“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Martial God Asura - Bölüm 995: Dövüş Sanatı İmparatoru


 

Çeviri: Wolfcobain Düzenleme: Sajapyu

 

"Siz mühürleri kaldırılmış pislik muhafızlardan başka bir şey değilsiniz. Bir de kendinize Cennet Yolununun kralları dersiniz ha?"

 

Bu sözlerden sonra canavarlar ordusunda birden bir hareketlilik oldu. Hafif hafif kükreyenlerden şimdi çılgınlar gibi ulumaya başlamıştı. Acı içerisinde uluyorlardı.

 

Acı feryatlarıydı bunlar. Chu Feng gözlerini açamasa da Ruh Gücü sayesinde etrafında gerçekleşen değişiklikleri hissedebiliyordu. Canavarlar eziliyordu. Işık onları öldürüyordu.

 

Bir de böylesine bir parlaklık karşısında bu canavarlar dağlar kadar büyük olsa ve sayıları çöldeki kum taneleri kadar olsa da ve hepsi Dövüş Kralı olsa da hepsi güçten düşmüştü.

 

Bedenleri paramparça olurken, canları sönüp giderken ellerinden hiçbir şey gelmiyordu.

 

"Bu his... bu İmperiyal Kudret!"

 

Chu Feng şok olmuştu. Işığın içindeki gücü hissedebiliyordu ve bu gücün ne kadar korkunç olduğunu. Durdurulması imkânsız bir şeydi. Sanki her şeyi yok edebilirdi. Dövüş Sanatı Kralların yok edilmesi imkânsız bedenleri bile bu güç karşısında bir işe yaramıyordu. Bu gücün ismi İmperiyal Kudretti.

 

Bir Dövüş İmparatoru. Chu Feng hemen Cennet Yolunda bir Dövüş İmparatoruyla karşılaştığını anlamıştı.

 

"Ne oluyor burada?" Sadece Chu Feng değil, Tantai Xue de hayretler içerisindeydi. Ne olduğunu bilmiyorlardı artık.

 

Saldırının hepsini öldüreceğini anlayan dokuzuncu seviye Dövüş Kralı bağırmaya başladı, "Seni piç, nereden geldiğimizi biliyor musun sen? Bizi öldürüyorsun ha? Sen ne--" 

 

Ama daha sözlerini bitiremeden acı içerisinde ulumaya başladı. Sonrasında da tamamen kayboldu.

 

Tüm sesler birbirine girmişti ve bir süre sonra da hepsi kayboldu gitti. Sanki canavarlar hiç var olmamıştı. Ölüm sessizliği hakimdi her yere.

 

Gözleri kör eden ışık da yavaş yavaş söndü. Her yer tekrar karanlığa büründü.

 

"Bu..."

 

Chu Feng sonunda gözlerini açabilmişti. Ancak karşısındaki manzarayı görünce, o kadar savaş ve kıyım görmüş olmasına rağmen kalbi hızlandı.

 

Canavarların hepsi ölmüştü. Milyonlarca canavar, hepsi de Dövüş Kralı, hepsi ölmüştü. Bir tane bile kalmamıştı.

 

Ancak tamamen kaybolmamışlardı. Devasa bacakları kolları hâlâ kan sisinin içinde dönüyordu.

 

Canavarlardan kalanlar sanki sonsuzluğa kadar uzanıyordu. Bu dehşet bir manzaraydı.

 

"Demek Dövüş İmparatoru böyle oluyor ha!"

 

Korkunç canavarları düşünen ve önündeki manzarayı gören Chu Feng bu adamın gücü karşısında hayretler içerisinde kalmıştı. Dövüş İmparatoru, efsanelerden bir varlık. Gerçekten de gücü akıl almazdı.

 

*bam bam bam*

 

Şimdi uzaktan gümbürtüler gelmeye başlamıştı. Sanki yeryüzüne bir göktaşı çarpıyordu, öyle bir sesti bu. Gök gürültüsü gibi insanın yüreğini sarsıyordu. Ancak bunlar ancak ayak sesleriydi.

 

Chu Feng bile bu sesler karşısında kaşlarını çatmıştı. Dövüş Kralı canavarlarını göz açıp kapayıncaya kadar öldüren kişinin geldiğini biliyordu. Bu Dövüş Sanatı İmparatoruydu.

 

Aslında sadece Chu Feng değil, Tantai Xue, Dövüş Sanatı Kutsal Topraklarının cadısı da kaşlarını çatmıştı. O da gergindi.

 

İkisi de bakışlarını gümbürtülerin geldiği yöne sabitlemişti. Sonunda devasa kara bir gölge kan sisinin içinde belirdi.

 

Kanlı sis yüzünden neye benzediğini görmek mümkün değildi. Ancak kara bir gölge görüyorlardı ve ne kadar büyük olduğunu anlayabiliyorlardı.

 

 Bu kişi yüzlerce metre uzunluğundaydı. Onun önünde öldürdüğü canavarların karıncalardan farkı yoktu.

 

Chu Feng ve Tantai Xue'ye ise karınca bile denemezdi, toz zerresinden farkları yoktu. Gerçekten de böylesine devasa bir şey karşısında Chu Feng ve Tantai Xue gibi insanlar toz zerresiydi, başka bir şey değil.

 

"İlginç. Görünen o ki bu Dövüş İmparatoru bir insan değil. Bu Cennet Yolu gerçekten de ilginç bir yer!" Eggy bu devasa yaratığı görünce heyecanlanmıştı.

 

Chu Feng ise şaka kaldıracak bir durumda değildi. Karşısındakinin dost mu düşman mı olduğunu bilmiyordu. Bildiği tek şey bu varlığın o canavarlardan çok daha dehşet verici olduğuydu. Dövüş İmparatoru, bunu düşünmek bile adamı titretirdi.

 

Bu devasa yaratık yaklaştıkça Chu Feng ve Tantai Xue Chu Feng havada olmalarına rağmen yer kürenin sallandığını hissedebiliyordu. İkisi havada düzgün duramıyordu bile.

 

Devasa yaratık çok yaklaşmıştı artık. Ancak hâlâ kocaman bir gölgeydi. Kan kırmızısı gözleri görünüyordu.

 

Kocamanlardı. Bir çift gözden çok iki parlak ayı andırıyordu bu gözler, kan kırmızısı iki ay.

 

Sonra birden durdu. Yaydığı parlaklık Chu Feng ve Tantai Xue'yi yuttu. İkisini dikkatle inceliyordu.

 

"Efendi, bize yardım ettiğin için sana teşekkür ederiz." Diyerek yumruklarını birleştirdi Chu Feng. Ne olursa olsun bu varlık ikisini de kurtarmıştı.

 

"Beni takip et," Devasa yaratıktan kadim ve derin bir ses geldi. Sonrasında arkasını döndü ve geldiği yere doğru gitmeye başladı.

 

Chu Feng hemen peşine takıldı. Tantai Xue de aynısını yaptı.

 

"DURUN!"

 

Ama tam da o anda devasa yaratık arkasına baktı. Kan kırmızısı gözlerinden korkunç bir öldürme niyeti yayılıyordu.

 

Bakışlarını Tantai Xue'ye çevirdi ve buz gibi bir sesle "Bir adım daha atarsan paramparça ederim seni." dedi.

 

Tantai Xue titredi, az buz korkmamıştı. Hareket etmeyi bıraktı, yarım adım atmaya bile cesaret edemiyordu. Yüzü gözükmüyordu ancak Chu Feng alnından akan soğuk terleri hissedebiliyordu.

 

Dövüş İmparatoru, bu kelimelerin korkutmayacağı bir insan yoktu. Böylesine bir varlık sıradan yetiştirmecilerin çok üstündeydi.

 

"Devam et ve Cennet Yolunu geçeceksin. Seni kimse durdurmayacak." Tantai Xue durduğunda devasa varlığın sesi yumuşamıştı.

 

"Efendim tavsiyeniz için teşekkür ederim." Tantai Xue rahat bir nefes aldı. Normalde soğuk biri olan Tantai Xue eğilerek minnet içinde bu varlığı selamladı.

 

Ancak devasa yaratık artık Tantai Xue'yi umursamıyordu. Büyük adımlarla ilerlemeye devam ediyordu. Gerçekten de Dövüş Sanatı Kutsal Topraklarına doğru değil de Cennet Yolundaki başka bir yere doğru ilerliyordu.

 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1467

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1205

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 804

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16116 Üye Sayısı
    • 729 Seri Sayısı
    • 34210 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr