Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Meyus’un Günceleri - Bölüm 3- Uyanış


 

Yazar: Vavelya

Bölüm 3- Uyanış

 

‘’Hey velet, hey sana diyorum.’’

 

*ARGHH...

 

Oldukça soğuk bir havada karların üzerinde bir erkek çocuğu yatıyordu. Yaklaşık 15 yaşlarında gösteren bu çocuğun üzerinde beline sarılmış bir kumaş parçasından başka bir şey yoktu. Kolları ve bacakları birer dal kadar inceydi ve kaburgaları sayılıyordu. Boynunda ve ayaklarında birer halka olan bu çocuk aslında ölmek üzere olan bir kölenin bedenine giren Meyus’tan başkası değildi.

 

Meyus kendini zorladı ve zorda olsa gözlerini açtı. Ağzından belli belirsiz tek bir kelime çıktı. ‘’Su...’’

 

Sonra kendini zorlayarak hafifçe doğruldu. Görüşü bulanıktı. Bu bedenin eski sahibinin anıları hayal meyal hatırlıyordu. Doğduğu günden beri kendisi bir köleydi. Küçüklüğünden beri en ağır işlerde çalıştırılmıştı. Şiddetli açlıktan dolayı bedeni bitkin düşmüştü, bu yüzden köle tacirleri tarafından işe yaramaz olarak görülmüş ve ölmesi için bir parça ekmekle beraber serbest bırakılmıştı.

Serbest bırakıldıktan sonra kendini zorlayarak ta olsa sadece birkaç on dakika kadar yürümüş ve sonrasında vücudu yer çekimine karşı kaybetmiş ve yere düşmüştü.

 

Düşerken kafasını ve dizini karların hemen altında azda olsa açıkta kalmış kayaya çarpmıştı. İsmi dahi olmayan bu köle hakkında bütün bildikleri burada son buluyordu Meyus’un.

 

‘’Su..’’

 

‘’Su içmeliyim.’’ Meyus kendini aşırı derecede zorlayarak ta olsa ayağa kalkmaya çalıştı. Dizinden sızan kan kayaya yapışmıştı. Meyus sol elinden destek almaya çalıştı ama tam da o anda, onu hissedemediğini fark etti.

 

Bunun hakkında düşünmeye bile yeltenmeden sağ elini yere koydu ve ayağa kalktı.

 

*KCAIIRTT

 

Ayağa kalkan Meyus’un dizindeki deri parçasının bir kısmı kayaya yapışık halde kaldı.

 

Dizindeki açık yara son derece canını yakan Meyus yaklaşık 50 metre ötesinde görünen göle doru ayaklarını sürüyerek ilerlemeye başladı.

 

Yol boyunca sol kolunu tutan Meyus yanlışlığın ne olduğunu düşünüyordu. ‘’İnsanlar her dört uzvunu da rahatça kontrol edemezler mi? Öyleyse nerde yanlışlık var?’’

 

Şiddetli soğuktan dolayı tirim tirim titreyen Meyus, istemsizce sağ elindeki tırnakları sol koluna geçirdi. Tırnaklarıyla uzunca bir çizgi çeken Meyus’un sol kolundan ince uzun dört parça koptu.

 

‘’Siktir!’’ Meyus sol koluna baktı ve durumu anladı. Sol kolu tamamen donmuştu. O an içinden Ren’e sövdü. ‘’Beni nasıl bir durumun içine attın seni piç tanrı.’’

 

Zor da olsa gözlün kıyısına ulaştı Meyus. Eğildi ve hafifçe buzlanmış gölün yüzeyini eliyle parçaladı. Sonra eline bir miktar su alıp ağzına götürdü ve içti. Bir kez daha elini göle götürdüğü sırada.

 

‘’Hey velet, yarım saattir burada seninle konuşuyorum.’’

 

‘’Kim? Kim konuşuyor?’’ Meyus birden irkildi ve yaptığı işi bırakıp etrafına bakmaya başladı.

 

‘’Bunun bir önemi var mı şu anda aptal şey?’’

 

Ses yüksek bir şekilde, bir kez daha Meyus’un zihninde yankılandı.

 

‘’Dinle beni. İçinde bulunduğun durumun farkında olamayacak kadar salak olduğunu düşünüyorum, o yüzden senin için açıklamama izin ver. Bu beden son derece zayıf bir halde ve ölümün kıyısında dolaşıyor. Eğer birkaç dakika içerisinde bir ateş yakmazsan muhtemelen hipotermiden öleceksin.’’

 

Meyus bu sesin söyledikleri karşısında büyük bir şaşkınlık içerisine düştü. ‘’Ne, ölmek mi? Hayır böyle bir şey nasıl olabilir? Daha henüz bir insan oldum ve şimdi de ölecek miyim yani?’’ Meyus sesin söylediklerine inanmak istemedi.

 

Sonra paniğini yatıştırdı ve aklını sakinleştirdi. Mevcut durumunu analiz etti.

 

Gölün yüzeyine baktı. Oldukça genç görünen bir yüz kendine bakıyordu. Zayıflıktan dolayı yüzündeki kemikler ortaya çıkmıştı. Alnının sağ tarafından aşağı kurumuş bir kan lekesi vardı. Muhtemelen kafasını çarpmasının bir sonucuydu. Gövdesinin her tarafında kapanmış yara izleri vardı. Sol kolu donduğu için tamamen soluk görünüyordu ve diğer uzuvları da mosmordu. Belinin etrafında sarılmış ince kumaş onu bu şiddetli soğuktan korumak için oldukça yetersiz bir kıyafetti.

 

Kendi çabalarıyla bu durumdan kurtulabileceğine inancı kalmamıştı. ‘’Ren seni bir elime geçirirsem...’’ Meyus kafasını kaldırdı.

 

‘’Söyle bana ne yapmam gerek?’’

 

‘’Hah şöyle... Akıllı çocukları severim. Şimdi sol arka tarafındaki ağaçların ışık göremeyen yerlerindeki kırmızı yosun benzeri bitkileri görüyor musun?’’

 

‘’Hmpm...’’ Meyus’un vücudu gerçekten zayıftı. Birkaç dakikadır ayakta durmak onu gerçekten yormuştu. Kafası hafif hafif öne arkaya sallanıyordu.

 

‘’O bu yörede Kış Ateşi olarak bilinen bir bitkidir. Normal rengi turkuaz olan bitki kışın kar yağmasıyla beraber kardan yansıyan ışıkları emer bunu hücresel düzeyde ateş yakmak için kullanır. Al ve onları karların üzerine at, bu onların yanmasıyla sonuçlanacak’’

 

Meyus Kış Ateşine doğru yöneldi. Sağ elini Kış Ateşine uzattığı sırada bir şey fark etti. Bu bitki gerçekten sıcacıktı. Muhtemelen 40 derecelik bir sıcaklığa sahipti ve yumuşacık bir dokusu vardı. Kolayca bir parça yoldu ve onu karlara attı.

 

Bir süre sonra.

 

*ÇIT... ÇIT...

 

Fazlaca küçük düzeyde patlamanın ardından bitki harbiden de alev almıştı.

 

‘’Daha fazla çok daha fazlasına ihtiyacım var’’ Meyus bunun yeterli olmayacağına karar verdi ve bulabildiği tüm Kış Ateşi bitkisini üst üste yığdı.

 

Bu sırada karın etrafındaki yarım metrelik yarıçaplı alandaki kar erimiş ve altındaki toprak ortaya çıkmıştı. Kar yaklaşık 15 santimlik bir derinliğe sahipti.

 

Meyus ateşin başına oturmuş ısınmaya çalışıyordu. Artık kar kalmamasına rağmen ateş kendi kendine yanmaya devam ediyordu.

 

‘’Şimdi sırada sol kolun var.’’ Gizemli ses birden bire tekrar dile geldi.

 

‘’Sol kolum mu? Ne yapmak istiyorsun sol kolumla.’’ Meyus donmuş sol koluna baktı. Açıkçası pek te işe yarar bir hali kalmamıştı.

