Bölüm 165: Doktoru Kim Oynuyor?

avatar
490 0

My House of Horrors - Bölüm 165: Doktoru Kim Oynuyor?


Bölüm 165: Doktoru Kim Oynuyor?

Çeviri: RassNt  


Karanlık koridora döşekler saçılmıştı. Sanki altlarında bir şey saklanıyormuş gibi şişkin duruyorlardı. Chen Ge elimdeki çekiç ile döşeklerden birini çekti. Çürümüş döşeğin içinde yastık ve örtülerden yapılmış bir sahte insan vardı. İşçilik kabaydı ama bir insan biçimindeydi.


En korkutucu yanı ise yastığın üzerine boyanmış gözler, burun ve ağızla birlikte tamamlanmış yüzdü. Sanki bir çocuk çizimi gibi eğri büğrüydü ama Chen Ge'nin tüylerini diken diken etmeye yetti.


"Bu olamaz." Chen Ge ona demir çekiciyle vurma isteğine direndi ve düşünmeye başladı. "Ne olursa olsun Korku Evindeki yirmi dört manken bu sahte bebeklerden çok daha gerçekçi ve korkutucu. Mankenlerin yanındayken hiç korku hissetmiyordum ama bunların yanında garip şekilde huzursuz hissediyorum."


Yastık bebeği dürttü ve yastığın arkasında yabancı bir isim yazılıydı—Lee Chunyan.


"Neden bir isim var?"


Bu bebekler kızların evcilik oynarken kullandıklarına benzemiyor değildi. Onları ebeveynler olarak ya da gerçek hayattan birini temsil etmek için kullanabilirdi.


Chen Ge iki dakika inceledikten sonra yastık bebeğin yüzüne bir avuç tuz serpti. Bebekten herhangi bir tepki gelmedi. Ardından biraz ötedeki başka bir döşeğe doğru yürüdü. Benzer şekilde yastık ve yatak örtüsünden yapılmış başka bir bebek vardı.


"Zhang Qisi?" Oyuncağın arkasında yine bir isim yazılıydı. Chen Ge döşeklerle dolu koridora şöyle bir baktı ve sırtında bir ürperti hissetti. "Her oyuncağın arkasında bir isim mi var? Yani onlar gerçek insanları mı temsil ediyor?"


Döşekler adeta toplu bir mezarlık gibi yığılmıştı ve Chen Ge'nin çekici tutan eli terledi. Bu Test Görevi'ni tamamladıktan sonra daha cesur bir insan olarak hayatına devam edeceğini hissediyordu. Yirmi ya da otuz metre yürüdükten sonra iki paket tuz bitirdi. İşin doğrusu tuzun bu lanetli şeyler üzerinde herhangi bir etkisi yoktu. Koridoru dolduran huzursuz hissiyat azalmadı. Hatta daha da güçlendiği söylenebilirdi.


"Son paketi pay etmem lazım. Artık cömert şekilde kullanamam." Chen Ge her adımda arkasına bakıyordu. Korku filmlerinde sıkça görüldüğü gibi yastık bebeklerin bir anda ayağa kalkıp kendisini kovalamasından korkuyordu.


Bütün gerginliğiyle kararını vermişti, eğer bir bebek aniden ayağa kalkarsa hemen koşacak ve onu çekiciyle ezerek satırla parçalayacaktı.


"Sakin ol, henüz kullanmadığım kozlarım var." Chen Ge bu sözleri izleyiciler için mi yoksa kendi için mi söylediğinden emin değildi. Her halükarda o Üçüncü Hastalık Koğuşunda ilerlerken canlı yayının popülerliği de korkunç bir hızla yükseliyordu. Bunun tam tersine Qin Guang'ın canlı yayını tıkanmış ve izleyicileri azalmaya başlamıştı.


Üçüncü bina diğer iki binadan farklıydı çünkü her oda tekliydi ama garip şekilde odaların hiçbirinde yatak yoktu. Sanki burası daha önce hiç hastane olarak kullanılmamış gibiydi.


"Doktor Gao'nun dediğine göre Üçüncü Hastalık Koğuşunun kayıtlarında on oda ve dokuz hasta var, o halde bu boş odaların kullanım amacı neydi?"


Odaların hiçbirinde numara yoktu ve aynı yavan beyaz kapıya sahiplerdi. Hastaların kalması için kullanılmış gibi durmuyorlardı.


"Birinci bina koridora yatak atacak kadar kalabalıkken üçüncü bina böylesine boş bir halde. Hastane burayı hastalar için kullanmak yerine boş bırakmış, acaba neden?"


Chen Ge son derece dikkatliydi. Dördüncü kat koridorunun ortasına geldiğinde havadaki kötü koku aniden ağırlaştı. Soğuk rüzgar dışında kulaklarına başka bir ses ulaştı. Tarif etmesi zordu. Sanki bir oda dolusu insan nefesleniyor gibiydi. Kalbindeki endişe yoğunlaşırken feneri etrafa tuttu. Sırtını duvara verdi ve saate bakmak için telefonu çıkardı. "Gece yarısı!"


O anda dördüncü katın altındaki odalardan birinden kapı açılma sesi geldi. Hissiyat garipti. Ses alt kattan gelmiş olsa da Chen Ge sanki yanından gelmiş gibi hissetti. 


Korku Evinin aynasındaki kanlı kapı her gece yarısı bir dakikalığına ortaya çıkıyor. Aynı kapı hastanede de mi var? Kapı gece yarısı ortaya çıkıyordu ama kendi başına açılmış olamazdı. Kapı açıldığında arkasından birinin bu tarafa geldiğine işaretti.


"Wang Haiming günlüğünde son ritüeli tuvalette tamamladığını yazmış, bu bilgi hastanenin tuvaletinde büyük bir ayna olduğunu kanıtlıyor."


Gece yarısından sonra tüm bina sanki uyuyan canavar uyanmış gibi bir değişime uğradı. Dördüncü katın en derinlerinde duran Chen Ge merdivenlere doğru baktı. Tamamen karanlıktı. Orada neyin saklandığını bilmeye imkan yoktu. Gizli köşelerden her an bir şey fırlayabilirdi.


Chen Ge'nin gözleri seğirdi. Çekici tuttu ve merdivenlerin başında durdu. Biraz  düşündükten sonra feneri kapattı. Üçüncü Hastalık Koğuşunda akıl hastaları, başıboş ruhlar ve kanlı kapının arkasından gelen canavarlar vardı. Her adım tehlikelerle doluydu.


Böyle bir durumda ışık onu ifşa edecek ve kolay hedef haline getirecekti. Chen Ge bir an gözlerini kapatıp açtı. Karanlığa alışmaya çalıştı ve üçüncü kata inmek için merdivene adım attı.


Görev henüz tamamlanmasa da Chen Ge çoktan bir ödül kazanmıştı. En azından beyaz kedi ile ilişkisi yükselmişti. En başta beyaz kedi ona yaklaşmak bile istemiyordu ama üçüncü binanın koridoruna girdikten sonra onun omuzuna zıplamış ve pençelerini sırt çantasına ve elbisesine geçirmişti. Sanki ne olursa olsun ondan ayrılmak istemiyor gibiydi.


"Korkma, her şey kontrol altında." Chen Ge kedinin başını okşadı ve kedi tuhaf şekilde direnç göstermedi. Farklı renkteki gözleri karanlığın içine baktı.


Merdiven adeta karanlığın içinde doğmuş gibiydi ve Chen Ge'nin üçüncü kata inmesi iki dakika sürdü. Pencereler mühürlüydü ve üçüncü kat daha karanlıktı. Koridorda dağılmış döşekleri zar zor seçebiliyordu.


"Çarpık suratlı adam bu binaya girdikten sonra ortadan kayboldu. Bir ayak izi bile yok. Nerede saklanıyor olabilir? Odalardan birinde ya da döşeklerin altında saklanıp pusu mu kurdu?"


Üçüncü katın köşesinde başka bir hemşire masası vardı ama garip şekilde masadaki bütün ilaçlar ve kayıtlar düzgün bir şekilde organize edilmişti, sanki yakın bir zamanda kullanılmış gibiydi.


Masanın diğer tarafına atlayan Chen Ge masada birçok reçeteli ilacın olduğunu fark etti. Rengarenk haplar ayrılmış ve beyaz torbaların içine yerleştirilmişti ve her torbanın üzerinde hasta isimleri yazılıydı.


"Lee Chunyan? Zhang Qisi? Bekle, bu isimler dördüncü kattaki yastık bebeklerin arkasında yazan isimler değil mi? Birisi her gece buraya gelip oyuncaklara hap mı veriyor?"


Chen Ge'nin zihninde garip bir fikir belirdi. Üçüncü Hastalık Koğuşu bir çocuk oyunu gibiydi. Çocuk, yastık bebekleri hasta olarak yaratmış ve kendisi de onlara ilaç dağıtan doktor rolünü üstlenmişti.


"Böyle hastalıklı bir şeyi kim yapar?" Chen Ge masadaki isimlere baktı ve önemli bir şeyi atlamış olduğunu hissetti.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr