Bölüm 35: Göldeki Yeşim Platform

avatar
8492 16

Martial World - Bölüm 35: Göldeki Yeşim Platform


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 


Bir kalbin dövüş sanatları için atması, erdemli veya vefalı olması demek değildi, iyi olması bile gerekmezdi. İster dürüstlüğü ilke edinmiş yaşayan Budalar olsun ister kötü niyetleri olan şeytani tarikat liderleri, gerçek şuydu ki, dövüş sanatları için atan bir kalp iyi ya da kötü olarak değerlendirilemezdi. Bu yalnızca engebeli yollarda veya yol olmayan yerlerde yürüme kararlılığıydı.


Dövüş sanatlarına çalışmak, gündelik bir çabaydı. İnsan hayatı sefaletle, tehlikelerle, ayartılarla doluydu ve hep böyle olacaktı; zihniyeti zayıf bir dövüş sanatçısının da bu yoldan yürümekten vazgeçmesi ya da zirveye ulaşmaya çalışırken düşmesi, tüm çabalarının heba olmasına sebep olurdu.


Bazı insanlar sadece zenginlik ve kişisel tatmin için dövüş sanatlarına çalışırdı. Bu insanlar, ne anlama geldiğini anlamaksızın dövüş sanatlarına çalışan insanlardı. Bu durum, yetişimlerinin erken dönemlerinde onları etkilemese de daha sonra üstesinden gelinemez bir bariyer olacaktı. Nabız Yoğunlaştırma Aşaması, kişinin parayla ve güzel kadınlarla çevrilip lüks içinde yaşamasına yetecek bir aşamaydı. Göklerin Talihi Krallığı’nda bu durumda olan pek çok savaşçı vardı. Zira bu aşamaya ulaşmak için sayısız zorluk çektiklerinden ve bu aşamaya ulaştıklarında cömertçe ödüllendirildiklerinden bu savurganlık ve lüks bataklığına karşı koyamıyorlardı.


Amaç Testi de kişinin yetişimiyle ilgilenmiyor, kişinin kararlılığını ve dövüş sanatları için atan kalbini değerlendiriyordu. Lin Ming bu konuda tam bir kendine güvene sahipti. Gizemli Büyü Küpü’nü elde etmemiş olsa bile bu testi geçme ihtimalinin %120 olduğuna inanıyordu.


Adayların yarısından çoğu ilk testte başarısız olmuş ve meydandan ayrılmış olduğundan meydan ferahlamıştı.


Acınası ve üzgün Lin Xiaodong da ikinci teste girme yeterliliğine sahip olmadığından meydanın kenarındaki ana yolda oturuyordu.


Lin Ming, Lin Xiaodong’a bakmak için başını çevirdi. Kalabalığın içinde bir sürü kişi olsa da yine de onu görebildi.


Lin Xiaodong da onu gördü ve baş parmağını kaldırarak başarı işareti yaptı. Lin Ming gülümsedi. Ama başını çevirince kalabalığın içinde bir başka figür gördü. Bu kız, nergis şeklinde sarı bir elbise giyiyordu. Kuğu tüyünden yapılma şapkası onun asil bir genç gibi görünmesine neden oluyordu. Ücra bir köşede duruyor ve etrafa bakınıyordu.


Lin Ming bu kızı hemen tanıdı. O, Lan Yunyue’ydi!


Lin Ming hemen başını çevirdi. Onu gördüğünü fark ederse Lan Yunyue’nin utanacağını biliyordu. Hiç görmemiş gibi yapmak daha iyiydi…


Lin Ming, Lan Yunyue’yi hiçbir şey için suçlamıyordu. Sonuçta aralarında sadece sessiz bir uzlaşı vardı, ne evlilik ne de buna benzer bir şey hakkında detaylı bir konuşma yapmamıştılar. Lan Yunyue, bu koşullar altında sıradan kızların yapabileceği tek seçimi yapmıştı.


ÇN: “Lan Yunyue, bu koşullar altında ucuz kızların yapabileceği tek seçimi yapmıştı.” şeklinde çevirmemek için kendimi tutamadığım için bence daha doğru olan şeklini de şöyle koyuyorum.


Lan Yunyue, Lin Ming’in onu çoktan fark ettiğini bilmiyordu. Bugün buraya gelip gelmeme konusunda kalbiyle büyük bir mücadele vermişti. Lin Ming’i görmek istemiyordu ama endişesinden kurtulamıyordu ve onun iyi olup olmadığını görmek için buraya gelmişti.


Lin Ming’i birkaç ucuz ve değersiz sembol kağıdı satmaya çalışırken gördüğü iki ay önceki şekliyle hatırlıyordu. Mağazanın önündeki o sahne, onda acıma hissi uyandırmıştı.


Zengin bir aile arka planı olmaksızın dövüş sanatları eğitimini desteklemek çok zordu ve kaldı ki, Lin Ming’in öyle ahım şahım bir yeteneği de yoktu. Birikimi, bir oda kiralamaya, yiyecek ve birkaç ilaç almaya anca yeterdi. Bu hazin koşullar altında, muhtemelen sadece Demir Lif Çimi alabilirdi, belki onu bile yapamazdı. Ve öyleyse, sonrasında bedeninde içsel yaralanmalar ortaya çıkacaktı.


Bu düşünceler, Lan Yunyue’nin canını sıkıyordu. Zira Lin Ming’in gücünü ve kararlılığını takdir ediyordu. Çocukken de Lin Ming onu zorbalardan korumuştu her zaman. Cesur şövalyeler gibi kollarını açarak önünde durmuş ve sayısız kez dayak yemişti. Lan Yunyue’yi her zaman güvende hissettirmişti.


Ama ne yazık ki, bu duygular bazı şeyleri karşılayamazdı…


O çekici bir kızdı ve olağanüstü bir kadın olacaktı. Doğal yeteneği iyiydi ve asil bir aileden olmasa da ailesinin hâli vakti yerindeydi. Böyle bir kız, kesinlikle kendini tavuk kümesine kapatılmış bir tavus kuşu gibi hissederdi. Kendini bir türlü sıradan bir hayata layık olduğuna inandıramazdı. Sonunda Lin Ming’le evlenip küçük bir aile restoranının hanımı olacağı, yirmisinde çocuk sahibi olup yavaş yavaş yaşlanıp öleceği bir hayatı ve hatta güzelliğinin kaybolacağı bir hayatı yaşamak istememişti.


Böyle bir hayata sahip olmak istemiyordu. Olamazdı!


Bu nedenle Zhu Yan’ı seçmişti. Sadece Zhu Ailesi’nin İmparatorluk Ailesi’yle arasında ilişki olması yüzünden değildi bu seçim, Zhu Yan onun Yedi Derin Savaşçı Evi’ne girmesine de yardım edebilirdi. Lan Yunyue’ye nadir ve değerli ilaçlar alabilir ve onun Nabız Yoğunlaştırma Aşaması’na girmesine yardım edebilirdi. Nabız Yoğunlaştırma Aşaması’nın cazibesi altında, Lan Yunyue daha fazla arzularına direnememişti.


Bu sabah da huzursuz uyanmıştı. Buraya gelmek istememişti ama nihayetinde kendini ikna edememişti. Öğleden sonra gelmesinin nedeni buydu. Lin Ming’in Güç Testi’nde başarısız olacağını düşünmüştü ve bunu istemişti. Lin Ming başarısız olursa hayallerinden vazgeçip, evine dönüp güvenli bir hayat yaşayabilirdi. Böylece o da rahatlayabilir, endişelerinden kurtulabilirdi. Ama Lin Ming’in ikinci teste geçenler arasında olacağını düşünmemişti. Bu, onu hem şaşırtmış hem de endişelendirmişti.


Şaşkınlığının sebebi, Lin Ming’in beklenmedik şekilde on beş yaşında ve arkasında bir aile desteği olmadan Beden Dönüşümü’nün İkinci Seviyesi’ne geçmiş olmasıydı.


Endişesinin sebebi, Lin Ming’in İkinci Seviye’ye güvenli bir şekilde ulaşamayacağını düşünmesiydi; muhtemelen kendini fazla zorlayıp içsel yaralar almıştı ve otuzuna geldiğinde bir sakattan fazlası olmayacaktı…


ÇN: Yemin ediyorum şu paragrafları çevireceğime Lan Yunyue’siz üç bölüm çevirseydim bu kadar yıpranmazdım. Sinirlerim bozuldu. :(



Sabahki Güç Testi’nin yöneticisi olan güzel hanım bir kez daha ortaya çıktı. Kalabalığa bakıp hâlâ pek çok insanın burada olduğunu gördü ve durumun çok da kötü olmadığını düşündü. “Herkes beni takip etsin. Şimdi Deniz Yeşim Platformu’na gidiyoruz.”


Yüz kadar kız ve erkeğin oluşturduğu kalabalık, güzel kadını takip ederek Yedi Derin Savaşçı Evi’nin güçlü görünen göz korkutucu kapılarından geçti.


Yedi Derin Savaşçı Evi, dağ yamacında bulunuyordu. İçeride yüksek binalar ve devasa yapılar yoktu ama sonsuza dek uzanıyormuş gibi görünen araziler, etrafına şatafatlı çardakların inşa edildiği nehirler vardı. Bu çardaklar, düzgün ve zarif bir şekilde inşa edilmişti ve her birinin çevresinde gayet hoş manzaralar vardı. Tasarımındaki doğal estetik duygusu ve kusursuz ustalık kişiyi şaşırtacak denliydi.


Kalabalık bir fincan çay içme süresinde koyu yeşil bir gölün yakınına vardı. Göl, gayet canlı bir renge sahipti. Yüzeyi dalgasızdı, huzur verecek kadar sakindi. Gölün etrafı söğüt ağaçlarıyla çevriliydi ama ağaçların yapraklarının döküldüğü sonbahar mevsiminde bile sakin gölün yüzeyinde tek bir yaprak olmaması herkesi şaşırttı.


Zümrüt yeşili gölün ortasında soluk beyaz yeşimden oyulmuş bir yeşim platform vardı. Bu yeşim platform, dokuz köprü vasıtasıyla kıyıya bağlanıyordu. Gizemli bir peri dünyasının yansıması gibiydi.


Lin Ming, yeşim platformun birkaç düzine metre ötesinde, suyun üzerinde yüzen bir çardak olduğunu gördü. Çardağın içinde, üzerinde çay ve kurutulmuş meyveler olan taş bir masa vardı. Masanın etrafında büyük bir ilgiyle onlara bakan birkaç yaşlı adam ve bir kız oturuyordu.


Beklenmedik bir şekilde Qin Xingxuan ve Bay Muyi de oaradaydı.


Lin Ming biraz duraksadı, neden burada olsunlar ki?


Muyi, Lin Ming’in ona baktığını gördü ve hafifçe gülümsedi. Qin Xingxuan da arkadaşça gülümsedi.


Lin Ming de nezaketen bir gülümsemeyle karşılık verdi. Muyi’ye eşlik eden diğer ihtiyarların basit insanlar olmadığını düşündü. Nefes alışları ve görünüşleri, Muyi’den daha güçsüz olmadıklarını gösteriyordu.


Bu insanlar, ustalardı!


Lin Ming yanılmıyordu. Bu insanlar, Muyi’nin arkadaşlarıydı ve Göklerin Talihi Krallığı’nın yönetiminde çeşitli görevleri vardı. Ayrıca aralarında Yedi Derin Savaşçı Evi’nden Kıdemliler de vardı. Sınavlar yılda iki kez yapılıyordu ve onlar da adaylar arasında geleceği parlak olanların olup olmadığını görmek için gözlem yapıyorlardı.


Genellikle yeterli yeteneği olanları ve kalbi dövüş sanatları için atanları arıyorlardı. Her yıl, giriş sınavlarına katılan adayların yetenekleri ve diğer bilgileri kaydedilirdi. Onlar da bu dosyalara bakmış olduklarından herkesi çok dikkatli bir şekilde incelemek zorunda değillerdi.


Bu seferki adayların tatmin edicilikleri ‘eh işte’ seviyesindeydi. En güçlüsü Dördüncü Seviye Yetenek’ti.


Beşinci Seviye Yetenek on yılda bir ortaya çıkan bir durumdu ve alışılmış bir durum değildi. Yüksek kalite Dördüncü Seviye Yetenek de iyiydi, düşük kalite Dördüncü Seviye Yetenek de idare ederdi. Üçüncü Seviye Yetenek biraz değersiz kalıyordu.


Sınavın ilk turu önemsiz olduğundan Savaşçı Evi’nin Kıdemlileri izlemek için oraya gitmemişti. Yeteneklerini zaten görmüştüler ve buraya adaylar arasında hangisinin dövüş sanatları kalbinin en güçlü olduğunu görmeye gelmiştiler.


“Platforma çıkın. Aklınızı koruyun, meditasyona oturun; beş testi geçen Amaç Testi’ni geçecektir.” dedi güzel kadın yönetici.


Adaylar birer birer dokuz köprüye adım attı. Kalpleri, göğüslerinin içinde çılgın gibi atmaya başladı. İlk test sırasında kalpleri güvenle doluydu. Sonuçta kendi güçlerinin limitlerini biliyorlardı. Sadece bazıları gergin olabilir ve tam potansiyellerini gösteremeyebilirdi ama geçme konusunda endişeleri hiç olmamıştı. Ama şimdi Amaç Testi’ndeydiler ve gergindiler.


Adayların çoğu daha önce Amaç Testi’ne girmemişti, bu yüzden neyle karşılaşacaklarına dair hiçbir fikirleri yoktu. Ama bu testin en yüksek elenme oranına sahip olduğunu ve bu oranın %90’a kadar vardığını duymuşlardı!


On kişiden biri geçecekti sadece!


Buradakilerin, kendi yaş gruplarındaki en olağanüstü kişiler olduğunun bilinmesi gerekiyordu. Küçük şehirden, küçük aileden ya da başkentten gelmiş olsalar da her biri kendi neslinin en görkemli, en muhteşem insanlarıydı. Çocukluklarından beri saygı gören, dahi olarak anılan insanlardı, ama öyle olsa bile çoğu Amaç Testi’nde elenecekti!


Bu test gerçekten çok korkutucuydu!


“Yeşim platforma oturun. On nefeslik sürenin ardından test başlayacak!” dedi güzel kadın yönetici. Uzakta duruyor olsa bile sesi adayların kulaklarının içine ulaşabiliyordu. Mesajları gerçek öz kullanarak iletme yöntemi, Zhu Yan’ınkinden daha derin ve daha güçlüydü.


Lin Ming, bu güzel kadının Nabız Yoğunlaştırma Aşaması’nda olduğundan şüphelendi.


Lin Ming yeşim platformun üzerine adım attığında uzaktaki izleyici kalabalığını taradı ve Lan Yunyue’nin de orada olduğunu gördü. Lin Ming’in onu görebileceğini düşünmeden bir söğüt ağacına yaslanmış Lin Ming’e bakıyordu.


Lin Ming iç geçirdi ve daha fazla bakmadı. Yeşim platformun üzerine bağdaş kurarak oturdu.

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25300 Üye Sayısı
  • 850 Seri Sayısı
  • 42766 Bölüm Sayısı


creator
manga tr