 

‘’Kurtul ondan tamamen boş ağırlık. Artık işine yaramaz.’’

 

‘’Bunun farkındayım ama şu an basit bir insanım. Şuan ondan kurtulursam bir daha asla bir kola sahip olamayacağım.’’

 

Sol kolundan Kurtulmak mı? Eğer şuan böyle bir şey yaparsa ömür boyu bir sakat olacaktı. Bir an yapmak için geldiği şeyleri düşündü. Tek bir kolla bunları yapabileceğinden emin değildi.

 

‘’Sen neden bahsediyorsun. Yanında ben varım velet. Şimdi ondan kurtulduğun sürece bir gün mutlaka senin için orijinalinin aynısını yapabilirim.’’ Gizemli ses istifini bozmadan cevap verdi.

 

Meyus bu sesin kökenini merak etti. Binlerce insan yaşamına şahit olmuştu ama daha önce kopan uzuvların aynısının yapıldığını görmemişti. Nispeten gelişmiş medeniyetlerde bile cerrahi uygulamalarla başka insanınkini naklediyorlardı.

 

Ama Meyus başka bir tercihinin olmadığını biliyordu. Sol kolu artık bir işine yaramazdı. Bu yüzden kökenini bilmediği bu sese inanmayı seçti.

 

Ayağa kalktı ağaçtan bir parça kabuk kopardı ve ağzına koydu. Dilini ısırarak bir aptal gibi ölmek istemiyordu. Sol eline dokundu hissedebildiği yeri anlamaya çalıştı. Omzunun birkaç santim altındaydı bu nokta.

 

Hiç düşünmeden Kış Ateşinden dolayı eriyen karların altında ortaya çıkmış taşlardan büyük bir tanesini aldı ve koluna vurmaya başladı.

 

**IGHHH... AGGHH

 

Bu iş göründüğü kadar kolay değildi. Bir taşla kol kırmak mı? Bu daha önce görülmemiş bir şeydi.

 

Birkaç dakikanın ardından doğduğundan beridir bir köle hayatı yaşamış ve neredeyse hiç kalsiyum alamamış bu bedenin zayıf kol kemiği tamamen kırıldı.

 

İlk defa bir bedeni olan Meyus’a, bir zamanlar tüm dünyevi hisler yabancıydı. Ama şimdi daha geldikten birkaç dakika sonra belki de hissedebileceği en büyük acıyı hissetmişti.

 

**HAAAH...

 

**HAAAAHH...

 

Neredeyse acıdan dolayı kendinden geçmek üzere olan Meyus’un ağzından, kelebeğin kanat çırpması kadar sessiz birkaç kelime çıktı.

 

‘’Henüz bitmedi.’’

 

İzlediği hayatlar içerisinde insan doktorların da hayatları vardı. Biliyordu ki sağlam kolunda kalan ve erimeye başlayan birkaç santimlik kol parçası tamamen eridiğinde kanamaya başlayacaktı.

 

Kanamayı durduramazsa da yine ölecekti.

 

Meyus kopmuş sol kolunun avcunu yere bastırdı ve kol kemiğinin bir parçasının etten sıyrılmasına izin verdi. Sonra onu ateşe uzattı ve bir parça ısınmasını sağladı.

 

**AAAAAAAAGHHH...

 

Kopmuş sol kolunun kemiğiyle sağlam sol kolunu dağlamaya başladı. Bu nasıl bir acıdır diye düşünmeye başladı. ‘’Gerçekten de her acının bir derecesi varmış. Şimdikine kıyasla az önceki acı hiçbir şeydi.’’

 

Kendini hiç olmadığı kadar zorlayarak başladığı işi bitiren meyus ateşin karşısında en sonunda bitkin düşüp bayıldı.

 

**Kıh, Kıh, Kıh...

 

‘’Sanırım kendime bir cevher buldum. İradesi ummadığım kadar yüksek çıktı bu benliğimin...’’

 

Sıradaki bölümün ismi: Gizemli Sesin Adı

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10751 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr