Bölüm 35: Parçalanan Ayna

avatar
739 0

My House of Horrors - Bölüm 35: Parçalanan Ayna


Bölüm 35: Parçalanan Ayna

Çeviri: RassNt  


"Neden aniden sessizlik oldu?" He San Lao Zhao'ya baktı. "Geri dönüp baksak mı?"


"Eğer düşmanlarımızı hareket etmiyorsa biz de hareket etmeyeceğiz. Çığlıklar duyduğumuzda harekete geçip tam tersi yönde araştırma yapmaya başlayacağız; böylece korkunç tuzaklardan kaçınmış olacağız," dedi Lao Zhao uyanmaz bir şekilde.


"Bu arkadaşlarını satmak olmuyor mu?"


"Hayır, onların onurlu fedakarlığına saygı duymak oluyor. Bize kazandırdıkları zamanı çıkışı bulup zafer kazanmak için kullanacağız." Lao Zhao köşesiz biriydi. He San'ın arkasında duruyordu ama genç adamın küçük cüssesi onun vücudunun ancak yarısını kapatıyordu.


"O zaman burada daha ne kadar gizleneceğiz? Ya Korku Evinde sadece ikimiz kaldıysak?" He San arkasındaki kıdemlisine döndü. Nedense kıdemlinin kendisini sadece bir kalkan olarak kullandığını hissediyordu.



"İkinci kattaki bütün odaları kontrol ettik, üçüncü katıda büyük oranda araştırmıştık, yani çıkış birinci katta olmalı. Yani zafere çok yakınız." Lao Zhao, He San'ın omuzuna cesaret verici bir darbe indirdi. "Cesur ol! Zaferin eşiğindeyken pes etme!"


"Böyle bir anda bile beni böyle zırvalara inandıracak kadar sakin kalabiliyor musun?" He San surat astı. Birçok sıkıntıyı dile getirmek istiyordu ama nasıl yapacağını bilmiyordu. Normalde sadece kıdemlileri Yeni Yüzyıl Parkına getirecekti, şimdi neden Korku Evinin içindeydi?


"Karamsar davranma." Lao Zhao parmaklarıyla saydı. "Daha önce Xiao Hui ve Maymun'un çığlıklarını duyduk, yani o ikisi muhtemelen oyun dışı kalmışlardır. Ayrıca sekizinci kişi dışında, içeride hala bizim okuldan beş öğrenci var. Katilin beş kişi içinde iki kişiyi avlama ihtimali, beş kişi içinden üçünü avlama ihtimalinden daha düşük, o yüzden endişelenme. Sadece beklemede kalacağız."


"Pekala, öyle yapalım." Kapının orada çömelmiş olan He San aralıktan dışarıyı gözetliyordu. Karanlık koridorda sanki başka bir şey daha hissetti. Gözlerini ovuşturdu ve aynı yöne daha dikkatli baktı. Yerde yatan eskimiş bir oyuncak bebek vardı.


Gözlerimde sıkıntı mı var? O oyuncak bebek zaten orada mıydı? Ama bu imkansız. On dakikadır burada saklanıyorum ve gözlerimi koridordan hiç ayırmadım. He San yanaklarına hafifçe vurduktan sonra tekrar aralıktan dışarı baktı. Oyuncak hala oradaydı ama kapıya biraz daha yaklaşmıştı.


Kendi başına mı hareket ediyor? Gerginlikten hayal mi görüyorum acaba? He San başını sağa sola salladıktan sonra tekrar aralıktan dışarıyı gözetledi.


Bu sefer oyuncak ortadan kaybolmuştu.


Bu tuhaf...



Birinci kattaki personel geçidinde Chen Ge, Xu Wan'dan dışarı çıkıp öğrencilerle ilgilenmesini istedikten sonra Doktor Kafakıran giysisini üzerine giymişti. Geriye kalanları kendisi avlayacaktı.



Doktorun kanlı cübbesi, üzerine kazınmış insan yüzleri barındıran kıvrımlı zincirler, elindeki çekiç ve deri maskeyle görünüş olarak Chen Ge'nin Doktor Kafakıran'ı Xu Wan'dan daha korkutucuydu.


Bu gençler bana kafa mı tutuyor? Attığı her adımda zincirler şıngırdadı. Bu çıkan ses ürkütücü olsa da en büyük zaafiyeti yerini belli etmesiydi. Chen Ge senaryoda beş dakika kadar gezindikten sonra hiçbir şey bulamadı.


"Patron, onları kamerada göremiyorum. Odalardan birinde gizleniyor olmalılar; odaları tek tek kontrol etmen lazım." Xu Wan'ın sesi kulaklarına geldi. "Bu arada, Korku Evinin her köşesine gözetleme kameraları kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Şu an sadece koridorların kesiştiği yerlerde kamera var, birçok kör noktayı göremiyoruz."


"Paramız olunca düşünürüz." Chen Ge çekicini kullanarak odaların kapılarını iterek açmaya başladı. İkinci katın bir köşesine geldiğinde kapılardan birine bir oyuncak bebeğin yaslanmış halde durduğunu fark etti.


"Küçük kız, neden burada sebepsiz yere bir kapıya yaslanmış duruyorsun?" Chen Ge çekiciyle çenesini kaşıdı ve kısa sürede işin gerçeğini kavradı. "Biliyorum, bana orada birilerinin saklandığını göstermeye çalışıyorsun değil mi?"


Chen Ge hiçbir şey fark etmemiş gibi kapıdan uzaklaştı. On metre kadar uzaklaştığı anda zeminde sürüklenen zincirleri topladı ve duvara yaslanarak sessizce kapıya doğru ilerledi.


Kör noktayı kullanarak yarı çömelmiş halde kapının aralığından içeriye baktı.



Odanın içinde He San ve Lao Zhao kapının arkasında avuçlarıyla ağzını kapatmış bir halde sinmişlerdi.


"Zincir sesleri kayboldu; katil gitmiş olmalı." Lao Zhao'nun yüzü bembeyazdı, ama kıdemli olarak ses tonu gururunu korumak istercesine sakindi. "Aslında bir nebze bile korkmadım. Analizime göre katil birinci kattan geldiği için oraya bir süre tekrar geri dönmeyecekti; işte elimize şans geçti!"



Enerjisini kullanarak kendini yerde sürükledi. "Birinci kata gitmek için müthiş bir zaman. Katilden kaçınıp zafer elde edeceğiz. Xiao San, kapıdan bir bak. Eğer katil çoktan gittiyse hemen harekete geçeceğiz."


He San kıdemlisinin haklı olduğunu hissetti. Hiç tartışmadan kapıya doğru yaslanarak aralıktan dışarı baktı. Yüzüne sıcak bir nefesin üflendiğini hissetti. He San'ın bu sefer gördüğü şey öncekinden farklıydı. Karanlık koridor ya da ürkütücü oyuncak bebek yerine aralıktan kendisine bakan kan çanağına dönmüş gözler vardı!


"Siktir lan!"


He San adeta ruhunun vücudunu terk ettiğini hissetti. Sertçe yere kapaklandı ve kapıdan ayaklarını sürüyerek uzaklaştı. Bu olay Lao Zhao'yu da korkuttu. "Noldu!? Ne gördün?"


Lao Zhao'nun aldığı cevap kapı tokmağının çevrilme sesiydi. Eski kapı yavaşça açıldı ve habis ve kızgınlık saçan kanlı bir gölge kapıda belirdi. Bunu gören Lao Zhao duvara yaslanmış olsa da geri geri çekilmeye çalışmaya devam etti.


"Duvarı bu kadar zorlamamalısın, ya içinde biri varsa?" Chen Ge elini sessizce cebine götürdü ve siyah telefondaki aksesuar seçeneğine bastı.


Lao Zhao o kadar korkmuştu ki şişman cüssesi baştan aşağı titriyordu. Daha Chen Ge'nin cümlesini idrak edemeden aniden sırtını bir şeyin dürttüğünü hissetti. İçgüdüsel olarak omuzunun üstünden arkaya baktı ve arkasındaki duvar kağıdı iki yana açılarak ortaya duvara gömülmüş ifadesiz bir kadının ortaya çıktığını gördü!


Beyni boşaldı ve nefese benzeyen bir şey Lao Zhao'nun vücudundan ayrıldı. Kıçının üstüne yere düştü ve gözleri devrildi.


"Deneyiminiz burada resmi olarak sona erdi, sizi çıkaracağım." Chen Ge bunu dediği sırada aniden üçüncü kattan bir ayna parçalanma sesi geldi ve bunun akabinde Kardeş Feng'in çığlığı duyuldu.


"Siktir!" Chen Ge hemen Xiao Wan'ı arayıp He San ve Lao Zhao'yu almasını söyledi ve kendisi de hızla yukarı çıktı. Sesi takip ederek Kardeş Feng'i odalardan birinde bulduğunda sanki bilinmeyen bir kuvvetle dövüşüyormuş gibi ahşap bir sandalyeyi havada rastgele salladığını gördü.



Maskesini çıkardı ve Kardeş Feng'in yorulup yere yığılmasını bekledikten sonra odaya girdi.


"Ne oldu?" Chen Ge temkinli bir şekilde ahşap sandalyeyi ondan uzaklaştırdı ve bir kenara attı. Kardeş Feng mutlak bir dengesizlik halindeydi. Gözlerini doldurmuş olan korku, Chen Ge'nin adamın şoka gireceğinden endişelenmesine neden oldu. "Garip bir şeylerle mi karşılaştın?"






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr