Bölüm 136: Arkadaşlığımıza Ne Oldu?

avatar
551 0

My House of Horrors - Bölüm 136: Arkadaşlığımıza Ne Oldu?


Bölüm 136: Arkadaşlığımıza Ne Oldu?

Çeviri: RassNt  


"Bir şeyler yanlış!" Kuyunun içindeki Wang Wenlong garip bir hissiyata kapıldı. Sanki derin bir okyanusa dalıyordu ve vücudu yavaş yavaş dibe doğru batıyordu. Göğsünün şiştiğini hissetti. Vakit kaybetmek istemedi. İsim etiketlerini almak için eğildi.


Parmakları isim etiketlerini almak için hareket ettiğinde kuyunun dibini süpürdü ve kumun altında bir şey olduğunu fark etti. Bir baş parmak büyüklüğündeydi.


"Bu bir çeşit tuzak mı?" Wang Wenlong temkinliydi. Kumdan çıkan şeye dokunma etrafındaki kumu süpürdü.


"Buranın altında ne var?" Parmaklarının dokunduğu şey kumun kayganlık hissinden farklıydı. Daha yumuşak ve soğuk bir şeydi. Kumu kenara ittiğinde bir insan yüzü ortaya çıktı ve daha önce çıkıntı yapan şey de bu suratın burnunun ucuydu.


"Siktir!" Wang Wenlong hemen elini geri çekti. İçeri atlamadan önce etrafa dikkatlice bakmıştı ve garip bir şey görememişti. "Patron cidden ahlaksız bir adammış. Kumun altında sakladığı şeye bak!"


Eğer kumun altında bir ‘ceset’ saklandığını bilseydi kuyuya kesinlikle atlamazdı, en azından tek başına girmezdi. Panikledi ve iki isim etiketini kuyudan dışarı fırlattıktan sonra bağırdı, "Pei Hu, çabuk beni çek! Kuyuda da manken var!"


"Kuyuda da mı manken var?" Pei Hu telefonun ışığını kuyuya tuttu ve kumun içindeki yüz kendisine bakıyordu. Ürperdi ve kuyunun içine uzandı. "Bu tuhaf, sen içeri atladığında kuyu bu kadar derin görünmüyordu."


Wang Wenlong arkadaşının kolunu tuttu ve ayaklarıyla duvarda tırmandı. Tam kendini dışarı çıkaracağı sırada bileğine soğuk bir şeyin dokunduğunu hissetti. Bacakları direnemedi ve tekrar kuyunun içine düştü.


"Wenlong, sorun ne?"


"Biraz önce bir şey dokundu." Wenlong bileğine baktı ama hiçbir şey yoktu.


"Böcek gibi bir şey olabilir mi?"


"Bilmiyorum." Wang Wenlong etrafına bakındı ve kendisi müdahale etmese de cesedin etrafındaki kumun kendi kendine ayrılmış olduğunu fark etti. Mankenin gövdesinin üst kısmı ortaya çıkmıştı, sanki manken ayağa kalmaya çalışıyor gibiydi.


"Kendi kendine hareket mi ediyor? Bu bir oyuncu olamaz! Eğer gerçek insan olsaydı üstüne düştüğümde ses çıkarırdı." Wang Wenlong'un zihni allak bullak olmaya başladı. "Pei Hu hemen beni yukarı çek!"


Kuyunun dışındaki Pei Hu onun sesini duyunca hemen aşağı uzandı. "Elimi tut!"


Bu sefer Pei Hu cesur davrandı. Bir eliyle telefonun ışığını tutarken diğer elini kuyunun içine uzattı. Kalın kolu garip şekilde güven verici görünüyordu.


"Tamam!" Arkadaşının sesi Wang Wenlong'un daha iyi hissetmesine neden oldu. Pei Hu'nun elini tuttu ve yukarı doğru tırmanmaya başladı. Duvara doğru yaslandı ve tek seferde dışarı zıplamaya hazırlandı. Vücudu neredeyse kuyunun ağzına ulaştığı anda havadaki bacakları bir şey tarafından sıkıca tutuldu!


"Siktir lan!" Tekrar kuyunun içine çekildi. İnanamaz gözlerle arkasını döndü ve gördüğü sahne tüylerini diken diken etti. Kumun içindeki yüz gözleri açık şekilde kendisine bakıyordu!


"Beni aşağı çeken şey manken miydi?" Wang Wenlong kumun içindeki mankene baktı ve bir nedenden ötürü onun gözlerinin kendisini izlediğini hissetti.


"Bu çok fazla." Vücudunu duvara doğru yasladı ve yukarı baktı. Kuyunun  ağzındaki ışık sanki ondan uzaklaşıyor gibiydi. "Burada daha fazla kalamam! Pei Hu!"


