Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Mavi Elma - Bölüm 38: Dişime Göre Bir Rakip


Adem kendisine doğru yürümeye başlayan kel adama baktı, gözleri son derece sakin ve keskindi. Dudakları düz ancak kararlı bir ifade ortaya koyuyordu, bu da dışarıya Adem’in son derece tehlikeli olduğu izlenimini veriyordu.

“O kadar ters bakmana gerek yok genç soylu, size zarar vermek için burada değiliz.”

Bunu dediği anda etraftan fırlarcasına çıkan yedi adam da hızla Adem’in arkasına ve önündeki kel adamın arkasına doğru geçtiler, Adem etrafına göz attığında hepsinin en azından Qi Yoğunlaşmasının birinci düzeyinde olduğunu fark etti. Adem bunları gördüğünde hafifçe gülümsedi. “Bana nedense bize saldıracakmışsınız gibi geliyor?”

Bunu duyan kel, çirkin suratlı adam berbat bir şekilde gülümsedi. Sararmış dişleri bu gülümseme ile birlikte dışarıya çıkmıştı, “Ah, elbette ki genç soylunun böyle düşünmesi çok normal ancak yanlış anladınız bizi. Aslında biz sizi korumak için buradayız… Öyle değil mi çocuklar?”

“Genç soylu için!”

“Genç soylunun böylesine fakir yerlerde korumasız gezmesi kesinlikle iyi olmaz.”

Kel kafalı adam en sonunda “Benim adım İdris Çakaroğlu, siz bana doğrudan İdris diyebilirsiniz. Bu civarlar son derece tehlikeli bir bölgedir, bundan ötürü sizi korumak bizim için en büyük öncelik. Genç soylu buna izin vermeniz mümkün mü?” dedi.

Adem buna karşılık düşünceli bir ifade sergiledi, “Bu kadar tehlikeli olduğunu kim düşünürdü ki? Neden sadece sizden tehlike hissederken başka kimseden hissetmedim acaba…”

Bu sözler üzerine İdris doğrudan gülümsedi, “HAHA! Genç soylu son derece komik bir mizaca sahip, demiş olduğumuz gibi gerçekten de sizleri korumak istiyoruz.”

Adem bunu duyduğunda kafasını sallamakla yetindi, “Güzel öyleyse beni takip etmeniz yeterli.”

Bu sırada İdris’in yanından ayrılarak ilerlemesini sürdürdü. İdris bunu gördüğü anda sinirlenmiş olsa da sesini hemen kıstı, “Genç soylu sizi korumak isteriz elbette, ancak gördüğünüz gibi son derece fakir bir konumdayız. Böylesine fakir bir şekildeyken sizi nasıl koruyabiliriz ki?”

Adem kel adama doğru baktı, gözleri keskin bir hal almıştı. “Size beni koruyun diye bir şey söylediğimi hatırlamıyorum, o halde neden benden şimdi para istiyorsun? Madem öyle bu soylu için çalışmanı istemiyorum. Kaybol gözümün önünden.”

Bunu söylerken Cihan titremeye başlamıştı, “Genç Soylu… Bu insanları kışkırtmak istemezsiniz… Neden korumalarını istemiyorsunuz?”

Cihan’ın sözlerini duyan Adem, doğrudan ona doğru döndü. “Neden isteyeyim ki? Onların koruması olmadan burada dolaşmak son derece zor mu? Ne özelliği var bu adamların, Qi Yoğunlaşmasının birinci düzeyinde ihtiyarlamış bu amcaların çok mu güçlü olduğunu düşünüyorsun?”

Bunu duyan İdris son derece sinirlenmişti, “Bu kadar burnu havada dolaşmak iyi bir şey değil… Genç soylu insanları incelemekte son derece iyisin ancak nedense sayma konusunda pek iyi değilsin.”

Adem onlara doğru keskin bir şekilde baktı. “Etrafında olan iki tane üçüncü düzey eleman ve beşinci düzey olan sen burada olmamış olsanız yanındaki karıncaların beni koruyabileceğini mi düşünüyorsun? Unutma karınca ne kadar toplu bir halde dursa da hala daha karıncadır. Üstüne bastığında doğrudan öldürürsün.”

“Seni!”

İçlerinden birisi bu aşağılanmaya daha fazla dayanamamış ve yayını çıkarmıştı. Yayına bir ok yerleştiren adam doğrudan yayını gerdirdi. Son anda İdris tarafından kolu yakalanmıştı, “Onu şimdi öldürürsek para kaynağını mahvedersin, ölmek mi istiyorsun?” dedi.

Bunu kısık sesle söylemiş olsa da Adem, son derece rahat bir şekilde duymuştu. Bir yıl vahşi doğada kalmak onun kulaklarını çok daha keskin bir hale getirmişti.

İdris suratını Adem’e döndürdü, “Bana bak çocuk, seni öldürmeyi istemiyoruz ancak öldürmek hala daha bizim elimizde.” Bir bıçak çıkartan İdris'in suratı gerginleşmişti. “Şimdi uslu bir şekilde dur ve paranı bana ver, bu sayede sen de güvenle evine gider ve anacığının dolgun memelerine yaslanarak ağlarsın. Bizde paranla sefa sürmüş oluruz.”

Bu sözler üstüne insanlar kahkaha atmaya başladı. Tek gülmeyen ise İdris’in hemen yanında duran, Qi Yoğunlaşmasının üçüncü düzeyinde bulunan, grubun tek kızıydı. Adem bu tehdidi, güzelce sindirdi. “Annen, seni doğurduğunda ciğerleri dışarıya çıkmış sanırım. Böylesine boktan bir evladı nasıl doğurabildi hala daha anlayabilmiş değilim. Böylesi bir ses ile birlikte tanıdığım bir teyzeye ne kadar benziyorsun anlatamam.”

Bunu söylerken kasabasında bulunan Beki teyzesi aklına gelmişti, tütün içerdi ve bundan ötürü de sesi tıpkı şuan İdris’in sesi gibi kalın çıkardı. Adem’e karşı elinden geldiğince nazik davranırdı ancak o da son derece çulsuzdu. Ne kadar iyi davranırsa davransın ona yardım edemeyeceğini çok iyi bilirdi Adem.

İdris dişlerini biledi, bu sözlerden sonra tüm suratı sinirden kıpkırmızı olmuştu. Dudakları düz bir çizgi halini alan İdris’in kafasında mavi damarlar ortaya çıkmıştı. “Çocuk! Daha öncesinde yaşayacağını da söylemiş olsam! Artık sen ölüsün, yedi ceddin de gelse seni benim elimden alamaz!”

Kükreyerek doğrudan Adem’e doğru koşmaya başlayan İdris’in elindeki bıçak hafif maviye çalan beyaz bir ışık ortaya koymaya başlamıştı. Adem, hızla Cihan’ı ittirdi ve kendisini de bambaşka bir yere doğru attı.

“Cihan! Koş ve yetkililere haber ver! Ne duruyorsun. KOŞ!”

Cihan bir anda şoktan çıkmış ve titrek bacaklarıyla koşmaya başlamıştı. İdris bu çocuğun önemli olduğunu bildiğinden hemen adamlarından birisine “Bu çocuğu yakalayın! Son derece önemli!” diye bağırdı. Hemen ardından da birisi hızla ileriye doğru çıktı.

Adem, Cihan’ın tehlikede olduğunu anladığı anda gözleri avına bakarcasına keskinleşti. Kurt gözlerinden beyaz bir ışık süzülüyordu, nefesleri sık ancak düzenliydi. “Tek bir kez uyarıyorum, eğer o çocuğu yakalarsan seni düşünmeden öldüreceğim.”

Bunun üstüne İdris sadece gülmekle yetindi, her kahkahası ile birlikte ağzındaki eksik dişler sarı dişleriyle birlikte görünür hale geliyordu. “Demek beni öldüreceksin ha? Qi Yoğunlaşmasının her seviyesinin arasında bir uçurum olduğunu çok iyi biliyorsun değil mi çocuk! Ben çoktan beşinci seviyeye girmiş bulunuyorum!”

Adem bundan başka tek bir şey söylemedi, hemen bedeninin çevresini yeşil ateşler kaplamaya başladı. Bu ateşler Adem’in bedeninden çıksa da Adem’e asla zarar vermezdi. Doğrudan koşmaya başlayan Adem bir ok gibi ileriye doğru atıldı.

Whoosh!

Hızının en azından üç katı arttığını bilen Adem, kısacık bir sürede Cihan’ı kovalayan Qi Yoğunlaşmasının birinci düzeyinde bulunan erkeğin yanına doğru ilerledi. Kolundan yakaladığı gibi doğrudan suratına tek bir tokat attı.

ŞAK!

Tokadın gücü o kadar şiddetliydi ki, darbenin şiddetini azaltamayan çenesi hızla dönmüş ve kafasıyla vücudunu birleştiren boyun kemiklerinin kırılmasına neden olmuştu.

Katırt!

Tokatla birlikte hızla bir binaya doğru ilerleyen adamın tüm vücudu sert tuğlalara doğru gömülmüştü. Sadece tek bir tokat ile birlikte Qi Yoğunlaşmasının birinci düzeyinde bulunan bir adamı öldürmüştü.

“Bu…”

“Tek bir tokat!”

Bir anda ekip içerisinde bir telaş başladı. Çoğu Qi Yoğunlaşmasının birinci seviyesinde olan adamlar bu çocuktan korkmaya başlamıştı. Gözlerinde derin bir kararlılık olan Adem hızla bir başka yere doğru ilerlemiş ve bir başka Qi Yoğunlaşmasının birinci düzeyindeki erkeğe tokat atmıştı.

ŞAK!

Tek bir tokat ile birlikte, kulağının içinde muazzam bir çınlama duyan erkeğin boynu o kadar şiddetle dönmüştü ki, onunda doğrudan boynu kırılmıştı.

Katırt!

Bunların hepsini anlatması zaman alsa da aslında bir anda olmuştu, yeterli bir tepki verecek zaman dahi yoktu. Adem’in hızına yetişmesi son derece zorluydu!

Etraf bir anda ölüm sessizliğine boğulmuştu. İdris bile olanlara şaşkın bir şekilde bakıyordu. Sonrasında gözlerinde derin bir sevinç göründü. “Harika! Gerçekten de harika! Bu kadar genç yaşına rağmen bu kadar güçlü olabilmen gözle görülür derecede harika! Nedense bana karşı da kafa kafaya dövüşebileceğini seziyorum!”

Adem, bu sözleri hiç umursamadı, doğrudan bir başka adama doğru ilerledi ve hemen ona da bir tokat attı.

Şak!

Katırt!

Kendinden öncekilerle aynı kaderi paylaşan bu adamın düşündüğü son sözler, annesini ne kadar özlediğiydi. Neden onun yanından ayrılıp bu berbat şehre gelmişti ki? Ne güzel köyünde son derece mutluydu.

Adem hız kaybetmeden, son bir tane kalana kadar tüm Qi Yoğunlaşmasının birinci düzeyindeki erkekleri katletti. Adem tam sonuncusuna ilerliyordu ki, bir anda kendisine doğru gelen uçan kılıç ile birlikte kendisini durdurdu.

Bu uçan kılıcın sahibi, Qi Yoğunlaşmasının üçüncü seviyesindeki erkekti. Gözlerinde son derece keskin bir bakış vardı ve bıyıkları titriyordu, gözlerinde hala daha inanamamazlık vardı. “Bu kadar oynadığın yeter! Şimdi kardeşlerimin intikamını almama izin ver!”

Kılıcını Qi Yoğunlaşmasının üçüncü düzeyinde bulunan ruh gücüyle tekrardan Adem’e doğru ilerletti. Ancak Adem, kılıcı Cennet Ateşi tekniğinin hızı sayesinde atlatmıştı. Ardından çantasını tokatlayan Adem, hemen tahta uçan kılıçlarından birisini çıkardı ve rakibine doğru ilerletti.

“Git ve öldür onu!”

Adamda hemen kılıcını göndermişti. Kılıç sanki bir canı varmışçasına uğultular çıkararak hızla ilerledi ve doğrudan rakibinin uçan kılıcıyla çarpıştı. İki kılıç arasında büyük bir kalite farkı olmasına rağmen, bu kalite farkının önüne geçen bir şey vardı. Bu da şüphesiz Adem’in aşırı derece rafine olan Qi Yoğunlaşmasının dördüncü düzeyindeki ruh gücüydü.

Çank!

Adem’in uçan kılıcı doğrudan, düşmanının uçan kılıcını delip geçmiş ve ardından da rakibine doğru ilerlemişti. Hızında veyahut gücünde en ufak bir düşme dahi olmadan rakibine ilerlediğinden, rakibinin tehlikeyi atlatmak için fırsatı dahi olmamıştı.

Voşşşk!

Adamın doğrudan kafasının içine girip çıkan bu uçan kılıç hemen ardından Adem’in yanına doğru dönmeye başladı. Tüm bu süreç son derece hızla ilerlediği için İdris’in gözleri hayranlıkla açılmıştı. “En iyi adamımı bile kağıt keser gibi kesiyorsun! Harika, en azından dişime göre bir rakip buldum ve onu öldüreceğim!”

Adem’in gözleri bu sözler ile birlikte daha da derin bakmaya başlamıştı. Etrafına yaymış olduğu öldürme niyetinin soğukluğu neredeyse gözle görülebiliyordu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 716

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 562

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 469

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 469

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 412

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 136

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 119

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 47

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7783 Üye Sayısı
  • 165 Seri Sayısı
  • 12013 Bölüm Sayısı


creator
manga tr