Bölüm 156: Beni Kim Takip Ediyor?

avatar
484 0

My House of Horrors - Bölüm 156: Beni Kim Takip Ediyor?


Bölüm 156: Beni Kim Takip Ediyor?

Çeviri: RassNt  


"Kim var orada?" Chen Ge hiç düşünmeden elinde çekiciyle koridora doğru koşturdu. Diğer tarafa fırsat vermek istemiyordu.


"Çık dışarı!"


Ön kapı zaten kilitlenmişti, yani ifşa olmuştu. Kaybedecek bir şeyi yoktu.


Adam ve kedi merdiven boşluğunun köşesine doğru koştu ama yukarı çıkan karanlık merdiven tamamen boştu.


"Nereye kayboldu?" Chen Ge beyaz kediyi Korku Evinde test etmişti. Bu şeylere karşı oldukça hassastı ve hiç hata yapmamıştı.


Beyaz kedi delirmedi sadece agresiflik gösterdi, yani o şeyin tehlike seviyesi Mu Yang Lisesinden daha düşük olmalı.


Beyaz kedi Korku Evinde iki kez tepki göstermişti. İlki Mu Yang Lisesi senaryosundaydı ve diğeri tuvalette beliren kanlı kapıydı. Kedinin tepkisine bağlı olarak Chen Ge tehlikenin seviyesini ölçebiliyordu.


Ama buradaki anahtar nokta o şeyin bir insan mı yoksa hayalet mi olduğunu bilmemem.


Hemşire yerine geri döndükten sonra tezgahı çekiciyle kırdı ve tüm tahtaları söktü. Gördüğü şey çok korkutucuydu. Birbirine bağlanmış saç telleri tahtaya çivilenmişti. "Neden birisi saçları tahtaya çiviler? Bunun anlamı ne?"


Bütün teller sıkıca sıra halinde dizilmişti. Birisi yumuşak, kara ve çekiciydi, muhtemelen saçlarına bakan genç bir kadına aitti. Diğeri kaba, beyaz ve uçları kırıktı, muhtemelen bu da yaşlı birine aitti. Chen Ge renk karşılaştırması yaptıktan sonra farklı renk, kalite ve uzunlukta dört farklı kişiye ait saç olduğunu tespit etti.


"Bu dört kişiden en az birisi hayatta olmalı." Chen Ge büyük demir kafeslere baktı ve onların nasıl kullanıldığını yavaş yavaş anlamaya başladı. "Gerçek bir delilikle karşı karşıyayım."


Tahtayı bir kenara bıraktı ve tekrar yere çömeldi. Bu sefer duvardaki el yazısını daha iyi görebiliyordu— Bana yaptığın her şeyi ödeteceğim.


El yazısı küçüktü ve başka anlamsız cümleler de vardı. Sanki yazıyı yazan kişi cümlenin ortasında rahatsız edilmiş ve saçma şeyler yazmaya başlamıştı.


"Bazı hastaların sıkıntıları alevlendiğinde abuk subuk şeyler mırıldanır, tıpkı normal insanların uykusunda konuşması gibi." Chen Ge bu kelimelerden bir şey çıkarmaya çalıştı ama anlaşılmaz haldelerdi.


Kelimeleri okumak bir ürperti yaşamasına neden oldu. Ona akıl hastanesinin dışındaki duvarlara yazılan yazıları anımsatmıştı. Her cümlede bir isimden bahsediliyordu ve farklı el yazılarıyla yazılmışlardı, yani muhtemelen farklı insanların işiydi. Sadece birkaç hastanın bu şekilde davranması anlaşılabilirdi ama tüm hastanenin bu şekilde olması...


"Görünüşe göre bu hastanedeki hastaların bazı çözülmemiş işleri vardı." Chen Ge hemşire yerinin altına yazılmış cümlelerin resmini çekmek için telefonu çıkardı. Ardından horozu sırt çantasına bağladı. "Pekala, sayıları ne kadar fazla olursa hata yapma ihtimalleri de o kadar artar. Artık ikinci binaya gitme zamanım geldi."


Chen Ge oradan çıktı ve çantasından bir paket tuz çıkardı. Paketin ucundan yırttı ve hemşire yerinin etrafına çizgi şeklinde döktü. Bu kötü şansı def etmek için değil, gizli deli adamı tuzağa düşürmek içindi. Chen Ge elinde tuzla birlikte birinci ve ikinci binaları bağlayan geçiş koridoruna yürüdü. Tam ikinci binaya girmek üzereyken beyaz kedi aniden pencereye atladı ve camı tırmıklamaya başladı.


