Bölüm 16: Geceyi Burada Geçirme

avatar
770 0

My House of Horrors - Bölüm 16: Geceyi Burada Geçirme


Bölüm 16: Geceyi Burada Geçirme


Çevirmen: RassNt  


"Aceleci davranıp hata yapmamalıyım. Ev sahibi şüpheli davranıyor ama bu onun gerçek katil olduğu anlamına gelmez." Chen Ge kafasını kaşıyarak kendi kendine söylendi, "Belki de daha fazla detay için kiracılarla konuşmalıyım."


Chen Ge apartmana geldiğinden beri dört farklı insan görmüştü: kapının arkasında gizlenen kadın, her yere kayıp ilanı asan Wang Qi, aksi ev sahibi ve tekerlekli sandalyede oturan yaşlı adam.


"Yaşlı adam ev sahibiyle kalıyor, o yüzden onunla konuşmam zor. Birinci kattaki kadın da garip davrandı, o yüzden geriye kalan tek aday Wang Qi. Bu apartmanla ilgili bir şeyler biliyor olmalı." Chen Ge şişeyi odaya yerleştirdi, kapıyı arkasından kilitleyerek merdivenlerden indi.


Sesle etkinleşen lambaya yaklaştığında bir deste ilanı kucaklamış koridorda ileyen Wang Qi'yi gördü. İçeride kiracı olup olmadığını önemsemeden bütün kapıların altından birer ilan atıyordu. Bu doğal olarak Chen Ge'nin dikkatini çekti. Normalde kayıp ilanları trafiğin yoğun olduğu yerlere yapıştırılırdı ama bu adam özellikle bu ıssız apartmana yoğunlaşmış durumdaydı.


Chen Ge adamı sessizce takip etti. Wang Qi'nin son kapının altından da ilanı atmasını bekledikten sonra konuştu, "Kardeşim, sevdiğin birinin ortadan kaybolmasının verdiği hissi anlayabiliyorum ama güçlü kalıp bu anlamsız hareketlerle kendine eziyet etmemelisin."



Chen Ge'nin sesini duyan Wang Qi yavaşça arkasını döndü. Bulanık göz bebekleri sanki odaklanacak bir nokta bulamıyor gibiydi. "Anlayabiliyor musun? Hiçbiriniz benim nasıl hissettiğimi anlayamayacaksınız, ayrıca sizden anlamanızı da istemiyorum zaten..."


Chen Ge onunla birlikte bu çıkmaza girerek zamanını harcamak istemedi. Telefonunu aldı ve aylar önce ailesi kaybolduğunda yaptığı polis raporunu aradı. "Sana yalan söylemiyorum. Yarım yıl önce ailem aniden ortadan kayboldu ve en başta ben de çok mutsuz hissediyordum."


Telefondaki resme bakan Wang Qi uzun bir sessizliğin ardından konuştu, "Senin anlıyorum ama şartlarımız farklı. Benim nişanlım geri dönecek; çok uzaklaşmadığını hissedebiliyorum."


"Bana hikayeni anlatmak ister misin? Bir açıdan aynı teknedeyiz, belki sana yardım edebilirim." Chen Ge konuştu. Garip şekilde onun ne demek istediğini hissedebiliyordu.


Wang Qi tereddüt etti. Belki de daha önce Chen Ge'nin ona yerdeki ilanları toplamaya yardım etmesi Wang Qi'nin bakışlarının yumuşamasına neden oldu. "Teşekkür ederim ama bana yardım edemezsin. Sen iyi bir gençsin, o yüzden tavsiyemi dinle ve hala şansın varken kaç. Geceyi burada geçirmeyi deneme!"


"Parayı ödedim bile. Eğer toparlanıp gitmemi istiyorsan bana daha ikna edici bir şeyler vermelisin." Chen Ge'nin amacı Test Görevi'ni tamamlamaktı. Eğer bırakırsa Geceyarısı Cinayeti senaryosunu açma şansını sonsuza kadar kaybedecekti.


"Hayatın mı daha önemli yoksa paran mı?" Wang Qi etrafa şöyle bir bakındı ve kimsenin gözetlemediğine emin olduktan sonra sesini alçalttı, "Buradaki herkes bu binada daha önce cinayetler işlendiğini biliyor."


"Bu konuda birkaç şey duydum ama internette herhangi bir bilgi bulamadım; sadece söylenti olduğundan şüphelendim," Chen Ge cevapladı.


"Daha önce bu binanın adı Fu An Apartmanıydı; kazadan sonra ismi Ping An Apartmanı olarak değişti. O zaman cinayetler büyük haber olmuştu ama şimdiye kadar hiçbiri çözülemedi. Ölüm iradesi hala yatışmadı, o yüzden her gün gece yarısında öldükleri yerde ortaya çıkıyorlar," Wang Qi konuştu. Sanki söylediği şeylere gerçekten inanıyor gibiydi.


"Bu yaşta hala hayalet hikayelerine mi inanıyorsun?" Chen Ge beceriksiz bir gülümseme gösterdi. İçten içe diğer dünyanın varlığını herkesten daha iyi bildiği için inanılmaz gergindi. Eğer mümkün olsa bu ruhlarla hiçbir şekilde karşılaşmak istemezdi.



"En başta ben de inanmadım... fakat nişanlımın bu bölgede kaybolmasından sonra bu düşüncem değişti." Wang Qi'nin darmadağın bir haldeydi, yorgunluğu gün gibi ortadaydı.


"Peki senin nişanlının böyle bir yerde zaten ne işi vardı ki?" Chen Ge'nin ilgisi uyanmıştı. Wang Qi'nin nişanlısının başına gelenler ile ailesinin başına gelenler garip şekilde birbirine benziyordu.


"Dürüst olmak gerekirse gerçekten bilmiyorum. Hatta onun ortadan kaybolmasından önce bu apartmanın varlığını bile bilmiyordum. Buranın ismini polisten aldım; bana bütün ipuçlarının burada sona erdiğini söylediler." Wang Qi'nin elleri gevşedi ve parmaklarının arasında saç telleri bitkin bir halde sallanıyordu. "Aklıma hiçbir şey gelmedi ve o yüzden buraya yerleştim."


"Ardından bir şeyler buldun mu?"


Wang Qi'nin dudakları açıldı ama konuşamadan aniden duraksadı. Bunun yerine elini cebine attı ve ona bir şeyler yazdı.


"Nişanlım burada yaşayan polis tarafından kaçırılmıştı!"


Chen Ge telefondaki yazıyı okuyunca afalladı; bu gelişmeyi hiç beklemiyordu. "Kardeş, kaçırma ve ortadan kaybolma birbirinden farklı şeyler."


Wang Qi hemen onu susturmak için işaret yaptı. Sırtını koridora döndü ve telefonunu göstermek için Chen Ge'ye döndürdü. Chen Ge telefonun gelen kutusundaki mesajları gördü ve gözleri şaşkınlıkla açıldı.


Telefonda Wang Qi'nin nişanlısından gelen bir mesaj vardı!


İçeriği basitti, sadece iki kelime—’Kurtar beni!’ Fakat en ürkütücü şey mesajın geçen gece saat iki de atılmış olmasıydı.



"Ortadan kaybolan birisi sana gecenin bir yarısı yardım mesajı mı gönderdi?" İlk şaşkınlıktan sonra Chen Ge hemen sakinleşti. "O zaman neden bu mesajla birlikte polise gitmedin? Belli ki nişanlın hala hayatta."


"Belki bana inanmayacaksın ama bu mesajı nişanlımdan her gece yarısından sonra alıyorum. İçeriği hep aynı ama mucizevi bir şekilde uyandıktan sonra mesaj sanki hiç gönderilmemiş gibi ortadan kayboluyor." Wang Qi kan çanağına dönmüş gözlerini gösterdi. "Bu mesajı korumak için tam 24 saattir uyumadım."


"Uyuduğun zaman mesaj yok mu olacak?" Chen Ge ilk defa böyle garip bir şey duymuştu.


"Benim deli olduğumu düşünüyorsun ama söylediğim her şey doğru." Wang Qi telefonu cebine koyarken destek almak için duvara yaslandı. "Başıma daha açıklanamaz şeyler de geldi. Örneğin, nişanlımın eşyaları bir anda odamda ortaya çıktı; sanki bana onu aramam gerektiğini söylüyordu."


Wang Qi son cümleyi kurduğunda Chen Ge'nin göz kapakları seğirdi. Son günlerdeki tecrübelerine dayanarak Wang Qi'nin nişanlısının ortadan kaybolmadığını, başına bir kaza geldiğini ve bir hayalete dönüştüğünü düşündü. Kadın, Wang Qi'ye musallat olmuştu; adam kendisine yalan söylemiyorsa tek mantıklı açıklama buydu.


"Nişanlım bu apartmanın çevresinde kayboldu ve bu apartman hayatımı değiştirdi. Dinle beni, burası lanetli. Burası bir çok habis hayalet ve tayfın evi. Çok yaklaşanlar talihsizlik musallat olur, o yüzden hala yapabiliyorken kaç." Wang Qi uzun süredir tek seferde bu kadar konuşmamış gibiydi, yüzündeki kaskatı beyazlığa bakınca konuşma ona büyük zarar vermiş gibiydi.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18110 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37376 Bölüm Sayısı


creator
manga tr