“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Martial World - Bölüm 93: Engel


 

Çeviri: Xanaphia Düzenleme: Kharsmi

 

“Ne, istemiyor musun? Gerçek bir adam esnektir ve duruma ayak uydurabilir. Küçük bir zayıflık göstermenin nesini büyütüyorsun? Yoksa sırf Lin Ming ile düşmansın diye bana problem çıkarmak mı istiyorsun?”

 

Zhu Yan birkaç derin nefes aldı ve yavaşça sıkılı yumruklarını gevşetti. Konuşurken gözleri buz gibiydi, “Ekselansları, ölü bir dahi artık dahi değildir.”

 

“Humph! Lin Ming’e suikast mi düzenlemek istiyorsun? Zhu Yan, Yedi Derin Savaşçı Evi’nin, Göklerin Talihi Krallığı’nda ne derece eşsiz bir  varlık olduğunu bilmiyor musun? Lin Ming, Yedi Derin Savaşçı Evi’ne yüz yıldır gelmeyen bir yetenek! Ona suikast düzenlemeni istediğimi düşündüğüne inanamıyorum. Savaşçı Evi’ni terk etse ve yetenek olarak büyümese bile, Veliaht Prens olan kardeş Yang Lin’i unutma! Yang Lin aptaldır ama gerizekalı da değildir! Lin Ming’e koruma göndermeyeceğini mi düşünüyorsun? Aynı zamanda kendi safında bir usta var, hatta Muyi’ye bile sahip! En ufak bir yanlış hesapta, Lin Ming’i öldürme planım Yang Lin’in eline geçerse, kaybederim! Bırak tahtı almayı, hayatımı bile sürdüremem! Yedi Derin Savaşçı Evi’nin otoritesi çiğnenemez. İmparator olan babam bile böyle bir konuda söz sahibi olamaz!”

 

“Sırf Muyi bile başımı ağrıtmaya yetiyor!! Birçok kaynak harcayıp saray halkında benim için ölmeye hazır 18 kişi yetiştirdim. Bunların hepsi zar zor da olsa Muyi ile başa çıkabilmek için. Eğer Lin Ming de gelişir ve bu karmaşık duruma kendini eklerse, şansım büyük ölçüde azalır!”

 

Zhu Yan’ın ağzı tekrar seğirmişti, iki yumruğu da ağırlaşmıştı. Yavaşça ve açıkça konuştu, “Ekselansları, lütfen bana biraz zaman verin. Size uygun bir cevapla geleceğim!”

 

“Pekala, Bu sefer sana inanıyorum ama ya beni tekrar hayal kırıklığına uğratırsan?”

 

Zhu Yan derin bir nefes alıp cevapladı, “Eğer yenilirsem, eğer Lin Ming canavarımsı hızıyla gelişmeye devam ederse Lan Yunyue ile boşanıp Lin Ming’den özür dilerim!”

 

“Humph. Umarım o vakte kadar çok geç olmaz. Çekilebilirsin!”

 

 

Büyük Berraklık Köşkü’nün misafir odasında, parlak bir ambiyans vardı ve lezzetli yemekler hazırlanmıştı ama Zhu Yan düşüncelerinde kaybolmuşken bunlara aldıramıyordu.

 

Zhu Yan’ın yemediğini gören Lan Yunyue de yemeğe başlamaya cesaret edememişti. Zhu Yan’ın endişesinin Lin Ming’in meydan okumasından kaynaklandığını doğru tahmin etmişti. Kendisi de utanmış ve bir şeyler söylemekten korkar haldeydi.

 

“Bugün 10. Prens bir şeyleri tartışmak için beni çağırmıştı.” Zhu Yan uzun sessizliği yavaşça konuşarak bozdu.

 

“Mm? Tartışma… ne hakkındaydı?” Lan Yunyue’nin içini bir huzursuzluk kaplamıştı. Zhu Yan’ın ne düşündüğünü hiçbir zaman bilemiyordu. En fazla karanlık ve korkunç ruh halini hissedebiliyordu, sanki birazdan ani ve vahşi bir şekilde patlayacak ve zıvanadan çıkacaktı. Görünüşü pusuya yatmış bir vahşi hayvanı andırıyordu; ilk bakıldığında sakin ve sessiz görünebilirdi ama içinde tükenmeyen bir öldürme niyeti vardı.

 

Lan Yunyue, Zhu Yan ile birlikteyken sanki kendisinin nefes almasını bile engelleyen görünmez bir baskı hissediyordu. Bu geçmişte Lin Ming ile beraber geçirdiği zamanlardan çok farklıydı. Lin Ming ile beraberken şımarık çocuklar gibi rastgele davranabiliyordu ya da yok yere tepesi atabiliyordu. Ama Lin Ming her zaman kendisine günışığıymış gibi gülümsüyor ve her türden mantıksız talepleri konusunda kendisini tatmin ediyordu…

 

Ne yazık ki o günler geride kalmıştı ve asla tekrar yaşanmayacaktı. Lan Yunyue iç geçirdi. Hiçbir duygusunu göstermeye cesaret edemiyordu, çünkü her zaman Zhu Yan’ın gözleri içini tamamen deliyormuş gibi hissediyordu.

 

“Bana…” Zhu Yan konuşmasını yarıda kesip Lan Yunyue’nin gözlerine baktı ve yavaşça devam etti, “Bana seni boşamamı söyledi…”

 

O anda Lan Yunyue hissizleşmişti. Sanki zaman bir anda durmuştu ve Zhu Yan’ın yüzü aniden çok uzaklara çekilmişti. Tüm düşünceleri, duyuları, dokundukları bulanıklaşmıştı.

 

Bedeninin iffetini korumuş olsa da, Zhu Yan ile nişanlanmıştı. Göklerin Talihi Krallığı’nda bir kız nişanlandıktan sonra boşanırsa, bu son derece utanç verici bir mesele olarak kabul edilirdi ve yeni evliliği olursa bile bundan etkilenirdi. Eğer Zhu Yan kendisini boşarsa, izleyeceği hangi yol kalacaktı ki?

 

Kırılmış bir ifadeyle Zhu Yan’a baktı ve dudaklarını sıktı, ağlamamaya çalışıyordu. Yine de göz yaşları akmaya başlamıştı. 10. Prens’in Zhu Yan ve ailesi üzerindeki etkisini biliyordu. Sözlerinin Zhu Yan üzerindeki etkisi çok büyük olurdu.

 

“Sen… kabul ettin mi?” Lan Yunyue kelimeleri ağzından zor çıkarıyordu, neredeyse hıçkırır şekilde.

 

“Henüz değil.” diye cevapladı Zhu Yan.

 

“Bu… neden?” Lan Yunyue farkında olmadan elinde yemek çubuklarını tutuyordu ama eklemleri beyazlamıştı.

 

“Lin Ming yüzünden. 10. Prens, Lin Ming’in gönlünü kazanmak istiyor ama sen… bu yolda onun için bir engelsin.”

 

“En…engel…” Lan Yunyue en sonunda daha fazla dayanamamıştı ve gözyaşları yağmur gibi akmaya başlamıştı. Kendisi sıradan bir kızdı. Nasıl olur da taht mücadelelerine dahil olup, prensin yolunda bir engel olmuştu…

 

Neden bunlar oluyordu?

 

Zhu Yan konuştu, “Bir ayım var, belki iki ay olur. Ama gene de bir şansım olur mu bilmiyorum… Umutsuzluğa kapılmana gerek yok. Bu meselenin doğrudan kaçınılmaz bir sonu yok.”

 

Bunları söyledikten sonra Zhu Yan ayağa kalktı, kapıyı açtı ve oradan ayrıldı.

 

Lan Yunyue arkada bırakılmıştı, sandalyesinde oturuyordu. Sanki ruhu bedeninden çıkmış gibi görünüyordu. Kendi durumunun farkındaydı. Zhu Yan bir şans olduğunu söylese de buna inanacak kadar saf değildi. Onun yolunda bir engel olursa, küçük bir engel olsa bile kendisinden kurtulmak konusunda tereddüt etmezdi!

 

Bunlar düşünürken Lan Yunyue’nin içinde açıklanamayacak bir keder kabarıyordu.

 

Dalgın bir şekilde kalkıp kapıyı açtı ve çıktı.

 

Büyük Berraklık Köşkü’nün ana salonunda gürültü ve muhabbet eksik olmazdı. Aristokrat ailelerin oğullarından oluşan bir grup, arzularını dilediğince hoş görüyor, eğleniyor ve kadeh kaldırıyordu. Narin bronz kadehler, adeta ağzını sonuna kadar açmış ve kendisini yutmaya hazır bir canavara benziyordu…

 

Lüks salonlar, kadife kilimler, telli ve üflemeli enstrümanların nazik sesleri… Güzel yeşim tabaklar ve altın kaseler en kaliteli lezzetlerle doluydu… Bir zamanlar hayallerini böyle şeyler oluşturuyordu ve onları kovalamıştı, ama şimdi bu şeyler kendisini perişan hissettiriyordu.

