Bölüm 104: Bana Bir Dakika Ver

avatar
519 1

My House of Horrors - Bölüm 104: Bana Bir Dakika Ver


Bölüm 104: Bana Bir Dakika Ver

Çeviri: RassNt  


Oda temizdi ve her yer halılarla kaplıydı. Masaların kenarları ve köşeleri kalın örtülerle kaplanmıştı. Sehpada bir meyve tabağı vardı ama çatal ya da bıçak gibi keskin şeyler yoktu.


"Doktor Gao, lütfen gelin." Beyaz elbiseli bir kadın Doktor Gao ve Chen Ge'yi içeri davet etti. Kırklı yaşlardaydı ve görünüşüne dikkat eden biriydi.


"Wang Xin'in durumunda iyileşme var mı?"


"Ona tavsiye edilen uyku haplarını ve anti depresanları verdim ama umduğum gibi pozitif etkisi olmadı." Kadın zayıfça gülümsedi. "Buna rağmen durumunda iyileşme olmadı ama bütün yan etkiler kendini gösterdi—öğürme, titreme ve el titremesi. Yemekte çubukları bile tutamadı ve her şeyi masaya döktü. Doktor Gao, cidden Wang Xin'in iyileştirilebileceğini düşünüyor musun?"


"İnanın bana, daha iyi günler görecek."


"Hmm." Kadın, doktorun arkasındaki Chen Ge'yi fark etti. "Peki siz kimdiniz?"


"Benim ismim Chen Ge." Chen Ge zaman harcamak istemedi. "Acaba kızınızla konuşabilir miyim?"


"Bu..." Kadın Doktor Gao'ya doğru fikrini almak için döndü.


"Ona eşlik edeceğim." Doktor Gao başıyla onayladıktan sonra kadın isteksizce Chen Ge'yi odaya götürdü. "Çocuk yatak odasında. Bir kaşık yemek yedikten sonra inleme başladı."


Kadın bir kapıya doğru yürüdü. Bir süre hafifçe kapıyı tıklattı ama cevap gelmedi. Elini kapı tokmağına koydu, onu çevirdi ve kapıyı hafifçe açtı. Kadın iç geçirerek sessizce geri çekildi.


"Girelim." Doktor Gao Chen Ge'ye baktı. "Hastayı kışkırtacak hiçbir şey söyleme, lütfen bir şey yapmadan önce ilk olarak bana danış."


"Tamam," Chen Ge söz verdikten sonra odaya girdi. Yatak odasındaki halılar daha da kalındı ve dolapların ve masanın kenarları yumuşatılmıştı. Görünürde keskin hiçbir şey yoktu, pencereye de hırsızlık önleyici kaplama vardı. Odada yatak yoktu. Bunun yerine iki tane kalın döşek duruyordu. Bütün dekorasyonlar beyazdı ve herhangi bir şahsi eşya yoktu.


Doktor Gao kenara geldi ve Chen Ge nihayet kadını görebildi. Döşekte sıska bir kız yatıyordu. Yuvarlak yakalı beyaz bir elbise vücudunu zar zor kapatıyordu, derisi bembeyazdı ve o kadar kırılgan görünüyordu ki herhangi sert bir hareketle kırılabilecekmiş gibi bir hissiyat veriyordu.


Misafirlerin geldiğini fark eden kız yavaşça doğruldu. Öfkeli bir akıl hastası bekleyen Chen Ge kızı gayet normal ve biraz suskun görmüştü.


Doktor Gao döşeğin yanında çömeldi ve kız ile kız kontağını kaybetmeden nazikçe sordu, "Wang Xin, kafan hala ağrıyor mu?"


Kız başını sağa sola salladı ve Chen Ge'ye kısa bir bakış attıktan sonra kafasını tekrar yerine koydu.


"Peki uyuyabildin mi o halde?" Doktor Gao sordu ama bu seferki tepki çok daha şiddetliydi. Kız elleriyle saçlarını tuttu ve tekrar bıraktığında parmaklarının arasına siyah saç telleri yapışmıştı. Buna bakınca saçlarını ne kadar sert çektiğini anlamak mümkündü.


"Demek hala uyuyamıyorsun ha?" Ayağa kalkan iyi doktorun kaşları derince çatıldı. "Hiçbir ilaç etki göstermedi mi?"


"Doktor Gao, onunla konuşabilir miyim?"


"Wang Xin'in şu anki durumu nispeten stabil, o yüzden konuşabilirsin." Chen Ge, doktoru taklit ederek döşeğin yanına çömeldi. Kız muhtemelen muhtemelen onun da doktor olduğunu düşündü ve fazla direnç göstermedi. Elbise kollarını sıyırarak kollarındaki kırmızı çizikleri gösterdi, muhtemelen bunu kendi kendine yapmıştı.


Karşısında duran kız kırılgandı, kağıttan bir uçurma gibi sanki hayatta kalmasını sağlayan tek şey bir iplikti. Tek bir hatayla karanlık fırtına bulutlarının içinde kaybolup gidebilirdi.


"Wang Xin." Chen Ge cebinden tükenmez kalemi çıkardı. "Arkadaşın seninle konuşmak istiyor, o yüzden onu yanımda getirdim."


Wang Xin tükenmez kaleme baktı ama özel bir tepki göstermedi. Muhtemelen Chen Ge'nin şaka girişimine gülmeye çalıştı ama bunu bile yapacak dermanı bulamadı.


Yanındaki Doktor Gao ve kapıdan dinleyen kadının kafası karışmıştı, Chen Ge'nin ne yapmaya çalıştığını anlamamışlardı. Bu tepkisizlik karşısında Chen Ge'nin cesareti kırılmadı. Masadan bir kağıt aldı ve onu döşeğin üstüne koydu. Kalemi kağıdın üstüne getirdi ve Kalem Ruhu oyununu başlatmaya hazırlandı.


Chen Ge'nin arkası Doktor Gao'ya dönüktü ve yüzü Wang Xin'e bakıyordu. Dudaklarını sessiz bir şekilde oynatarak Kalem Ruhu oyunu sözlerini mırıldandı. "Kalem Ruhu, Kalem Ruhu, sen benim..."


Dudakları açılıp kapanırken Wang Xin'in dikkati yavaşça Chen Ge'ye döndü. Chen Ge'ye döndüğünde onun dudaklarını okudu, kollarını çırparak sanki korkunç bir şey hatırlamış gibi duvara doğru kaçınarak sindi.


"Ne yapıyorsun!?" Kadın hemen Doktor Gao'nun yanındaki Chen Ge'yi durdurmak için odaya daldı.


"Onun durumunu çözmeye yardım ediyorum." Chen Ge elindeki tükenmez kalemi korudu. "Kimse Wang Xin'e ne olduğunu bilmiyor ama hastalığının sebebi bu! Sadece bana bir dakika verin, sadece bir dakika!"


Sözlerindeki inanç oldukça katıydı. Chen Ge ilk başta sadece Kalem Ruhu görevini tamamlamayı amaçlamıştı ama acı içindeki kızı görünce bu konuda bir şeyler yapması gerektiğini hissetmişti.


"Neden ona bir şans vermiyoruz?" Uzun tartışmaların ardından Doktor Gao Chen Ge'ye güvenmeyi seçti. "Wang Xin ile yaptığımız seansların hiçbirinde ondan böyle bit tepki almamıştım. Belki de bu iyiye işarettir."


Doktor Gao en sonunda kadını ikna etti ve Chen Ge'ye üç dakika vermeyi kabul ettiler. İkili kapıya yürüdüler ve Chen Ge ayağa kalkarak perdeleri ve kapıyı kapattı.


"Wang Xin, arkadaşın sana ulaşmaya çalışıyordu." Kalemi tekrar kağıdın üzerinde tuttu ve sözleri mırıldanmaya başladı. "Kalem Ruhu, Kalem Ruhu, önceki hayatımdan benim ruhumsun ve ben bu hayatta senin ruhunum..."


Chen Ge mırıldanmaya devam ederken köşede saklanan kızın korkusu giderek tırmandı. Yıllardır ona musallat olan kabus gibi anılar kalbinde belirmeye başladı. Ne kadar zalimce görünse de Chen Ge devam etmek için kendini zorladı. Çok geçmeden kağıdın üzerinde duran kalem kendi kendine hareket etmeye başladı. Ardından beyaz kağıdın üzerinde güzel bir el yazısı belirdi, Chen Ge'nin el yazısından farklıydı.


"Wang Xin, aptalca bir şakanın kalbinde böylesinde kalıcı bir yara bırakacağını düşünmemiştim, benden nefret ediyor olmalısın, değil mi?"


Wang Xin bu tanıdık el yazısını görünce afalladı. O anda zihni bomboştu, ne düşüneceğini bilememişti.


"Ölümümle bir alakan yok. Ben sadece başka bir arkadaş bulduğunu görünce seni korkutmak istemiştim. Urganın çok sıkı olacağını ve sandalyenin kayacağını nereden bilebilirdim?


"Sen yanlış bir şey yapmadım, bu sadece kötü sonuçlanan aptalca bir şakaydı.


"Üzgünüm, Wang Xin. Beni affetmeni istemeyeceğim ama umarım zihninden kötü anıları silebilir ve hayatının geri kalanını en iyi şekilde yaşayabilirsin."







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18424 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37654 Bölüm Sayısı


creator
manga tr