Bölüm 279: Seni Bekliyordum

avatar
262 9

My House of Horrors - Bölüm 279: Seni Bekliyordum


Bölüm 279: Seni Bekliyordum

Çeviri: RassNt  


Yaşlı Gu ve Xiao Gu hastaneye gönderilirken Chen Ge orada kalarak görev güçlerinin Fang Hwa Apartmanlarındaki işini bitirmesi için yardım etti. Onun gayretini ve isteğini gören bazı polis memurlarının ona karşı olan izlenimi büyük ölçüde pozitife dönmüştü.


3239 numaranın karşısındaki odada dururken Chen Ge memurların bakışlarından kaçınarak telefonunu çıkardı. Zhang Ya mahvolmuş suratlı adamı oyuncağa çevirdiğinde siyah telefon titremişti. Fakat içinde bulunduğu durum çok tehlikeli olduğundan bakma fırsatı olmamıştı.


Ekranda yeni bir mesaj belirdi. Mahvolmuş suratlı adamın halledilmesinden sonra Üçüncü Hastalık Koğuşu'nun başarı yüzdesi yüzde seksene yükselmişti!


Eğer yüzde doksana ulaşırsa ödül kazanacağım, o yüzden yüzde ona ihtiyacım var.


Chen Ge telefona baktı. Görev başarı oranı yüzde doksanın üzerine çıktığında ödül olarak bir Test Görevi kazanacaktı. Hayalet hikayeleri toplumunu tamamen yok ettiğinde Üçüncü Hastalık Koğuşu'nun gizli görevinden gelecek ödülü kazanacaktı.


İşin doğrusu siyah telefon beni sürekli hayalet hikayeleri toplumunu bitirmeye itiyor. Topluluktan neden bu kadar nefret ediyor?


Şimdiye kadar yaşadığı etkileşimlerin ardından onlara karşı derin bir kavrayış kazanmıştı. Her üye, kapının arkasından gelen bir canavarın konağı durumundaydı. Canavarları beslemek, daha doğrusu vücutlarındaki canavarların kendilerini yememesi için onların ihtiyacını karşılamak amacıyla sürekli hayalet hikayeleri yaratmaları gerekiyordu.



Bir açıdan artık canavarlar tarafından kontrol edilen kuklalara dönüşüyorlardı. Üyelerin büyük çoğunluğuyla Chen Ge arasındaki en büyük fark buydu.


Topluluğun bu kadar basit olmadığını hissediyorum. Tanıtım ilanlarında kan kırmızısı bir kapı vardı. Bu deliler kapının arkasındaki dünya ile ilgili benden daha bilgili olmalılar. Belki de başkan, bizzat kapının arkasından gelen bir canavardır.


Chen Ge tehlike hissiyle sarıldı. Artık korku evindeki çalışanlarının yeterli olmayacağını hissetmişti.


"Xiao Chen!" Odanın kapısı açıldı ve Yüzbaşı Yan içeri girdi. Chen Ge hemen telefonu cebine attı ve zayıf numarası yaparak kendini kanepeye attı.


"Yüzbaşı Yan, beni mi arıyorsun?"


"Şu haline bak." Yüzbaşı Yan, Xiao Gu'nun telefonunu kanıt torbasından çıkardı. Yaklaşık yirmi beş dakika önce Xİao Gu'nun WeChat'ine garip bir mesaj gelmişti—"Chen Ge, ismini unutmayacağım."


"Bu mesaj güvenlik görevlisi Wang Dajun'un telefonundan geldi. 23. katı tamamen aradık ama onun telefonunu bulamadık. Bu yüzden başka kaçakların olabileceğinden ve Wang Dajun'un telefonunu aldıklarından şüpheleniyoruz!" Yüzbaşı Yan Xiao Gu'nun telefonunu kahve masasının üstüne koydu. "Başka bir soru daha var. Neden mesajda senin ismin var?"


Wang Dajun, Yaşlı Wong'un tam adıydı. Xiao Gu'nun üçüncü binada olmasının sebebi Yaşlı Wong'du.


"Yaşlı Wong'un telefonunu alan kişi bu geceki her şeyi planlayan suçlu olmalı." Chen Ge cümlenin anlamını kavramıştı. Bu kişi her şeyi dikkatlice planlamış ama Zhang Ya'nın gücünü ve Chen Ge'nin ihtiyatını hafife almıştı. Eğer Zhang Ya yardıma gelmese ya da kendisi iki odada birine çekilse ölmüş olacaktı.


Chen Ge bunu düşününce korkuyla ürperdi.


"Suçludan mesaj gelmesi iki şeyi kanıtlıyor. Birincisi o korkusuz biri, ikincisi ise onu gerçekten kızdıracak bir şey yapmışsın." Yüzbaşı Yan telefonu tekrar kanıt torbasına koydu. "İkisi de senin için iyi değil. Senin üzerine daha çılgınca intikamla gelebilirler."


