Bölüm 925: Yüzleşme

avatar
2755 0

Martial God Asura - Bölüm 925: Yüzleşme


 

Çeviri: Wolfcobain Düzenleme: Sajapyu

 

"Yue hemen sevinme öyle. O cadı da az değil," dedi Wu Kunlun ortamdaki heyecanı söndürerek. Sonra da sordu, "Jiang bir planın var mı? Anlatsana bize."

 

"O cadı için hâlâ uzun uzun düşünüp plan yapmamız lazım. Cennet Yolunun açılmasına daha var, o zamana kadar onun işini halletmemiz yeter."

 

"Şimdi bizi ziyarete gelenler var. Onlara bir ders vermemizi istiyorlar!" Diyerek sırıttı sarayın dev kapılarına bakan Jiang Qisha. Konuşurken de kolunu salladı ve kapıları açtı.

 

Wu Kunlun ve Zhao Yuetian hemen bir şeylerin olacağını anladı. Jiang Qisha'nın arkasına geçtiler ve ifadesiz yüzleriyle dışarıya bakmaya başladılar.

 

Tıpkı bekledikleri gibi kısa bir süre sonra Murong Mingtian belirdi. Arkasında Murong Niekong, Murong Xun, İkinci Ölümsüz ve Ölümsüz İnfaz Takımadasının birçok uzmanı vardı. Muntazam bir şekilde saraya doğru geliyorlardı.

 

Önceki hâllerinden eser yoktu, özellikle de Murong Mingtian'ın. Yüzünde bir gülümseme vardı ama o eski dalkavuk hâlinden eser yoktu.

 

"Jiang Qisha kardeşim, geri gelmişsin! Nasıldı? Ölümsüzlük Yolundan bir şey alabildin mi?" Dedi Murong Mingtian saraya girerken.

 

"Murong Mingtian, cevabını zaten bildiğin soruları neden soruyorsun? Ölümsüzlük Yolundan bir şey alabilmiş olsam böyle gülmezdin herhalde, değil mi?"

 

"Ama merak etme. Buradaki her şey Lanetli Toprak Tarikatına ait. İstediğimi istediğim zaman alırım. Aceleye gerek yok."

 

"Sen de buraya herhalde boş yapmaya gelmemişsindir?" Jiang Qisha'nın yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Ses tonu oldukça sertti.

 

Ölümsüz İnfaz Takımadalı uzmanların çoğunun yüzü buruşmuştu ama hiçbiri bir şey diyemiyordu. Murong Mingtian'ın arkasında öylece duruyorlardı.

 

Jiang Qisha'nın tekniklerini, gücünü hepsi görmüştü. Piaomiao Hanım'ı nasıl yendiğini de görmüşlerdi, bu genç adamın ne kadar dehşet biri olduğunu biliyorlardı. Onu sinirlendirmeyi göze alamazlardı.

 

"Haha, Jiang Qisha kardeşim gerçekten de zeki birisin. Senin gibi zeki insanları severim."

 

"Buraya gelme sebebim Zi Ling'i almak."

 

"Ne yapmış olursa olsun sonuçta o Murong ailesinin gelinidir. Burada esir olarak durması uygun değil." Murong Mingtian gözlerini Zi Ling'e çevirmişti.

 

Murong Xun da sözde nişanlısı Zi Ling'e bakıyordu. Gözleriyle Zi Ling'i adeta soyuyordu.

 

Chu Feng ve Zi Ling'in birbirini sevdiğini biliyordu. Bu alçak bakışlarından intikam almak istediğini anlamak zor değildi.

 

"Hayır, seninle gitmeyeceğim! Murong ailesinin bir parçası falan değilim ben. Ben Chu Feng'in nişanlısıyım," diye bağırdı Zi Ling.

 

"Heh, o sana kalmış bir şey değil." Murong Mingtian sırıtarak avucunu açtı. Güçlü bir çekim gücü Zi Ling'e doğru yol aldı. Amacı Zi Ling'in içinde olduğu kafesi yok etmekti.

 

*hmm*

 

Ama daha çekim gücü kafesin yanına bile yaklaşmadan bir güç dalgası belirdi. Ses çıkarmadan Murong Mingtian'ın saldırısını yok etti.

 

"Jiang Qisha, ne yapıyorsun?" Jiang Qisha'ya bakan Murong Mingtian'ın yüz ifadesinde bir değişiklik yoktu. Bunu yapanın kim olduğunu çok iyi biliyordu.

 

"Murong Mingtian, saygısızlık etmek gibi bir amacım falan yok ancak Kuang Bainian şu anda diğerlerinin elinde. Bainian'ı elinde tutan kişi çok net bir şekilde Zi Ling'e bir şey olmasın dedi, onun güvenliğini sağlamak zorundayım. Gitseniz iyi olacak." Jiang Qisha elini salladı. Onları kovuyordu.

 

"Zi Ling Murong ailesinin gelinidir. Neden zarar verelim ona?" Dedi Murong Mingtian.

 

"O iş öyle olmayabilir," dedi Jiang Qisha kayıtsız bir tonla.

 

"Jiang Qisha, güvenmiyor musun yoksa bana?" Murong Mingtian'ın yüzü buruşmuştu.

 

"Evet. En başından beri sana güvenmiyorum." Jiang Qisha ayağa kalktı. Keskin bakışlarla Murong Mingtian'a bakıyordu, sesi ciddileşmişti.

 

"Jiang Qisha, sana bir çift tavsiye; çok fazlaya kaçma. Müttefikim olarak sana saygı duyduğumdan hoşgörüyle yaklaşıp durdum. Senden korktuğumu sanma," diye öfkeyle bağırdı Murong Mingtian.

 

"Müttefik mi? Sana söylemeyi unutmuşum. Benim gözümde siz müttefik falan değilsiniz. İtten farkınız yok. İt sürüsüne neden saygı duyayım?" Jiang Qisha kahkahalara boğulmuştu, alay dolu kahkahalar.

 

"Jiang Qisha, çok oluyorsun ama!" Murong Mingtian öfkeden kudurmuştu. Bileğini büktü ve parlak bir Kraliyet Silahı elinde belirdi. Yedinci seviye Dövüş Kralı olarak zaten güçlüydü ve Kraliyet Silahıyla birlikte sahip olduğu kudretle tüm dünyaya boyun eğdirebilirdi. Durdurulması imkânsızdı.

 

Anında aurası vahşi bir fırtına oluşturdu.

 

Bu fırtına tüm sarayı salladı. Saraydaki sayısız eşyalar kaymaya, kırılmaya başladı. Saray Antik Dönemden kalma bir sertliğe sahip olmasa şüphesiz o da bu kudret karşısında çöküp giderdi.

 

"Hah." Murong Mingtian ne kadar güçlü durursa dursun Jiang Qisha'nın gözünde korkudan eser yoktu. Sırıtarak avucunu açtı. Ateş kırmızısı bir baltalı kargı belirdi elinde.

 

*hmm*

 

Hemen ardından da korkunç bir aura yayıldı etrafa. Bir anda tüm sarayı kapladı ve Murong Mingtian'ın güçlü aurasını bastırdı.

 

Jiang Qisha ve diğerleri hariç herkes bu muhteşem gücü iliklerine kadar hissetmişti. Tarifi imkânsız bir baskı hissediyorlardı, nefes almak bile zorlaşmıştı.

 

Murong Mingitan'ın elindeki Kraliyet Silahı bile titriyordu. O da korkmuştu .

 

Murong Mingtian'ın anında beti benzi atmıştı. Jiang Qisha'nın elindeki ateş kırmızısı baltalı kargıyı inceledi, baktıkça gözündeki korku kuvvetleniyordu.

 

Sonunda Kraliyet Silahını kaldırdı. Baskısını da geri çekti ve utanç dolu bir yüzle, "Jiang Qisha kardeşim düşüncesizlik yaptım. Umarım alınmamışsındır" dedi.

 

Daha bir yüzleşme olmadan Murong Mingtian yenilgiyi kabullenmişti.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19276 Üye Sayısı
  • 805 Seri Sayısı
  • 39029 Bölüm Sayısı


creator
manga tr