Bölüm 14 - Artan Güç

avatar
8673 16

Martial World - Bölüm 14 - Artan Güç


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 


Lin Ming, konsantrasyonunun yarısını gerçek özü kullanarak sembol runlarının bütünlüğünü korumaya harcarken, diğer yarısını da gerçek öz özümseme oranını arttırmak için ‘İlk Gerçek Kaos Formülü’nü yönlendirmeye harcadı. Ve bu iki karşıt fikiri bir arada yürütmeye çalışırken yazıtında başarısız oldu!


Ardı ardına beş kez başarısız olduktan ve beş denemelik malzemeyi heba ettikten sonra gerçek özünün yazıtı tamamlamasına yetmeyecek kadar az kaldığını fark etti. Bu beyhude çabalara oldukça uzun bir süre harcadıktan sonra, sonunda ruh gücü kesildi. Havada kalan mühürler titredi ve sonunda bir parıltıyla patladı.


Güzel parlaklığa bakarken, Lin Ming’in kalbine bir ağrı saplandı. Patlayan şey, paraydı! Kalp sızısı paradandı! Bu, onun tüm parasıydı…


İlk seferinde başarılı olmayı beklemese de altınları kaybetmek canını yakıyordu yine de. Tek tesellisi, henüz çok nadir ve oldukça pahalı olan Gökyüzü Solucanı İpeği’ni kullanacağı aşamaya gelmemiş olmasıydı!


Kalan malzemeler, on deneme daha yapması için yeterliydi. On denemede bir yazıtı tamamlamayı başaramazsa, ruhu ve cesareti kırılacak ve daha fazla devam edecek parası kalmayacaktı.


Herhangi bir yazıt ustası, bu düşünceleri duyma fırsatına erişseydi kan öksürürdü. On denemede başarılı olmak mı istiyorsun? Fanteziye bak! Bu, yazıt tekniğini ilk denemen ve sen sonraki on denemede bir yazıt tamamlayacaksın, öyle mi? Sıradan bir yazıt öğrencisi, ilk denemesinde düzgün bir çizgi çizmeyi bile beceremez!


Lin Ming, malzemelerden kalan külleri topladı ve yaptıklarını düşünerek hatalarını anlamaya çalışmaya başladı. Kıdemliden aldığı anılarda hata yoktu, ama basitçe söylemek gerekirse, onun ruh gücüyle kendi ruh gücü arasındaki fark devasaydı. Basit bir yazıtı tamamlamayı bile başaramayabilirdi.


Ona göre, kıdemlinin hafızasındaki yazıt teknikleri basit ve anlaşılır olabilirdi ama Düşen Gökyüzü Kıtası’nda, bu teknikler inanılmaz derecede karmaşık ilahi tekniklerdi. Onları bir kez çizdiğinde, bu diyarın yazıt ustaları bile şok olurdu!


Lin Ming, başarısızlığının sebeplerini düşünüp onları anladıktan sonra, bunlara karşı önlemler planladı. Ruh gücünü bu kadar kısa sürede arttıramazdı ama hatalarını olabildiğince gidermeye çalışabilirdi. Çünkü her hata, ruh gücü kaybı anlamına geliyordu. Daha az hata yaparsa, daha az malzeme ve para kaybetmesinin yanında, kullanabileceği daha fazla ruh gücü kalırdı.


Lin Ming bunları düşündükten sonra malzemeler kullanmaktan vazgeçti ve malzemeleri kullanmak yerine düşünme yetisi olmayan bir zombi gibi tekrar tekrar ruh gücü kullanma alıştırması yapmaya başladı.


Fikri oldukça basitti. Ruh gücünü kullanmak bedavaydı ve kolayca yenilenirdi. ‘İlk Gerçek Kaos Formülü’ne çalışırsa hiçbir şey kaybetmeden pratik yapabilirdi. Muhtemelen daha yararlı olurdu! Sonuçta bu ikisi, birbirleri için yaratılmış gibiydi!


Para kaybetme imkanı olmadığından, korkusu da yoktu. Yüz kez pratik yapsa da sorun olmazdı. Yüz kez yetmezse bin kez yapardı. Bin kez yetmezse on bin kez ya da yüz bin kez ya da bir milyon kez yapardı; ta ki, bunu bir refleks hâline getirene ve bir daha başarısız olmayacağına inanana kadar!





Göklerin Talihi Şehri. Mareşal Karargâhı…


Göklerin Talihi Şehri’nde, iki yapı kompleksi en görkemli ve en muhteşem mimari eseri sayılırdı ki; bunlardan biri İmparatorluk Sarayı iken diğeri, Göklerin Talihi Şehri’nin kuzeybatı köşesinde bulunan Mareşal Karargâhı’ydı. Mareşal Karargâhı, bir ucundan diğerine üç mil uzunluğundaydı ve bin feet genişliğindeydi. Güzel çiçeklerle süslü kayalık şelaleler, dolambaçlı bahçeler ve su kenarındaki sayısız köşkle, gerçekten nefes kesici bir yerdi!


Mareşal Karargâhı’nın kütüphane köşkünde, uzun bir cübbe giyen ve altın yaldızlı bir kuş kafesi taşıyan yaşlıca bir adam vardı. Adamın yanında da sakin sakin duran beyazlar içinde bir kız; ki bu kız, Qin Xingxuan idi!


“Oh? Bu şehirde öyle biri mi varmış? Demek onun tarafından yenildin bile?”


“Mm.” Qin Xingxuan nazikçe başını salladı. Bu ihtiyar, Göklerin Talihi Şehri’nin en saygın ve en ünlü yazıt ustası ve aynı zamanda onun da ustası olan, Bay Muyi idi.


Qin Xingxuan çok iyi bir hafızaya sahipti. Lin Ming ile olan konuşmalarını tek bir kelimesini bile atlamadan anlattı. Yaşlı adam dinlemeyi bitirdikten sonra, ifadesi vakurlaştı. İlk düşüncesi, genç öğrencisinin bir oğlana aşık olduğu ve aşık olduğu çocuk hakkında tevazu gösterdiğiydi, ama görünüşe göre, öğrencisi yazıt tekniğinde o çocuktan daha kötüydü. Dahası, söz konusu gencin bilgisi çok derin ve deneyimi daha fazlaydı; ve bu anlatılanlara göre, ustasının Göklerin Talihi Krallığı’ndan olma ihtimali yoktu, belki daha gelişmiş bir bölgeden gelen kadim bir yazıt ustasının öğrencisiydi.


Qin Xingxuan bitirdikten sonra, Lin Ming’in temel çizgileri ve sembolleri nasıl kolayca ve duraksamadan çizdiğini de anlattı. Bu, kendisinin yapabileceği bir şey değildi.


“Ruh gücüyle temel çizgileri çizerken hiç duraksamıyor ama aynı zamanda karmaşık enerji noktalarını da hatasız vurguluyor...öyle mi?” Muyi şaşkınlık içinde konuştu.


“Mm...” Muyi iç geçirdi. Her zaman sadece içgüdülerini takip ederek çizmeyi hayal etmişti ama hiç düşünmeden, sadece alışkanlıkla çizmek için milyonlarca, milyarlarca kez pratik yapmaya ihtiyaç vardı. Bu genç oğlan, annesinin rahmini tekmelerken mi pratik yapmaya başlamıştı?


“On beş ya da on altı yaşında olduğuna gerçekten emin misin?”


“Evet.” Qin Xingxuan kesin bir sesle yanıtladı.


“Harika, harikulade!” Muyi iç çekti. “Böylesine küçük bir yaşta bu kadar başarılı olabilmiş. Gerçekten hayret verici! Hayatımda ilk kez göklere meydan okuyacak kadar yetenekli bir genç görüyorum! Böyle dahilerin sadece efsanelerde olduğunu duyardım. Ama bu oğlanın ustasının kim olduğunu daha çok merak etmeye başladım.” diyerek bunun hakkında düşündü Muyi boş yere. Göklerin Talihi Krallığı’ndaki ve birkaç çevre ülkedeki yazıt ustalarını düşündü, ama bu kıdemlilerle kıyaslanabilecek gizli yazıt ustasının kim olduğunu tasavvur edemiyordu.


Muyi’nin aklına kimse gelmese de, kendisi yazıt bilgisi açısından Göklerin Talihi Krallığı’ndaki ön planda olan uzmanlardan biri olarak kabul görürdü ve hatta çevre ülkelerdeki yazıt ustalarıyla bile kıyaslanabilecek biri sayılırdı. Ama söz konusu oğlanın gizemli ustasıyla kıyaslandığında, kazanabileceğini düşünmüyordu!


Muyi dedi ki: “Böyle yetenekli bir öğrenciye öğretebilecek kadar yetenekli olan bir usta düşünemiyorum. Ama bir tahminde bulunacak olursam, bu gencin ustasının kadim bir klandan olduğunu söylerdim.”


“Kadim klan mı?” Qin Xingxuan şaşıp kaldı. Düşen Gökyüzü Kıtası engindi ve binlerce, milyonlarca yıldır varlıklarını sürdüren kadim klanlar da içeriyordu. Bu klanlar, kıyaslanamayacak kadar derin ve güçlü miraslara, tekniklere ve yadigârlara sahipti!


Örnek vermek gerekirse, Yedi Derin Savaşçı Evi’ni Göklerin Talihi Krallığı’nın en son kurulan klanı kurmuştu. Muhtemelen, onların da kendi gizemli ustaları ve mirasları vardı.


On iki yıl önce, Yedi Derin Vadi’nin kıdemlileri Göklerin Talihi Krallığı’na gelmişti ve İmparatorluk Ailesi bile onlara saygılı davranmıştı. Qin Xingxuan’ın ustası Bay Muyi, bu ülkede birinci sınıf bir yazıt ustası sayılırdı ama büyük klanlar göz önüne alındığında, özel hiçbir yanı yoktu.


Muyi devam etti: “Xingxuan, onu bir daha görürsen, onunla şahsen tanışmak istediğimi ileterek onu davet et. O genç, basit biri değil. Kadim bir klandan gelme bir ustaya sahip olsa bile bu genç yaşında göklere meydan okuyacak derecede bir yeteneğe sahip. Ona nazik ve saygılı davran. Ustası, Göklerin Talihi Krallığı’ndaki hiç kimsenin saygısız davranamayacağı, gücendirmeye cesaret edemeyeceği akıl almaz yeteneklere sahip birisi.”


“Emredersin, Usta!”





Günler geçti, Lin Ming takvimindeki sayfaları birer birer koparmaya devam etti. Her gününü yazıtlara çalışmaya harcamaktaydı. Her sembolü, her çizgiyi, her runu sayısız kez tekrarladı ve her birini içine işledi.


Sabah akşam ruh gücünü kullanmak, ruhu ve aklı için çok yorucuydu, bu yüzden gözleri sürekli kıpkırmızıydı. Gerçek özü, uzun zaman önce kurumuştu. Sürekli yağsız bir lamba gibi geziyordu. Ama bazı faydalar da sağlamıştı. Yazıt tekniğinde ilerleme kaydetmesinin yanı sıra, algısının da daha duyarlı hâle geldiğini hissediyordu.


Büyük Berraklık Köşkü’nde kemik ayırmaya devam ediyordu ve ikinci seviye vahşi canavarların bile bünyelerini kolayca algılayabiliyor, kemiklerden kaçınıp löp et yollarını şaşmadan izleyebiliyordu. İşini tamamen bitirmesi, bir tütsü çubuğunun yanma süresi kadar ediyordu.


ÇN: Tütsü yanma süresi beş dakika ediyor.


Böyle canavarvari bir hız, Büyük Berraklık Köşkü personelini önce şaşkına döndürmüştü, ama onun çalışmasını izledikten sonra kendilerine güvensiz hissetmeye başlamışlardı. Lin Ming’in, Büyük Berraklık Köşkü’ndeki statüsü daha da yükselmişti. Çalışma saatleri ve paydos saati kendi isteğine bağlıydı! Kazancı da usta şeflerden az değildi!


Böyle bir muamele, tüm personelleri memnun ederdi. Ama Lin Ming ayrıcalıklı olsa bile, her gün iki saat kemik ayırmaya devam etti! Bu, aynı zamanda onun için bir pratik şekliydi; ruh gücü kullanımı için de iyi bir yoldu.


Ancak çok geçmeden günde iki saat çalışamaz oldu. Büyük Berraklık Köşkü’nde yeterince vahşi canavar yoktu ve Lin Ming, depodaki tüm stokları hazırlayıp dilimlemişti zaten. Mutfağı her gün kontrol etmekle yükümlü Kız Kardeş Lan, depoya gittiğinde tüm vahşi canavarların et ve kemik yığınlarına dönüştürülerek düzenli bir şekilde istiflenmiş olduğunu gördü. Üstelik her parça aynı boyutta, aynı yapıdaydı. Bu durum onun nutkunun tutulmasına yol açtı.


Bu genç oğlan, basitçe söylemek gerekirse bir makineydi!


Sonunda ilk ayın son on günü geldi çattı. Lin Ming hem zihnini hem malzemelerini hazırladı. Bir kez daha malzemelerle yazıt tekniğine çalışma ve başarılı bir yazıt üretmeye çalışma zamanı gelmişti!


ÇN: Bundan sonra Pazartesi, Çarşamba, Cuma, Cumartesi, Pazar olmak üzere haftada beş garanti bölüm gelecek. Pazartesi geçtiği için Pazartesi gelmesi gereken bölümü de Cuma günü yayınlayacağım. Aksama, günlerde kayma olabilir ama beş bölümden az atarsam beni bulun.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23956 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 42081 Bölüm Sayısı


creator
manga tr