Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Martial God Asura - Bölüm 734: Wang Long Belasını Arıyor


 

Çeviri: Wolfcobain Düzenleme: Sajapyu

 

"Chu Feng ağabey, dönmüşsün! Nasıldı?" Kendisi de Dünya Spiritisti olduğundan Jiang Wushang hemen Chu Feng'in döndüğünü hissetmişti. Neşe dolmuştu suratı, hemen Chu Feng'in yanına koştu.

 

"Çok iyiydi. Size ormanda hiçbir sorun yaşamadığımı ve benim için endişelenmemenizi söylemek için döndüm. İşlerim bitince buraya dönüp burayı açacağım."

 

"Wushang kardeş, merak etme. Eğer Milenyum Antik Kentte gerçekten de İmperiyal Soy varsa, her şeyi ters düz etmem gerekse bile bulacağım onu senin için," dedi Chu Feng Jiang Wushang'a.

 

"Haha, ne güzel haberler bunlar! Chu Feng ağabey vallahi sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Bu benim sorunum ama sen koşuşturup duruyorsun benim ise burada elim kolum bağlı bir şey yapmadan duruyorum. Ben.." Jiang Wushang utanmıştı.

 

"Kardeşiz biz, böyle şeylerin lafını etmene gerek yok." Chu Feng Wushang'ın sırtını okşadı sonra da uzaktan gelen yemek kokusunu içine çekerek, "Senin gibi büyük bir prensin bu kadar iyi yemek yapabileceğini düşünmezdim." dedi.

 

"Hehe, önceden beri hep kendi başıma seyahatlere çıkardım ve kuru şeyler yemeyi de hiç sevmem, sadece sıcak yemek yerim. Bu yüzden öğrendik işte bir şeyler. Birazdan denersin. Belki de Wushang kardeşin Su Rou kadar güzel yemek yapamıyordur ama yine de kötü değil!" Dedi Jiang Wushang kafasını kaşıyarak.

 

"Haha, mükemmel mükemmel! Al ben de sana pişirecek bir şeyler getirdim, bunu da kızart." Chu Feng elindeki Azılı Canavarı Jiang Wushang'a verdi.

 

"Vaay, bu Azılı Canavarı bulmak kolay değildir! Dışındaki çelik zırhı çok güçlüdür ama eti de çok tatlı ve lezizdir. Görünen o ki Chu Feng ağabeyimiz avcılık da yapıyor, ha?" Jiang Wushang nadir görülen bu Azılı Canavarı hemen tanımıştı.

 

"Heh. Yemeği yemede iyiyimdir ben, yapmada değil." Chu Feng güldü ve saraya doğru yol aldı.

 

Su Mei ve Su Rou aynı yerde kalıyordu. Su Mei hâlâ uyuyordu; uyurken tatlı, sıcak ve güzel gözüküyordu . Bu küçük güzelliği uyandırmaya içi el vermedi Chu Feng'in.

 

Ama Su Rou çoktan kalkmıştı. Yüzünü yıkıyor ve saçını tarıyordu. Uzun, ıslak saçları omuzlarına dağılmıştı. Su Rou'nun eşsiz hoş kokusu yere düşen su damlacıklarıyla birlikte hareket ediyordu. Kar beyazı cildine bir bir düşen su damlacıkları onu daha da cazip kılıyordu.

 

Chu Feng dikkatle arkasından yaklaştı ve kollarını Su Rou'nun yumuşak beline sararak bu güzelliği sıkı sıkı kollarına aldı.

 

"Şş, sessiz ol! Minik Mei uyanmadı daha," dedi Su Rou fısıldayarak. Konuşurken de kafasını çevirerek kafasını Chu Feng'in göğsüne koydu ve erkeğine sıkı sıkı sarıldı.

 

 

Chu Feng daha mutlu olamazdı. Vücudu ısınmaya başlamıştı, kasıklarındaki küçük kardeş de hemen kalkmıştı.

K.N: Kıdemli mi değil mi? :D

 

Su Mei'nin hâlâ uyuyor oluşunu ve yemeğin neredeyse hazır oluşu Chu Feng'in umurunda değildi, bu muhteşem güzelliğin hemen oracıkta tadına bakmak istiyordu.

 

Su Rou da sanki Chu Feng'in kasıklarındaki hareketlenmeyi hissetmişti, Chu Feng'in kendisine hâkim olamayacağından korkarak hemen kendini geri çekti, gülümsedi ve "Hasat nasıldı bakalım?" diye sordu.

 

"Beklediğimden de iyi. On gün içerisinde oluşumu kırabilirim diye düşünüyorum. Ama bugün gittikten sonra ancak beş gün sonra dönebilirim," dedi Chu Feng.

 

"Kardeşin için bu kadar çabalıyor olman çok doğal ancak sevdiceğin olarak umuyorum ki kendine dikkat ediyorsundur çünkü kalbimde iki kişi var benim. Biri sensin, diğeri de kardeşim," dedi Su Rou.

 

"Merak etme, her şeyi planladım  Fırtına ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin, ben her şeyi gördüm. Buradaki şeyler bana dert değil. Ayrıca kardeşimin derdi benim derdimdir. Ne kadar tehlikeli olursa olsun," dedi Chu Feng gülümseyerek.

 

"Sen..." Su Rou ne diyeceğini bilemedi. Sadece tatlı tatlı gülümsedi, başka bir şey demedi.

 

Ama yine de yüreği ağrıyordu çünkü Chu Feng'in dışarıda zorluklarla karşılaştığını biliyordu. Bu gücü öyle durduk yere gelmemişti. Buraya tırnaklarıyla kazıyarak ulaşmıştı .

 

Chu Feng Su Rou'yla konuşurken Jiang Wushang da yemeği hazırlıyordu. Çok dikkatliydi, özellikle de Azılı Canavar etiyle uğraşırken. Kokusu metrelerce uzaktan duyuluyordu.

 

Normalde Jiang Wushang yemek yaparken bu kadar uğraşmazdı ama bu sefer farklıydı. Buraya geldiklerinden beri kalbinin derinliklerinden gelen bir neşe ve heyecan vardı. Öyle yoğundu ki bu duygular uyuyamıyordu bile.

 

Bunun sebebi tabii ki İmperiyal Soydu. Bir de bunu ortaya çıkarma umudu da vardı. Onun için bu rüyalarında bile göremeyeceği harika bir şeydi.

 

Rüyalarında göremeyeceği şey burnunun dibindeydi artık. Hepsi de Chu Feng sayesindeydi. Gerçekten minnettardı, bu yüzden yemeği çok iyi yapmak istiyordu. O anda Chu Feng'e yapabileceği en iyi şeyin bu olduğunu düşünüyordu.

 

"Oh? Ben de kokuyu duyunca bir anne pişiriyor sandım. Aşçının senin gibi bir velet olduğunu düşünmezdim."

 

"Şu etten getir biraz da taze taze tadına bakayım." Birden uzaklardan küstah ve iğrenç bir ses duyuldu. Kafasını kaldıran Wushang Wang Long ve Wang Yue'yi gördü.

 

Jiang Wushang Wang Long'a baktı ve biraz düşündükten sonra sağırı oynayarak onu görmezden gelmeye karar verdi. Bu Chu Feng için yaptığı özel bir yemekti. Nasıl öylece Wang Long'a verirdi?

 

Ayrıca Chu Feng'in arkasında artık Taikou'nun koruması vardı ve Jiang Wushang da Chu Feng'in koruması altındaydı. Bu yüzden Wang Long'dan önceki kadar korkmuyordu.

 

"Ah? Görmezden mi geliyorsun beni? Canına mı susadın sen?" Jiang Wushang'ın kendisine bakmadığını gören Wang Long kudurmuştu. Dört Deniz Akademisinde kendisini görmezden gelmeye cesaret edebilecek mürit yoktu.

 

Birden bütün gücüyle bir avuç saldırısı yolladı ve Jiang Wushang'ın yanındaki kayayı paramparça etti.

 

Jiang Wushang'a saldırmadı çünkü korkuyordu, doğal olarak Chu Feng'den korkuyordu. Yemeğe de saldırmamıştı çünkü yine korkuyordu. Bütün gece çalıştıktan sonra bayağı acıkmıştı. Gözleri önünde böyle leziz bir yemek vardı, bu yemeği yemek istiyordu .

 

"Ne oluyor?"

 

"Wang Long Efendi, ne oldu?" Kayanın patlaması dikkatleri üstüne çekmişti. Liu Zhenbiao ve diğerleri hemen oraya gelmişti, Lan Xi bile gelmişti.

 

"Hmph. Bu velet iyiyle kötüyü ayırt edemiyor. Beni gördüğü hâlde ne gelip hürmetlerini sundu ne de nazikçe istememe rağmen yemeğinden tattırdı. Bence bu çocuk, beni, kıdemlisini, takmıyor," dedi Wang Long.

 

"Jiang Wushang, ne rezil hareketler bunlar! Wang Long'a saygısızlık etmeye nasıl cüret edersin? Dört Deniz Akademisinin kuralları sana bir şey ifade etmiyor mu? Dört Deniz Akademisinin bir müridi olduğunun farkında değil misin?" Bunu duyan Liu Zhenbiao hemen fırsattan istifade etti, zaten Jiang Wushang ve diğerleriyle öncesinden problemleri vardı.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16594 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22367 Bölüm Sayısı


creator
manga tr