 

Merdivenlerden aşağı yürüdü ve Büyük Berraklık Köşkü’nün dışına çıktı.

 

Sonbahar akşamına ilgisiz ve serin bir esinti eşlik ediyordu. Esen rüzgar tene şebnem gibi dokunuyordu; kasvetli ve dalgındı bu rüzgar.

 

İşin aslı, Zhu Yan yanlış değildi… Lan Yunyue, bu akşam söylediklerinin nedenini anlamıştı ve Zhu Yan’a karşı bir kızgınlık hissetmiyordu.

 

Zhu Yan’ı seçmişti. Seçmişti çünkü Zhu Yan kendisine büyük zenginlik ve buna bağlı olarak daha uzun sürecek gençlik getirmişti.

 

Eğer biri ihtişamı seçerse, bu ihtişamın arkasındaki katılığa ve acıya da dayanabilmeliydi, ama… Lan Yunyue bu gerçeği çok geç fark etmişti.

 

Aniden, bir zamanlar sahip olduğu şeylerin eksikliğini ve onların ne kadar kıymetli olduğunu fark etmişti. Pişman olmuştu, ama bu pişmanlık Lin Ming’in altın pullu bir ejderhaya dönüşmesinden dolayı değildi. Bu pişmanlığın nedeni, bir zamanlar hissettiği mutluluğun gerçek bir lütuf olduğunu fark edememesiydi.

 

 

Lin Ming’in sonucu birçok insanı şok etmişti; büyük güçler çok Lin Ming için planlar kurmuştu. Ama Lin Ming böylesine harika bir sonucu başarmış olsa bile, bundan en ufak bir memnuniyet duymuyordu. Zhu Yan’a meydan okumak için bir aylık zaman istemişti. İşin aslı kazanacağına dair mutlak bir garantisi yoktu.

 

Zhu Yan, Lin Ming’in tüm hayatı boyunca karşılaştığı ilk adam akıllı düşmandı.

 

Bir zamanlar Zhu Yan’ı aşmak, Lin Ming’in hayat amacıydı. Ama o zamanların üzerinden sadece altı ay gibi kısa bir zaman dilimi geçmişken, Zhu Yan ile aynı sahnede yüz yüze gelecekti.

 

Lin Ming, Zhu Yan’ın sert ve sıradışı biri olduğunu hissedebiliyordu.

 

Zhu Yan ve Wang Yanfeng benzerdi. İkisinin de gururlu ve boyun eğmeyen kendi idareleri vardı. Ama Zhu Yan, Wang Yanfeng kadar sert kenarlı değildi ve daha bastırılmış bir kalbe sahipti. Eğer Wang Yanfeng kınından çıkmış soğuk hava üfleyen bir hazine kılıç olsaydı, Zhu Yan kınında gizlenmiş ince bir saber olurdu. Ne zaman kınından çıkacağını kestirmek zordu ve o ilk vuruşa karşı koymak neredeyse imkansızdı!

 

Zhu Yan bu kadar kolayca ezilmeyecek biriydi! Zhu Ailesi’nin cariyesinin oğluydu. Buraya kadar kendi gücüne güvenerek, adım adım, özenli bir şekilde çalışarak gelmişti. Hatta gelecekte Zhu Ailesi’nin başına geçme ihtimali bile vardı artık. Böyle bir insan, inatçı ve yapışkan bir çim gibi olurdu!

 

Lin Ming, tıbbi yazıt sembolüyle güçlendirdiği Kırmızı Altın Ejderha İliği Hapına da sahip olsa, kazanacağına dair yüzde yüz güvene sahip değildi!

 

Bu ay Zhu Yan kesinlikle çabalarını ikiye katlayacaktı!

 

Ama Lin Ming bunu bilerek meydan okumuştu! Meydan okuduğu kişi sadece Zhu Yan değildi, aynı zamanda kendine de meydan okumuştu ve potansiyelini uyandırmak için kendini köşeye sıkıştırmıştı!

 

Bu ay, Lin Ming’in alacağı kaynaklar artmıştı. Yedi büyük öldürme diziliminde beş tam günlüğüne çalışabilecekti, beş Ruh Toplama Hapı ve beş gerçek öz taşı almıştı.

 

Ruh Toplama Hapları hiçbir şeydi ama gerçek öz taşları beş tam günlük gelişim süresi boyunca Lin Ming için kritik derecede önemliydi.

 

Beş tam gün çalışabileceği 60 saate denk geliyordu. Bu da bir ay boyunca her gün ortalama iki saate denk geliyordu!

 

Kendisi her ne kadar gelişigüzel çalışan biri olmasa da, bu iki saat gerçekten çok faydalıydı.

 

Bu sabahın erken saatlerinde Lin Ming, Gökkuşağı Delen ile birlikte Buzlu Göl Şelalesi’ne gitmişti.

 

Ama tam buzlu gölete girecekken, uzaktan birinin kendisine seslendiğini duydu. “Genç Kuzen, bekle biraz!”

 

“Mm?” Lin Ming adımlarını durdu. Bu kişi Lin Wu’ydu.

 

“Genç Kuzen, tebrik ederim! Bu sefer gerçekten Lin Ailesi sana yüz verecektir!” Lin Wu bir yandan koşarken bir yandan neşeyle konuşuyordu.

 

Lin Ailesi, Yeşil Dut Şehri’nin en büyük ailelerinden biriydi ama şimdiki haliyle Zhu Ailesi ile kıyas edilemezdi. Bunun nedeni de, Zhu Ailesi’nden bir cariye imparatoriçe çıkmıştı ve dahası bu imparatoriçenin oğlu prens ünvanına sahipti.

 

Bu çok da kötü bir şey değildi, böyle bir durumda en fazla kaderi suçlayabilirdiniz. Ancak, Lin Ailesi’nin büyükleri öfkeyle dolup taşmıştı. Lin Ailesi her zaman Zhu Ailesi ve Zhu Yan tarafından bastırılıyordu. Lin Ailesi’nin önüne dikilmiş bir dağ gibiydiler. Lin Ailesi’nin genç nesillerinin en güçlüsü Lin Wu’ydu. İki yıl boyunca Yedi Derin Savaşçı Evi’ndeydi ama daha sadece zar zor Toprak Salonu’na girmişti. Aynı zamanda sıralaması da ortanın aşağılarındaydı. Ailenin genç nesillerinden olan diğer iki kişi Toprak Salonu’na bile girememişti; Zhu Yan’ın gölgesini bile yakalayamaz haldeydiler. Lin Ailesi nasıl buna sinir olmasın?

 

Ama dün, 12 uzun-öfkeli ses iletim tılsımı kullanılmıştı ve harika haberler uzaklardaki Yeşil Dut Şehri’ne o gece iletilmişti.

 

Sıradan ses iletim tılsımları en fazla birkaç düzine millik menzile sahipti ama uzun mesafe ses iletim tılsımları yüzlerce mile ses iletebiliyordu. Tabii ki fiyatları da normalden fazlaydı; bir kayış birkaç düzine altın taelden alıcı bulabilirdi. Göklerin Talihi Şehri’nden Yeşil Dut Şehrine ses iletmek için bir dizi şeklinde 12 ses iletim tılsımı gerekmişti. Bu haberin ulaşması için birkaç yüz altın tael harcanmıştı. Eğer önemli bir haber olmasaydı, Lin Ailesi gibi zengin ve saygı duyulan bir aile bile bu kadar müsrif davranmazdı.

 

12 ses iletim tılsımı görevini başarıyla yerine getirmişti, acil olduğundan saf altın rengiydiler ve mesaj sadece birkaç cümleden oluşuyordu. “Lin Ming 34 gündür Yedi Derin Savaşçı Evi’nde. İkinci On Bin Öldürme Dizilimi değerlendirmesinde 62. sıraya ulaştı ve Göksel İkamet’ten birine meydan okudu. Mızrağının ucuyla Zhu Yan’a meydan okudu ve maç tarihini bir ay sonrası olarak belirledi.”

 

Derler ki, Lin Ailesi bu ses iletim tılsımından gelen mesajı duyduğunda sandalyesinden fırlamış ve küfür bile etmiş, “Bu harika am.na koyayım!”

 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1459

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 991

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 907

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 800

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 780

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15219 Üye Sayısı
    • 719 Seri Sayısı
    • 33338 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr