Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Mavi Elma - Bölüm 45: Konuşma Haddini Kim Verdi Sana?


Adem’in perdeyi açmasıyla birlikte karşısında görmüş olduğu, yeşim gibi beyaz çıplak bir kadın vücudu ile birlikte şok olması çok normaldi.

Kadının bedeninin parlaklığı ile birlikte şok olmasından ötürü bir elmaya benzeyen göğüslerini kapatamaması Adem’in yanaklarının kızarmasına neden olmuştu. İncecik beline eşlik eden mükemmel karnı Adem’i daha da büyülemişti.

Kadın en sonunda şoktan kurtulmuş ve bir anda ağzını açmıştı.

“YAAAAAAA!”

Çığlık o kadar yüksek çıkmıştı ki, Adem’in de şoktan kurtulmasına neden olmuştu. Şaşkınlıkla etrafına bakındı ardından nerede olduğunu anladı ve hemen kafasını indirdi.

“Ben… Çok özür dilerim. Burada sizin olduğunuzu bilmiyordum çok…”

Adem daha sözlerini bitirememişti ki, suratına doğru gelen tekme ile birlikte dengesini kaybetti ve hızla yere düştü. Adem’in burnu gelen tekmenin etkisiyle hemen kırılmıştı, kan bir anda Adem’in burnundan aşağıya oluktan akan su gibi akmaya başladı.

“Pis sapık! Bir de bilmiyorum diyor! Kuzen! Gel beni bu sapıktan kurtar!”

Çığlığı o kadar güçlüydü ki, tüm ikinci kat ile birlikte birinci katta bile yankı buldu. İkinci katta bulunan Che ve güzel Ayla hızla olay yerine doğru geldi.

Che bir anda güzel bir kadının perdeyle sarıldığını ve hemen önünde de Adem’in kıç üstü düştüğünü gördü. Kadını gördüğü anda Che’nin dudakları buz kesti ve Adem’in bu berbat şansına küfretti.

Che bu kadını nasıl tanımazdı ki, bu kadın ki İbrik Şehri’nde son derece ünlü olan Hızıroğulları klanının gözde kızından başkası değildi. Hızıroğullarının erkek torunları yüzden fazla olduğu halde sadece bir tane kız torunu vardı. El üstünde turulmasında şaşılacak bir durum yoktu.

Che’nin hemen yanından kısacık bir sürede bir gölge geçmiş ve doğrudan kızın yanına doğru ilerlemişti. Kızın durumuna bakan gölgenin sahibi neredeyse iki metre boya sahip devasa bir figürdü. Che bu kadar hızlı olmasını beklemiyordu, bu büyük figürün ise kim olduğunun çok farkındaydı, bu figür Hızıroğullarının veliaht lideri Şemsettin’den başkası değildi.

“Alev kuzenim ne oldu?!”

Kalın sesi tüm koridoru hızla doldurdu. Bu etkileyici sesiyle birlikte Adem büyük bir belanın kendisine doğru geldiğini çok iyi biliyordu…

“Bu… Bu sapık! Ben kıyafetlerimi denerken bir anda perdemi açtı ve beni dikizledi! Büyük ihtimalle beni takip etti, bu sapığa haddini bildir!”

Adem kendisini suçlu konuma getiren kadına baktı. Bir anda ne diyeceğini düşündü, “Yanılıyorsunuz, yani tamam farkında değildim…”

“Konuşma hakkını kim verdi sana!”

Devasa adamın ayağı bir köpeğe dururmuşçasına hızla geriye doğru gitti ve Adem’e çarptı. Adem bu tekme ile birlikte bir miktar daha geriye doğru uçtu. Dişlerini sıkan Adem, ağzına gelen taze kanı tükürdü.

“Tek bir tekme ile kaburgalarımdan ikisini kırdı… Bu eleman boş değil!”

Ayağa kalkan Adem, ince bedenine gelen tozları temizledi. Sanki bir şey yoktu da normal bir tekmeymişçesine önemsiz bir ifade sergiledi. Kaburgalarının acısını hızla içinde tutmaya devam etti.

“Bence önce beni dinlemen lazım…”

Dişlerinin arasından söylemiş olduğu sözler ile birlikte Adem’in kurdun avına bakar gibi olan gözleri hızla buz kesti. Kaşları hafifçe aşağıya doğru inmişti, bu bakış son derece tehditkardı. Önündeki iri adam bile bir saniyelik de olsa bu bakışlardan etkilenmişti.
Adem hiç söz alma zahmetine girmedi; “Kıyafetlerimi aldım ve deneme kabinine doğru gidiyordum. Rasgele bir perdeyi açtım ve içinden senin kuzenin çıktı, bunda ne gibi bir sapıklık var? Ayrıca kuzenin çıplaksa ben ne yapabilirim. Elma benzeri göğüslerini örtmesini söylemen lazım.”

