Bölüm 71: Kuyunun İçindeki Cennet

avatar
571 0

My House of Horrors - Bölüm 71: Kuyunun İçindeki Cennet


Bölüm 71: Kuyunun İçindeki Cennet

Çeviri: RassNt  


Öğle güneşi oldukça göz alıcıydı. Chen Ge kadını net bir dille reddetmesine rağmen oğlanla birlikte ayrılmak istemediler.


"O senin Korku Evini görmek istiyor ve söz veriyorum bunu yapabilir. Lütfen biraz anlayış göstersen?" Kadın cüzdanından bir yüzlük banknot çıkardı. "Söz veriyorum bir sorun olmayacak."


Chen Ge bu rüşveti kabul etmedi ve kafası karışmış bir şekilde sordu, "Korku Evine girmek için neden bu kadar ısrarcısınız? Oğlan en fazla sekiz yaşında, içerideki ortam karmaşık olduğundan korkarım ki hayatı boyunca etkileneceği bir deneyim yaşayacak."


Kadın çaresizce güldü ama soruya cevap vermedi. Bunun yerine arkasını döndü ve oğlanın saçlarını okşadı. "Fan Yu, gidip başka şeylerle oynayalım..."


Kadın daha sözünü bitirmeden oğlan eline vurarak uzaklaştırdı. Fiziksel teması sevmiyor gibiydi, ailesinden bile. Kadın onu ne kadar ikna etmeye çalışsa da oğlan Korku Evinin önünde hareketsizce durdu. Ara sıra kafasını kaldırdı ve Chen Ge onun gözlerinde korku, aşağılanma ve biraz da kayıtsızlık izleri gördü.



"Fan Yu?" Chen Ge'nin ilgisi tamamen oğlana dönmüştü. Hayatında ilk defa bu kadar meraklı bir çocuk görmüştü. Çömelerek oğlanın seviyesine geldi. "Lütfen bana neden Korku Evine girmek istediğini söyler misin? Binanın için çok karanlık ve korkutucu şeyler var."


Oğlan gözlerini kaçırdı ama Chen Ge onun bakışlarının gölgesine doğru kaydığını fark etti. Yine hiçbir kelime etmedi.


Kadın muhtemelen Chen Ge'ye ayıp olduğunu hissetmiş olacak ki hemen lafa atladı, "Xiao Yu çoğu çocuktan farklıdır, konuşmayı pek sevmiyor, umarım alınmazsınız."


"Ne demek." Chen Ge bu ziyaretçilerin korumaların yardımı olmadan gitmeyeceklerini fark etti. Bir kadın ve bir çocuğa bunu yapacak kadar zalim değildi, o yüzden biraz yumuşadı. "Şuna ne dersiniz? Binaya bedava girmenize izin vereceğim ama sadece dış çevresini gezmeye izniniz olacak ve ben de yanınızda olacağım."


"Teşekkürler!"


"Öncelikle hem yetişkin hem de çocuk feragat anlaşmasını imzalamanız lazım. Lütfen hiçbir dekora dokunmayın ya da içerideyken koşuşturmayın.  Sadece benim arkamda kalın." Chen Ge kadın ve oğlana iki belge verdi. Normalde sadece veli olan kişiden imza alıyordu ama çocukla ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak için ondan da imza istemişti. Anlaşma imzalandıktan sonra Chen Ge onları Minghun senaryosuna götürdü.


Chen Ge onlara buranın hikayesini açıkladı. Üçlü, beyaz fenerlerle süslenmiş girişte durdular. Kadın biraz gergindi, cüzdanını sıkıca tutmasından belliydi. Oğlan başını öne eğmişti ama bunun sebebinin korku olup olmadığı belirsizdi.


Ölü ağaçlar rüzgarla sallandı ve yerde dağılmış olan kağıt paralar ayakkabılarının altında ezildi. Chen Ge Siheyuan'ın giriş kapısını açtı ve açıkladı, "İçerisi böyle görünüyor. Unutmayın içeri girmek yok. On dört yaşından küçük olanların Korku Evine girmemesi gerektiğine dair parkın keskin kuralları var."


Chen Ge sözlerini bitirdiğinde bu süreçte tamamen sessiz duran oğlan aninden Siheyuan'a doğru fırlarken iki yetişkin ne olduğunu anlayamadılar.


"Fan Yu!" Kadın ve Chen Ge hemen onun peşinden koştular. Oğlan avludaki eski kuyunun önünde durdu. Vücudunun yarısıyla uzanmış içeride bir şeye bakıyordu.



"Üzgünüm, çok üzgünüm." Kadın bir yandan oğlanı kuyudan çekmeye çalışırken bir yandan da Chen Ge'den özür diliyordu. Fakat o eski utangaç oğlan sanki başka birine dönüşmüştü. Sadece kadının ellerine vurarak kurtulmaya çalışmakla kalmadı, çaresizlik içinde tırnaklarını kadının kollarına saplayarak kanattı. Çocuk adeta çıldırmış gibiydi.


