Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Mavi Elma - Bölüm 63: Senin Paran Hiç Mi Bitmez?


Adem’in yaptığı teklif ile birlikte bakışlar tekrar Adem’e dönmüştü. İnsanların gözlerinde tuhaf bir bakış vardı. Bu bakış umutsuz olarak değerlendirilebilirdi. Adem bu durumdan son derece zevk almıştı, ancak hemen sonrasında gelen teklif ile birlikte dudakları buz kesti. 

 

“15.000”

 

İnsanlar teklifi kimin yaptığını hemen farketmişti. Bu ses Ördeğin Dansında ortaya çıkan sesin aynısıydı. Gaffur Hızıroğulu tekrardan teklif yarışına girmişti. Tek bir hedefi vardı; Adem Çulsuz denen çocuğun ürün satın almasını engellemek!

 

“Adem’in parası bitmiş olmalı! Bundan sonraki tüm ürünlerini satın alacağım ve onu rezil edeceğim!” 

 

Adem’e doğru alaylı bir şekilde bakan Gaffur'un suratındaki sırıtma uzun bir süre duramadı çünkü Adem hemen başka bir teklif verdi. “30.000!” 

 

Gaffur’un suratı bir anda çürümüş yumurta yemiş gibi oldu. Ekşi suratı ile Adem’e bakıyordu. “Bu piçin parası hala bitmedi mi!?” 

 

İnsanlar tüm dikkatleriyle deli olduğunu düşündükleri Adem’e bakıyorlardı. Adem’in parayı tekrar yükseltmesiyle birlikte hemen yanlarında bulunan Mahmut Tuncer’in de suratında geniş bir sırıtma belirdi. 

 

Hatta bu durumu alevlendirmek için ayağa kalkmış ve “Kim bu Yıldırım Üretim Hapını satın alırsa ileride benden alacağı ilaçlar için yüzde yirmi indirim kazanacak!” demişti.

 

Bunu duyan Adem’in dudakları daha da açıldı. İbrik Şehri’nde fazla kalmayacak olsa da ileride satın alacağı ilaçlar için yüzde yirmilik bir indirim gayet iyi olurdu. Ondan ötürü iştahla yemeyi planladığı Gaffur’a doğru bir kez daha baktı.

 

“Geçen sefer verdiğin son teklif olan 90.000 sınırın gibi görünüyor. Ne dersin beni yenmek için bu parayı tekrar ortaya koyacak mısın?” 

 

Bu kışkırtma Gaffur’un suratını kıpkırmızı yapmıştı. Aslında Gaffur'un kendi parası 50.000 ruh taşıydı ancak yanındaki yaşlıdan alabileceği 40.000 ile parası 90.000'e yükseliyordu. Adem’in kışkırtması ile birlikte insanların heyecanlı bakışları tekrar ona doğru döndüğünden yapabileceği tek bir şey vardı. 

 

“90.000!” 

 

Aniden artan 60.000 ruh taşı ile birlikte insanlar bayılmaya başladı. Kimisinin gözleri bile kanlanmış ve kan dökme aşamasına gelmişti! Bu çocuklar deliydi, hatta o kadar deliydiler ki, değneklerini bile saklamaya çalışmıyorlardı! (deli deliyi görünce değneğini saklarmış atasözüne gönderme yapmış yazar bey) 

 

Adem bu teklif üzerine doğrudan Mahmut Tuncer’e döndü, “Mahmut Bey, bu ürünün fiyatı biraz fazla yükseldi. Eminim ki ürününüz harika ve ben bunu satın almak istiyorum, ancak ileride yapacağınız indirim sanki biraz düşük kaldı. Bunun hakkında bir iyileştirme yapmanız mümkün mü?” 

 

“Haha! Çocuk satın alabileceğine çok emin gibi görünüyorsun. Pekala, eğer bu ilacı sen alırsan sana doğrudan yüzde kırk indirim uygulayacağım!”

 

“Tamamdır!”

 

“Ne duruyorsun alsana!” 

 

Adem bu konuşmadan sonra aç gözlü bir ifadeyle kurt gözlerini genişçe açtı ve hemen sonrasında “100.000!” diye bağırdı.

 

Gaffur Hızıroğlu tekrardan kan kusma durumuna gelmişti. Bu çocuğun kendisiyle oynaması o kadar sinir bozucuydu ki, daha fazla dayanamadı ve hemen yerine oturdu. Bu utançtan ötürü daha fazla teklif vermeye istekli değildi. 

 

Bir süre bekleyen sunucu en sonunda dudaklarını açtı ve “Başka bir teklif gelmediğinden ötürü Yıldırım Üretim Hapı 10.022 numaralı misafirimize satıldı! Bir sonraki ürüne geçelim.” 

 

İnsanlar Adem’e çılgıncasına bakıyordu. İki arttırmaya katılmıştı ancak ikisi de son derece uçuk bir rakam olan 100.000 ruh taşı ile sonuçlanan arttırmalardı. Bu meblayı kazanabilecek insanların bu meblayı kazanması en az bir sene sürüyordu. Buyüzden Adem’e çılgıncasına bakıyorlardı.

 

Elinin kirini temizliyormuşçasına para harcıyordu! 

 

Ürünler birbiri ardına gelip gitmeye devam ediyordu. Müzayede çoktan dördüncü saatine girmişti. Adem’in ilgisini çeken bir başka ürün daha ortaya çıkmıştı. Bu ürün ismi Kübey’in Burçağı olan bir ilaçtı. 

 

Kübey'in Burçağı son derece eşsiz bir özelliğe sahipti. Bu ürün kapalı kapı meditasyonu yapan insanlar için tasarlanmıştı. Bu hapı alan birisinin en azından bir ay yemek yemesi gerekmezdi. Adem bu hap demetini gördüğünde hemen saymış ve en azından 50 tane hap olduğunu fark etmişti. 

 

Tüm haplar tek bir seferde satılmadığından Adem’in ürünler için toplamda 100.000 ruh taşı daha harcaması gerekmişti. İnsanlar her seferinde Adem’in çılgınca para harcamasından ötürü buz kesmiş suratlarla Adem’e bakıyordu. Bu çılgın çocuğun parası hiç mi bitmezdi?

 

Hatta yaptığı son arttırmayla insanlar bir karar almıştı. Eğer Adem Çulsuz bir arttırmaya katılırsa kimse teklif vermiyordu. Kazanamayacaklarını zaten bilen insanlar neden bu savaşa katılıp kendilerini rezil edeceklerdiki? 

 

Ürünleri alan Adem’in suratı son derece düzdü. Başlangıçta çok mutlu olsa da yavaş yavaş giden ruh taşlarına üzülmeye başlamıştı. Ondan ayrılıp el sallayan 300.000 ruh taşı şimdi gözlerinin önüne geliyordu ve bu durum son derece üzücüydü. 

 

“Gitti güzelim paracıklar…” 

 

Adem bu duruma nasıl olurda üzülmezdi ki? Bu paralar her ne kadar eline hazır gelsede bu paraları alabilmek için sayısız kez ölüm kalım mücadelesine girmişti. Onun için bu paralar hayatta kalmasının sembolüydü ve şimdi bu sembol ellerinin içinden uçup gökyüzünde kayboluyordu. 

 

Müzayede tam gaz devam ediyordu. Adem yedi ürüne teklif vermişti. Bunun dışında ise en azından yüz farklı ürün uçup gitmişti. 

 

Hala daha devam eden müzayedenin altıncı saati çoktan geride kalmıştı. Gecenin ilerleyen saatlerinden ötürü insanlar biraz uyuşuktu. Kimisi çoktan meditasyon yapmaya başlamıştı, hatta kimisi çoktan müzayededen ayrılmayı seçmişti. Salon şimdi yarı yarıya doluydu. 

 

“Değerli misafirlerimiz, bu altı saat içinde ürünlerimize teklifler sunarak bizi çok mutlu ettiniz. Müzayedemiz normalde bu son ürünle birlikte bitecekti fakat sizlerin uzun bekleyişlerinden ötürü bir tane fazladan ürün koyma kararı aldık.”

 

“Bu ürünümüz, diğer ürünlerin yanında bir güneş gibi parlayan bir ürün! Tüm genç mühür ustalarının hayali olan bir ürün!”

 

“Mühür Ustası, Mehmet Akif Han tarafından kullanılmış olan mühür oluşum tesisatı satışa sunulmuştur. Bu tesisat çok kıymetli olduğu için ve en azından C düzeyinde bir kaliteye sahip olduğu için bu satışımızda ürünün fiyatı ilk teklifi veren kişi tarafından belirlenecek ve daha sonrasında en düşük arttırım 50.000 olacaktır.”

 

Adem bu sözleri duyduğu anda, hemen gözleri alev aldı hızla elini kaldıran Adem’in eli “50.000!” demesiyle birlikte havada kaldı. 

 

İnsanlar Adem’e doğru baktıklarında, kalplerinin ezildiğini hissettiler. Bu açık arttırma şüphesiz en verimsiz açık arttırmaydı. Bu Adem Çulsuz denen çocuk tüm iyi ürünleri toplamakla kalmamış, hepsinin üstüne bir tane daha ekliyordu. Sonsuz parası varmışçasına hiç düşünmeden para saçıyordu. 

 

Bu sırada bir başka el daha kalktı. Bu adam son derece yaşlıydı ve parmaklarında en ufak bir yağ bile yoktu. Uzun kemikli parmaklarına ek olarak suratı da o kadar buruşmuştu ki her an ölecek gibi görünüyordu. 

 

“100.000” buna karşılık daha önce hiç teklifte bulunmamış olan bu yaşlının sesi son derece canlıyı. Adem bu adamın teklifi ile birlikte kafa derisinin uyuştuğunu hissetmişti. 

 

“Daha önce hiç teklif verdiği görmedim, tahtasındaki numara… 0001! Siktir lan! Bu adam ilk kayıt olan kişi mi?” 

 

Adem’in önünde iki seçenek vardı, ya bu tesisattan vazgeçecekti ya da sonuna kadar gidecek ve parasının köküne kibrit suyu dökecekti. Adem, her ne kadar parasını köküne kadar harcamayı istemese de bu tesisatın ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyordu. 

 

“Bir mühür yapmak için tesisat son derece önemlidir. Mührün kalitesi bile kullanılan tesisata bağlıdır! Ne kadar iyi ve kaliteli bir tesisatın varsa o kadar iyi mühre sahip olursun!”

 

Düşüncelerini keskinleştiren Adem, en sonunda bu yaşlı adama bakarak elini kaldırdı. “Bu ürünü almak istiyorsam risk almam gerekecek. Sıra sıra arttırmaya girmeye hiç mi hiç niyetim yok!” 

 

“200.000!”

 

Adem kalan parasını tek seferde ortaya dökmüştü. Bunu duyan diğer insanların suratı o kadar soldu ki sadece kafalarını sallayabiliyorlardı. Hatta bu teklifi duyan ihtiyarın gözleri bile Adem’e bakıyordu. Suratındaki şaşkınlık ile birlikte Adem’e inanamayan gözlerle bakıyordu. 

 

“Çocuk senin paran hiç mi bitmez?” 

 

Adem bu sözlerden sonra suratına kibirli bir ifade yerleştirdi, “Cennet Ateşi Tarikatımın sevilen bir öğrencisi olmak çok güzel bir şey. Tarikatımın hazinesine doğrudan erişim sağlayabiliyorum…” 

 

Bunu duyan insanların hepsi ağzından kan gelene kadar öksürdü. Cennet Ateşi Tarikatının bir öğrencisi? Sevilen öğrenci? Doğrudan hazinesine erişim imkanı?” 

 

Hangi manyak böylesine zengin bir çocuğa meydan okumaya cüret edebilirdi? Doğrudan bir tarikatın hazinesine el uzata bilen birisinin parasal gücü ne kadar yüksek olurdu?

 

Ayrıca bir tarikata üye olduğundan sıradan halkın ona dokunması bile zordu. Eğer birisi bu çocuğu öldürmeye kalkarsa şüphesiz tarikat bunu fark edecek ve öldüreni bulduğunda yedi sülalesini dünyadan sileceklerdi!

 

Yaşlı adam en sonunda, Adem’in gözlerindeki gerçekçi ifadeye baktı ve yerine oturdu. “Çocuk bu tesisat senindir…” diye mırıldandı. 

 

Adem’in yalanı o kadar etkili olmuştu ki, insanların hepsi Adem’i tanır hale gelmişti. Aynı zamanda korkmuşlardı. Bir tarikatın öğrencisi olduğunu ilan etmek sağlam göt isterdi ki Adem’in bunu kanıtlayabilecek Cennet Ateşi tekniğini vardı. Peki ya biraz daha derin yalan söylemiş olsa? Bu yalanı kim tespit edebilirdi. 

 

“Mehmet Akif Han’a ait olan mühür tesisatı, 10.022 numaralı misafirimize 200.000 ruh taşı karşılığında satılmıştır. Bununla birlikte müzayedemiz sona ermiştir. Katılan herkese teşekkürlerimizi sunar, beş yıl sonraki müzayedemize de katılmanızı temenni ederiz…” 

 

Sonunda müzayede sona ermişti… Kazanan tek bir kişi olmuştu. Paranın konuştuğu yerde Adem’in yalanı ve yüksek miktardaki parası tüm iyi eşyaları almasını sağlamıştı!


Brisingr Notu: Merhaba, bu sıralar boş vaktim olduğu için kendimi oyun oynamaya sardım. (Mevcut iki işim tek bir işe döndü.) Okuyanlar arasında Black Desert Online oynayan varsa birlikte oynamak isterim doğrusu ^^ Chat üzerinden bana bu konu hakkında mesaj alabilirsiniz. Iyi günler seriyi takip etmeyi unutmayın! (Altı Medeniyetin Dünyasını beğenide geçebileceğimizi düşünüyorum.) 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14826 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19507 Bölüm Sayısı


creator
manga tr