Şemsettin bunları duyduğunda suratının ateş içerisinde kalması çok normaldi. Suratı o kadar şiddetli kızardı ki, Adem bile bir alev topunun ona doğru yaklaştığını hissetmişti. Şemsettin’in suratı sadece kızarmakla kalmadı, sinirden titriyordu da!

“Seni…!”

Bir ok gibi ilerleyen Şemsettin, doğrudan Adem’e doğru yumruğunu yerleştirecekti ki, nereden geldiği belli olmayan bir el Şemsettin’in omzuna doğru dokundu.

Elin gücü o kadar güçlüydü ki, Adem uzakta olmasına rağmen adamın gücüyle irkildi. Kaburgalarının acısıyla fazla hareket edememişti ancak bu güç karşısında kafasını eğmek zorunda kaldı.

“Mağazamız içerisinde kavga etmek yasaktır. Şehir kurallarının gerekçesi ile bu kural konulmuş olup hem bizi hem de müşterilerimizi etkilemektedir.”

Bu sözler son derece sert bir ses ile söylenmişti. Bunun ardından Şemsettin’in suratı hemen buruştu. Bu sesin sahibinin kim olduğunu gören Adem ise şaşkındı, daha sadece biraz önce zemin katta bulunan bu yaşlı adam Alaz, şimdi tekrar karşısındaydı.

Krack!

Şemsettin’in omzu bir anda dışarıya doğru fırladı, bunun ardından şiddetli bir çığlık da ondan yükseldi. Alaz ise sanki elinin kiriymişçesine omzunu bıraktı, “Bunu size bir uyarı olarak vermek isterim, bir dahaki sefere bu girişiminizin daha kötü sonuçlar doğuracağını bilmelisiniz. Anladığınızı umut ediyorum.”

Şemsettin suratını buruşturdu, “Anladım…” diyerek inledi.

Hepsinin içerisinde Alev böylesi bir durumda kaldığı için öfkeden kıpkırmızı kesilmişti. Dudakları şiddetle titriyordu, kuzeninin böyle olduğunu gördü ancak en ufak bir yardım bile edemedi. Çıplak olması onu mahvetmişti.

Şemsettin Adem’e doğru şiddetle baktı, “Yasalar gereğince seninle şehir ortasında kavga edemem. Bu da tek bir durumu öne sürüyor, seni düelloya davet ediyorum!?Kuzenimin namusunu iki paralık eden serseri düelloyu kabul ediyor musun?”

Adem yasalara şükredeceğini nasıl olurdu da bilebilirdi ki? Derin bir huzur ona doğru geldi, suratında hafif bir gülümseme ortaya çıktı. “Belki bundan bir fayda sağlayabilirim” diye düşündü.

“Ya kabul etmezsem?”

Alev hızla kükremeye başladı: “Seni piç!
Benim göz değmemiş vücuduma doğrudan baktın ve hala daha çıkarını mı düşünüyorsun? Doğrudan kendini öldürsen bile bu durum affedilemez!”

Şemsettin, bu kötü durumda omzunu tutarak Adem’e doğru bakmaya devam etti. Dudaklarının acıdan mı yoksa sinirden mi mosmor olduğuna emin değildi.

Adem daha fazla Alev’in sözlerine kulak asmadı, “Kabul etmediğim sürece benimle dövüşemeyeceğinin farkındayım. Bundan ötürü de benim isteğini kabul etmemi bekliyorsun, ancak bu dünyada üç kuruşa beş köfte asla alınamadı değil mi? Benim rızamı görmek için bir şeylerden feragat etmen gerekmiyor mu?”

Şemsettin, sadece dişlerini sıkabilirdi. Haklıydı, eğer Adem onunla dövüşmeye yanaşmazsa nasıl olurdu da onu zorlayabilirdi ki? Üstelik onunla şehir içinde de dövüşemezdi! Bundan ötürü de sadece rızasını alması gerekecekti. Dudakları en sonunda düşündüğü gibi açıldı, “Pekala, eğer bu düelloyu kazanırsan kuzenim ile evlenmenize ön ayak olacak ve yuvanızı kurmanıza yardımcı olacağım. Kabul ediyor musun?”

Adem bunu duyduğu anda irkildi, hemen önünde duran perdelere sarılmış çıplak kadına baktı. “Böylesine adına layık bir kadını nasıl karım olarak kabul edebilirim ki? Alevi kontrol etmek bir noktaya kadar mümkün olur, ancak Alev alevdir. Onu ne kadar kontrol edersen et, eninde sonunda seni yakacaktır.”

Bunu duyan Alev’in suratı daha da ciddileşti! “Seni küçük orospu çocuğu! Benim kim olduğumu biliyor musun sen? Benim peşimden kaç erkeğin koştuğunun farkında mısın?! Üstelik kim seninle evlenmek istediğini söyledi?” Son kelimeleri söylerken sesi git gide kısılmıştı. Bunları söylemek ona rahatsızlık vermişti.

“Gördüğün gibi kuzenin ile ne yapabilirim ki? Üstelik o da istemezken başka bir teklifin yoksa iznini isteyerek kıyafetlerimi deneyeceğim.”

Adem dayanılmaz kaburgalarının acısını gidermek için alternatif çözümler aramaktaydı. “Biraz daha durursam en sonunda acıdan bayılacağım! Haydi bitirin artık konuşmayı!”

Dişlerini gıcırdatan Şemsettin, en sonunda çantasını tokatladı. Çantasından eline doğru gelen bir fidan vardı. “Düelloyu kabul eder ve kazanırsan bu yıldırım ağacı fidanını sana vereceğim! Şimdi kabul ediyor musun?”

Bunu duyan Che’nin çenesi ayrılacak duruma gelmişti, bu fidanı elbette ki bir şifacı olarak biliyordu. Bu fidan son derece nadir bulunan ve yıldırımları çeken bir ağacın fidanıydı. Üstelik ne kadar yıldırım çekerse o kadar büyürdü, genelde bu gibi ağaçlar her şehirde sadece bir tane bulunurdu ve şehir insanının rahatça dolaşmasını sağlardı. Etrafına yaymış olduğu hafif yıldırım parçaları da aslında faydalıydı, kimi bitkilerin gelişimini hızlandırır ve toprağın daha kaliteli olmasına yardımcı olurdu. Bundan bir tane alması neredeyse imkansızdı, doğrudan Adem’e doğru bakmaya başladı.

Yanında bulunan Ayla bile bu bitkiyi gördüğü anda şaşkınlıkla minik ağzını açtı. Ne kadar ender bulunduğunun farkındaydı. Böylesi bir fidanın büyüdüğünde ne gibi faydaları olduğunu da iyi biliyordu.

Hatta yanlarında bulunan Alaz bile bu madde ile birlikte kaşlarını kaldırdı, bu onun bile ilgisini çekmişti. Meraklı gözler ile birlikte Adem’e doğru bakıyordu.

“Kuzenim! Bu kadar değerli bir nesneyi nasıl olurda onun önüne serersin! Bu… Bu çılgınlık!”

Şemsettin ona doğru hızla baktı, suratı o kadar kararmıştı ki Alev bu surattan korktu ve kafasını perdenin arkasına doğru soktu. “Başka türlü onu ikna edemezsem nasıl senin namusunu koruyabilirim ki?!”

Hızla kafasını Adem’e doğru çeviren Şemsettin, “Şimdi kabul ediyor musun?” dedi.

Adem bu bitkinin ne işe yaradığını bilmese de Che, Ayla ve Alaz’ın şaşkın bakışları, Alev’in ise söylemleri sayesinde değerli bir nesne olduğunu anlaması uzun sürmedi. Sağır sultan bile bu kadar ifadeden sonra anlayacaktı.

“Şimdi verirsen eğer o bitkiyi kesinlikle kabul edeceğim. Ayrıca madem sen bir şey sundun o zaman ben de sana bir şey sunmalıyım.”

Kısacık düşünen Adem, hemen ardından çantasını tokatladı ve mor bir ilaç çıkardı. Yuvarlak şekilli bu ilacın üstünde bir şemsiye figürü çiziliydi. Che bu hapı gördüğü anda “Bu… Mor Gökyüzü Temizleme Hapı!” diye haykırdı.

Bununla birlikte hepsinin gözleri hızla Adem’in elindeki hapa doğru düştü…

***

Sizlerin Mavi Elma için desteklerini bekliyorum. Normal düzende 33 saate bir yeni bölüm açılsa da her on yeni beğenme ile birlikte bir bölümü açmayı düşünüyorum. Ayrıca seri tanıtımına okuduğunuz yere kadar ki incelemenizi yaparsanız çok sevinirim. İyi günler dilerim. ^^ 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14826 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19507 Bölüm Sayısı


creator
manga tr