Bölüm 185: Aklın Yerinde Mi?

avatar
491 0

My House of Horrors - Bölüm 185: Aklın Yerinde Mi?


Bölüm 185: Aklın Yerinde Mi?

Çeviri: RassNt  


"Arabaya bin ve aptalca bir şey yapma."


Chen Ge horoz ve kediyi kucaklayarak polis arabasına bindi. Polisin ses tonuna bakınca işlerin bu sefer ciddiye bineceğini fark etti.


"Tanrıya şükür iyisin." Ark koltukta oturan birisi vardı. Yüzü gergindi ama sesi tanıdıktı.


"Liu Dao? Neden buradasın? Polisi sen m çağırdın?" Polis arabasına binince garip şekilde kendini rahat hissetti. Endişelenmek bir kenara uykuya dalmak istedi. "Ayrıca neden canlı yayın banlandı? Bu gece en yüksek izleyici sayısı kaç oldu? Takipçi sayım 150,000'e ulaşmış."


"Neden hala canlı yayını düşünüyorsun?" Liu dao onu kolundan kavradı. "Kardeşim, akıl hastanesindeki insanların Korku Evi çalışanı olduğunu söylemedin mi? Polis karşısında senin için kefil oldum ama beni çok zor durumda bıraktın."


"Ama akıl hastanesinde çalışanlarım vardı, sadece görünmezlerdi." Chen Ge bu sözleri söylerken utanmadı. Bu canlı yayın için Kalem Ruhu'nu, Xiaoxiao'yu ve beyaz kediyi getirmişti.


"Seni suçlamak istemedim, sadece..." Liu Dao'nun yüzü düştü. "Her neyse, önlem almamak benim hatamdı ve dürüst olmak gerekirse birçok izleyiciyi kandırdın."


"Neden bahsediyorsun? Açıklamak ister misin?" Chen Ge kedinin başını okşamak istedi ama kedi ona uyarı niteliğinde bir bakış attı.


Liu Dao omuz silkti. "Normalde bir insan akıl hastanesine girip kafeslerin içinde tutsak edilmiş insanlar gördüğünde ve baltalarla kovalandığında korkması gerekmez mi?"


"Evet, korku uygun bir tepki olur."


"Ama buradaki problem senin elinde kocaman bir çekiçle birlikte katilleri en az yirmi dakika boyunca kovalaman! Bunu kim görse kurgu olduğunu düşünür, değil mi?" Liu Dao artık sınırına gelmiş gibiydi. "Dört yıldır bu işle uğraşıyorum ve şimdiye kadar birisinin gerçek katilleri kovalayacağını hiç düşünmemiştim! Korkmadın mı? Aklın yerinde mi?"


"Abartıyorsun. Ben sadece kanunlara inanan bir vatandaşın yapması gerekeni yaptım," Chen Ge vurgulayarak konuştu. "Doğrusu benim güçlü bir adalet duygum var. Mağdur gördüğümde onların acısıyla öfkelenirim ve öfke korku duygumu yok eder. Bu yüzden o suçluları kovalamaya cesaret ettim."


Chen Ge'nin sesi yüksekti ve öndeki iki polis onu net bir şekilde duydu.


"Bunu söylemek için çok geç. Hepsi benim hatam. Polisi daha erken çağırmalıydım." Liu Dao şakaklarını ovuşturdu. "Canlı yayına başladığında zaten bir rapor vardı. O zaman bunun Qin Guang'ın tarafından gelen bir oyun olduğunu düşünüp önemsemedim. Ardından izleyici sayısı 400,000'e geldiğinde birisi polisi çağırmayı talep etti ve bizimkilerin bunu engellemesini söyledim. En sonunda canlı yayının 600,000 kişiyi aşıp çaylak yayıncı rekorunu kırdığında içime kötü bir his doğdu. Çığlık atmaya başladın ve satırı havaya savurdun. Bunun bir çeşit oyun olduğunu düşündüm ve kişisel açgözlülüğüm yüzünden Kız Kardeş Lee'yi yayını devam ettirmesi için zorladım.


"Fakat artık hasta odasına girdiğinde ve ekran karardığında durumun ciddiyetini idrak ettim ve polisi aradım." Sesinde bir rahatlama vardı. "Öyle olsun. En nihayetinde güvendesin."


Liu Dao iç geçirerek gömleğinden küçük bir hap şişesi çıkardı ve iki tane hapı ağzına attı.


"Ne hapı bunlar?"


"Boğaz yangısı için. Bana biraz rahat ver. İlk defa bir polis arabasına bindim, o yüzden kendimi sakinleştirmem lazım."


Şehir polis karakoluna vardıklarında Liu Dao ve Chen Ge farklı sorgu odalarına götürüldüler. Polis her şeyi detaylıca sordu. Chen Ge ilk yaptığı açıklamaya sadık kaldı. Bir komploya rastlamıştı ve mağdurları korumak için direnip karşı koymayı seçmişti. Bütün bu süreç canlı yayınlanmıştı ve Chen Ge'nin bütün kanıtları bu yayındaydı.


Polisi en çok zorlayan şey bütün kanıtların gösterdiği üzere Chen Ge de bir kurban olmasına rağmen suçluları agresif bir şekilde takip etmesiydi.


Sorgudan sonra polis onu bırakacakmış gibi durmadı. "Bay Chen, durumunuzu gözden geçirmek için bir toplantı yapmamız lazım."


"Tamam ama telefonumu geri verebilir misiniz? Aileme güvende olduğumu söylemem lazım." Chen Ge aslında yardım etmesi için müfettiş Lee'yi aramak istiyordu. Ama bu sefer işler farklıydı. Canlı yayını artık küçük bir gruba hitap etmemişti. 600,000 kişiyi aşmıştı; yani durumun kontrolünden biraz çıkmıştı.


"Lütfen sabırla bekleyin." Polis onun isteğini geri çevirdi ve sorgu odasından ayrıldı. Öğlene kadar o kapı bir daha açılmadı. Tamamen iş birliğine hazır olan Chen Ge hemen kapıya baktı.


Orada hafif şişman bir polis duruyordu. Üzerinde diğerlerinden farklı bir üniforma vardı.


"Yüzbaşı Yan?" Chen Ge şaşırdı. Bu adam Chen Ge Ping An Apartmanları davasını çözdüğünde ona madalya takdim eden yetkiliydi.


"Beni takip et, birisi seninle görüşmek istiyor." Geçen seferkine kıyasla Yüzbaşı Yan'ın ifadesi ciddiydi. Chen Ge yavaşça ayağa kalktı ve meraklandı, Daha yetkili biriyle mi görüşeceğim?


Sorgu odasından çıktıktan sonra koridorda bir süre yürüdüler ve bir odanın önünde durdular. Cam pencereden içeri baktı. Kafeste tutulan kız güvendeydi. Üzerinde birisinin verdiği polis üniforması vardı ve bir bardak suyla odanın köşesine sinmişti. Durmaksızın titriyordu ve kimseyle iletişim kurmuyordu. Sandalyeye oturmaya bile korkuyordu.


Ondan biraz uzakta orta yaşlı bir adam duruyordu ve adam tamamen yıkılmış haldeydi. Görünüşe göre adam kızın babasıydı. Kızın ismini söylüyordu ama kızdan cevap yoktu. Kız hala korkuyla doluydu.


"İçeri gir, baba seninle konuşmak istiyor."


İçeri girdiğinde orta yaşlı adam hemen üstüne koştu. Duygu yoğunluğu öyle yüksekti ki cümlelerini bile tamamlayamıyordu.



On dakika kadar sonra Yüzbaşı Yan ve Chen Ge odadan ayrıldı.


"Senin kanunları çiğneyip çiğnemediğini tartışmak için toplandık. Tartışmanın sonunda onları da buraya getirdim." Yüzbaşı yan odadaki baba ve kıza baktı. "Eğer sen olmasan kız hayatını o kafeste geçirecekti ve babası ailesinin tek üyesini aramakla ömrünü geçirecekti."


Chen Ge duygularını kontrol etmekte zorlandı. Kız şu an güvende olsa bile kalbindeki yaranın iyileşmesi uzun zaman alacaktı.


"İyi iş çıkardın." Yüzbaşı Yan ona döndü. "Tartışmanın sonunda canlı yayınının geçici olarak banlanmasına ama tazminat olarak liyakat ödülü vermeye karar verdik."


Chen Ge'nin canlı yayınının geçici olarak banlanması bir ceza değil aslında bir korumaydı. Bunun sebebi yeni yükselen popülerliği yüzünden başka insanların onu kullanmasının önüne geçmek içindi.


Liyakat ödülünü ise Chen Ge bilmiyordu. Ama Yüzbaşı Yan bundan bahsettiğine göre iyi bir şey olacaktı.


"Teşekkür ederim ama ben sadece adalet duygusuyla hareket ettim. Bazen kendimi kontrol edemiyorum." Chen Ge emin değildi. Ne de olsa dün gece yaptıkları bir fevriydi. Satır ve çekiç ile silahlanmıştı ve bir suçlunun bacağını çekiçle kırmıştı. "Pekala, artık gidebilir miyim?"


"Benden bilgi almaya çalışma." Yüzbaşı Yan üniformasını gösterdi. "Şiddete alkış tutacak değiliz ama adalet duygusu ve iyi vicdanı da asla cezalandırmayacağız."






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18112 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37376 Bölüm Sayısı


creator
manga tr