"Lütfen biraz sessiz olur musun? Birisi buraya geliyormuş gibi hissediyorum." Pei Hu tombul kollarını Wang Wenlong'U tutmak için kuyunun içine uzattı. "Bir daha deneyelim."


Pei Hu bütün gücüyle çekti ama Wang Wenlong'un başına bir kaza daha geldi.


Bu sefer temkinliydi. Ayak bileğinde bir kuvvet hissettiği anda hemen aşağı baktı. Bileğinde hiçbir şey yoktu ama biraz önce durduğu noktada bir kadın "cesedi" yüzeye çıkmıştı.


"Kuyunun içinde iki tane mi manken var? Yani kadının kafasının üstünde mi duruyordum?" Kalbini bir ürperti kapladı. "Kuyunun içinde başka mankenler de var mı acaba? Bu Korku Evini tasarlayan kişi ruh hastası olmalı! Kuyunun içine manken gömmüş ve birilerinin içeri atlamasını beklemiş..."


Pei Hu'nun ellerini tutarken bacaklarını havada sallayarak bileğindeki kuvvetten kurtulmaya çalıştı.


"Hareket etmeyi kes! Daha fazla tutamayacağım!" Pei Hu tekrar çekti ve yüzü kıpkırmızı olmuştu. Ellerinden birini kuyunun kenarına koyarak destek aldı ve diğer eliyle çekerken içindeki kötü his arttı.


Etrafına baktı ve gözleri koridora döndüğünde kalbi adeta dondu. Karanlık koridorda kafası öne eğik bir kız yol ayrımında duruyordu. Üzerindeki üniformanın kanlı siyahlığı onun derisinin açık renkliliğini daha da ön plana çıkartıyordu.


"O, derslikten dışarı çıkardığım manken!" Aldığı nefesin bile soğuduğunu hissetti ve kolları titriyordu. "Kafasını kaybetmemiş miydi? Personeller onu tamir edip koridora mı koydu? Yani, onun kendi kendine hareket edememesi gerek!"


"Çek! Çabuk! Mankenler gözlerini açtı!" Wang Wenlong kuyunun içinden bağırdı. Adam ağlıyor gibiydi.


Aynı zamanda koridorun yol ayrımındaki mankenin kafası gıcırdayarak kalktı ve kanlı lekelerle morarmış yüzü doğruca eski kuyuya döndü.


"Muhtemelen boynunda gizli bir mekanizma var. Kafa hareketini böyle açıklayabiliriz." Pei Hu derin bir nefes aldı ve kuyuya döndü. "Dikkatim dağılmamalı, ne olursa olsun ilk önce Wenlong'u kurtarmalıyım!"


Odaklanmaya çalıştı ama gözleri koridordaydı ve bu sırada kalbi adeta göğsünden fırlayacak gibiydi. Dönemeçte durması gereken kız sol koridora geçmişti!


Koridorun ortasında durmuş ona gülümsüyordu. Pei Hu'nun nefesi hızlandı, avuçları terledi ve vücudu titremeye başladı.


"Ne yapıyorsun?" Bacaklarına sanki sarmaşıklar dolanmış gibiydi. Wang Wenlong elinden geleni yaptı ama bileklerindeki zincirlerden kurtulamıyordu. Kuyunun dibindeki mankenlerin gözlerini açtıklarını görünce panikledi. Tek isteği bu lanet kuyudan bir an önce çıkmaktı. "Çek beni!"


Pei Hu onu birkaç santim daha yukarı çekebildi. Koridordan soğuk bir hava akıntısı geldi ve Pei Hu'nun kulaklarına hafif bir gıcırtı sesi girdi. Gözü ucuyla dönüp baktı.


Karanlık koridorda manken devrilmişti ve garip gülümsemesi olan kafa, sanki görünmez bir el tarafından itilmiş gibi kuyuya doğru hızla yuvarlanıyordu!


Oksijensizlikten ölmüşe benzeyen surat yavaşça yaklaştı. Pei Hu'nun yüzü korkuyla çarpıklaştı. Bu sefer kalbinin sesini dinledi. Hiç tereddüt etmeden Wang Wenlong'un ellerini bıraktı ve cüssesiyle orantısız bir hızla 303 numaralı odaya doğru koştu. Ardından kapıyı arkasından kapattı.


O sırada Wang Wenlong kuyunun içine doğru kaydı ve avuçlarındaki destek kaybolunca yüzünde umutsuz bir korku ifadesi dondu!







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18163 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37434 Bölüm Sayısı


creator
manga tr