Hayalet hikayeleri toplumu bir anda dört üyesini kaybetmişti. İki tane Kızıl Tayf'ı kontrol eden mahvolmuş suratlı adam bile oyuncağa dönüşmüştü. Eğer Chen Ge de topluluk üyesi olsa bu durum karşısında deliye dönerdi.


"İsmimi unutmayacak mı? Bu bana karşı bir tehdit mi?" Chen Ge ayrılmaya hazırlanan Yüzbaşı Yan'a baktı. Zihninde bir düşünce belirdi ve kanepeden zıpladı. "Bekle biraz!"


"Sorun ne?" Yüzbaşı Yan'ı şaşırtmıştı.


"Telefon! Mesajın gönderildiği zaman!" Chen Ge Yüzbaşı Yan'dan kanıt torbasını kaptı. Telefonu açarak mesajlara göz attı, mesaj yirmi beş dakika önce gönderilmişti.


Yirmi beş dakika önce mahvolmuş suratlı adam daha yeni ölmüş ve Lee Zheng'in grubu henüz gelmemişti!


"Bu binada başka bir topluluk üyesi saklanıyor ve o kişi büyük ihtimalle gerçek suçlu!" Chen Ge'nin gözleri kısıldı. Bu kişi bütün olaya şahit olmuş ama Zhang Ya'dan dolayı kendini gösterememişti.


"Suçlu binada mı saklanıyor?" Yüzbaşı Yan başını salladı. "Bütün çıkışları kontrol ettik ve Fang Hwa Apartmanlarına giden ve gelen bütün yollar kapatıldı. Geçici olarak şüpheli kimse yok. Endişelenme, eğer hala bu binanın içindelerse kaçamayacaklar."


Geriye kalan üç üye içlerinde baş etmesi en zor olanlarıydı. Chen Ge umutlarını Yüzbaşı Yan ve adamlarına bağlayamazdı. Ellerini kenetledi ve eklemlerini çatırdattı. Bir şeyi gözden kaçırıyormuş gibi hissetti.


Adam çok zeki. Mesaj yirmi beş dakika önce gönderilmiş ve çoktan buradan ayrılmış olabilir, fakat polise görünmeden nasıl kaçabilir?


Xiao Gu'nun WeChat'indeki mesaja bakınca aniden bir şeyi hatırladı. Xiao Jia, Xiao Gu'nun telefonundaki mesajı okuduktan sonra kendini kaybetmişti. Fakat mesajı ilk gören müfettiş sadece bayılmıştı. Durumları tamamen farklıydı.


"Yüzbaşı Yan, binaya ilk giren müfettişin durumu nedir? Onunla kim ilgilendi?"


"Onu son gördüğümde polis arabasında hala baygın yatıyordu. Yirmi beş dakika önce ambulans geldi, yani muhtemelen şu an hastanededir."


"Yirmi beş dakika önce ambulans mı geldi?"



Hemşire odası sessizdi. Saat gece ikide Halk Hastanesi son derece sakindi. Çoğu hasta çoktan uykuya dalmışken tamamen beyaz olan bir çift göz yavaşça açıldı.


"Chen Ge..." Kelimeler dudaklarından istemsizce çıktı. Ardından tıpkı uyurgezer gibi yatağında doğruldu. "Bu yeni günah keçisinin vücudu fena değil ama bilinci ayırma hissiyatı çok acılı."


Yumruklarını sıktı ve adamın ifadesi garipleşti. Biraz önceki kelimelerinde bir kıskançlık tonu hakimdi, "Günah keçisi ne kadar iyi olursa olsun Kızıl Tayf'tan daha iyi olmayacak."


Adam yataktan kalktı ve sakar bir kukla gibi kapıya doğru yürüdü. Vücuda yavaş yavaş alıştı ve adımlarını hızlandırdı.


Kimse görmeden hastanenin güvenlik geçitlerine girdi. Lobideki bütün kameralardan kaçındı ve hastanenin arkasındaki karanlık ara sokağa daldı.


"Üç saat kaldı, ana personaya geri dönmek için zamanım var."


Taş ve çöplerle dolu ara sokakta düşe kalka ilerledi. Kolları ayakları çiziklerle doluydu ama bu onun kesinlikle umurunda değildi. Yaklaştığı çıkışa doğru baktığında yavaş yavaş rahatladı.


"Plan başarısız olsa da sorun yok. Canlı olduğum ve mesajı geri götürdüğüm sürece hiçbir şey boşa gitmemiş olacak."


Ara sokağın dışarısındaki sokak lambalarının sarı ışıkları havayı doldurdu. Adam ara sokağın çıkışına yaklaşırken elinde çekiç tutan bir adam tam çıkışın orada belirdi.


"Ne zamandan beridir seni bekliyorum."






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18316 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37540 Bölüm Sayısı


creator
manga tr