Bölüm 280: Kapı Çalan

avatar
252 5

My House of Horrors - Bölüm 280: Kapı Çalan


Bölüm 280: Kapı Çalan

Çeviri: RassNt  


Yolda hiç araba yoktu ve çevrede ürpertici bir sessizlik vardı. Ara sıra sokak kedileri geçiyordu ama sanki tehlike sezmiş gibi hemen oradan uzaklaşıyorlardı. "Kimsin sen?"


Müfettiş çamurlu, karanlık ara sokakta durdu. Ayakkabıları yoktu ve ayakları çöplere basıyordu. Yaralarından kan sızıyordu.


"Sesimi unuttun mu hemen?" Adam yavaşça gölgeden çıktı. Ellerinde korkunç görünen bir çekiç vardı. Sokak lambaları gölgesini uzatıyordu. Konuşan kişi bir adamdı ama gölgesi uzun saçlı bir kadındı. Müfettiş nihayet onun yüzünü daha net şekilde görebilmişti. Dişlerini sıktı ve zar zor konuşabildi. "Chen Ge!"


"Ben seni tanımıyorum ama sen benim ismimi biliyorsun. Sanırım şüphelerim doğru."


Yolunu kesen kişi Chen Ge'den başkası değildi. Yüzbaşı Yan ile birlikte bütün üçüncü binayı aramışlardı ama saklanan son üyeyi bulamamışlardı.


O zaman Chen Ge'nin kafasında şüpheler çoktan belirmişti. Yüzbaşı Yan'dan hastanenin adresini aldıktan sonra Yeni Yüzyıl Parkı'na geri dönüp çekicini almış ve pusu kurmak için Halk Hastanesi'ne gelmişti.


"Nasıl çözdün?" O anda müfettiş şaşırtıcı şekilde sakindi. Gözlerini Chen Ge'ye dikmişti ve garip bir gülümsemesi vardı.



"Neden söyleyeyim?" Chen Ge teybin oynatma tuşuna basarak elinde çekiciyle ara sokağa girdi.


"Beni öldürmek sana bir şey kazandırmayacak. Sadece günah keçilerimden birisiyle konuşuyorsun. Ayrıca, aklında bulunsun karşında bir polis var." Müfettiş ilk başta Chen Ge'yi görünce şok olmuştu ama hemen sakinliğe bürünmüştü. "Eğer ben ölürsem bu polis de benimle birlikte ölecek."


Chen Ge'nin laf kalabalığıyla kaybedecek zamanı yoktu. Cebindeki telefon konuşmalarını kaydediyordu. Üzerine doğru gelen çekice bakan müfettişin dudakları titredi. Chen Ge'nin duygusuz ifadesi ona bazı şeyleri net anlatıyordu, Biz iyi insanlar değiliz, o yüzden beni bu iğrenç tekniklerle tehdit etmeyi deneme.


"Aslında oturup konuşabiliriz. Gerçek kimliğimi merak etmiyor musun? Kim olduğumu bilmek istemiyor musun?" Hasta, Chen Ge ile iletişim kurmak için elinden geleni yapıyordu ama Chen Ge konuşma modunda değil gibiydi.


Chen Ge'nin giderek yaklaştığını gören hasta taktiğini değiştirdi. "Başkanın kim olduğunu bilmek istemiyor musun?"


"Başkanın kimliği çoktan seçmeli bir soru gibi ve şu an seçenekleri birer birer eleyerek doğruyu bulma yöntemini uyguluyorum." Chen Ge ona dolaylı yoldan bu gece sağ çıkamayacağını söylüyordu.


Masum bir adamı öldürmek gibi bir planı yoktu. Bunu Yüzbaşı Yan'dan habersiz yapmasının sebebi başka bir planının olmasıydı. Müfettişi yakalamaya ve onu sorgulamak için korku evine götürmeye hazırlanmıştı. Ne de olsa sayısal avantaja sahipti.


"Polise vermeden önce onu gözaltına alacağım." Chen Ge'nin bunu söylemesinin sebebi hala telefonun kayıtta olmasıydı. Gerçek planı müfettişin bacağını kırarak etkisiz hale getirmekti. Müfettişin Chen Ge'de bir açık bulma arayışı başarısız olmuştu ama ifadesi çok değişmedi. Sanki hala elinin altında kozu var gibiydi.


"Chen Ge, şimdi söyleyeceğim şey kesinlikle ilgini çekecek. Eğer gitmeme izin verirsen kapının nasıl oluştuğunu ve onu nasıl açıp kapatacağını söyleyeceğim." Müfettişin yüzünde garip bir ifade vardı. Gülümsüyor gibi görünse de gülümsemiyordu. Söylediği şeyle onun ilgisini çekebileceğinden emin gibiydi.


"Bunu bir düşün. Bu bilginin değerini biliyor olmalısın," Müfettiş bu sözleri sakince söylemesine rağmen vücudu yine de iki adım geri çekildi. "Konuştuğun polis sadece bir günah keçisi. Bu vücutta sadece bilincimin üçte biri var. Onu öldürsen bile bana zarar veremeyeceksin."


"Eğer zarar görmeyeceksen neden gitmekte bu kadar acele ediyorsun?" Chen Ge yavaşladı. "Bana samimiyetini göster; bu, anlaşmamızın başlangıç noktası olacak."


Müfettiş rahat bir nefes aldı. "Kapıya dair bilgiyi almak istediğine göre kapılardan birinin yerini biliyor olmalısın."


"Öyle," Chen Ge kabul etti.


"Kapının oluşum amacı son derece karmaşık. Şimdilik neden olduğunu kimse söyleyemez. Sadece Yin enerjisinin toplandığı ve insan aktivitesinin seyrek olduğu yerlerde ortaya çıktığını biliyorum. Fakat bunlar sadece küçük etkenler, anahtar etken ise kapıyı çalan birisinin olması gerektiğidir."


"Kapıyı çalan birisi mi?"


"Kapının arkasındaki dünya sadece tek renk olan kırmızıyla dolu değil, aynı zamanda umutsuzluk ve çılgınlıkla da dolu. Orası çeşitli insani negatif duygularla dolu. Bu dünyanın aksine orası sonsuz kabusla dolu." Müfettişin sesi yumuşadı. "Normal insanlar o dünyayı göremez. Sadece dağılmış mental durumda olanlar ya da bütün umutlarını kaybetmiş olanlar bu kapıları açma şansı elde eder.


"Bunu zamanında ilk Kapıaçan'dan duymuştum. O gün her zamanki normal hayatını yaşıyormuş. Farklı olarak hiçbir şey yapmamış. Her zamanki gibi günlük kullandığı bir kapıyı açmış ama ardındaki dünyanın tamamen değiştiğini görmüş. Kapı hiç bir belirti olmadan aniden ortaya çıkmış."


"Hiç belirti olmadan mı?"


"Evet, senin de bir kapın var, o yüzden benzer bir tecrübe yaşamış olmalısın. Örneğin, kapının dışında duruyorsun ve aniden şunu duyuyorsun..."


Müfettişin sözü ara sokağın dışından gelen sirenle aniden kesildi. Birkaç polis arabası o tarafa doğru geliyordu!


"Polisleri mi çağırdın?" Müfettişin yüzündeki gülümseme aniden kayboldu.


Chen Ge başını sağa sola salladı. "Devam et. Kapıyı anlat, ben de kaçmana yardım edeyim."


"Edecek misin?" Müfettiş soğuk bir kahkaha attı.


"Başka şansın yok." Chen Ge çekicini saklayacak bir yer bulmak için etrafa göz attı.


"Ben bir cehennem yerlisiyim. Bir iblisin şeytana güveneceğini mi düşünüyorsun?" Müfettiş döndü ve ara sokaktan geriye koşmaya başladı. Chen Ge onun peşinden gitti.


"Dur!" Ara sokağın diğer ucu başka bir polis arabası tarafından kesilmişti. Müfettişin yolu kesilmişti. Müfettiş tereddüt etmedi ve hastaneye doğru geri kaçtı.


Kaçmak için karmaşık bir plan mı uyguluyor yoksa bir rehine bulmaya mı çalışıyor?


Chen Ge onun peşinden gitti ve kısa süre sonra müfettişin kararlılığını ve acımasızlığını çok hafife aldığını fark etti.


Kapıyı tekmeleyerek açtıktan sonra delirmiş adam hastanenin çatısına fırladı.


"Yaklaşma!" Müfettiş korkuluklara çıktı. Binanın hemen ucundaydı!


Gece rüzgarı hastanın elbisesini dalgalandırdı. Şehir ayaklarının altındaydı. Aşağıda karanlık gecenin kapladığı manzaraya baktı.


Chen Ge ondan üç metre uzakta durdu. Devam ederek adama baskı yapmadı.


"Chen Ge, ismini unutmayacağım. Bir dahaki karşılaşmamızda sana bir sürprizim olacak." Müfettişin yüzünde bir gülümseme belirdi. Chen Ge'ye baktı ve yavaşça kollarını bıraktı.


O anda çatının güvenlik kapısı açıldı ve Yüzbaşı Yan ile adamları içeri daldılar.


"Yao Qinyi!"


Onları görünce müfettişin yüzündeki gülümseme daha da parlak bir hal aldı. Sanki karanlığın koynuna geri dönüyormuş gibi yavaşça geriye yaslandı.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18316 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37540 Bölüm Sayısı


creator
manga tr