeşini sevdiğini ve onu korumak istediğini biliyorum, fakat sana bir şey söyleyeyim. Senin varlığın yüzünden kardeşin diğer çocuklar tarafından zorbalığa uğruyor ve bir hasta, bir canavar olarak görülüyor. Normal bir hayata dönemez, normal olarak da sevme ve sevilmenin keyfini yaşayamaz.


"Seni anlıyorum ama başkaları anlayamaz. İnan bana, eğer onun gölgesi olmaya devam edersen bir gün onun en karanlık kabusu haline geleceksin!


"Çok sevdiğin kardeşinin dudaklarından senden nefret ettiğini duymak ister misin!?"


Kadın işlerin beklediğinden daha öteye gittiğini hissetmişti. Başını tekrar sağa sola salladıktan sonra gözlerini çevirdi.


"Seçim yapmak için seni zorlamayacağım. Sana sadece gerçekleri söylüyorum. Senin iyiliğin için." Chen Ge'nin sesinde tarif edilemez bir üzüntü vardı. "Çektiğin acıları ve gelecekte çekeceklerini daha önce yaşadım. Eğer gidecek bir yer bulamazsan bana gelebilirsin."


Ardından cesur bir hamle yaptı. Sağ eliyle çekicini saklarken sol eliyle kadına uzandı. "Benim küçük kardeşim senin küçük kardeşinin en iyi arkadaşı. Eğer mümkünse biz de arkadaş olabilir miyiz?"


Sesini bilerek alçaltmamıştı. Bunu söylediği anda yan kapıdan garip bir ses geldi. Sanki birisi yataktan düşmüş gibiydi. Kadının gözleri çılgına döndü. Chen Ge'nin uzattığı eline bakarak geriye çekildi.


"Arkadaş olabiliriz." Chen Ge ileri yürüdü ve kadının gözleri daha hızlı döndü. Dudaklarını açıp kapıya bir örümcek ağı attıktan sonra bahçenin içine geri çekildi ve ortadan kayboldu.


"Bekle!" Chen Ge yatağı kenara çekti ve kapıdan dışarı fırladı ama kadın çoktan gitmişti. Ona adresimi bile vermemiştim... Neyse, bu yine de iyi bir başlangıç oldu. Onu korku evimde işe almak için yine Jiang Ling'in üzerinden gitmem gerekecek.


Yan kapı hızla açıldı ve yaşlı adam ellerinde lamba ve çapayla birlikte dışarı fırladı. Kapıda titreyerek durdu. Chen Ge'den ciddi anlamda korkmuştu. Adam bir hayaletle yüzleşmekten korkmamakla kalmayıp aynı zamanda onun peşinden gitmeye kalkmıştı! Yüzündeki o pişmanlık dolu ifade de neydi?


"Bay Bai, gizlice dinledin değil mi?"


Yağmur Chen Ge'nin saçlarını ıslattı. Dönerek yaşlı adam baktı. Chen Ge'nin bakışı adamın korkuyla titremesine neden oldu.


Ne yapacak? Beni susturmak için öldürecek mi? Ayrıca cinayet silahına benzeyen o çekici nereden buldu!?


"Hayır, uyurken sayıkladığın kelimeleri duyunca uyandım. Sen iyi olduğuna göre geri dönüp yatacağım." Yaşlı adam çapayı öyle sert sıkıyordu ki elinin üstündeki damarlar ortaya çıkmıştı. Gerginlikten dudakları titriyordu.


"Artık yalana gerek yok. Burası bir cinayet mahalli. Dört kişilik bir aile: ebeveynler zehirlendi, büyük kız kardeş kayıp ve sanırım biraz önce gördüğüm yaratık da o kız kardeşti."


Chen Ge biraz düşündükten sonra ekledi, "Şeftali tarlasında ortadan kayboldu ve seninle ilk karşılaştığımda tarlada bir şey kazıyordun. Eğer tahminim doğruysa onun cesedini arıyor olmalısın."


Yaşlı adam afalladı. Uzun bir süre sonra ağır bir pişmanlık ve suçluluk barındıran sesle konuştu, "Nasıl bildin?"


"Sadece onun cesedini aradığını bilmekle kalmıyorum, aynı zamanda onun cesedinin tarladaki en uzun ağacın altında gizlendiğini de biliyorum." Chen Ge kapıdaki kan kırmızısı örümcek ağını işaret etti. Bu, kadının arkasında bıraktığı ipucuydu.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19295 Üye Sayısı
  • 807 Seri Sayısı
  • 39062 Bölüm Sayısı


creator
manga tr