"Dikkat et, düşeceksin." Chen ge pencereye geldi. Hastanenin etrafı çalılıktı ve görüş açısında ışık vardı.


"Hiçliğin ortasında böyle bir binanın olduğu kimin aklına gelir?" Chen tuhaf bir şey görmedi ama beyaz kedi inatla pencereden ayrılmayı reddetti. Kafasını yukarıda tutarak miyavlamaya devam etti.


"Pencerede mi bir şey var? Üstümüzde mi?" Chen Ge pencereyi açtı ve kafasını yukarı çevirdi. Tam üstünde, üçüncü katın penceresinde çarpık bir surat kendisine bakıyordu. Surat onun pencereyi açma sesini duyunca hemen geri çekildi ve pencereyi bile kapatmadan ortadan kayboldu.


"Bu yüz..." Chen Ge de düşmanının aniden yukarıda belireceğini hiç düşünmemişti. Birbirlerini saniyenin onda biri süresince görebilmişlerdi. Onu kesinlikle tam anlamıyla görebilme şansı bulamamıştı ama garip olduğunu biliyordu, normal değildi fakat tam olarak yüzün ne anlamda tuhaf olduğunu kestirememişti.


Chen Ge duraksadı ve seslere odaklandı. Herhangi bir ayak sesi işitmedi, o yüzden düşmanının belli bir yöne doğru kaçmadığını anladı. "Yüzün iki tarafının birbirine denk olmadığını hissediyorum ama o bir insan olmalı."


Chen Ge ikinci binaya girdi. Birinci ve ikinci binaların aynı olacağını düşünmüştü ama ikinci binaya girdiğinde iç tasarımın tamamen farklı olduğunu gördü. Bu bina ilkine göre daha büyük ve daha boştu. Kalabalık yataklar yoktu ve bireysel odalar arasında sandalyeler, masalar ve masa lambaları vardı.


"Buranın ortamı ilk binaya göre kesinlikle daha iyi." Chen ge bir avuç tuzu merdiven bağlantısına boşalttıktan sonra en yakındaki odaya girdi. Döşek yırtılmıştı ve içi tüm odaya dağılmıştı. Yemek aletlerinin yanına bir oturak yerleştirilmişti ve duvarda tırnakla kazınmış bir çok karakter vardı. 


"Bu hastaların günlük bakımıyla ilgilenen hemşire ve doktorların işi zor olmalı." Chen Ge odadan çıktı ve ilerlemeye devam etti.


İkinci binadaki odaların çeşitliliği ilk binaya göre fazlaydı. Özel karantina odaları, eğlence odaları, satranç odaları ve banyolar vardı. Hatta koridorun sonunda sahnesi olan küçük bir salon mevcuttu ama dekorasyonları oldukça garipti.


Salon parti ya da balolar için kullanılmıyordu. Pencereler mühürlüydü ve perdeler çok kalındı. Bütün dekorasyonların siyah ve beyaz olması garip bir tarz ortaya koymuştu. Kapıyı açıp içeri giren Chen Ge sahnenin ortasına yerleştirilmiş büyük siyah beyaz resmi fark etti.


Resim duvarda asılıydı ve bilinmeyen birisi tarafından ikiye kesilmişti. Fakat geriye kalan yarısına bakarak onun orta yaşlı bir hemşire olduğu anlaşılabiliyordu. İri bir cüssesi vardı ve yüzü asıktı.


"Büyütülmüş siyah beyaz bir resim, kalın perdeler, ahşap sandalyeler. Burası neden bir yas odası gibi yapılmış?" Chen Ge bir akıl hastanesinde neden böyle bir olayın olduğunu anlamamıştı ve eğer bu olay hastane tarafından organize edildiyse bunun anlamı ne olabilirdi?


"Bu kadın hemşire Üçüncü Hastalık Koğuşu'nun kurbanı olabilir mi? Ama öyleyse neden resmi ikinci binanın salonunda?"


Chen Ge kadın hemşirenin yüzünü hafızasına kazıdıktan sonra yoluna devam etti. Kapıyı kapattı, kapıya bir tuzdan çizgi çekti ve üçüncü katın merdivenlerine koştu.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18350 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr