Bölüm 271: Orada mısın? (Çift Bölüm)

avatar
334 1

My House of Horrors - Bölüm 271: Orada mısın? (Çift Bölüm)


Bölüm 271: Orada mısın? (Çift Bölüm) 

Çeviri: RassNt  


Kapı ve kilidi tamir ettikten sonra Chen Ge ve Xiao Gu hayalet hikayeleri toplumunun üyelerini birinci kata taşıdılar ve onları soyunma odasına kilitlediler.


"Patron, bunun güvenli olduğundan emin misin?" Xiao Gu kapının kilidiyle oynadı. "Hmm, gidip bir ip bularak onları bağlamamı mı istiyorsun?"


Chen Ge genç adamdaki gelişmeyi görebiliyordu. Üstündeki kıyafeti çıkardı ve onu Xiao Gu'ya verdi. "Buna gerek yok. Bunu giy ve üçüncü kata geri dön. Ziyaretçiler bekliyor."


"Problem yok, bana bırak." Xiao Gu bu sefer Doktor Kafakıran'ın Üniformasını hiç tereddüt etmeden giydi. Hatta oldukça hevesliydi, öyle ki Chen Ge onun hayalet hikayeleri toplumundan canavarlar tarafından ele geçirilmiş olabileceğini düşündü. Ne de olsa sabah ki halinden çok farklıydı.


"Garip, sabah korku evine girdiğinde seni sanki idama yolluyormuşum gibi davranmıştın, bu ani değişimin sebebi ne?"


"Değişim mi?" Xiao Gu utangaç bir tavırla başını kaşıdı. Üzerindeki üniformayla bu hareketi birbirine hiç uymamıştı. "Aslında korku evinin tek amacının insanları korkutmak olduğunu düşünmüştüm. Bu şekilde para kazanmayı pek onaylamıyorum ama senin o çiftin problemini çözdüğünü görünce aniden korku evimizin oldukça sıcak ve samimi bir yer olduğunu hissettim."


"Görünüşe göre bizim korku evimiz hakkında bazı yanlış algılara sahipsin. Korku, insanların arkasına saklandıkları gündelik tavırların kalkmasına neden olur. Burada hareketlerine dikkat etmen ya da diğerlerine nasıl görüneceğini hesaplaman gerekmez; sadece çığlık atmaya odaklanırsın," Chen Ge aniden ciddileşti. "Hızlı yaşanan bir hayat her gün bol miktarda baskı yaratır. Bu şehirde insanların baskılarını üstlerinden korkusuzca atacakları bir yer olmalı. Bizim sadece insanları korkutarak para kazandığımızı düşündün ama gerçekte biz sadece onların sıradan hayatlarına küçük bir renk katıyoruz."


Gu Feiyu'nun omuzuna vuran Chen Ge'nin yüzünde güneş gibi sıcak ve samimi bir gülümseme belirdi. "Ziyaretçileri korkutmak için elinden geleni yap. Biraz önceki çift buna kusursuz bir örnek. Bazen sahip olduğumuz şeyleri unuturuz, o yüzden sadece en derin umutsuzluk anında hayatımızda asıl önemli olan şeyleri hatırlarız."


"Haklısın!" Gu Feiyu bu sözlerin ardından başı birkaç kez aşağı yukarı salladı. Aniden işinin ne kadar kutsal olabileceğini fark etmişti. "İşimiz en iyi şekilde yapmaya çalışacağım!"


"İyi şanslar." Gu Feiyu'nun hevesini gören Chen Ge rahatlamış hissetti. "İşte böyle olmalısın. Bu arada, telefonunda birinci hızlı aramaya benim numaramı ekle. Eğer korku evinde çözemeyeceğin bir durumla karşılaşırsan hemen beni ara."


"Tamam." Aslında içeride tartışan çift Chen Ge için bir duraksama olmaktan başka bir şey değildi ama bu olayın Gu Feiyu'nun onayını kazanmasına vesile olacağını hiç düşünmemişti. Tabii ki onun zihninde Patron Chen'in "inşa" ettiği korku evi buydu.


Kalın perdeyi açan Chen Ge korku evinden çıktı. Dinlenme çadırı ziyaretçilerle doluydu. Reklamın etkisi beklediğinden daha yüksekti. Beklemekten sıkılan birçok ziyaretçi gidip başka eğlence programlarını denemeye başlamıştı. Uzun süredir ilk defa parkın içi insanla dolup taşıyordu. Tabii ki Yeni Yüzyıl Parkı'nın en iyi zamanları gibi olmasa da yine de park çalışanlarını sevindirmeye yeterdi. Nihayet yapacak bir şeyler bulup meşgul olmaya başlamışlardı. On yıllık tema parkı bir kez daha canlanmıştı.


İki üyesini kaybeden hayalet hikayeleri toplumu Chen Ge'yi test etmeye gelmeyi bıraktı. Belki de problemi hissetmişlerdi. Eğer bu şekilde Chen Ge'nin korku evini test etmeye devam ederlerse, topluluğun üyeleri birkaç gün içinde tükenecekti. Saat altı buçukta korku evinin önü hala insanlarla doluydu. Fakat güvenlik gerekçesiyle Chen Ge ziyaretçi kabul etmeyi durdurdu. İşçiler parkı temizlemeye koyuldular ve ziyaretçiler parkı saat yedi civarında terk etmeye başladılar.


Ziyaretçi sayısı Yeni Yüzyıl Parkı'nın son altı ayının zirvesine ulaşmıştı. Öğle yemeği sırasında Xu Amca Direktör Luo tarafından çağırılmıştı. Görünüşe göre tanıtım planının sonraki aşamasını tartışacaklardı. "Bugünkü yardımın için teşekkürler!"


Chen Ge kapıları kapattıktan sonra kazancını saydı. Nakit ve online ödemeler dahil toplam 15.000 Yuan kazanmıştı. Bu miktar beklediğinden daha azdı ve bunun ana sebebi Chen Ge'nin korku evine aynı anda giren ziyaretçi sayısını kısıtlı tutmasıydı. Bu durum onların güvenliği içindi. Minghun en fazla dört ziyaretçiye izin verirken Geceyarısı Cinayeti'nin limiti yedi kişiydi. Mu Yang Lisesi için de sınırı on ikiye koymuştu. İlk iki senaryo yaklaşık her ziyaret için yirmi dakika sürerken Mu Yang Lisesi çok geniş olduğundan 12 kişilik bir grup için bile kırk dakika sürecekti.


Para kazanma oranı düşüktü ama itibarı pozitif yönde tırmanıyordu. Hem yüz yüze hem de sosyal medya yoluyla insanlar korku evini anlatarak ve Chen Ge'ye tanıtım için yardımcı oluyordu.


Bu pozitif bir döngüydü. Normal bir korku evi için ortamın kısıtlamaları dolayısıyla tazelik bittiğinde ziyaretçi sayısı düşecekti. Fakat Chen Ge korku evini korku seviyelerine göre düzenlemişti ve daha yeni ve daha korkutucu senaryolar sağlayabildiği sürece ziyaretçi sayısı artmaya devam edecekti. Onun için itibar ve iyi isim yapmak geçici çıkarlardan daha önemliydi.


Tüm günün sonunda sadece bir grup on sekiz tane isim etiketi bulmayı başarmıştı. Grupta Yang Chen ile birlikte gelen tıp öğrencileri ve senaryoyu daha önce denemiş olan ziyaretçiler vardı. Chen Ge onlara diğer senaryoyu denemelerini teklif etmiş ve harap bir halde kalan ekip onun teklifini net bir şekilde reddetmişti.


Gün nihayet sona ermişti. Xu Wan ve Xiao Gu gittikten sonra Chen Ge telefondan onların hesabına bir miktar prim parası gönderdi. Rutin işleri bitiren Chen Ge soyunma odasının kapısını açtı. Wei Wu ve Kong Xiangming çoktan uyanmışlardı.


Fakat onları ele geçiren canavarlar gittiği için zihinleri ağır biçimde etkilenmiş gibiydi. Donuk ve boş bakıyorlardı, sanki hiçbir şey hatırlamıyor gibilerdi. Chen Ge onları korku evinden çıkardı ve onları Yüzbaşı Yan'a vermek için polis karakoluna götürdü.



