Bölüm 228: İblis'in Hikayesi

avatar
428 0

My House of Horrors - Bölüm 228: İblis'in Hikayesi


Bölüm 228: İblis'in Hikayesi

Çeviri: RassNt  


Han Qiuming daha bir kez bağırmayı başardıktan sonra aniden bir şey dudaklarına yapıştı. Tüm benliği sonsuz bir dehşetle yıkandı. Hiçbir şey göremezken soğukluk hissi tüm vücuduna yayıldı ve belli bir yöne doğru ilerledi. Kapı kapandı ve koridor eski haline geri döndü.


Üçüncü Hastalık Koğuşu büyüktü ve bütün koridorlar birbirinden çok uzaktı ama yine de Ye Xiaoxin biraz karmaşa sesi duymayı başardı. Müdürün ofisinden ayrılırken tereddüt yaşadı. Bu cesur kız attığı her adımda son derece temkinliydi. Köşeyi döndü ama hiçbir şey yoktu.


Adam nereye kayboldu? Bir çeşit tuzağa falan mı yakalandı? Ye Xiaoxin karanlık koridorda yürümeye devam etti.


Aniden ayak sesleri duydu. Han Qiuming'in ayak sesleri hafif ve zayıftı; bu kişinin çıkardığı ses oturaklı ve güçlü, sanki amacı belli olan ve ne yaptığını bilen birine benziyor.


Ye Xiaoxin en yakın hasta odasına saklandı ve aralıktan dışarıyı gözetledi.


Çok geçmeden inanılmaz korkutucu bir canavar ortaya çıktı. Kanlı bir doktor giysisi giymişti ve yüzü birbirine dikilmişti. Canice bir aurayla kaplıydı ve elinde dehşet verici bir çekiç tutuyordu. Çekiç kan lekeleriyle doluydu ve zeminde sürüklenerek gidiyordu. Bir aksesuar değil gerçek bir cinayet silahı gibiydi.


Oyuncu Üçüncü Hastalık Koğuşu'nun içinde mi saklanıyordu? Yirmi dakika geçtikten sonra mı ortaya çıktı?


Ye Xiaoxin ilk defa soğukkanlılığını Han Qiuming'in sırtında gördüğü kişiyle kaybetmişti ve ikincisi şu andı. Canavar yavaş yavaş ilerliyordu ve Ye Xiaoxin'in cılız parmakları kapıyı sıkıca kavradı. Bu onun diğer korku evlerinde hiç yaşamadığı bir tecrübeydi ve nedenini anlayamadı.


Neden bu kadar korkuyorum? Canavarın çekici ustalıkla kullandığını görünce iç güdüleri ona saklanması gerektiğini söylemişti. Diğer korku evlerindeki oyuncular sadece oyunculuk yapıyorlar ama bu doktor sanki gerçekten hasta gibi.


Ye Xiaoxin doktor oradan gidene kadar hasta odasından çıkamadı. Defterine kısa bir not düştükten sonra doktoru takip etmeye başladı.



Üçüncü Hastalık Koğuşu'nun en derinlerinde Guo Miao ve Song An 10 numaralı odanın kapısının önünde duruyordu.


"Bu koridorun numara sistemi diğerlerinden farklı ve 8, 9 ve 10 numaralı odaların kapıları çelikten yapılmış."


Guo Miao keşfini diğerleriyle paylaştı. "Bu üç odaya odaklanmamız lazım. Birbirimizi kaybetmemeye dikkat edelim. Eğer bir şey bulursanız hemen yardım isteyin ve hiçbir şeye dokunmayın."


Grup ilk önce 8 numaralı odaya gitti. Pencerede hırsızlık önleyici tel vardı ve çelik yatağın iki tarafına zapt etme kemerleri eklenmişti. Oda insana garip bir hissiyat veriyordu ama bu ilk bakışta anlaşılamıyordu.


"Bu oda..." Guo Miao uzun bir süre yatağa baktı ve kuşkuyla konuştu, "Görünüşe göre buradaki her şey yamuk."


Bunu söylemesinin ardından grubun diğer üyeleri de bunu fark ettiler. Şifonyerin yarısı yok edilmişti ama diğer yarısı kusursuz bir şekilde korunmuştu. Yatağın sol tarafı iyiydi ama sağ tarafı büyük ölçüde yamulmuştu. Zeminin bile yarısı temiz yarısı pisti. "Bu oda neden böyle? Senaryoyu tamamlamanın ipucu bu dengesizlik mi?"


8 numaralı oda Yarı İhmal sendromu yaşayan hasta Xiaong Qing'e aitti. Normal insanların gözüne uyumlu gelen şeyler onun bakış açısına göre çarpıktı, o yüzden onun gözlerindeki dünya çarpık, hastalıklıydı ve doğru şekilde düzeltilmesi gerekiyordu. Grup odada uzun süre araştırma yaptı ama hiçbir şey bulamadı. Oradan çıkıp 9 numaralı odaya girdiler.


Bu oda Üçüncü Hastalık Koğuşu'ndaki en temiz odaydı. Herhangi bir çöplük ya da pislik yoktu ve duvarda herhangi garip bir çizim bulunmuyordu. Fakat Üçüncü Hastalık Koğuşu'nda bu durum garipti. Grup odayı aradı ve yine bir şey bulamadı.


"Patron Chen ne demeye çalışıyor? Bu tasarımı anlamak zor." 9 numaralı odanın hastası Wu Fei idi. Bu kişi Men Nan'ın ana personasının bile tehlikeli olarak belirttiği kişiydi.


Grup son odanın kapısını açtığında ağır bir kokuyla yüzleştiler. Herkesin tüyleri diken diken oldu ve kaçmaya hazırlandı.


Chen Ge test görevini yaparken 10 numaralı oda kilitliydi, o yüzden gerçekte bu odaya hiç girememişti.


"Gitsek mi?" Su Luoluo kapının dışında elleriyle burnunu kapattı.


"Koku odanın içindeki kadar güçlü değil ama sen ve Xiao Du dışarıda bekleyin." Guo Miao ve Song An 10 numaralı odaya girdiler ve bu odanın dekorasyonu tek kelimeyle delilik olarak tarif edilebilirdi. Pencere yoktu, tamamen kapalı bir ortamdı. Yatak ya da masa sandalye gibi eşyalar yoktu. Sadece yerde eski ve kokuşmuş döşekler vardı.


Guo Miao ve Song An'ın bakışları duvara kaydığında ürktüler. Odanın bütün duvarları çeşitli boyutlarda kanlı harflerle doluydu. Üst üste binmiş yazılar adeta hareket ediyormuş gibi bir illüzyon yaratıyordu.


En korkutucu şey ise oda kapısının karşısındaki duvara gömülmüş bir adamın yüzüydü. İnce bir katmandı ve hem gülüyor hem de gülmüyor gibi görünüyordu.


"Patron, bu yüzü aksesuar gibi durmuyor, insan yapımı bir şey böylesine bir hissiyat veremez."


"Biliyorum."


Guo Miao insan yüzüne doğru birkaç adım attı. Teyit etmek için ellerini kaldırdı ama eli yüzden birkaç metre uzakta asılı kaldı ve daha fazla hareket ettiremedi. "Öyle olsun, ipucunun bu yüzle alakalı olmadığını hissediyorum. Muhtemelen kanlı yazıların içinde gizli."


Guo Miao insan yüzünün etrafındaki yazılara baktı ve dışarıdaki duvarlarda bulunan yazıların aksine bunların basit bir mantığa sahip olduğunu ve sanki bir hikaye anlatmaya çalışıyor gibi durduğunu şaşırarak fark etti. Telefon ışığını kullanarak onları sesli bir şekilde okudu.


"Karım beni katil olmakla suçladı, ebeveynlerim benimle konuşmayı reddetti, komşularım beni parmakla gösterdi ve herkes beni terk etti.


"Yaşamamalıydım ama ölmek için de bir sebep bulamadım. Ben kendi çocuklarımın katiliyim. Evet, bu gerçeği hiçbir zaman inkar etmedim.


"Onu evde tek başına bırakmamalıydım. Ateşi açık bırakıp işe koşturmamalıydım.


"Üç hayat, üç çocuk.


"Kurtuluşa ermek için ne yapmalıyım?


"Görmeniz için kalbimi koparıp çıkarmak istiyorum.


"Lütfen beni suçlamayı bırakın. Üzgünüm, hepsi benim hatam.


"Tartışmamalıyım; hatamı sessizce kabul etmeliyim. Eğer o gece karımla tartışmasaydım belki de gecenin bir yarısı ailesini bulmak için ayrılmazdı ve o insanlar tarafından zarar görmezdi.


"Üzgünüm, hepsi benim hatam.


"Günahlarımı telafi etmek istiyorum ama telafimi kim kabul edecek?


"Vücudumda bir iğne var, kalbimin üstünde duruyor. Aldığım her nefesle kalbime batıyor.


"Ne yapacağım? Yaşamak için elimden geleni yapacağım.


"Tamamen yeni bir yere taşındım ama durum değişmedi.


"Suçluluk bana işkence oldu. Ben bir katilim, affedilemez bir katil."






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18163 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37434 Bölüm Sayısı


creator
manga tr