Bölüm 91: Mızrak Ucundaki Meydan Okuma

avatar
7347 25

Martial World - Bölüm 91: Mızrak Ucundaki Meydan Okuma


 

Çeviri: Xanaphia Düzenleme: Kharsmi

 

-On Bin Öldürme Dizilimi taş meydanı-

 

Zhu Yan gözlerini kısarak Lin Ming’e baktı. Hiçbir şey söylemeden ifadesi normale döndü ama o kısık gözlerin arkasındaki soğukluk dondurucuydu.

 

Lin Ming ve Zhu Yan birbirlerine baktılar, sanki baktıkları kişiyi hiç umursamıyor gibi bir düşünce oluşturmak istiyor gibiydiler. İkilinin çatışması er ya da geç bitecekti ama Zhu Yan o günün bu kadar hızla yaklaşacağını hiç düşünmemişti.

 

Lan Yunyue sessizce kılıç bambu koruluğunun köşesinde duruyordu. Sıralama Taşı’na bakarken yüzünün rengi atmıştı. Zhu Yan ile Lin Ming arasındaki bakışmaları görünce tamamen kafası karışmıştı. İşler nasıl bu hale gelmişti...?

 

İzleyicilerden birçoğu bu sonuçlar karşısında hâlâ şok içindeydi. On Bin Öldürme Dizilimi’nden sorumlu olan Diyakoz aniden konuşmaya başladı, “Lin Ming, On Bin Öldürme Dizilimi’nde 62. Sıraya ulaştığın için tebrik ederim. Savaşçı Evi yönetmeliğine göre öğrenciler arasından ilk 80’e girdiğin gibi, Göksel İkamet’ten herhangi bir öğrenciye meydan okuma şansın oluyor. Kazanan Göksel İkamet’e girer, kaybeden ise atılıp Toprak Salonu’na girer.”

 

Yedi Derin Savaşçı Evi’nin Göksel İkamet’inde tam olarak 72 kişi vardı. Bu kişiler Göksel İkamet’e savaş yetenekleri sayesinde girmişti ama güçleri On Bin Öldürme Dizilimi’ndeki sıralamalarına göre sıralanmayabiliyordu.

 

Sıralama Taşı bir bireyin temel gücünü ölçmesine rağmen, bazen tutarsızlıklar oluyordu. Örneğin bir suikastçiyi düşünün. On Bin Öldürme Dizilimi’nin aceleci dövüş tarzında öne çıkamazdı. Ama iş insan öldürmeye geldiğinde genelde sıralamalarını bir başkasını yenerek arttırabilirdi.

 

Bu yüzden Yedi Derin Savaşçı Evi yönetmeliğinde özel bir madde vardı, kişi sıralamada ilk 80’e girdiğinde, Göksel İkamet’ten seçebileceği herhangi bir kişiye meydan okuyabiliyordu. Genelde bu durumda meydan okunan kişiler, Göksel İkamet’in son sıralarındakiler oluyordu.

 

Lin Ming Sıralama Taşı’na baktı. Sıralama Taşı’nda Göksel İkamet öğrencilerinin isimleri, Toprak Salonu öğrencilerine kıyasla biraz daha büyük yazılmıştı. Göksel İkamet’teki en son sıradaki kişinin, Bai Rongrong adında 17 yaşındaki bir kız olduğu görülüyordu, sıralaması 75.

 

Bai Rongrong bu sıralama savaşına gelmişti. Lin Ming’in gözlerinin Sıralama Taşı’na dönmesiyle oldukça acınası bir görüntüsü olmuştu. Lin Ming’e karşı bir şansının olmadığını biliyordu. Dört tütsü çubuğunun yanış süresinde 62. sıraya ulaşmış biriydi karşısındaki, kendisinden iki tane bile olsa bu canavarımsı dahinin hakkından geleceğine dair hayaller kurmazdı.

 

En azından sembolik olarak olsa da dövüşmeliydi. Hemen havlu atıp yenilgiyi kabul edemezdi. Adil ve dürüst bir şekilde karşısına çıkmalıydı. Tek umabileceği şey, bu anormal arkadaşın merhamet göstermesi ve çok acımasız olmaması olurdu…

 

Bai Rongrong kendi durumunun farkındaydı; kaderini çoktan kabul etmişti.

 

Birçok kişinin bakışları Bai Rongrong’a dönmüştü. Hepsi Bai Rongrong’un kaybedeceğini varsayıyordu. Bir kız diğerlerinin sempatisini kazanabilirdi, özellikle bu Bai RongRong, gelişimi için her zaman sıkı çaba gösteren biriydi. Eğer böylesi bir şanssızlık bir erkeği bulmuş olsaydı, birçok başka öğrenci, erkek öğrencinin talihsiz kaderinden keyif alırdı.

 

“Karar verdin mi?” diye sordu Diyakoz.

 

“Mmm, karar verdim.” diye cevapladı Lin Ming. “Ama bir sorum var. Bu meydan okumanın yapılacağı zaman konusunda herhangi bir sınırlama var mı?”

 

“Zamanı kendin kararlaştırılsın, ama genelde tercihen bir ay içinde olur. Eğer meydan okuyacak kişinin sıralaması dövüş gününe kadar 80’in gerisine düşerse, meydan okuma yeterliliklerini kaybetmiş olur.”

 

“Anladım… teşekkürler.”

 

“Seçtin mi? Seçeceğin ismi bu konulardan sorumlu olan Göksel İkamet kıdemlisine bildirmeliyim.”

 

“Mmm, seçtim. Dövüş bir ay içinde olacak. Kime meydan okuyacağıma gelirsek…” Lin Ming başını çevirdi. Mızrağını kaldırıp, doğrudan kendisine kısık gözlerle bakan Zhu Yan’a doğrulttu, “Zhu Yan’ı seçiyorum!”

 

Zhu Yan mı!?

 

Bu ismi duyan herkes donakalmıştı. Özellikle Bai Rongrong’un yüzünde duyduklarına inanamadığı bir ifade vardı.

 

Tüm taş meydandan çıt çıkmıyordu.

 

Lin Ming’in seçtiği kişi… Zhu Yan mıydı!?

 

Birçoğu önce yanlış duyduğunu sandı ama Lin Ming’in mızrağı doğrudan Zhu Yan’ı işaret ediyordu!

 

Resmen kışkırtıyordu!

 

Mızrağının ucuyla birine meydan okuyordu! Besbelli bu bir kışkırtmaydı!

K.N: Aslında yoğun bakımlarda falan novel okutmak lazım millete. Ne dert kalır ne tasa. Tek cümlede insan kendini  iyi hissediyor.

 

Sıralama 32, Zhu Yan! Lin Ming herkesi şaşırtmaktan bıkmamış gibiydi!

 

“Bu Lin Ming… gerçekten… delirmiş resmen!” Murong Zi’nin dudakları seğirmişti. Kendi kendine mırıldandı, “Hayır… deliren benim. Eğer Lin Ming deliyse ve deli deli şeyler yapıp delice mucizeler yaratıyorsa o zaman kendisi deli değildir, o zaman deli olan ben oluyorum.”

 

Bai Jingyun da hayret etmişti. Lin Ming fazla yürekliydi! Bu ne cesaretti ya rabbim! Zhu Yan’ı bir ay içinde geçmeye hazırlanıyordu!

 

62’den 32’ye. Bilinmeliydi ki, sıralama yükseldikçe geçmesi daha da zorlaşırdı. 162’den 132 çok zor olmayabilirdi ama 62’den 32’ye geçmek ondan misliyle daha zordu!

 

65’ten 26’ya çıkması bir yılını almıştı.

 

Bu gelişim fazla gözüküyordu ama işin aslı sınırlıydı! Çünkü bu sene Bai Jingyun’un önündeki 20 öğrenci mezun olmuştu. Yani Bai Jingyun aslında sadece 19 kişiyi geçmişti!

 

“İşler gittikçe ilginç bir hal alıyor.” dedi Ta Ku, yüzünde çarpık bir gülümseme vardı. “Bugün buraya boşuna gelmemişim. Görünüşe göre Lin Ming, Zhu Yan’a kin güdüyor. Yoksa niye bu kadar yükseği hedeflesin ki?”

 

“Mmm, berbat bir ilişki. Az önce Zhu Yan’ın bedeninin bir anlığına öldürme niyetiyle dolup taştığını hissettim, ama hemen gizledi. Lin Ming de Zhu Yan’a mızrağının ucuyla meydan okudu. Bu da bir çeşit kışkırtma.” dedi Ling Sen. Bahsettiği gibi Zhu Yan’ın patlak veren öldürme niyeti hemen gizlenmiş ve pek belli olmamış olsa da, yıllarını savaş meydanında harcamış olan Ling Sen bunu hissedebilmişti. Kendisinin Asura savaş niyeti vardı, bu yüzden özel olarak öldürme niyetlerine karşı hassastı.

 

“Zhu Yan acımasız biri. Aristokrat bir aileden geliyor olsa da, cidden tüm kalbini özenle gelişime batırmış biri. Çok güçlü biri ve sadece bu da değil, böyle biri hırstan yoksun olamaz. Gelecekte muhtemelen hükümete katılır. Ben bile ona karşı biraz ilgiliyim. Şimdi Lin Ming kalktı gitti Zhu Yan’a meydan okudu, gerçekten görmek istediğim bir şey!” Ta Ku heyecanla dudağını yalamıştı. Kendisi ordunun bir astıydı büyük ihtimalle gelecekte döneceği yer belliydi. Böylesi mücadelelere dahil olmaması kendi açısından daha iyiydi.

 

Bir ay sonraki sonuç ne olurdu? Hiç kimse bunu tahmin etmeye cesaret edemiyordu.

 

Eğer önceden olsaydı, herkes Lin Ming’in yutabileceğinden çok daha büyük bir lokmayı kopardığını ve bir budala olduğunu düşünürdü. Ama şimdi, Lin Ming’in mucizelerine tanıklık ettiklerinden, bu çocuğu asla küçük göremiyorlardı.

 

 

“Mmm? Ne? Lin Ming, Zhu Yan’a mı meydan okumuş? Hem de mızrağının ucuyla mı?!  Zhu Yan ile arasında bir düşmanlık olabilir mi?” Doğu Sarayı’nda Veliaht Prens yeni haberleri almıştı.

 

“İsmini söylemiş ve üstüne mızrağının ucunu ona doğrultmuş demek. Gerçekten olağandışı. Bu ikisi arasında bazı meseleler olmalı.” Muyi de konuşmuştu.

 

“Eğer bir garezi varsa, bu şansımın arttığı anlamına gelir. Zhu Yan, onuncu kardeşimin kuzeni. Çoktan onuncu kardeşime katılmış biri, ikisi bir kişi gibi yaşıyor. Şanı da paylaşırlar yenilgiyi de. Lin Ming ile Zhu Yan arasında ne tür bir ilişki var bilmiyorum. Görünüşe göre bilgilerimde eksiklik var…”

 

Lin Ming ve Lan Yunyue arasındaki meseleleri, Lin Xiaodong dışında çok az insan biliyordu. Veliaht Prens’in Lin Ming’in hakkında topladığı istihbarat genel olarak geçmişi ve ailevi durumlarıydı, tamamen kapsamlı bir rapor değildi.

 

 

Peng!

 

Bulut Prensi’nin elindeki çay bardağı ezilmişti. Veliaht Prens ile aynı anda o da yeni haberleri almıştı.

 

Zhu Yan’a meydan okunmuştu ve kendisine mızrak ucu doğrultulmuştu, bu kesinlikle iyiye işaret değildi. Eğer aralarında bir nefret yoksa, Lin Ming neden birçok insanı atlayıp Zhu Yan’ı bulmuş olsun ki?

 

“Zhu Yan, gerçekten başıma bela oluyor!”

 

10. Prens’in kaşları iki pala gibi yukarı sapmış ve kıvrılmıştı. Zhu Yan anne tarafındandı.  Anne ya da kız tarafının akrabaları konusunda genel konuşmak gerekirse, ister prens ister imparator olsun, anne tarafındakilerin çoğu hariç tutulurdu.

 

Kadim zamanlardan beri kız ya da anne tarafının ailesinin güç kazanması yaygın bir şeydir. Örneğin bir imparatoriçenin ailesi karşısında büyük sorumlukları olurdu ve ailesinin gücü de birden artardı. Ama itibarları iyice arttığında, kadın tarafı saray halkını kontrol etmek için, komplolar ve entrikalar çevirmeye de başlardı.

 

Ama şuan Bulut Prensi’nin mücadelesinde çok önemli zamanlardı. Kendisine güç katacak her şey iyiydi. Zhu Yan yetenekli biriydi ve Bulut Prensi onu astı olarak çalıştırmak istiyordu ama Zhu Yan’a güvenilir bir takipçi gözüyle bakmıyordu. Zhu Yan gibi biri basitçe açıklarsak, fazla hırslı olurdu.

 

“Emrimi iletin; Zhu Yan’ın bu akşam beni görmesini istiyorum!” 10. Prens, Lin Ming ile aralarındaki davanın ne olduğunu öğrenmek için Zhu Yan’ı sorgulamak istiyordu. Lin Ming’i bir düşmandan, dosta çevirip çeviremeyeceğini görmek istiyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25547 Üye Sayısı
  • 846 Seri Sayısı
  • 42972 Bölüm Sayısı


creator
manga tr