"Çocuk kesinlikle ani ruh hali değişimi yaşıyor." Siheyuan'ın içindeki kuyu sadece bir aksesuardı, derin bile değildi, o yüzden Chen Ge çocuğun güvenliğinden endişe etmedi. Fakat çocuğun neden kuyuyla bu kadar ilgilendiğini merak etmişti.


Kuyunun yanında geçen üç dakikanın ardından oğlan isteksizce kuyudan çekildi, muhtemelen aradığı şeyi bulamamıştı. Oğlan kesinlikle akranlarından çok farklıydı, karanlık ve habis yerlerde daha fazla heyecanlanıyordu.


"Pekala, madem artık içeri girdik sanırım küçük bir turdan zarar gelmez." Chen Ge'nin ilgisi tamamen oğlanın üzerindeydi. Çocuk kendi akranlarına göre daha küçük yapılıydı. Narin bir çehresi ve saf abanozu andıran büyük gözleri vardı.


"Minghun senaryosu geleneksel Siheyuan temel alınarak modellendi ve Doğu ve Batı Evleri normal olarak en yeni nesiller için hazırlandı." Doğu Evinin kapısını açtı ve ansızın gelinlik içindeki bir kadın hayalet kapının arkasından çıktı. Kadın şok içinde çığlık attı ve hemen geriye doğru sendeledi.


"Endişelenme, o sadece bir oyuncu." Chen Ge gelini durdurdu ve fısıldadı, "Xu Wan, git biraz mola ver."


"Patron, en azından korkmuş numarası yapsaydın. Oyunbozansın..." Xu Wan elbisesini toplayarak ahşap kapı eşiğinden dışarı çıktı. Chen Ge'nin arkasında duran oğlan hemen Xu Wan'ın önüne koştu ve kafasını eğerek ona dikkatlice baktı.


"Hmm? Patron, niye küçücük çocuğu içeri soktun?" Xu Wan şaşırmıştı ama bunun ne kadar tuhaf olduğunu fark eden sadece Chen Ge'ydi. Gelinlik kan kırmızısıydı ve onun içindeki Xu Wan özel makyajlıydı. Ölü biri gibi görünüyordu. Bu şartlarda oğlan korkmak yerine ileri fırlayarak Xu Wan'ı dikkatle incelemeye başlamıştı.


"Çocuk beni sevdi galiba." Xu Wan Chen Ge'ye gülümsedi. Çocuk, Xu Wan senaryodan ayrılana kadar gözlerini ondan çevirmedi.


"Sanırım bugünlük bu tur yeterli olacak. Diğer yerlerde de benzer dekorlar var, o yüzden burada bitirelim mi?" Chen Ge ile kadın çıkışa doğru ilerlediler ama oğlan avluda durdu. Sanki bir şey arıyormuş gibi sağa sola baktı.



"Fan Yu, gitme zamanı!"


Çocuk kadına aldırış etmedi. Eski kuyuya doğru geri gitti ve aramaya devam etti.


"Oğlan korkmadı mı?" Chen Ge ayrılmak için acele etmeden kadınla bir konuşma başlattı. "Onun annesi misiniz?"


"Hayır, halasıyım. Sıkıntı için özür dilerim. Xiao Yu kendi yaşındaki çocuklara göre biraz farklı. Ailesiyle ilgili birkaç yıl önceki kazadan beri böyle. Birçok doktora götürdük ama fayda etmedi."


"Psikolojik problemler mi? Eğer sormamda sakınca yoksa anne babasına ne olduğunu öğrenebilir miyim?" Chen Ge temkinli bir şekilde sordu.


"Xiao Yu'nun ebeveynlerinin ikisi de Mu Yang Lisesinde öğretmendi. Bir gün kayboldular ve o zamandan beri yoklar. O zaman Xiao Yu beş yaşındaydı. Ona nasıl açıklayacağımı bilemedim, o yüzden ona ailesinin çok çok uzakta cennet adında bir yere gittiklerini söyledim."


"Mu Yang Lisesi mi?" Chen Ge bunu duyduğunda kalbi hızlandı.


"Duydunuz mu? O okulla ilgili birçok söylenti var. Xiao Yu'nun anne ve babasına en başında başka yerde çalışmalarını söylemiştim ama beni dinlememişlerdi." Kadının gözleri acı hatırlarla kızardı. Chen Ge ile konuşmayı bırakıp oğlana doğru yürüdü. "Xiao Yu, eve gitme zamanı."


Oğlan inatla kuyunun yanında kaldı. Bu durum Chen Ge'yi daha da meraklandırdı. Oğlanın yanında çöktü ve sordu, "Neden kuyunun içine bakıp duruyorsun? Aşağıda yaşayan bir çeşit canavar mı var?"


Fan Yu başını sağa sola salladı. Oğlan güneşten korunan bir yerde dururken gardını indirmiş gibi göründü.



"O zaman neden kuyudan ayrılmak istemiyorsun?"


Oğlan, Chen Ge'nin arkasında bir noktaya baktıktan sonra cevap verdi, "Bir şey arıyorum."


"Ne arıyorsun?" Chen Ge meraklanmıştı.


Oğlan karanlık kuyuya bir süre baktıktan sonra cevap verdi, "Cenneti."






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18350 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr