Bölüm 155: Birden Fazla Kişi

avatar
516 0

My House of Horrors - Bölüm 155: Birden Fazla Kişi


Bölüm 155: Birden Fazla Kişi

Çevirmen: RassNt


Pişmiş etin açık havada kaldığında bir süre sonra sertleşmesi gerekirdi. Chen Ge göğüs kamerasını ördeğe doğru yöneltirken dokunmak için uzandı. Ördeğin yüzeyi yumuşaktı ve biraz sıcaklığını korumuştu.


"Bu ördek bir saat içinde pişirilmiş." Ördeği kafesin dışına çıkararak onu inceledi. "İç organları doğru düzgün temizlenmemiş ve boynu kaba kuvvetle koparılmış. Kafası kayıp."


Chen Ge dikkatle inceledi. Yarı pişmiş etin üzerinde bir ısırık izi vardı ve karnı yırtılmıştı. zeminde ördek tüyü yoktu, yani ördeği parçalayan yaratık tüyleri de et ile birlikte yemiş olmalıydı.


"Demir kafesler büyük köpekleri tutmak için kullanılmaz mı?" Ördeği geri koyan Chen Ge kafesin diğer köşesine baktı. Kafesin dışına iki plastik kase koyulmuştu ve ikisi de renksiz bir sıvıyla doluydu.


"Neden iki kase var? Bu kafes iki köpeğe mi ev sahipliği yapıyor?" Kaseler birbirine benziyordu ve Chen Ge onları burnuna götürerek kokladı. Birinde koku yoktu, normal su olduğunu düşündü. Fakat diğer kasedeki sıvıdan hafif bir acı koku aldı.


"Fare zehiri gibi kokuyor." Dekorları kemirmelerini önlemek için daha önce fare zehiri almıştı, o yüzden kokusunu biliyordu.


"İki benzer kase, birisinde su var diğerine ise fare zehiri karıştırılmış. Sahibi acaba hayvanların yanlış kaseyi kullanmasından korkmadı mı?!" Bu sahne cidden garipti. Chen Ge her şeyi kameraya aldı. Telefonuna baktı ve chat bölümü hızla akıyordu. Yorumlardan biri gözüne takıldı— kafes ve kağıttan bahsediyordu.


Chen Ge'nin akan yorumları yukarı kaydırıp o yoruma gelmeye zamanı yoktu. Kafesin demir çubuklarını inceledi ve kafesin çıkışının boyasının dağılmış olduğunu fark etti, sanki birisi bırakmayı reddediyormuş gibi onu sıkıca tutmuştu.


"Acaba kafes hayvanlar için değil de insanlar için mi?" Terk edilmiş hemşire yerinde boş hap şişeleri etrafa dağılmıştı ve üstlerinde hasta isimleri yazan küçük çantalar vardı. Bazılarının içinde hala garip görünüşlü haplar duruyordu. "Beş yıl önce terk edilmiş olan bu akıl hastanesinde birisi yaşıyor olmalı ve görünüşe göre burada yaşayanların sayısı birden fazla."


Chen Ge daha dikkatli davranmaya başladı. Yaptığı bütün hazırlıklar hayaletlere karşıydı, burada yaşayan bir insanın yaratacağı tehlikeye hazırlanmamıştı. Hemşire yerinden çıkarken iki taraftaki duvarları inceledi.


Demir kafesteki kişi zorla dışarı çıkarılmıştı. Elleri boyalı olduğundan mücadele sırasında bazı izler bırakmış olmaları gerekiyordu. Chen Ge bir kaç adım attı ve duvarlarda tırmalama izleri gördü, soyulmuş boya kanla kirlenmişti.


"Yaralanmış mı?" Chen Ge izleri ikinci kata kadar takip etti. Orada koridor ikiye ayrıldı, birisi birinci binada devam ederken diğeri ikinci binaya bağlanıyordu. Daha önce de gördüğü gibi binalar birbirine bağlıydı.


Chen Ge birinci binayı incelemeyi yirmi dakikada bitirdi. İçeride insanların saklanması için pek bir yer yoktu. Kafeste kalan kişiyi bulamadı ve burada yaşayan insanlara dair herhangi bir kanıtla karşılaşmadı.


"O kişiyi diğer binaya sürüklemiş olabilir mi?" Chen Ge merdivenlerden inerken telefonu titredi. Arayan Liu Dao idi.


"Evet?" Chen Ge o kadar gergindi ki en küçük kesinti bile onu büyük ölçüde etkileyecekti.


"Chen Ge çok hızlı gidiyorsun! Gece boyunca yayını sürdürmeyi planlıyoruz ve sen birinci binanın keşfini sadece yirmi dakikada bitirdin. Gecenin bundan sonraki kısmında ne yapacaksın?" Liu Dao canlı yayını takip ediyordu. "Qin Guang'ın canlı yayını 600,000 izleyiciyi geçti ve sen zar zor 50000 izleyicidesin. Sadece keşfe odaklanma, izleyicilerle iletişim kurmayı dene."


Chen Ge onu dinlerken birinci kata geri döndü. Birinci katın koridoruna baktığında göz bebekleri küçüldü. "Bekle, giriş kapısını kim kapattı? İçeri girerken onu açık bıraktığımı hatırlıyorum."


"Ne dedin?" Liu Dao duraksadı. "Ne olursa olsun çok fazla baskı hissetme. Dikkatli ol."


"Tamam, sonra konuşuruz." Chen Ge telefonu cebine attı ve elinde çekiciyle girişe doğru koştu. Hemşire yerini geçerken içeriye bir göz attı. "Bir şey değişmiş."


Fakat ön kapıdan endişelendiği için hemşire yerine girmedi. Kapıya koştu ve bütün gücüyle kapıya asıldı. "Siktir! Kilitli! Bu ne zaman oldu?"


Chen Ge açıklıktan baktı ve kapıda yeni bir kilidin olduğunu gördü. Kapıya vurdu ama kapı oynamadı.


"Kilidin değiştirilme hızına bakınca bunu sorumlusu bu işi ilk defa yapmıyor."


Terk edilmiş hastanede insanlar yaşıyordu ve Chen Ge bunların sadece geri dönen hastalar olduğunu düşündü. Onlar mental olarak geri değillerdi. Hatta bazı açılardan normal insanlardan daha zeki ve tehlikeli oldukları söylenebilirdi. Chen Ge onları hafife alamazdı.


Çekiçle kapıyı sökmeye çalıştı ama sonuç alamadı. Ön kapının yanındaki odalara yürüdü ve pencerelerin demir parmaklıkla kapalı olduğunu gördü. O anda akıl hastanesine gönderilen hastaların hislerini anlayabiliyordu, burası devasa bir hapishane gibiydi.


Yardım mı istesem? Polisi çağırsam mı? Chen Ge telefona baktı ve izleyici sayısının giderek tırmandığını gördü. Eğer burada bırakırsa canlı yayın bitecekti. Dahası, Test Görevini tamamlaması gerekiyordu. Şafağa kadar Üçüncü Hastalık Koğuşu'nda hayatta kalmalıydı. Eğer işe polisi karıştırırsa başarısız olacaktı.


"İkinci katın pencerelerinde demir parmaklık olmadığını hatırlıyorum. Eğer kaçmam gerekirse bundan faydalanabilirim. Şimdilik polise haber vermeye gerek yok." Bu Test Görevini tamamlamak ve kayıp ailesine dair ipucu bulmak için elinden geleni yapmalıydı.


Hemşire yerine geri döndüğünde nihayet neyin değiştiğini anladı. Demir kafesin dışındaki plastik kaseler devrilmişti ve sıvı yere dağılmıştı.


"Birini zehirlediklerini anlamamdan mı korktular?" Chen Ge bunu arkasında yatan sebebi anlayamadı. Tam ayağa kalkmaya hazırlanırken ahşap tezgahın altında bir dizi küçük el yazısı gördü. Daha yakından bakmak için eğildi ve kafasını tezgahın altındaki boşluğa doğru uzattı. Fakat yeterince yaklaşamadan önce kafasının üstüne bir şey dokundu. Sanki solucanlar saçlarının arasına gömülmeye çalışıyor gibiydi.


Chen Ge dokunmak için uzandı ve elinin üstüne bir şeyin dokunduğunu hissetti Kafasını çevirdi ve kalbi tekledi.


Tezgahın altına ağır saç telleri yapıştırılmıştı.


Bazıları uzun bazıları kısaydı ama nereden geldikleri belirsizdi. "Burada neden saç var? Kafeste yaşayan kişiye mi ait?"


Aniden hemşire yerinin dışından tiz bir kedi hırıltısı geldi ve Chen Ge hemen tezgahın altından çıkarak dışarı baktı. Beyaz kedi ikinci kata çıkan merdivenlere doğru dişlerini gösteriyordu, renkli gözleri belli bir yere bakıyordu.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18163 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr