"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Martial God Asura - Bölüm 324: Muhteşem Hanedan Ordusu


 

 

“Eğer…” Azure Ejderha Kurucusu biraz tereddüt etti.

 

“Eğer ne?”   Chu Feng, endişeyle yakından sordu.

 

“Eğer iki yıl içinde mor pelerinli world spiritist olursan, bu noktada onların bedeninden iki inciyi alabilirsin. Yoksa kuşkusuz ölecekler.”

 

“İki yıl içerisinde mor pelerinli world spiritist olabileceğinden emin misin? Dürüst olmak gerekirse, ne kadar fazla yeteneğe sahip olduğunun önemi yok, bu neredeyse imkansız bir şey.” Azure Ejderha Kurucusu’nun söylediği sözler, Chu Feng’e az ya da çok bir darbe vurdu.

 

“Ben…” Chu Feng’in yüzü de karmaşayla doluydu. Artık konuşmadı çünkü iki yıl içerisinde mor pelerinli world spiritist olabileceğine güvenmiyordu.

 

“Chu Feng, vageçme. İki yıl içerisinde mor pelerinli world spiritist olmak cidden çok zor, ama yeteneklerinle mavi pelerinli world spiritist olmak sorun olmamalı.”

 

“Ruh Eyaleti’ndeki Asura Hayalet Kulesi’nde bulunan azman canavarı hala hatırlıyor musun? Unutma, o, mor pelerinli bir world spiritistti ve senden bir isteği olmuştu.”

 

“Mavi pelerinli world spiritist olduğun sürece, bir ihtimal onun serbest kalmasına yardım edebilirsin. O zaman, Su Rou’yu ve Su Mei’yi kurtarabilmek için ondan yardım almak, güzel olmaz mı?” Eggy, ciddice hatırlattı.

 

“Bu, doğru. Eggy, haklısın. Küçük Rou ve küçük Mei, hala kurtarılabilir. Azman canavarı arkama alabildiğim sürece, belki de hızlıca mavi pelerinli world spiritist olabilirim. O zaman, küçük Mei’yi ve küçük Rou’yu nasıl kurtarabileceğimi sormak için onu kurtarabilirsem işe yarayacak.”

 

Eggy’nin hatırlatmasını dinledikten sonra, Chu Feng de anlamaya başladı ve öncesinde kül gibi olan yüzünde bir umut ışığı belirdi.

 

“Chu Feng, iki yıl içerisinde mor pelerinli world spiritist olabileceğini gerçekten hissediyorsun, değil mi?” Chu Feng’in gözlerinde umut ışığını görünce, Azure Ejderha Kurucusu hafifçe kaşlarını çattı.

 

Çünkü o, tüm hayatı boyunca, mor pelerinli world spiritist olamayacaktı. O aleme ulaşmanın ne kadar zor olduğunu derinden biliyordu. Chu Feng’in mor pelerinli world spiritist olabileceğinden şüphe duymadı, yoksa yardım etmesi için Chu Feng’i görevlendirmezdi, ama iki yıl içerisinde başarmak neredeyse imkansız bir şeydi.

 

“Ata, gerçekten iki yıl içerisinde mor pelerinli world spiritist olamayabilirim ama Su Rou’yu ve Su Mei’yi kurtarmak için başka yöntemler düşünmek için elimden geleni yapacağım.”

 

“İkisi, benim için çok önemli ve onları kurtarmalıyım. Bu yüzden, bir süre için burada olmayacağım, bana yakın insanlarla yakından ilgileneceğini umuyorum.” Chu Feng konuşurken, bakışları etrafındaki insanlara kaydı.

 

“Merak etme. Burada olduğum sürece kimse onlara zarar veremez. Kesinlikle bu iki yılda kız kardeşlerin başına bir şey gelmeyecek.”

 

“Onları kurtarabilmek için nasıl bir yöntem kullanacağını bilmesem de, onları kurtarmadan önce kendi güvenliğini garanti altına alman gerektiğini hatırlayacağını umuyorum, yoksa her şey boşa gider.” Azure Ejderha Kurucusu nasihat verdi.

 

“Ata, endişelenme. Planlarım var.”

 

Bundan sonra, Chu Feng, kendi yaralarıyla basitçe ilgilendi, sonra gerçekte neler olduğunu kalabalığa açıkladı. Ondan sonra herkese veda edip, Bin Kemik Mezarlığı’ndan ayrıldı. Resmen o yerden ayrıldı ve bilinmeyen tehlikelerle dolu yola adımını attı, henüz yürümesi gereken bir yol vardı. Bu yol, Qin Eyaleti’ne doğruydu.

 

Dokuz Eyalet Kıtası söyle bölünmüştü; Azure Eyaleti, Tang Eyaleti, Song Eyaleti, Ming Eyaleti, Han Eyaleti, Sui Eyaleti, Ruh Eyaleti, Yuan Eyaleti ve Qin Eyaleti. (ÇN: İnsanda biraz hayal gücü olur aq.Bilmeyenler için söyleyeyim bu eyaletlerin yarısından çoğu bugünkü Çin’in belli başlı bölgeleri.Ayrıca Spirit Eyaleti daha önce Ruh Eyaleti olarak çevrildiği için, öyle devam ediyorum.)

 

Qin Eyaleti, Azure Eyaleti’nden oldukça uzaktı. Oraya ulaşmak için, arada bulunun Ruh Eyaleti’nden geçmesi gerekiyordu. Chu Feng’in neden Qin Eyaleti’ne gitmesi gerektiğine gelince, bunun nedeni Asura Hayalet Kulesi’ndeki azman canavarın, ruh gücünü deli gibi arttıracak bir hazinenin nerede olduğunu Chu Feng’e söylemesiydi ve bu hazine Qin Eyaleti’ndeydi.

 

Chu Feng’in şimdiki yolculuğunda hedefi oldukça açıktı. Hazineyi bulmak ve sonrasında ruh gücünü arttırarak çok çabuk mavi pelerinli world spiritist olmaktı.

 

Ardından Asura Hayalet Kulesi’ne geri dönerek, hapis azman canavarı kurtardıktan sonra, gizemli ve akılalmaz azman canavardan, elindeki inciler ile Su Rou’yu ve Su Mei’yi kurtarması için yardım istemekti.

 

Plan oldukça basit görünmesine rağmen, içinde binlerce zorluğun ve on binlerce riskin olduğunu elbette biliyordu, ilk olarak hazinenin gizlendiği yer, bilinmeyen bir bölge olan Bin Canavar Dağı denilen bir yerdi.

 

“Yakında buradan ayrılacağım ve kim bilir ne zaman geri döneceğim.” Chu Feng, beyaz başlı kartalın üzerinde otururken, aklı oldukça karışmış olarak, alıştığı topraklara ve altındaki manzaraya baktı.

 

Bu sefer, Ruh Eyaleti’ne gittiği son seferkinden farklıydı. Son seferinde sadece beyaz pelerinli world spiritist yeterlilik sınavı için gitmişti ama bu sefer çok ağır bir görevi vardı ve uzun bir süre için ayrılıyordu.

 

“Chu Feng, World Spiritist Loncası’na gidip yardım aramak mı istiyorsun? Mor pelerinli world spiritiste sahip olmamalarına rağmen, eminim biraz yardım edebilirler.” Eggy söyledi.

 

“Hayır. World Spiritist Loncası’yla çok yakın değilim, bu yüzden azman canavar tarafından arkada bırakılan hazineyi görürlerse, onu kendilerine almak için kalplerinde açgözlülüğün doğacağından korkuyorum.” Chu Feng yanıtladı.

 

“Mm.” Chu Feng’in sözlerini duyduktan sonra, Eggy de oldukça mantıklı olduğunu hissetti. Bundan sonra kıkırdadı ve söyledi: “Birazcık olgunlaşmış gibi görünüyorsun sanki. Aslında ben hatalıydım. Evlat, oldukça iyi bir geleceğin olacak.”

 

Eggy bile fıstık gibiydi. Chu Feng’in kalbinde oldukça endişeli olduğunu biliyordu ve yol boyunca onu eğlendirmekten ve rahatlatmaktan kendini alamadı. Nedeni, onun üstündeki baskıyı biraz azaltmaktı ve Su Rou’yu da Su Mei’yi de kurtaracağına dair kendine güvenini biraz arttırmaktı.

 

[TN: “Fıstık” Çince’den doğrudan “Happy Fruit” olarak çevrilebiliyormuş.]

 

“Bu aura.”

 

Chu Feng, sadece Azure Eyaleti’nin sınırından ayrılacaktı, aniden sıkıca kaşlarını çattı ve hızlıca Küçük Beyaz’ı uzaktaki bulut yığınına yönlendirdi. Bulutlara girdikten sonra, son derece güçlü bir auranın yaklaştığını hissetti.

 

Chu Feng, beyaz bulutlara saklandıktan sonra, ufuk civarından yüksek gürültüler çınladı. Bu sesler, gök gürültüsü gibiydi ancak daha çok on bin atlının dörtnala koşturmasının sesi gibi görünüyordu. Bu ses, onların havada dörtnala koşturmasıydı.

 

“Gökler! Bu ne?”

 

Chu Feng, beyaz bulutlarda saklanmış olmasına rağmen, hala dışarıdaki her şeyi görebiliyordu. O anda afallayarak, ufkun sonunda büyük bir grup insanın ve atların göründüğünü farketti. İnsanlar ve atlar havada yürüyordu.

 

On bin kişilik insan grubu yaklaştığında, her bir insanın altın renkli elbise giydiğini farketti. Bu elbise zırh değildi ama zırhtan daha göz kamaştırıcıydı ve hatta daha  sertti.

 

Yakındaki on bin kişinin altında, her birinin bindiği seçkin atlar vardı. Bu atlar, normal olanlardan daha büyüktü ve onlar da olağandışı bir şekilde otoriterdi, atlar içinde krallarmış gibi sıradışı auraları vardı. En önemli şey ise, bu atların, inanılmaz yüksek bir hızla havada ilerlemeleriydi.

 

Ancak, bu bile çok fazla değildi. Havada yürüyen bu atların dışında, dev gibi altın renkli bir araba bile vardı. Bu arabayı çeken şey, bir at değildi. Büyük bir canavardı. Büyük canavar havada yürüyebiliyordu ve Chu Feng yanılmıyorsa, gök alemine ulaşmış bir azman canavar olmalıydı. (ÇN: Yazarın hayalgücüne karşı sövgümü geri alıyorum.)

 

Gök alemindeki azman canavar, biri tarafından evcilleştirilmişti ve arabayı çeken köle olmuştu. Bu, insanların oldukça şaşırmasına neden olurdu.

 

Chu Feng, dalgalanan ordu sancağına doğru bakışlarını çevirdiği zaman, bu insan grubunun nereden geldiğini anladı çünkü altın renkli ordu sancağının üstüne, ejderhalar ve ankalar oyulmuştu ve iki büyük kelime işlenmişti: “Jiang Hanedanı”.

 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1456

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 986

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 799

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14974 Üye Sayısı
    • 712 Seri Sayısı
    • 33195 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr