Bölüm 167: Şifonyer

avatar
541 0

My House of Horrors - Bölüm 167: Şifonyer


Bölüm 167: Şifonyer

Çeviri: RassNt  


Hemşire ilaçları teslim etme işini bitirdikten sonra geri dönecek. Defterin kayıp olduğunu fark edince onu aramaya çıkacaktır ama bu iyi olacak çünkü onun Xiaoxiao ve Kalem Ruhu'ndan biraz daha güçlü olduğunu hissediyorum. Eğer onunla savaşırsam kaybedebilirim.


Chen Ge çekicini tuttu ve koridorda ilerledi. Eğer başka birisi olsa şimdiye afallamış olurdu, adımlarını bile hesaplayamaz hale gelirdi. Odaları teker teker açan Chen Ge hiçbir şey bulamadan üçüncü katın tuvaletine ulaştı.


Kapı açılma sesi alt kattan gelmişti o yüzden bu tuvalet kapının olduğu yer olabilir.


Omuzundaki beyaz kediden gelen endişe hissini alabiliyordu. Kapıyı açmayı denedi ve içerisi tamamen ışığı yutmuş gibi bir karanlığa boğulmuştu.


Düşük tavanlı kabinler karanlıkta oldukça korkutucu görünüyordu. Okuldan farklı olarak kabinlerin kilidi yoktu, muhtemelen içeride herhangi bir kaza olması ihtimaline karşın alınmış bir önlemdi. Chen Ge içeride dolaştı ama tuhaf bir şey bulamadı. En sonunda aynalı bir lavabonun önünde durdu ve tasarımının ne kadar enteresan olduğunu fark etti.


Aynanın önüne düşen bir perde vardı. Perdeyi çektiğinde ayna kolayca kapanabiliyordu. Bu küçük tasarım hilesi Chen Ge'nin aklına biraz kendi Korku Evini getirdi. Görünüşe göre buradaki aynalarda da bazı problemler var.


Chen Ge perdeyi yukarı çekti ve sanki biri ellerini üzerine sürtmüş gibi kirlenmiş ayna ortaya çıktı. Aynanın yüzeyinde o kadar fazla el izi vardı ki kendi yansımasını görmekte zorlandı.


Kapı burada değil, Chen Ge üçüncü katın tuvaletinin mimarisini inceledikten sonra bunu teyit etti. Oradan çıktı ve yan merdiveni kullanarak ikinci kata indi.


Birinci kata yaklaştıkça havadaki kötü koku daha da ağırlaşıyordu. Chen Ge'yi şaşırtan şey ikinci katın koridorlarında ve duvarlarında beliren garip şeylerdi.


Binanın eski olmasından mı yoksa başka sebeplerden mi bilinmez koridor boyunca yer yer dışa doğru çıktılar mevcuttu. Çıkıntıların üzerinde deriyi yırtmış gibi kırmızı renkler vardı. Çatlak zemin fayanslarında da kan gibi görünen sıvılar vardı. Sanki önceden çatlaklardan sızan kan şu an kurumuş gibiydi.


İkinci kat üçüncü kattan tamamen farklıydı. Tehlike seviyesi adeta iki katına çıkmıştı. Eğer üçüncü kat ürkütücü olarak tanımlanırsa ikinci katın insanın arkasına bile bakmadan kaçacağı seviyede tehlikeli bir yer olduğunu söylemek mümkündü.


Bu gerçek kan olabilir mi? Chen Ge yerden pıhtılaşmış kana benzeyen bir şey aldı ve onu elinde ufaladı. Kan gibi kokmuyor... muhtemelen normal kırmızı topraktır.


Döşekler koridor boyunca saçılmıştı ve Chen Ge onların yanından geçerken bazılarını çekerek açtı. Birinci kata yaklaştıkça yastık bebeklerin giderek daha gerçekçi göründüğünü fark etti. Görünüş olarak gerçekçi değillerdi ama canlı olduklarına dair verdikleri hissiyat güçleniyordu.


Birinci kata girdiğimde döşeklerdeki bebekler kendi başlarına hareket etmeye başlar mı acaba?


Bu konuda şakası yoktu ve ciddi ciddi düşünüyordu. Koridor boyunca ilerlerken bazı özel odaların olduğunu fark etti. Bütün hasta odaların kapısında doktorların içeriyi görmesi için pencere vardı ama bu özel odalar farklıydı.


Müdürün ofisi mi? Chen Ge akıl hastanesinin çoğu yerini gezmişti ve ilk defa kapısında bir tabela olan odaya rastlamıştı. Odaya girdi ve geniş olduğunu gördü. Üç normal odanın birleştirilmesiyle oluşturulmuştu.


Duvarlarda birkaç ölmüş bitkiyle dolu saksı vardı ve onların yanında boş bir kitaplık ve ofis masası mevcuttu. Ayrıca dinlenme alanı da vardı. Çalışma alanının yarısı kadardı ve tek bir yatak, orantısız büyüklükte bir şifonyer bulunuyordu.


Kapıyı arkasından kapatan Chen Ge odaya girdi. Yerlerde çok sayıda hasta kaydı dağılmış durumdaydı ama bu kayıtlar hemşirenin defterindekinden farklıydı. Düzenlenmemiş durumdalardı. Diğer bir deyişle bu hastalar muhtemelen hala hayattaydı.


Akıl hastanesi en az on yıl çalışmıştı ve buraya gelen hasta sayısı en azından Chen Ge'nin beklediğinden daha yüksekti. Jiujiang'ın birkaç milyonluk nüfusuna kıyasla akıl hastası sayısı muhtemelen çok düşüktü ama Jiujiang'da sadece iki tane devlet akıl hastanesi olduğunu düşününce bu hastaneler maksimum kapasiteyle bile yaklaşık bin insanı alabilirlerdi. Buna akıl hastalarının tekrarlı tedavilerini de ekleyince civarda yeterli hastanenin olmadığı söylenebilirdi. Bu yüzden Jiujiang Üçüncü Psikolojik İyileşme Merkezi gibi özel hastaneler vardı.


Gerekli ruhsat ve belgelere sahip olsa da günün sonunda burası özel bir hastaneydi. Ana odağı paraydı ve işletme problemlerle uğraşmak zorundaydı. Akıl hastalarının doğası gereği birçok şeye hak ettiği ciddiyetle yaklaşılmamıştı. Wang Haiming'i akıl sağlığı iyi olmasına rağmen kabul etmek buna bir örnekti.


Birkaç hasta kaydını aldıktan sonra ilgisi hızla kayboldu. Çoğuna konan teşhis aynıydı ve hatta tedavi yöntemleri bile birbirine benziyordu.


"Gerçek doktor Doktor Gao gibilere denir. Bu doktorlar sadece hastaların iradeleri ve ruhlarını susturarak onları şahsiyetsiz kuklalara dönüştürmüşler."


Chen Ge aramaya devam etti. Kitaplık ve masanın çekmeceleri boştu. Dinlenme alanına geçti ve yatağı ters çevirdi. Bir şey yoktu. En sonunda şüpheli bir şekilde büyük olan şifonyere döndü. Odada aramadığı tek yer oraydı.


"Bu şifonyer iki yetişkinin sığacağı büyüklükte. Kayıp müdür bunun içinde kalmış olabilir mi?"


Çekicini kaldırarak şifonyeri inceledi. Polis şeridiyle mühürlenmişti ve mühür o zamandan beri açılmamıştı.


"Polis neden bunu mühürlemiş? İçinde ceset mi vardı?"


Şifonyer ile ilgili birçok şüpheli şey vardı. Dört köşesi bant ile bantlanmıştı ve köşelerine garip sözler yazılmıştı. Ayrıca normal bir insan avucunun yarısı büyüklüğünde kırmızı çiviler dışarı çıkıntı yapmıştı.


"Sanki bu şifonyerin içinde önemli bir şey varmış gibi hissediyorum." Chen Ge beyaz kediyi kucakladı ve onu kapıya doğru koydu. Polis şeridini kaldırdı ve çekiçle kapıyı açtı.


Korkutucu bir sahne yoktu ve şifonyer elbise ya da garip şeylerle dolu değildi. İçi birkaç kullanılmış kağıt ve gönderilmemiş zarflarla doluydu. En üstteki kağıdı aldı ve gözüne takılan ilk cümle kalbinin yerinden oynamasına neden oldu.


"3 numaralı odadaki çocuk yine garip davranıyor. O, ‘kapıyı’ gören ilk kişiydi, o yüzden ‘kapının’ ortaya çıkışının onunla alakalı olduğundan şüpheleniyorum."


3 numaralı oda boş değil miydi? O çocuğa ne oldu?


Chen Ge okumaya devam etti ve şifonyerin içindeki mektuplarda, nasıl tek bir ‘kapının’ tüm akıl hastanesini mahvettiği açıklanıyordu.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18327 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr