Bölüm 24: Katili Yakaladım!

avatar
719 0

My House of Horrors - Bölüm 24: Katili Yakaladım!


Bölüm 24: Katili Yakaladım!

Çeviri: RassNt  


Chen Ge mesajların gönderilme tarihlerine baktım bir gün aralıklarla her gece yarısı atılmıştı. Bu durum Wang Qi'nin sözleriyle tamamen uyuşuyordu ama Chen Ge'nin ürpermesine neden olan bir detay daha vardı.


Bir duvarın içine gömülmüş olan  bir ceset her gece nasıl saati saatine bir mesaj atabilirdi?


Doğaüstü bir olay mı? Eğer gerçekten bu güçlü bir tayfın işiyse onun cesedini rahatsız eden bir grup kiracı hala nasıl hayatta olabilirdi?


Bir şeyler yanlış. Chen Ge bütün ipuçlarını sıraladı ve zihninde bir düşünce doğdu. Wang Qi'ye her gece mesaj gönderen kişi onun nişanlısının katili ve aynı zamanda yıllar önceki yangından sorumlu gerçek katildi.


Ve sanırım o kişinin kim olduğunu biliyorum, diye düşündü Chen Ge ahşap evin içinde durarak. Wang Qi, apartmanın bütün kiracıları tarafından deli olarak düşünülüyordu ve ev sahibi onu her gördüğünde kovuyordu. Ama bunun ötesinde, bu gece karşılaştığım insanlar arasında apartman kiracısı olmayan tek kişiydi. Buna karşın apartmanın çevresinde sık sık ortaya çıkıyor; yani onun asıl konakladığı yer apartmana yakın bir yer olmalı.



Ama asıl soru şu, ev sahibiyle kira konusunda tartışırken bana kendinden emin bir şekilde kilometrelerce çevrede yaşayacak başka bir yer olmadığını söylemişti. Yani Wang Qi yakınlardaki başka bir apartman ya da otelde yaşıyor olamaz. Bu durumda  ilanları dağıtmadığı sürelerde muhtemelen burada yaşıyor.


Eğer bu ahşap evde yaşıyorsa birçok şeyin açıklaması ortaya çıkıyor. Her gün acınası bir halde kayıp nişanlısını arayan adam muhtemelen kendi nişanlısının katili!


Chen Ge soğuk kanlı bir katille şefkatli bir muhabbet yaptığına ve hatta o adamla kendi hikayesini paylaştığına inanamıyordu. Yutkundu ve ardından korku hissetti. Bu deli adam bir travmanın içinde olmalı, ölü kadının elbiselerini topluyor ve hatta kadının telefonunu her gece kendine mesaj atmak için kullanıyor. Belki de vücudunun içinde yaşayan başka bir kişiliği vardır ve uykuya daldığında ortaya çıkıyordur.


Düşünmeye devam ettikçe Chen Ge daha da rahatsız oldu. Daha fazla ipucu bulmak için telefonu kurcaladı. Bu telefon parmak izleriyle kaplı olmalı, o yüzden önemli bir kanıt değeri taşıyor; onu iyi saklamalıyım.


Chen Ge ekrana bakarken belki gerginlikten belki de başka bir şeyden dolayı ekranda bir kız figürünün belirdiğini gördü. Kız on sekiz on dokuz yaşlarındaydı ve üzerinde kanlı bir okul üniforması vardı.


Daha dikkatli bakmak için gözlerini ovuştururken sanki bir el okşuyormuş gibi boynunun arkasında bir ürperti hissetti; bu Chen Ge'nin sıçramasına ve arkasına dönmesine neden oldu!


Evin içindeki hava adeta dondu ve Chen Ge arkasında gördüğü şeyle kalbi adeta yerinden çıkacak gibi oldu. Evin kapısı sessizce açılmıştı ve Chen Ge'nin iki metre kadar arkasında gözleri kan çanağına dönmüş, elindeki baltayı havaya kaldırmış olan Wang Qi duruyordu.


İki adam birbirlerine bakarken adeta zaman donmuştu, ikisi de hareket etmeye cesaret bulamadı.


"Çok yakın..." Wang Qi'nin sesi öncekinden çok farklıydı; sanki önceden baskılanan delilik şu an serbest kalmış gibiydi. Chen Ge karşılık olarak hiçbir şey söylemedi ama elindeki çekici iyice sıktı. Tayfa karşı minnettarlık hissediyordu. Eğer onu uyarmasa belki şu an kafası yerde yuvarlanıyor olacaktı.


"Çok yazık." Wang Qi bir adım ilerledi ve Chen Ge hemen kendini koruma içgüdüsüyle çekicini kaldırdı. "Sakin, telefonun içindekileri gördün mü?"



Chen Ge deli adamın neden bahsettiğini bilmiyordu, o yüzden temkinli kalmaya devam etti.


"Aslında şöyle bir düşününce sana yalan söylemedim." Chen Ge'nin daha önce hissettiği uyuşukluk kaybolmuştu. Bilakis Wan Qi sanki son derece heyecanlı bir halde görünüyordu. Chen Ge sanki öğlenleyin konuştuğundan farklı biriyle karşı karşıyaymış gibi hissediyordu. "Apartmana girdiğinde benimle ilk konuşmanda sana nişanlımın o apartmanda kaybolduğunu söylemiştim, değil mi? Gördün mü, sana yalan söylemedim."


Baltanın kör ucunu kullanarak bir zamanlar nişanlısının giydiği elbiseleri aldı. "Ne de olsa onu duvarın içine kapatan kişi bizzat bendim."


Ardından Wang Qi'nin tonu değişti; duyguları adeta travmatik bir olayı hatırlamış gibi taştı. Baltayı kullanarak elbiseyi ikiye böldü. "Ben yanlış bir şey yapmadım; hatayı yapan oydu. Gitmek istedi, onun kalması için başka ne yapabilirdim?"


Wang Qi elinde sallanan baltasıyla kapıyı tutuyordu. Gözlerini yırtılan kumaşa dikerek konuştu, "Bunu yapmak istemedim; beni anlıyorsun değil mi? İstemedim..."


Bu sözlerine rağmen Wang Qi'nin birden fazla kurbanı olduğu su götürmez bir gerçekti, o yüzden Chen Ge onun açıklamasını dikkate almadı. elinde çekicini tutan Chen Ge ölü kadının telefonunu cebine attı. Dikkatini tamamen kapıya vererek kaçmak için bir açık arıyordu.


"Ben nefret edilen biriyim; etrafımdaki herkesin söylediği bu. Hayır, bunu sözlü olarak söylemeseler bile ne düşündüklerini biliyorum; hissedebiliyorum." Wang Qi tamamen aklını yitirmiş gibiydi. Mental olarak dağılmıştı ve sanki kendi kendine konuşmak bir alışkanlık haline gelmişti. Adeta mental bir labirentte yürüyordu ve yolunu bulamıyordu.


Wang Qi konuşurken Chen Ge yavaş yavaş durduğu açıyı ayarladı. Zihninde deli adamın dikkatini bir şekilde dağıtmak gibi farklı farklı kaçış senaryolarını düşündü ama bu fikirler ahşap ev bu tarz şeyler için çok küçük kalacağından hemen zihninden silindi.


Wang Qi'nin sesi giderek tizleşti, adeta giderek bozuluyordu.


Chen Ge orada kaldıkça tehlike düzeyinin de giderek arttığını hissediyordu. Hemen bir hamle yapmaya karar verdi ve kaçış senaryolarını düşünmeye odaklanmayı kesti. Vücudundaki her bir kas gerildi. Wang Qi baltayı havada tehlikeli bir şekilde sallarken kontrolünü kaybetmenin eşiğine gelmişti. Chen Ge bir açık yakaladı. Koşmaya başladı ve Wang Qi'ye büyük bir ivmeyle çarptı!



Köşeye sıkışmış bir tavşanı hafife almamak gerekiyordu. Bu belki de Chen Ge'nin yirmiden fazla yıllık hayatı boyunca verdiği en cesur karardı. Böyle bir seri katil karşısında katilden bile daha fevri davranmıştı!


Karanlıkta, Wang Qi'nin tepkisi Chen Ge'ye göre bir nebze yavaştı. Kafasına doğru inen Chen Ge'nin çekicinden kaçınamadı.


Güm!


Çekiç deri ve kafa tasıyla buluştu. Chen Ge elinde yapışkan bir şey hissetti ama rahatlamak yerine Wang Qi'nin karnına bir tekme indirdi. Adam iki büklüm olduğunda hemen kapıya doğru fırladı!


Chen Ge hemen ormana daldı. Bu sefer gittiği yönü yakalamayı başardı. Ağaçlar giderek seyrekleşti ve yer düzleşti. Fakat hala tehlikeden kaçamamıştı. Peşinde biri olduğunu biliyordu; dalgalanan ışık ve kırılan dal sesleri bunun en iyi kanıtıydı.


Chen Ge bir anlığına bile duraksamaya cesaret edemedi. İlerde beton bir yol ortaya çıktığında arkasındaki ses de yavaş yavaş kaybolmuştu.


"Herifler çoktan gitmiş olmalı." Chen Ge beton yolda yüzlerce metre koştuktan sonra polis siren sesi duydu. Ufuğa doğru baktı ve yolun ilerisinden gelen araba ışıklarını gördü.


"Kurtuldum!" Yolun ortasından hoplayıp zıpladı. "Polisi arayan bendim! Dört yıl önceki katili yakaladım!"






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18163 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr