Bölüm 74: Şelaledeki Sağlam Mızrak

avatar
8405 34

Martial World - Bölüm 74: Şelaledeki Sağlam Mızrak


 

Çeviri: Xanaphia Düzenleme: Kharsmi

 

Lin Ming güç ölçüm odasına vardığında öğlen olmuştu ve içerde sadece dört-beş kişi vardı. Lin Ming kuytu bir köşeye doğru yürüdü, bir taş sütunu hedef aldı ve serbestçe bir yumruk salladı!

 

“Peng!”

 

Taş sütunun ışığı çılgınca yukarı aşağı gidip gelmeye başlamıştı. Sonunda ise neredeyse 4 feetlik bir yükseklikte sabit kaldı.

 

3900 jin!

 

Bu sadece sıradan bir yumruktu ama şu sonuca bir bakın.

 

Bu sonuç karşısında Lin Ming oldukça tatmin olmuştu.

 

Başlangıçta giriş sınavlarındaki güç testinde Göksel İkamet’ten kıdemli üst acemi olan Ling Sen gelmişti . O da yumruğunu taş sütuna sakince sallamıştı ve 4900 jinlik bir sonuç almıştı.

 

Lin Ming o anı çok net hatırlıyordu, bu yüzden taş sütunu bilerek sakince yumruklamıştı. Ling Sen ile arasındaki farkı görmek istiyordu.

 

“Ling Sen Beden Dönüşümünün Dördüncü Aşaması’nın zirvesinde ve bir ayağını Kemik Gelişimi aşamasına atmış bile. Ben daha sadece Üçüncü Aşama’nın başındayım ama aramızdaki fark sadece 1000 jin… Dördüncü Aşamaya ulaştığımda gücüm kesinlikle onu geçecek!”

 

“Ama bir dövüş sanatçısı sadece güce bakmaz. Güç benim iyi olduğum yanım ama diğer etmenlerden geri kalmamalıyım…”

 

Böyle düşüncelerle Lin Ming derin bir nefes aldı ve bedenini büsbütün rahatlattı. Bir süreliğine orada gözleri kapalı kaldı ve zarif bir şekilde nefesini ayarladı. Bedenindeki minik birimler yavaş yavaş nefes ritimlerinde tutarlı olmaya başlamıştı ve hafif bir yankı frekansını yakalamıştı. O anda Lin Ming gözlerini tamamen açtı, gücünü kalçalarından beline doğru yönlendirdi ve bir anda püskürür gibi ileri atıldı.

 

Bang! Yumruğu güç ölçüm sütununa sert bir çelik gibi çarpmıştı. Titreme durmuyordu! Işık önce 4200 jin seviyesine çıktı ve sonra 4200 ile 4300 arasında bir ileri bir geri salınımlarını sürdürdü!

 

Normalde bir dövüş sanatçısı gücünü taş sütunda ölçerken, ışık birkaç kez yükselip alçalırdı. Ama Lin Ming’in yumruğu ile ışık 4200 ile 4300 jin arasında, Lin Ming 20 kez nefes alıp verene kadar gidip gelmişti!

 

Bu gerçek öz titreşimiydi, Güç Eğitimi ‘İpek Gibi Akış’ın gelişimiyle ulaşmış olduğu bir başarıydı!

 

“Yumruğum 4200 ila 4300 jin arasında bir güce sahip. Ama bu ‘İpek Gibi Akış’ işin içine girince yumruğumun gücünü rakibimin bedeninin içine gönderebiliyorum ve iç organlarına saldırabiliyorum. Aynı zamanda durmaksızın saldırıyor! İç Organ Eğitimini tamamlayamamış bir dövüş sanatçısı bunun karşısında ölür gider. Hatta İç Organ Eğitimi’nin Büyük Başarı aşamasındaki bir dövüş sanatçısı bile bu yumruğumun etkisiyle ciddi yaralanır ve kan kusar!”

 

“Kaotik Meziyet Savaş Meridyenleri’yle ‘İpek Gibi Akış’ muazzam ve tamamen korkutucu bir yıkım gücüne sahip! Ne korkunç bir yöntem! Ama ‘Beden Yırtan Kemik Parçalayan Yumruğu’ bulan isimsiz kıdemli sadece büyük yıkıcı güce ulaşmış, bedenindeki minik birimlerin titreşiminin nasıl çalıştığını bulamamış. Bu yüzden gelişim için faydasız bir şey olmuş; yani gerçekten tamamlanmamış bir yöntem.”

 

 

Lin Ming’in Yedi Derin Savaşçı Evi’ndeki 21. Günüydü.

 

Sabahın erken saatlerinde, mızrağı Gökkuşağı Delen ile beraber yedi büyük öldürme diziliminden biri olan Buzlu Gölet Şelalesi’ne gelmişti. Dizilimi düzenlemek ve korumak ile mesul diyakoz Xie Dong, Lin Ming’in geldiğini görünce onu gülümsemesiyle selamladı. “Genç Acemi Kardeş, epey erken geldin. Gerçekten de gayretlisin.”

 

“Günaydın Kıdemli Acemi Kardeş.” Lin Ming de nazikçe selamladı. Lin Ming Buzlu Gölet Şelalesi’ne sabahları ya da akşamları gelmeyi tercih ediyordu. Bu saatlerde randevu almış daha az kişi oluyordu ve genelde randevu almadan gelmiş olsa da hemen o sırada alıp girebiliyordu.

 

“Çeyrek saat sonra dizilim tekrar açılacak. Yedinci zorluk seviyesinin üçüncü kademesine ayarladım.” dedi Xie Dong.

 

“Hmmm… bugün zorluk seviyesini sekizinci seviyeye ayarlamak istiyorum.” Lin Ming Beden Dönüşümü’nün Üçüncü Aşaması’na geçtiğinden beri ilk kez Buzlu Gölet Şelalesi’ne geliyordu. Ama işin aslı yedinci seviyede Lin Ming derine daldıkça o soğuk ona yetiyordu, ancak bu sefer yanında Gökkuşağı Delen vardı. Gökkuşağı Delen 820 jin’di; eğer çok fazla derine dalarsa geri yüzmesi zor olurdu.

 

“Hmm? Sekizinci zorluk seviyesi mi?” diye sordu Xie Dong şaşkınlıkla. Sekizinci zorluk seviyesi sıralaması 80 ila 110 arasında olanlara karşılık geriyordu.  Lin Ming bu zorluğa meydan okumak mı istiyordu? Xie Dong, Lin Ming’in dikkatsizce ilerlememesi için uyarmak istedi ama o anda Lin Ming’in gerçek özünün dalgalanmalarıbdaki farklılığı hissetti. “Genç Acemi Kardeş, aşama mı atladın?”

 

Xie Dong gayet iyi hatırlıyordu ki, Lin Ming buraya en son geldiğinde daha sadece ikinci aşamanın zirvesindeydi. Üçüncü aşamaya bu kadar çabuk geçmesini beklemiyordu.

 

“Hımı. Geçenlerde yeni aşamaya geçtim.”

 

“Haha, tebrikler. Ama Genç Acemi Kardeş, daha yeni geçmişsin, güç büyümesi aslında çok yavaş ve düzenli şekilde gerçekleşir, birikmesi zaman alır. Sekizinci Seviye’ye girmek istediğine emin misin?”

 

“Evet, çoktan kararımı verdim. Fikrimi değiştirmeyeceğim.”

 

“Tamamdır.” Xie Dong omuz silkti ve Lin Ming’in istediğine boyun eğdi.

 

Çeyrek saat sonra, Lin Ming, Gökkuşağı Delen ile Buzlu Gölet Şelalesi’ne doğru ilerledi. Xie Dong, Lin Ming’in adımlarının çok ağır olduğunu fark etmişti. Lin Ming’in her adımında dağ vadisindeki çimler yere gömülüyordu.

 

Xie Dong bir şeylerden şüphe eder gibi gözlerini kısmıştı. Görüşü Lin Ming’in taşıdığı uzun kutuya sabitlenmişti. “Böylesine uzun bir kutu muhtemelen mızrak, teber ya da öyle bir silah barındırıyor olmalı. Her adımında böyle derine battığına göre, çok ağır bir silah olmalı, en azından 700-800 jin vardır. Bu genç acemi kardeş Lin’in böylesi ağır bir mızrağı ya da teberi silah olarak seçmesi… Ne kadar nadir rastlanır bir şey!”

 

Lin Ming dizilime girince Gökkuşağı Delen’i sırtına yerleştirdi ve buzlu gölete atladı.

 

Sekizinci zorluk seviyesinde buzlu göletin donduruculuğundaki fark gerçekten hissediliyordu, ama Lin Ming’in yeni seviyesinde, bu soğukluk tam ona uygun gibiydi.

 

Daha önceleri Lin Ming suya dalmakta zorluk çekiyordu, sanki cıvaya dalıyormuş gibi bir dirençle karşılaşıyordu. Ama şimdi omuzladığı 820 jinlik uzun mızrak vardı ve doğrudan aşağı doğru batıyordu!

 

Lin Ming gerçek özünü son derece şiddetli şekilde döndürerek batışını yavaşlattı. Ayaklarıyla aşağıyı tekmeleyerek sırtındaki uzun mızrak ile buzlu göletin yüzeyine yakın bir kaya çıkıntısına ulaştı.

 

Kayadan yararlanarak yukarı doğru esnedi. Lin Ming ikinci kaya çıkıntısına doğru zıpladı ve bu şekilde tekrarlayarak şelalenin altına ulaştı.

 

Buzlu Gölet Şelalesi sadece dondurucu göletten oluşmuyordu, bir de şelale vardı. Şelale de gölet gibi dondurucuydu ve sadece o da değil, 300 feetlik yükseklikten aşağıyı parçalamak istercesine 1000 jinlik güçle akıyordu!

 

Bu şelalenin altında devasa bir kaya gömülüydü. Bu kaya şelalenin altında gelişim yapmak isteyen dövüş sanatçıları içindi. Devasa kaya Buzlu Gölet Şelalesini oluşturan ustalar tarafından bilerek orada bırakılmıştı. Yoksa bu vahşi şelalenin altında nasıl böyle bir kaya durabilirdi, yılların etkisiyle çoktan parçalanıp sayısız parçaya ayrılmış olurdu!

 

“Fazla ezici bir güç bu!” Lin Ming taşın üstünde ayağa kalkmaya çalışmıştı ama fark etti ki kendini dengede tutması çok zordu. Lin Ming şelaleden fazla etkilenmeyen küçük bir yer bulabilmiş olsa da, Buzlu Gölet Şelalesi’nin suyu özellikle ağırdı ve ayaklarından akan su, düzgün bir şekilde ayağa kalkmasını engelliyordu.

 

“Hah!” Lin Ming mızrağını doğrudan kayaya sapladı. Mızrağın sapına tutunarak doğruldu. Bin jinlik suyun etkisi Lin Ming’in sırtını ve omuzlarına vuruyordu. Sanki demir çekiçlerle durmaksızın sırtına vuruyorlardı ve bedeni parçalara ayrılıyordu. Dahası, şelale de kıyaslanamayacak bir şekilde soğuktu, akan suyun etkisiyle vücut sıcaklığı hızlıca düşüyordu. Lin Ming ‘Gerçek İlkel Kaos Formülü’nü döndürüyor olsa da dondurucu soğuğun durmaksızın sayısız iğneler batırır gibi iliğini deldiğini hissedebiliyordu.

 

Lin Ming mızrağını kavrayarak bedenindeki minik birimlerin nefeslerini ayarladı. Bedenini ‘İpek Gibi Akış’ın sınırına dokunacak duruma göre ayarladı ve gerçek öz titreşimini kullanarak zar zor sert bir şekilde durdu.

 

Aldığı her nefes ile içsel gerçek öz dolaşımımı daha huzurlu olmaya başlamıştı ve kendini sağlamlaştırıyordu, düz bir şekilde durabilene kadar devam etti.

 

Lin Ming Gökkuşağı Delen’i kayadan çıkardı. Mızrağını sağa sola savurmadı ya da saplar gibi hareketlerde bulunmadı. Bunların yerine sadece mızrağı elinde tutarak orada duruyordu.

 

Mızrak yüz askerin kralıydı. Savrulabiliyor, kesebiliyor, çiçekler gibi dans edebiliyor, dümdüz saplanabiliyordu; bu mızrak hareketleri kolay görünse de, Büyük Başarı aşamasına ulaşmak hiç de kolay değildi! Mızrağı öğrenmek zordu, ustalaşmak ise daha da zordu!

 

Mızrak uzun bir silahtı. Bir santim daha uzun olursa, bir santim daha güçlü oluyordu, bu kuralı takip ediyordu. Mızrak oyunlarının Büyük Başarısına gerçek özün ve dövüş becerilerinin koordinasyonu da katılınca, gerçekten korkutucu bir saldırı gücü ve ölüm makinesi oluşuyordu. Bu nedenle savaş alanındaki komutanlar mızrak ya da teber kullanıyordu. Bir kılıç anca askeri stratejistler tarafından kullanılırdı.

 

Ama tam tersi şekilde, bir santim kısalırsa, bir santim daha zayıftı. Kılıçlar ve saberların gücü mızrağınkinden küçük olsa da, kesinlik konusunda onlar öndeydi. Onların da önünde olan ise hançerler! Bu yüzden birçok suikastçi hançer kullanırdı! Gizlenmesi de kolaydı. Bir hançer hızlı, kesindi ve rakibin ölümcül noktasına vurması kolaydı! Bu yüzden bir suikastçinin devasa bir mızrak taşıdığı falan duyulmamış bir olaydı.

 

Bu gibi nedenlerle, mızrak pratiğinin ilk amacı, kesinlik ve hassasiyetti!

 

Lin Ming yıllardır kemik sıyırıyordu. İster mızrak olsun ister kılıç, kendisi çoktan kesinliğe ve hassasiyete sahipti. On bin öldürme diziliminde kendisine doğru seri bir şekilde uçan örümcek ağlarını kesebilecek hassasiyete sahipti. Ama tabii bu kendisine karşı hiçbir direnç gösterilmeyen bir durumdu. Gerçek bir dövüşte, rakibin dövüş becerileri karşısında gerçek özün enerji akışı karmakarışık olurdu. Mızrağı kullanarak bu enerji akışını kırmak ve doğrudan rakibin zayıf noktasına vurmak kolay iş değildi.

 

Bundan dolayı, mızrak çalışmasının ilk amacı mızrak becerileri ya da hareketleri değildi, mızrağı her zaman sabit tutmaktı!

 

Bu sırada Lin Ming, Gökkuşağı Delen’i iki eliyle kavramıştı. Elleri mızrağın sapının ikinci yarısındaydı ve sapın %70’i şelalenin ezici gücünün altındaydı, sonu gelmeyen 1000 jinlik etkiye direniyordu!

 

Gökkuşağı Delen 820 jindi. Mızrak sapı sekiz feet uzunluğundaydı ve mızrak başı da sekiz inçti. Böylesi uzun bir mızrak ve buna ilaveten bu ağırlık ile 300 feetten dökülen şelalenin deli gücü altında sabit kalmak, anlatıldığından çok daha zor bir şeydi!

 

Lin Ming’in 4200 jinlik kol gücü ile bile mızrağın götü başı ayrı oynuyordu, sanki kafası karışmıştı!

 

“Gerçekten çok ağır!”

 

Lin Ming dişlerini sıkıyordu. Bir süre bu şekilde durduktan sonra kolu uyuşmaya başlamıştı ve mızrak ucu şelalenin gücü ile aşağı doğru basılmaya başlamıştı.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28911 Üye Sayısı
  • 273 Seri Sayısı
  • 39553 Bölüm Sayısı


creator
manga tr