Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Mavi Elma - Bölüm 19: Candar ile Savaş!


Adem, dudaklarını büzmüş ve ne yapacağını düşünmeye başlamıştı. Alnından aşağıya yavaşça teri düşüyordu, bu sırada heyecandan bedeni kurbağalar gibi nefes almaya başlamıştı.

“Ne yaparsam yapayım böylesine bir gücü engelleyemiyorum! Benden çok güçlü nasıl yenebilirim ki onu!”

Bu sırada insanlar da Adem’e bakıyorlardı, “Bu çocuk… Baltayı tıpkı ağaç keserken kullanıldığı gibi kullanmıyor mu?”

“Haha! Aynen baltasını tıpkı oduncu gibi tutuyor!”

“Ne çocuk ama!”

“CANDARA BAKIN!”

Hepsinin gözü Candar’a doğru dönmüştü, Candar’ın karnından aşağıya doğru inen minik bir kan sızıntısı vardı.

“O çocuk! Çoktan Candar’ın kanını mı akıttı!”

“Üstelik zırhı da vardı!”

“Ne güç ama…”

Kimisi şaşkınlıkla kimisi hayranlıkla Adem'e bakmaya başladı, on bir yaşındaki bir çocuk kendisinden en az üç yaş büyük birisine saldırmış ve üstüne bedeninde hasara yol açmıştı. Üstelik aralarında iki aşama vardı!
“Qi Yoğunlaşmasının üçüncü aşamasında şimdiden beşinci aşamadaki Candar’a hasar verdi ha?!”

“İlginç…”

İnsanların dövüşe olan tutkusu hızla artmaya başlamıştı. Adem ise bu sırada hala daha kara kara düşünüyordu. “Rakibimi bir kez şaşırttım, ancak bu demek değil ki hep şaşırtabilirim. Şimdi ne yapmalıyım?”

Adem bunları düşünürken Candar seyircilerden gelen sözler ile birlikte daha da sinirlenmişti. Kılıcını omzuna aldığı gibi hızla ilerlemeye başlamıştı. “Bu sefer kaçamayacaksın! Seni tek hamlede ortadan ikiye ayıracağım!” Dişlerini vahşice açan Candar, boğazından yukarıya doğru fırlayan bir gürlemeyi de ihmal etmemişti.

Sesi tıpkı kuyruğu kesilmiş bir boğa gibi çıkıyordu; kızgın, üzgün ve yok etmeye istekli!
Adem kendisine doğru gelen bu insanın ne yapacağına odaklanmadan kendi yaptığına odaklanmıştı. Bir anda aklına bir fikir geldi, ancak bunu uygulanabilmesi son derece zordu. “Yaşamak istiyorsam risk almak zorundayım!”

Adem hemen elindeki baltayı tüm gücüyle fırlattı. Balta kavisli bir şekilde ilerledi, hedefinde bulunan Candar’a doğru uçtu. Candar normalde eğilip kaçınmayı düşündü, ancak balta aşağıdan geliyordu bu durumu nasıl engelleyeceğini düşünerek kılıcını kullanmayı seçti ve durduktan sonra kılıcını savurdu.

Bu sırada Adem ise baltasını fırlattığı gibi hızla koşmaya başlamıştı. Bedenindeki her kasın gücünü kullanan Adem, Candar daha baltasını savurduğu anda karşısına çıkmıştı!
Tüm gücüyle hızla kafa atan Adem, dengesini kaybeden Candar’a doğru ruhsal kuvveti ile tekrar eline aldığı baltası ile hızla ilerledi, tekrar zıpladı ve bu sefer boynuna doğru inişe geçti.

Ağaç kesme tekniğinin ilk hareketiydi bu, “Ağaç Yarma!”

Balta hızla uçtu ve Candar’ın boynuna doğru isabet etti, zırhını geçti ve derisine kalınca battı. Adem yere inerken baltasını da aldı ve hemen üç adım zıplayarak geri çekildi.
Candar’ın gözleri şaşkınlık içince açıldı, boynundan aşağıya doğru akan sıcak kanın zırhına dolduğunu hissetti. Ardından Adem’e doğru baktı, dudaklarından büyük bir nefret dalgası dışarıya çıktı! Adem bununla birlikte bir buharın çıktığını da görmüştü.

“Sen bittin lan! Bittin anasını satayım!”

Rakibini ciddiye almayan Candar, bir anda rakibinin köklü birisi olduğunu fark etmişti. Şimdi gerçekten bir rakip olarak görüp ona göre saldıracaktı.

Eline hızla minik bir fırlatma mızrağı alan Candar’ın dudaklarından kan akıyordu. Ruhsal enerjisini hızla tüketen Candar, elindeki mızrağı hızla fırlattı!

Candar’ın en son öğrenmiş olduğu teknikti bu, birden fazla silaha geçmesi gerektiğini söyleyen Kayıtsızlar Takımı üyelerinin tavsiyesine uymuş ve bu tekniği almıştı. Tekniğinin adı: Gök Gürlemesiydi. Tek bir mızrağın gücü havayla birleşip yıldırım telleri oluşturuyordu!

Mızrak hızla ileriye doğru ilerledi, hedefinde Adem vardı ve mesafe çok azdı. Daha ancak gürlemişti ki, Adem’in bedeniyle buluştu.

ŞLOOP!

Mızrak doğrudan karnına girmişti, Adem iki adım geriledi ve mızrağa doğru baktı. Tüm bedeninin yıldırımla çarpılmış gibi çarpılması çok uzun sürmemişti.

“Puahh!”

Bu sırada Candar’da hızla ilerlemiş ve devasa kılıcını hızla savurmuştu. Adem bunu fark ettiği anda kendisine geldi! Hemen elindeki baltayı kendisini savunmak için doğrulttu!
Candar tekrardan aynı yönden saldırmıştı, bunun hemen ardından Adem bu numarayı çoktan çözmüş ve rakibinin saldırısını hızlaca atlatmıştı.

Tekrardan aynı bölgeye baltasını savurdu.
O kadar keskin bir vuruştu ki, baltası eskiden vurmuş olduğu yerin birkaç milimetrelik yakınına düştü!

“POŞK!”

Adem’in elindeki baltasının büyük kısmı Candar’ın bedenine gömülmüştü!

“Bu kadar heyecanlı bir maç olacağını düşünmedim!”

“Bastır lan Adem!”

“ODUNCU ADEM GEBERT LAN ONU!”

İnsanlar bu lakabı çok sevmişe benziyordu, her yerden kahkaha sesleri gelmeye başlamıştı !

“Oduncu Adem, eğer onu öldürürsen benden sana beş gümüş ulan! Kendine yeni balta alırsın!”

“HAHAH!”

Adem baltasını olanca gücüyle çıkardı, hemen ardından gelen bir el onu doğrudan boğazından tutmuş ve havaya kaldırmıştı!
Adem nefesinin kesildiğini fark ettiğinde Candar’a doğru bakıyordu!

“İyi değil hiç iyi değil!”

Candar’ın devasa kılıcı hızla ona doğru yaklaştı! Bu sırada Adem’in baltası da koluna doğru ilerledi!

İki silah da kana susamıştı ve ikisi de rakibine hiç müsaade etmeden hızla ilerledi.

SWİST!

FUS!

Balta doğrudan Candar’ın koluna gelmişti, bu kılıcını sallarken yön vermesini sağladığı koluydu ve esasında diğer kolundan çok daha önemliydi!

VARŞŞŞ!

İki silah düşmanlarıyla buluştu. Adem’in karnına girmiş olan bir mızrak yetmiyormuş gibi bir de devasa uzunluktaki kılıç girmişti! Bu sırada Candar’ın da kolu bedeninden ayrılmış ve havada süzülerek özgürlüğüne kavuşmuştu.

FISSS!

Candar’ın kolu kesildiği anda kolundan kan fışkırmaya başladı! “AAAAAAHHH!” çığlığı arenanın her köşesine yayılmıştı. Gözleri dönmüş bir şekilde Adem’e doğru bakıyordu, ölümüne nefret etti Adem’den! “Benim yetiştirme yolumu kapattın! Öleceksem bile seni de öldüreceğim!”

Tüm bedeninden yüksek miktarda ısı ortaya çıkartıyordu! Elindeki kılıcı da elinden bırakan Candar’ın gücü kaplanın avına saldırırken ortaya koyduğu hız kadar arttı.

“SİKTİR BU MAL CANDAR…”

“KENDİ DANTİANTINI PATLATIYOR!”

“KENDİNİZİ KORUYUN!”

Adem kendisine doğru gelen bu gözü dönmüş boğaya baktı, suratında solgun ancak kendinden emin bir gülümseme vardı.

“Şimdi bunu bitirelim!”

Candar’ın koşusuna karşılık olarak hızla koştu ve havaya yükseldi, havada bir tekme attı ve Candar’ın uçmasına yol açtı. Bacaklarındaki gücün tükendiğini hissetmesine neden olmuştu bu durum. “Eti kaya kadar sert mi lan!”

Elindeki baltasını hızla kavrayan Adem, Candar’ın yere kapaklanmasını fırsat bilerek yanında belirdi, elindeki baltası hızla havaya doğru kalktı.

Bu sırada Candar’da kıpkırmızı suratıyla doğrudan Adem’in bacağına yapıştı. Dantiantını hızla döndürmeye devam etti, patlaması yakındı!

Adem’in baltası hızla rakibine doğru ilerledi ve rakibinin boğazıyla buluştu!

“VOŞŞŞ!”

Tek bir darbe ile birlikte Candar’ın boğazı iki parçaya ayrıldı! Candar’ın kafası kesilirken suratında üzgün ve şaşkın bir bakış vardı. Son olarak düşündü şey; “Qi Yoğunlaşmasının üçüncü aşamasındaki bir çocuğa nasıl yenilirim!” olmuştu.

Adem son darbeyi vurduktan sonra bedeninin boşaldığını hissetti, tüm kasları seğiriyordu ve ne yapacağını bilmiyordu. Dudaklarından aşağıya bir kez daha kan süzülmüştü. Tüm cildi kar kadar beyazlamıştı!

İki adım atan Adem’in bedeni daha fazlasını kaldıramadı ve yere düştü. Gözleri ağır ağır kapanmaya başlamıştı, bu sırada etrafta duyulan seslerin kulağına uğultu gibi geldiğini fark etti Adem. Nefes almak bile ona zor gelmeye başlamıştı, derin bir nefes almaya çalıştı, en sonunda ise gözleri kendisine isyan etti ve kapandı.

Adem gözlerini açtığı anda kendisini dış kuşağın bambu ormanlarında bulmuştu. Adem’in suratında derin bir şaşkınlık vardı, “Buraya nasıl düştüm ben?!”

Adem şaşkınlığını bir kenara bırakıp, ardından ilerlemeye başladı. Buraya hala daha nasıl geldiğini bilmiyordu, “En azından çevrede bir insan bulup ona sorayım.”

Ağaçların arasında ilerleyen Adem, en sonunda tanıdık bir binanın yanına gelmişti. Bu bina bir yıl boyunca dış kuşak öğrencisiyken burada yaşadığı yerdi, nasıl olurda unutabilirdi ki?

“Neden ortalık bu kadar sessiz?”

Etrafına bakan Adem, gündüz vakti olmasına karşın kimsenin olmadığını fark etmişti. Bambu ağaçlarını kesmeye devam eden çocukların gürültüsü hiç duyulmuyordu.

“Normalde en az yirmi kişinin burada çalışması gerekli!”

Bu sırada birden binadan dışarıya çıkan birisini gördü, gözleri son derece keskin olan Adem bu kişinin kim olduğunu çoktan anlamıştı. Bu kişi kendisinden başkası değildi!

Görmüş olduğu Adem’in bakışları donuktu, ancak son derece de keskindi. Adem’i görmemiş gibi davranan dış kuşak öğrencisi Adem, hızlıca yanından geçti ve bambu ağaçlarına doğru yola koyuldu.
Ağaçların yanına geldiğinde ise elindeki paslı baltasını ağır bir şekilde savurdu.

Adem tüm bu olan biteni kesintisiz izliyordu, dış kuşak öğrencisi Adem elindeki baltayı o kadar yavaş ve bir o kadar da emin savuruyordu ki Adem bir miktar şaşırmıştı.

“Tıpkı şuan savurduğum gibi savuruyor baltayı…”

Düşüncelere dalmış olan Adem, izlemeye ara vermeden devam etti. İlk ağacı deviren dış kuşak öğrencisi Adem ise, devrilmiş olan ağacı ustalıkla kavradı ve daha sonrasında ise minik parçalara bölmeye başladı. Tüm bu süreçte baltası bir kere bile titrememişti.

PAT!

PAT!

PAT!

Her vuruş ile birlikte baltanın ağaca çarpma sesi yankılanıyor ve tatlı bir şekilde yayılıyordu… Gün karardığında, odun kesen Adem baltasını omzuna aldı ve binaya doğru ilerlemeye koyuldu.

Gece çok çabuk geçmişti, sabah ağardığında yere düşen çiğ taneleriyle birlikte Adem tekrar ortada göründü, tekrardan elinde baltasıyla bambu ağaçlarını kesmeye başladı.

Adem, kendi görüntüsünü çalışırken görmeye devam etti, tüm günü onu izleyerek geçirdi. Ardından da tekrar gün bitti…

Günler bu şekilde hızla geçmeye devam etti. Adem, en sonunda canı çok sıkıldığı için çantasından dışarıya baltasını çıkardı ve görüntüyü taklit etmeye başladı.

Göz açıp kapayıncaya kadar çoktan bir ay geçmişti, kendi kendini taklit eden Adem. Bu bir ay boyunca sürekli olarak havayı kesti, ardından da doğrayın. Artık elindeki balta o kadar Adem’e bağlanmıştı ki Adem baltanın ağırlığını hissetmez olmuştu.

Her hareketi yavaştı, her hareketi keskindi ve her hareketi hızlıydı…




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14826 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19508 Bölüm Sayısı


creator
manga tr