Korku dağları bekler. #Atasözü

Mavi Elma - Bölüm 15: Kendim Doldurarak Değerlendirmeliyim.


Adem kadının sözlerinden sonra kısacık bir an transa girdi, “Bu zırh şimdi 40 gümüş mü?! Soygun çok büyük bir soygun! Daha yeni 45 gümüşüm oldu ve tüm paramı bu zırha mı vereceğim!”

Bunları düşünürken, elbette ki suratında belli etmiyordu. Tüm bakışları o kadar boşalmıştı ki, gören insanların onun bir çeşit uyku moduna girdiği bile söylenebilirdi. “Hayır, hayır! Kesinlikle fiyatın düşürülmesi gerekli, ne yapıp ne edip bu fiyatın düşürülmesi gerekli!”

“Hey iyi misin?”

Adem bu sözler ile birlikte irkildi, “Abla ne kadar demiştin? Aya benzeyen o mükemmel parlaklıktaki yüzüne bakarken dalıp gitmiştim… Son söylediğini duymadım.”
Kadın bunu duyduğu anda ağzı açık kaldı hızla ağzını kapattı. “Bu çocuk ne diyor yahu böyle… Yoksa…” içindeki şüpheler hızla ortaya çıktı.

Adem’in ise durmaya niyeti yoktu. “Ah… Ah! Keşke gelecekteki karım da senin kadar güzel olsa, senin şahane büyüklükteki gözlerini almış olsa bile yeterdi abla. O kadar güzeller ki; göl kenarında dinlenmek gibi, o kadar huzur verici bir his veriyor ki insan bu bölgede güvende olduğunu hissediyor.”

“Hele ki o burnun abla! O burnun inceliği ve uzunluğu o kadar güzel ki, en güzel ceylan benim, diyecek ceylan bile korkmalı! Eminim ki bu burnu gördüğü anda, kalbi kıskançlıktan çatlayacak!”

“Saçlarının okyanus kadar dalgalı olduğunu söyleyen olmuş muydu abla? O kadar güzeller ki, insanın içinde bir maceraya çıkma hissi uyandırıyor. Ne kadar çabalasa da insan bundan vazgeçemeyecek gibi!”

“Çeneniz o kadar pürüzsüz ve minik ki, gören insanın bir çeşit elmas olduğunu bile sanmasını sağlayabilir. İnanın daha öncesinde böylesine bir çene görmemiştim, size öyle eşsiz bir hava katıyor ki o güzelliğinizin en az on kat artmasını ve ön plana çıkmasını sağlıyor!”

...

Adem bunları söylerken kadın o kadar utanmıştı ki, yanaklarını bırakın tüm vücudunun kızardığı söylenebilirdi. Bu kadar övgüden sonra elbette ki, önündeki çocuk için şüpheleri doğrulanmıştı. “Olgun kadınları seviyor…” diye mırıldandı kendi zihnine.

“Bu zırhın da normalden kat ve kat daha pahalı olması gerektiğini düşünüyorum, şu yapılan işçiliğe baksanıza! Bunu giymiş olsam en azından 100 metre ilerideki okları rahatlıkla savuşturabileceğine eminim! Bunu giyip o şaşkın okçulara hava atmayı kim istemez be!”

“Ancak… bu küçüğünün o kadar parası yok ki bunu alsın… Çok yazık oldu be çok!”

Kadın en sonunda dayanamadı ve titrek bir sesle “Ne… ka…darın… var?” diye sordu.
Adem bu soru üzerine istifini bozmadı.

“Bu küçük erkeğin en fazla otuz gümüşü var, ancak bu küçük erkeğin başka şeylerde alması gerekiyor. Aksi takdirde Kıdemli Ouz’un görevinden nasıl sağ kurtulabilirim ki?”

Adem bunları söylerken görev içeriğinin elbette ki ne üzerine olduğunu bilmiyordu, ancak bunları söyleyerek biraz indirim alacağını umuyordu. Bu indirim elbette ki, 30 gümüşün altında olmalıydı aksi takdirde Adem’in bunları alacak parası bile yoktu.
Kadın biraz düşündü, ardından da önündeki bu yaşlı ceylanları seven genç erkeğe baktı, savaştan çıktığı çok belliydi ancak suratının yakışıklı olduğu bile söylenebilirdi. “Bu kadar küçük yaşta bu kadar tatlı sözleri nereden duymuş bu çocuk…” diye düşündü. Ardından da kendisini toparladı, ifadesinin normale dönmesine izin verdi. “Pekala! Bunu senin için zararına satacağım. Ancak bunun elbette ki bir geri ödemesi olmak zorunda, göreve gittiğinde benim için dört kollu maymun kürkü getirmeni istiyorum. Bana bir tane dört kollu maymun kürkü getirirsen bu zırh senin için 20 gümüş olacak.”

Adem kısacık bir an düşündü, ardından da kafasını salladı. “Abla senin gözlerin kesinlikle şahinler kadar keskin! Nasıl yatırım yapacağını çok iyi biliyorsun! Ben senin için kesinlikle bu maymunu öldüreceğim!”

“Başka ne istiyorsun?”

Adem bir an düşündü, başka neye ihtiyacı olduğunu bilemiyordu. Sonunda “En iyisi biraz tıbbi malzeme, bir harita ve bir de taşımak için çanta alayım.” diye düşündü.

“Ah biraz tıbbi malzeme, bir harita ve birde çantam olsa harika olacaktı.”

Kadın bir miktar çocuğu süzdü, kafasında hesabını yaptıktan sonra “Hepsi toplamda yedi gümüş yapacak, ancak bunlar içinde dört gözlü tavşan dişleri getirmeni istiyorum.”

Adem hemen hızlıca kafasını salladı, “Elbette ki senin için onlardan getireceğim! Hem böylesi bir güzelliğin isteklerini neden yerine getirmeyecekmişim ki?”

Kadın bu sözler üzerine yine utandı, hızlıca tezgahtan ayrıldı ve alınacak ürünler için raflara doğru ilerledi. Çok değil en fazla beş dakika sonra tekrar geri döndü ve hızla zırhı, tıbbi malzemeyi, haritayı ve çantayı tezgahın önüne koydu.

“İstediğin zırh ve bölgenin haritası burada, oldukça basit çizildiğini unutma harita üzerinde dikkatli olunması gereken başlıca yerler özenle gösterildi, ancak onun dışında pek bir özelliği bulunmuyor.”

“Tıbbi malzeme olarak sana bu hapları vereceğim, bedenin iyileşme hızını arttırır. Savaş sırasında hasar aldığın gibi kullanmaya bakman lazım, aksi takdirde pek de işlevsel olacağı söylenemez.” Adem bunlardan sonra, masaya baktı, bir bezin üstünde on adet kırmızı yeşil hapın olduğunu gördü.

“Bu da istediğin çanta, bu çantayla birlikte yüz kiloya kadar malzemeleri taşıyabilirsin. Seni yormayacağını garanti ederim.”

Adem, bel çantasına iyice baktı, yüz kiloya kadar bu minik çantanın depolayabildiğini fark ettiği anda gözleri açıldı. Hemen hızlıca eğildi.

“Ablama teşekkürlerimi sunarım!”

“Hepsi toplamda 27 gümüş yapıyor.”

Adem hemen kafasını salladı ve torbasından 27 tane gümüş çıkardı. Ticaretini bitirdiği anda güzel sözleriyle birlikte binadan ayrıldı.

“Önceden sadece zırhın parası 40 gümüş tutacakken şimdi herşey sadece 27 gümüş tuttu, satıcıya tatlı dille saldırmak kesinlikle çok kazançlı!”

Tüm eşyalarını çantasına yerleştiren Adem’in bedeni son derece hafifti, çantasında en ufak ağırlık bile hissetmeyen Adem, “Bu kadar muhteşem olacağını düşünmüyordum! Şuna bakın içine yerleştirdiğim şeylerden sonra bile hala daha çok hafif!” diye düşündü.
Tüm ihtiyaçlarını karşıladığını düşünen Adem, ardından geldiği gibi hızlıca mağarasına döndü.

Mağarasının içine girdiğinde doğrudan çantasının içinden elindeki hapları çıkartan Adem kırmızı yeşil renkteki haplara baktı.

“Demek sadece bu hap benim iyileşme hızımı arttıracak.”

Adem’in şuan ki durumu pek de iç açıcı değildi, tüm bedeninde çürükler vardı ve suratı şişmişti. Adem hiç düşünmeden elindeki haplardan bir tanesini hızlıca ağzına attı. Hap ağzına girdiği anda yumuşadı ve sıvı halde midesine doğru döküldü, neredeyse kusacak gibi hissetmişti.

“Tadının bu kadar iğrenç olması mı gerekiyor!”

Hapı yuttuktan sonra Adem’in daha fazla yapacağı bir şey yoktu ve doğrudan meditasyon yapmaya başlamıştı. Onun için güçlenmek en önemli şeydi.

Sadece altı saat geçmişti ki, bedenindeki ağrıların dindiğini fark etti Adem, suratında büyük bir gülümseme vardı. “En azından bir hafta boyunca görünecek olan yaraları sadece altı saatte yok etti. Bu ilaç gerçekten etkili!”

Adem’in bundan sonra yapacağı şey basitti daha fazla meditasyon yapmak ve gücünü toparlamaktı.

Ancak bunun hemen olmayacağını sadece iki gün sonrasında anlamıştı. “Sarı Qi iplikciği o kadar kötü ki! Kendimi bununla güçlendirmem imkansız!”

Daha fazla meditasyona dayanamayan Adem, kendisini dışarıya vurdu. Beline sarmış olduğu çantasıyla birlikte ne yapabileceğini düşünüyordu. Bu süreç içerisinde Adem, ilk kez kendisini son derece ortama yabancı hissetmişti. Cübbelerinin üstünde bulunan armaları olmamış olsa kesinlikle kimin nereden olduğunu bilemezdi bile.

Çok değil iç kuşakta sadece otuz dakika dolaştıktan sonra, Adem sonunda kendisi için bir uğraş bulmuştu. Bu da aslında son derece basit bir uğraştı, başkalarını izliyordu.
Adem insanların bir araya toplandığını fark etti, hemen ortalarında ise elinde bulunan çift elli savaş baltasını havaya sallayan birisi vardı. Son derece geniş bir omza sahip olan bu çocuk, gören insanların tepkilerini çekiyordu.

“Bir çeşit sünger gibi…” diye düşündü Adem.
Bir tepenin üstünden izlemeye başlayan Adem, çocuk hareketlerini yaptıkça onları gözlemledi, her hareketinin bir düzeni olduğunu fark etmesi çok uzun sürmemişti. Adem bunu fark ettikten sonra daha da dikkatli inceledi. “Bu çocukla büyük ihtimalle aynı yolda yürüyoruz, o çift elli kullanıyor ben ise tek elli kullanmayı daha uygun buluyorum. Diğer elimle başka şeyler de yapabilirim bu sayede. Ancak, bu demek değil ki ikimiz de balta kullanmıyoruz, bundan ötürü de benzer hareketleri bende kullanabilirim.”

Gerçekten de balta kullanması belki de en zor sanatlardan birisiydi, en ufak hatada insanın ölümünden kurtulamayacağı şüphesizdi, baltanın düşecek olduğu açıyı son derece kontrollü bir şekilde hesaplamalıydı, eğer atacaksa da bu geçerliydi, dönme hızı ve ağırlığını sürekli olarak aklında bulundurmalıydı.

“Aslında bu iyi oldu! Haydi onu taklit ederek bende baltamı kullanmaya başlayayım!”

Adem çantasından çıkarmış olduğu tek elli savaş baltasını hemen eline aldı ve gözlerini çocuğa dikip hareketlerini kopyalamaya başladı. Aslında tam olarak kopyalama denemezdi, çünkü Adem’in yeteneği şuan o kadar hamdı ki bunları yapmaktan bile aciz görünüyordu. “Becerebildiğim tek hareket şuan için ağaç kesimi gibi duruyor. Buna şimdilik güvensem olabilir, ancak ileride kesinlikle bunun faydası kalmayacağına eminim kendime bir teknik bulmam gerekecek!”

Yaklaşık iki saat daha o bölgede duran Adem, en sonunda daha fazla dayanamadı ve o yeri terk etti. Elde edebileceği bir şey yoktu, bedeni o hareketleri yapabilmek için elverişli değildi.

Mağarasına geri dönen Adem, kendisini boş hissetti, meditasyonun bedeninde en ufak bir etkiye dahi sahip olmadığının farkındaydı Adem, bundan ötürü düşünmedi bile.
Aklına birden bir şey geldi ve dışarıya çıktı, çok geçmeden hemen geri gelmişti. Elinde hazine olarak aldığı kitap ve onun yanında da bir mürekkep hokkasıyla kalem vardı.

“Madem elimdeki kitap boş, neden bunu kendim doldurarak değerlendirmeyim ki?”

Hemen ardından biraz düşündü, ne yazacağını hiç bilmiyordu. En sonunda aklına bir şey geldi ve ardından da unutmuş olduğu harfleri hatırladı ve yazmaya koyuldu.

Kalemi kağıt üstünde hışırtılar çıkardı, en sonunda duran Adem kendi yazısına baktı. “Baltalar hakkında daha detaylı bilgi.” yazıyordu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 736

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9300 Üye Sayısı
  • 247 Seri Sayısı
  • 14333 Bölüm Sayısı


creator
manga tr