Bölüm 181: İblis'i Uyandırdın

avatar
453 0

My House of Horrors - Bölüm 181: İblis'i Uyandırdın


Bölüm 181: İblis'i Uyandırdın

Çeviri: RassNt  


Yaşlının söylediklerinin özeti, kapının arkasındaki dünya sadece Men Nan'ın ana personasının yarattığı bir kabustu. Oğlan uyandığında gerçek dünyaya bağlanan kapı ve rüya kapanacaktı ve bu rüyanın içinde sonsuza kadar sıkışık kalacaklardı.


Eğer bu ‘kapı’ Korku Evinde de ortaya çıkmasaydı Chen Ge yaşlı adama inanabilirdi. ‘Kapının’ iki farklı yerde ortaya çıkması bir oğlanın kabusuyla açıklanacak bir şey değildi. Chen Ge bu bilgiyi gizli tuttu. Yaşlıya baktı ve başka bir soru sordu. "Bunun kabus olduğunu ve buradaki her şeyin oğlanın bilinçaltının yansıması olduğunu söyledin. O zaman söyle bana bu kabusta senin rolün ne? Ya da bu kabusta neyi temsil ediyorsun?"


Yaşlı adamın yüzündeki ifade dondu ama sorudan kaçınmadı. "Senin gibi ben de kabusa dışarıdan girdim. Biz yabancılarız, o yüzden kabusun içinde bile kendi rolümüze sahibiz."


"Kendi rolümüz mü?" Chen Ge dış dünyadan gelmişti ve vücudunda gözle görülür bir değişim yoktu. Yaşlı adam da ise canlılık izi yoktu ve Chen Ge odağını kıpkırmızı elbisesinden ayıramıyordu. Zihninde bir düşünce belirdi. Acaba yaşlı adam bu dünyaya girmeden önce zaten bu elbiseyi giyiyor muydu? Beyaz elbiseyi tamamen kırmızıya boyayacak ne yapmış olabilir?


Chen Ge yaşlı adamı ilk gördüğünde zihninde bir tahmin oluşmuştu. Üç yıl önce Üçüncü Hastalık Koğuşu'nun müdürü gizemli şekilde kaybolmuş ve onun yerini kimse bulamamıştı. Ne cesedi ortaya çıkmış ne de kendisinden haber alınabilmişti.


Karşısında duran yaşlı adam hem yaş hem de görünüş anlamında müdüre çok uyuyordu, o yüzden Chen Ge müdürün yıllar önce kaybolmak yerine kapıdan içeri girdiğinden şüphelendi. Müdürün yazdığı mektupları okumuştu ve son mektupta müdürün kapının arkasındaki dünyaya dair ilgisi barizdi.


Ama aynı zamanda o mektupları okuduğunda adama karşı iyi bir izlenimi olmuştu. Bu yüzden mektuplardaki nazik müdür ile karşısında duran bu Kızıl Tayf'ı birbirine uyduramıyordu.


Sakinleşmek için başını sağa sola salladı. Müdürü sadece birkaç mektuptan tanıyordu. Kimse kendi yazdığı yazıyla kendisini kötü göstermezdi, o yüzden müdür mektuplarda gerçek müdürü kusursuz bir şekilde temsil etmiş olmayabilirdi.


Elektroşok terapi odası, kalabalık ve kirli birinci hastalık binasıyla boş ve ıssız ikinci bina Chen Ge'nin hafif bir nefes almasına ve daha da temkinli olmasına sebep oldu.


"Demek istediğimi artık anladın mı? Oğlanı uyandırma. Onu bırak ve seni kabustan dışarı çıkarayım." Yaşlı adamın sesi yatıştırıcıydı ve insanın tehlikeyi unutmasına neden olacak türdendi.


Chen Ge yavaşça kapıya doğru hareket etti. "Oğlana zarar vermeyeceğim ama ilk önce bana buradan nasıl çıkacağımı söylemen lazım. Bana samimiyetini göster."


"Çıkmak kolay; sadece kapıya geri dönmem lazım..."


GÜM!


Yaşlı adamın sesi büyük bir gürültüyle kesildi. Sanki Üçüncü Hastalık Koğuşu'nda bir oda patlamıştı. Bunu duyan yaşlı adamın yüzü düştü. Soluk yüzü burkuldu ve zorlama nazik ifadesi kayboldu.


"Neler oluyor?" Chen Ge bunun Zhang Ya ile ilgili olduğunu hissetmişti. Yaşlı adam odaya ilk girdiğinde onun parmaklarının çarpık olduğunu ve kollarının doğal olmayan yollarla eğrildiğini fark etmişti. Muhtemelen sert bir kuvveti engellemeye çalışırken eğrilmiş ve çarpılmıştı.


"Bir şey yok, küçük bir problem," yaşlı adam kasvetli bir sesle konuştu. Odanın ortasında durdu ve kafasını Chen Ge'ye doğru kaldırdı. "Oğlanı bana ver seni buradan çıkarayım."


Beyaz yüzünde ekstra bir ifade yoktu. Bu Chen Ge'yi ürküttü. Yaşlı adam nihayet numara yapmayı bırakmıştı.


"İlk önce beni çıkaracaksın yoksa anlaşma olmaz." Chen Ge pes etmedi. Satırı tutan eli sallanıyordu çünkü ilk defa bir Kızıl Tayf ile doğrudan karşı karşıya gelmişti.


"Ayrılmak mı istiyorsun? Pekala, benimle gel." Yaşlı adam aniden yardımsever bir şekilde arkasını döndü. Bu durum Chen Ge'yi şüphelendirdi. Yavaşça yaşlı adamı takip ederken arada üç metrelik mesafeyi korumaya çalıştı. Bu üç metrelik mesafe sayesinde yaşlı adam ne yaparsa yapsın kendisine tepki ortaya koyma fırsatı tanıyacaktı. Fakat tam iki adım attığında Kızıl Tayf'ın kurnazlığını ve acımasızlığını hafife aldığını fark etti.


Teknik olarak daha bir adım atmıştı ve ikinci adımı tamamlayamadan önce ayağı havada dondu. Onu artık kontrol edemiyordu. Başını eğdi. Yaşlı adamla konulurken daha önce gördüğü kan damarları ayağına dolanmıştı. Şu an ise bir virüs gibi derisinin içine giriyorlardı.


"Ayrılmak istemiyor musun?  Benimle gel." Yaşlı adam arkasını döndü ve Chen Ge'ye buruşuk ve ürkütücü bir gülümseme gösterdi. Tabii ki Chen Ge onu takip etmeye cesaret etmedi. Satırı tuttu ve geri çekilmek istedi ama havadaki bacağı yavaşça ileri doğru hareket etti!


"Kan damarları yüzünden mi?" Chen Ge'nin zihni korkuyla uyuştu. Sol bacağına kaç tane kan damarının girdiğini bilmiyordu ve en korkutucu şey yaşlı adam konuştuğunda çatlak duvar ve zeminde daha fazla kan damarı dışarı akmıştı. Küçük yılanları gibi Chen Ge'ye doğru süründüler.


Normal bir insan bu durumda sakinliğini kaybederdi ve satırını savururdu ama Chen Ge farklıydı, durum ne olursa olsun sakin kalabilme yeteneğine sahipti.


Kan damarları vücuduna tırmanırken Chen Ge satırını bastırmaya devam etti. Yaşlı adam biraz önce Chen Ge'yi kandırmak için bilerek arkasını dönmüştü ama onunla alay etmek için tekrar arkasına bakmıştı.


Eğer yaşlı adam kendine tamamen güvense Chen Ge'yi doğrudan kontrol edebilirdi. Hala oğlan hakkında endişeliydi. Chen Ge adamın neden oğlanın uyanmasından bu kadar korktuğunu anlayamadı ama bu şartlarda oğlan Chen Ge için iyi bir kozdu.


Satırın bıçağı derisine dokundu ama yaradan sızan kan yoktu. Garip şekilde yaşlı adamın kontrol ettiği kan damarları oğlana yaklaştıkça deliriyor gibiydi ve en sonunda açık yara yoluyla oğlanın vücuduna geri döndüler.


Kan sanki oğlana ait. Yaşlı adam sadece onun gücünü çalmış olabilir mi?


Chen Ge yaşlı adamın sırrını keşfetmişti. Daha da cesaretlendi, satır ile daha büyük bir yara açtı ve yaşlı adamın çığlığı Chen Ge'nin kulaklarında çınladı.


Yara oğlanın köprücük kemiğinin üstündeydi ve göz kapakları titreşen oğlan aniden yumruklarını sıktı ve gözleri açıldı!


Odadaki kan damarları hemen ikiye ayrıldı. Bir kısmı geri çekilmeye çabalarken diğer kısmı oğlanın vücudu tarafından emildi.


"Seni deli adam! İblisi uyandırdın!"


Yaşlı adamın yüzü daha da soldu. Kaçmak için döndü ve daha birkaç adım atmıştı ki koridorun diğer tarafından siyah saç dalgası geldi.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18357 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37577 Bölüm Sayısı


creator
manga tr