Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Mavi Elma - Bölüm 42: Şehrin En Ünlü Terzisi


Adem kendisi için gelen hizmetçi ile birlikte ilerledi. Devasa salonların içinden geçen Adem’i, her salonda bambaşka eşyalar kullanılması da son derece büyülemişti. Bir salondan daha geçerken Adem’in gözleri hemen tavanda duran avizeye doğru kaymıştı.

“Bu taşları tesadüfen keşfettiğim zindanda da görmüştüm… Ne kadar da güzel duruyorlar.”

“Bu taraftan lütfen…”

Hizmetçinin sesini duyan Adem, düşüncelerinden hızla kurtuldu. Kafasını sallayarak “Lütfen yolu gösterin” dedi. Hizmetçinin açmış olduğu bir başka kapıyla birlikte Adem, dumanları tüten bir kazanla karşılaştı. Kazanın içinden tüten yeşil dumanı gördüğünde hemen Che’nin ailesinin şifacılıkla uğraştığını hatırladı. “Muhtemelen bir ilaç yapılıyor…” diye düşünen Adem, hemen başka bir salona doğru ilerlemeye koyuldu.

Açılan kapıyla birlikte en sonunda Che’yi gören Adem, hızla yanına doğru ilerledi. Che onu görünce hafifçe gülümsemişti “İşte şimdi sarılabiliriz kardeşim!”

İkisi hızla kucaklaştılar ve birbirlerine baktılar, Adem kaşlarını hızla çattı ve karşısında bulunan Che’ye doğru bakıp “Bu nasıl bir hız… Daha öncesinde benden güçsüzdün, şimdi ise çoktan Qi Yoğunlaşmasının beşinci düzeyine ulaşmışsın!” diye seslendi.

Yun Che bunun üstüne güldü, “Haha! Kardeşim şans diyelim sadece… Hem sen de az değilsin, baksana çoktan dördüncü seviyenin zirvesine çıkmışsın. Neredeyse benimle aynı seviyedesin.”

Adem, bunlarla birlikte geçen yılını düşündü, bir yıllık süre boyunca gelişimini özellikle durdurmuştu. Bununla birlikte ruh gücü o kadar sağlam hale gelmişti ki, mevcut gücüyle çoktan beşinci düzeydekileri yenebileceğini biliyordu. “İleride bir atılım yapacağıma eminim kardeşim” diye yanıtlayan Adem, en sonunda Che’den ayrıldı ve etrafına bakındı.

Hemen arkasında sadece üç kişi duruyordu, bunlardan birisi daha önce görmüş olduğu minik kızdı. Kız Adem’i gördüğü anda hemen yanında bulunan kadının bacaklarının arkasına saklandı, yanakları ateş gibi kıpkırmızıydı.

Onun önünde bulunan kadın ise sadece yirmilerinde gibi görünüyordu, dudaklarında ihtiyatlı bir gülümseme vardı. O gözlerdeki bakışla birlikte Adem, bu gözlerin herkesten daha bilgili olduğu düşüncesine sahip oldu. Saçlarını salmış ve beline kadar inmesine izin vermişti, bu da onun yüzüne daha büyük bir güzellik katmıştı.

Adem’in gözleri bir sonraki kişiye doğru döndüğünde neredeyse ellilerinde bulunan bir adamı gördü. Göz altları sarkık ve saçları beyazdı, burnu son derece büyük görünüyordu. Hafif çekik gözlerinin yanları dahi kırışmıştı. Elinde bulunan bastonu ritmik bir şekilde sallıyordu.

Che, Adem’in arkasındakilere doğru baktığını fark ettiğinde “Adem, tanıştırayım bunlar benim ailem. Normalde ailemiz son derece kalabalık bir aile ancak, genelde ailem içerisindeki insanlar kapalı kapı meditasyonunda bulunuyorlar. Şanslıyız ki teyzem, kuzenim ve dedem bizimle birlikte. Tanıştırayım, dedem Yun Xiaochun. ”

Adem bu sözleri duyduğunda saygıyla eğildi ve ardından Che’nin dedesinin yanına doğru ilerledi “Bu küçüğünüz sizi selamlıyor” diyerek dedenin elini öptü.

“Haha! Bu çocuğun görgü kuralları son derece gelişmiş!” Dede böyle bir selamlama ile birlikte son derece hoşnut olmuştu. Adem’in kafası diğer ikisine doğru döndü, “Teyzem Yun Xiaomei ve Yeğenim Yun Su” diye Che Adem’i bilgilendirdi. Adem kafasını hafifçe eğerek “Kusura bakmayın olaylar çok acele olduğu için yanımda hediye getiremedim. Sizinle tanışmaktan son derece memnunum” dedi.

“Sorun değil, sorun değil aceleyle geldiğini biliyorum. Bundan ötürü rahatsız olmana hiç gerek yok. Umarım banyonu ederken rahatlamışsındır.”

Adem kafasını salladı, “Yaptığım en güzel banyoydu diyebilirim. Böylesine güzel bir evde beni misafir ettiğiniz için teşekkür ederim.”

Yun Xiaomei, sadece kafasını önemsiz anlamında salladı. Ardından da arkasında bulunan kızı hafifçe ön plana çıkardı, “Yun Su, abine hoş geldin demeyecek misin?” Yun Su bu sözler ile birlikte, ön plana zaten çıkmış olduğundan kafasını aşağıya doğru indirdi. “Me-merhaba Adem abi…” diye titrek bir sesle yanıtladı.

Adem önündeki kıza doğru en tatlı gülümsemesini gösterdi, ne diyeceğini bilmediği için ses etmedi ve Che’nin dedesine doğru tekrar döndü, “Çok güzel bir aileniz var.” dedi.

“Haha! Bunlar ailemin sadece küçük bir kısmı, dokuz çocuğumun altmıştan fazla çocuğu var. Bundan ötürü şimdiden güzel deme bence. Haydi ayakta kalmayalım ve artık yemeye geçelim, eminim ki sende acıkmışsındır.”

Adem kafasını hemen salladı, her ne kadar çantasında bulunan canavar etinden tüketmiş olsa da hala daha çok açtı. Yemiş olduğu et ancak tekniğinin yan etkisini etkisiz hale getirmeye yetmişti.

“Çok güzel, o halde yemek salonuna doğru ilerleyelim!”

Bundan sonra kimse konuşmadı ve elinde bastonu bulunan yaşlı adamı izleyerek ilerledi. Bir miktar ilerlemişlerdi ki Che sırıtarak Adem’in yanına geldi ve “Ailemi pek bir beğenmiş gibisin.” dedi.

Adem kafasını salladı, aklına yüzlerini dahi görmediği ölmüş ailesiyle birlikte şekerler şekeri ninesi gelmişti. Gözlerinde hafif bir yaşlanma oluşan Adem hızla kafasını sallayarak düşüncelerini değiştirdi. “Bir aileye sahip olman çok güzel… Şey, yanlış anlama benim senin gibi bir ailem olmadığından, elbette ki benim için bu kadar büyük bir aile çok güzel…”

Che bu sözler üstüne istemeden de olsa üzüldü, “Ailenin olmadığını bilmiyordum.”
Adem önemsiz dercesine elini salladı, “Nasıl bilebilirdin ki, daha öncesinde sana söylememiştim.” Bununla birlikte, beşli devasa bir odaya daha girdi. Odada bulunan yemek masasının boyu yirmi metreden büyüktü, Adem bu masanın boyunun bu kadar geniş bir aile için son derece makul olduğunu düşündü. Sonuçta başka türlü bu ailenin yemek yemesi neredeyse imkansız olurdu.

En baş sandalyeye oturan Yun Xiaochun ve hemen yan taraflarına oturan Che ve Xiaomei’den sonra Adem ve Yun Su oturdu. Beş kişinin oturmasıyla birlikte hazırda bulunan hizmetçiler hızla yemekleri servis etmeye başladı. Adem’in görmüş olduğu yiyecekler son derece büyüleyici görüşe ve kokuya sahipti. Dörtlünün önüne koyulan kımızlar ve Yun Su’nun önüne koyulan bir şerbet ile birlikte kısacık sürede yemek hazır olmuştu.

Adem’in gözleri, altı farklı et yemeğine doğru dönmüştü. Ardından hizmetçiye doğru dönen Adem “Ustanın ellerine sağlık.” dedi ve eline kaşığını aldı.