Xiao Gu amaçsızca yolda yürüyordu. Sürekli yüzüne dokunuyordu. Tüm gün boyunca o tuhaf maskeyi taktıktan sonra, çıkardıktan sonra bile hala yüzüne yapışmış gibi hissediyordu.


Bu gece nerede uyuyacağım? Yönetici Huang ile tartıştıktan sonra güvenlik yatakhanesine dönmek iyi bir fikir değil. Kardeş Chen de bana zaten yeterince iyilik yaptı, ondan avans istemek doğru olmaz.


Ellerini ceplerine attı. Çaresizce bir çözüm ararken telefonuna bankadan bir mesaj geldi.


Kardeş Chen bana prim mi yatırmış? Ama daha ilk günümdü.


Xiao Gu mesaja baktığında 800 Yuan'ın hesabına gönderildiğini gördü. Batı Jiujiang'da konforlu bir oda kiralamak için yeterli bir paraydı. Güvenlik ekibinde yaşadıklarından sonra Xiao Gu istemsizce duygulandı. Patron Chen cidden iyi bir insan!


Telefonunu cebine koyduktan sonra Fang Hwa Apartmanlarının güvenlik koğuşuna doğru yola koyuldu. Oradaki eşyalarını alıp yarın için kendine kalacak bir yer arayacaktı. Saat sekiz gibi oraya vardı. İçeri girdiğinde Yönetici Huang'ın yüzünde berbat bir ifadeyle orada beklediğini gördü.


"Neredeydin?" Jilet gibi bir takım elbisesi vardı ve süet ayakkabıları ışıl ışıl parlıyordu. Yönetici Huang sürekli Gu Feiyu ile görülecek bir hesabı varmış gibi davranıyordu.


"Sizi arıyordum. Yeni bir iş buldum, o yüzden yarın buradan taşınıyorum." Gu Feiyu daima dobra konuşan bir insandı, o yüzden adama hemen aklındakileri söyledi. Yaşlı Wong da o sırada yatak odasındaydı. Hemen dışarı çıkarak Gu Feiyu'yu elbise kolundan çekti. Yönetici Huang'dan özür diler gibi başını öne eğdi. "Lütfen ona aldırmayın. Xiao Gu sözlerinin arkasını düşünemeyen bir genç."


Ardından dönerek Gu Feiyu'ya baktı, "Neden şu mizacını biraz törpüleyemiyorsun?"


"Değişmesine gerek yok. Ne de olsa burası onun gibi büyük bir karakter için çok küçük." Yönetici Huang elindeki kağıdı masaya koydu. "Ayrılmayı düşünmüyor olsaydın bile seni burada barındırmayacaktım. Bu formu doldur, yarın seni burada tekrar görmek istemiyorum."


Yönetici Huang Yaşlı Wong'u kenara iterek kapıya doğru yürüdü ve orada durdu. "Bir şey daha var. Yaşlı Wong, çocuk senin referansınla geldi, o yüzden yaptığı şeylerin tazminatı ve tıbbi giderleri senin maaşından kesilecek."


"Bunun Wong Amcayla ne alakası var? Benim maaşımdan kes." Xiao Gu kendini sakinleştirmeye çalıştı.


"Senin maaşın mı? Geldiğinde her şey kontratında açık bir şekilde yazıyordu. Maaş alabilmen için bir ayı tamamlaman gerekiyor. Şu an bir ay olmadı; gerçekten de yapılan kontratın sadece bir kağıt parçası olduğunu mu sanıyorsun? Daha bir ay bile olmadan başıma açtığın dertleri bir düşün." Yönetici Huang arkasına bile bakmadan yürüdü. "Maaş mı konuşmak istiyorsun? Rüyanda görürsün!"


Gu Feiyu adama koşup onu bir güzel dövmek istedi ama Yaşlı Wong ona engel oldu. "Xiao Gu, fevri davranma. Sabırlı ol."


"Amca, bana maaşımı vermemesi önemli değil ama senin maaşının kesilirse gözüme uyku girmez!"


"Kaç yaşına geldin? Neden hala böyle fevri davranıyorsun?" Yaşlı Wong ondan oturmasını isterken kendisi de yatak odasının kapısını kapatmaya gitti. "Bu günlerde iş bulmak çok zor. Yeni bulduğun işi bana anlat. Eğer şartlar iyiyse belki de ben de yardım etmek için iş değiştiririm."


Yaşlı Wong Gu Feiyu için endişeleniyordu. Onun kandırılmasından korkuyordu, o yüzden Gu Feiyu'ya işi dolaylı yoldan sordu. Yeni işinden bahsedilince Gu Feiyu biraz sakinleşti. "Şu an bir korku evinde çalışıyorum ve işim insanları korkutmak. Patronum çok iyi biri. Daha ilk iş günümde bana prim yatırdı."


"Öyle mi?" Yaşlı Wong'un hala şüpheleri vardı. "Çok fazla güveniyorsun. Diğerleri için çalışsan da kendini kollaman gerekir. İnsanlara sıkıntı çıkarma ama hilekarlara karşı da dikkatli ol."


"Sorun yok Amca."


Yaşlı Wong onun hakkında endişelendiği için bir dolu nasihat verdi. Saat sekiz buçuk gibi güvenlik üniformasını değiştirdi ve ayrılmaya hazırlandı.


"Amca, bugün sabah vardiyasında olduğunu hatırlıyorum, yanlış mı? Gecenin bu geç vaktinde nereye gidiyorsun?"


"Cinayet vakası olduğundan beri herkes diken üstünde ve gece vardiyasında birden fazla kişi olmalı."


"Bir geceliğine senin yerini almamda sakınca var mı?" Xiao Gu kendini suçlu hissediyordu. Eğer o olmasa Yaşlı Wong'un maaşı kesilmeyecekti.


"İyice dinlen ve yarın sabah işine enerjik git." Yaşlı Wong elinde termos kupasıyla çıktı. Kapıdan çıkarken arkasına baktı. "Eğer yeni işini sevmezsen beni aramayı unutma. Burada hala bağlantılarım var."


"Endişelenme. Yeni iş ne kadar yorucu olursa olsun güvenlik olarak çalışmaktan daha iyi."


"Seni arsız çocuk." Yaşlı Wong başını sağa sola salladı ve bu sefer odadan çıktı.


Yavaş yavaş Fang Hwa Apartmanlarının arka kapısına doğru yürüdü. Vardiya değişimi yaptığı güvenlikle biraz muhabbet ettikten sonra bekçi kulübesinde tek başına kaldı. Gece vardiyasında iki kişi vardı, birisi ön kapıya bakarken diğeri arka kapıda görevdeydi, böylece birbirleriyle görüşemeyeceklerdi.


Hava iyice karardı ve normalde ıssız olan arka kapı daha da ıssızlaştı. Daha önce yerleşim bölgesine bir katil sızdığı için Yaşlı Wong sürekli tetikte olacaktı. Pencerenin yanına oturdu ve gözlerini arka kapıdan ayırmadı. Tüm sabah çalıştıktan sonra, ilerlemiş yaşının da etkisiyle kısa süre sonra masada uyuyakalmıştı.


Saat 11 civarında masadaki telefon aniden çaldı. Yaşlı Wong uykusundan uyandı. Hemen temkinli bir şekilde etrafına bakındı. Loş sokak ışığının altında kimse yoktu.


Peh, korkuttu beni.


Yaşlı Wong termos kupasını açarak bir yudum aldı. Telefonuna baktı. WeChat'te bir mesaj vardı.


"Orada mısın?"


Böyle sosyal medya ortamlarını kullanmak için çok yaşlı olduğundan şaşırmıştı. Bu mesajı kim gönderdi?


Profili gizliydi, o yüzden sadece arkadaşlar görebilirdi. Yaşlı Wong kişinin ismine ve profil resmine baktı ama böyle birini daha önce arkadaş eklediğini hatırlayamadı. Ailem ve iş arkadaşlarım dışında WeChat'imi bilenler sadece buranın kiracıları.


Yaşlı Wong elinde telefonla uzun bir süre düşündükten sonra aklına kimse gelmedi. Fakat bir nedenden ötürü bu kişi tanıdık geliyordu. Telefonu masaya koydu. Sesli mesajla yanıt vermeyi düşündü ama saatin geç olduğunu varsayarsak bu kaba bir hareket olabilirdi. O yüzden parmaklarını kullanarak yavaş yavaş bir mesaj yazdı. "Evet, nasıl yardımcı olabilirim?"


Saniyeler sonra cevap geldi.


"Üçüncü binanın 23. katındaki bir kiracıyım. Karşımdaki ailenin nesi var bilmiyorum ama çocuklar odada sürekli ağlayıp duruyor. Fakat herhangi bir yetişkinin sesini duymuyorum. Gelip bakması için hemen birine mesaj attım."


Ağlayan çocuklar mı? Üçüncü binanın 23. katı? Yaşlı Wong mesaja baktı ve bunun bir kiracıdan geldiğini varsaydı. Ne de olsa daha önce benzer bir şey olmuştu.


"Tamam, bir dakikaya geliyorum." Tedbir amaçlı olarak ön kapıda duran güvenliğe mesaj attı. Ardından Yönetici Huang'ı aradı ama cevap gelmedi.


Neden yine üçüncü bina? Orada çok fazla şey oluyor.


Yaşlı Wong batonunu aldı ve üçüncü binaya doğru hızlıca gitti. Üçüncü binadaki asansör söylentisini duymuştu ama kiracı 23. kattaydı ve eğer acil bir durum varsa merdivenlerden çıkarak geç kalabilirdi.


Asansöre binmeden önce Yaşlı Wei'yi beklemeliyim. Yaşlı Wong diğer güvenliğin gelmesi için lobide bekledi ama telefonu tekrar çaldı.


"Orada mısın?"


"Evet."


"Çocuklar daha da şiddetli ağlıyor. Bir terslik var! Neredesiniz siz?"


Telefonuna gelen mesajı okuduktan sonra asansör butonuna bastı. Şaşırtıcı şekilde asansör zaten birinci katta bekliyordu. "Geliyorum, endişelenmeyin."


Gümüş renkli asansör kapısı yavaş yavaş açıldığında Yaşlı Wong'un kalbi hızlanmaya başladı. Kapalı alan onun nefesini daha da daralttı. Ekrandaki sayı kısa süre sonra 23'e geldi ve kapı açıldı. Karanlık koridor aşırı derecede sessizdi ve Yaşlı Wong dikkatli bir şekilde asansörden çıktı. Fenerini açtı ama nedense ışık ona istediği güven hissini sağlayamadı. Hatta onu daha da huzursuz etti.


"23. kata geldim. Bana oda numarasını verebilir misiniz?"


“3239.


Derince yutkunan Yaşlı Wong karanlıkta adım adım ilerledi. Oda numaralarına bakmak için feneri tuttu ve uzun bir yürüyüşün ardından nihayet 3239'u buldu.


Ağlama sesi yok!? Kapıda uzun süre durdu ve Oda 3239 son derece sessizdi. Herhangi bir çocuk sesi yoktu. Bu bir şaka mı yoksa gerçekten kötü bir şey mi oldu?


Yaşlı Wang emin değildi. Telefonunu çıkardı ve o kişiye sormaya hazırlanırken başka bir mesaj geldi.


"Orada mısın?"


"3239'a geldin ama burada hiçbir şey yok. Bir hata olmasın?" Yazım hızı çok yavaş olduğu için sesli mesaj gönderdi. Çok geçmeden kendi ses kaydı tam arkasında duyuldu.


"Kim var orada?"


Yaşlı Wang yavaş yavaş arkasını döndü. Oda 3239'un karşısındaki kapı hafiften aralıktı ve ölü gibi solgun bir figür kapıya çömelmiş telefon tutuyordu.



Xiao Gu saat 11:15 civarında yatmaya hazırlanırken telefonu titredi. Telefonu aldı ve Yaşlı Wong'dan mesaj geldiğini gördü. İçeriği basitti, sadece iki kelime.


"Orada mısın?"






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18424 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37654 Bölüm Sayısı


creator
manga tr