Yun Xiaochun, Adem’in kaşığını aldığını fark ettiğinde “O halde buyurun yemeğe başlayın!” diyerek kendi eline aldığı kaşığını çorbasına daldırdı. Yemek süresince pek muhabbet etmemişlerdi, yemek bitiminde ise Yun Che’nin üç akrabası birkaç meseleyi mazeret göstererek yanlarından ayrılmıştı.

En sonunda yalnız kalan ikili, bir başka salona doğru ilerlemiş ve ardından da sıcak minderlere oturarak ellerindeki kımızı yudumlamaya başlamıştı. “Eh haydi anlat bakalım, bu bir sene içinde neler yaşadın?”
Adem, bunu diyeceğini çoktan bildiğinden gülümsedi. “Aslında pek de bir şey olmadı, çeşitli canavarlar ortaya çıktı…”

Adem bu bir yıllık süre içerisinde yaptığı şeyleri anlatmaya başladı. Anlatması elbette ki, son derece uzun sürmüştü, bu süre içerisinde Che’nin ellerinde bulunan kımız çabucak bitmiş ve yenisini almıştı. İkilinin ekimlerinden ötürü sarhoş olmaları neredeyse imkansız gibi bir şeydi. Bundan ötürü de içtikleri içkiler son derece fazlaydı.
Sıradan bir vatandaşın bu kadar içki içtikten sonra emin olun ki komaya girmesi gerekirdi, Adem’in anlatması bittiğinde çoktan arkalarında boş duran on iki kımız şişesi vardı.

“Peh! Demek en sonunda böyle bir olay oldu, haha! Neredeyse şaşırmadım desem yeridir! Kim sana ruh taşı kullan dedi ki?”

İkilinin muhabbetleri ortasında bir anda aklına gelmiş gibi Yun Che durakladı, “Sahi ruh taşı denilmişken! Büyük ihtimalle bilmiyorsun bile, okulun puan sistemi değişti.”

Adem bu soru üstüne şaşırdı, “Nasıl değişti?”

“Basbaya değişti, büyükler bir anda puan yerine artık ruh taşı vereceklerini ve ödül sarayının artık ruh taşı olan herkese hizmet vereceğini duyurdu. Üstelik tarikat içerisinde bulunan şifa şatosu iç kuşak öğrencilerine ruh taşı karşılığında yetiştirme hapları satacağını bile duyurdu.”

“Demek ruh taşı… Peki ruh taşı ile birlikte görevlerde de mi değişme oldu?”

“Şey aslında pek de değişme olduğu söylenemez, sadece okul içerisinde bulunan dört takımın daha da ateşli rekabet ettikleri söylenebilir. Neredeyse hiçbir şeyle ilgilenmeyen İlahi Anka’nın Pençesi takımının lideri Ebubekir bir anda şaha kalkmış at gibi tüm görevler ile birebir ilgilenmeye başladı. Takımını ne kadar çok görev yapmaya zorladığını görmüş olsaydın ağzına kesinlikle bir yumruk atmak isterdin emin ol!”

“Ayrıca hemen herkesin daha şimdiden konuşmaya başladığı bir olay daha ortaya çıktı. Üç yıl sonra yapılacak olan takım savaşlarında insanların kıyasıya rekabet edeceği söyleniyor. Bu durum eskiden sadece yüz yılda bir yapılan bir eylemdi, hatta yirmi yıl önce zaten yapılmıştı. Bundan ötürü bu kadar erkene çekilmesi son derece garip, üstlerin söylediğine göre bundan sonra beş yılda bir yapılacakmış ve bu savaştan galip ayrılan takımların ödülleri inanılmaz derecede büyük olacakmış.”

Adem bunları dinlerken kafasını sallamakla yetindi ve “Ruh taşı ortaya çıktıysa şüphesiz okulda büyük değişiklikler olmuştur.” diye düşündü, ardından da “Peki ruh taşı dağıtımı ortaya çıktıysa, iç kuşağa verilen gümüşlere ne oldu?”

“Tarikat bu konuda kıdemlilere açıklamada bulunmuş, ölümlüler ile iletişime geçmeyi kesinlikle yasaklıyorlar. Bundan ötürü de gümüş vermeyeceklermiş, ancak bunun yerine iç kuşak öğrencilerine aylık otuz ruh taşı vereceklerini açıkladılar. Bununla birlikte her ay şifa şatosundan bir tane gelişim hapı alabileceğimizi bile söylediler. Ben eve gelmeden önce şifa hapları için o kadar çetin savaşlar oluyordu ki, aklın uçuklar! Kıdemlilerden bir tanesi bile, ölüm olmadığı sürece bu kavgaya karışmıyor hatta bu durum onların bile işine geliyormuş.”

Bu sözlerden sonra Adem, bir miktar garipsedi. Bir kavga nasıl olurdu da kıdemlilerin işine gelirdi ki? “Neden işlerine gelsin ki?”

“Şey bununla birlikte, eğitecekleri iç kuşak öğrencilerini seçtiklerini duydum. Kıdemlilerin hepsinin ruh oluşumunda bulunduğunu biliyorsundur. Bunların hepsi gelecekte eğitimleri miras kalsın diye öğrenci seçmiş durumda. Miraslarını bir anda yeni kişilere devretmeye başladılar. Bu durum başta herkese çok garip gelsede şimdilerde insanların hepsi bir kıdemlinin öğrencisi olabilmek için yarışıyor. Hatta bu durum o kadar büyük bir aşamaya ulaştı ki, kıdemliler kendileri adına turnuvalar düzenlemeye başladı.”

“Ooo… Peki ya sen? Sen bir ustaya sahip misin?”

Che bunun üstüne kafasını hayır anlamında salladı, “Kıdemli Ouz’a beni öğrencisi olarak alması için yalvardım ancak bana yeterli olmadığımı söyledi, benim içimde yeteri kadar azim olmadığını gördü.”

Adem bu sözler üstüne sinirlendiğini hissetti, “Nasıl olur da senin azmin olmaz! Kim senin kadar şifacı olmayı isteyebilir ki!”

“Haha! Adem, gerçekten de haklısın şifacı olmayı çok istiyorum. Ancak bu demek değil ki, azmim de sonsuz derecede yüksek. Örneğin ben Cennet Ateşi tekniğini asla bir yıl aralıksız yetiştirmezdim. Benim için bu tekniğin zaman kaybı olduğunu düşünür ve bir başka tekniğe yönelirdim. Bundan ötürü de zaten tekniklerim genelde basit tekniklerdir, bir dövüşe girdiğimde gücümü pek de yansıtabildiğim söylenemez bu yüzden.”

“Adem, yarın ne yapacaksın?” diye bir anda konuyu değiştirerek soru sordu Che.bu durumun onu rahatsız ettiği suratından belli oluyordu. Adem bunu gördüğünden daha fazla üstlenmesinin bir anlamı olmadığını düşündü.

Adem bu soru üstüne kısacık bir süre düşündü, “Che, gördüğün gibi neredeyse hiç kıyafetim yok. Hatta o kadar çıplak durumdayım ki, benden sonraki çıplağın çıplaklar kralı olduğunu düşünmeye başladım.”

“Haha! Kral Çıplak ile yarıştığını zaten biliyorsun! Çok güzel, o zaman yarın ikimiz şehrin en ünlü terzisine gidelim! Ruhani Dikim Atölyesi’nin bizim için harika kıyafetleri olduğuna eminim!”

“Gidelim!”

Bunun üstüne iki arkadaş kadehlerini tekrar tokuşturdu. İkisinin suratında da bir gülümseme vardı. Gece zaten ilerlemiş ve arkalarında bıraktıkları şişelerin sayısı otuzu aşmıştı. Hafiften sarhoş bile olmaya başlamışlardı.

***

Sizlerin Mavi Elma için desteklerini bekliyorum. Normal düzende 33 saate bir yeni bölüm açılsa da her on yeni beğenme ile birlikte bir bölümü açmayı düşünüyorum. Ayrıca seri tanıtımına okuduğunuz yere kadar ki incelemenizi yaparsanız çok sevinirim. İyi günler dilerim. ^^ 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 778

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 743

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 604

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 583

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 483

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 446

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 418

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 410

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 379

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 343

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 132

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 109

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 96

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 38

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 33

Ölü Soy
Ölü Soy
Beğeni Sayısı: 28

White
White
Beğeni Sayısı: 26

Art Of War
Art Of War
Beğeni Sayısı: 26

Site İstatistikleri

  • 6284 Üye Sayısı
  • 129 Seri Sayısı
  • 10205 Bölüm Sayısı


creator
manga tr