Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Martial God Asura - Bölüm 64: Yanan Gökyüzünün Öfkeli Ateşleri


 

 
 
 
 

Çeviri, kontrol ve düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

 

“Sen… Kimsin sen?” Bin Rüzgâr Okulu lideri titrerken bu sözleri söyledi.

 

Önündeki dilenci gibi görünen adama bakarken, anlamadığı bir şekilde korkuyordu. Herhangi bir aura göstermemesine ve normal biri gibi gözükmesine rağmen, kalbinde korkmuştu. Korku onun kemiklerine işlemişti.

 

Özellikle daha önce. Buraya nasıl geldiğini görmese de, gökyüzünden geldiğini gizlice hissetti. Önündeki kişinin Gökyüzü âleminden bir uzman olduğu anlamına geliyordu.

 

Gökyüzü âlemi. Azure eyaletinde kimsenin ulaşamadığı bir âlem. Sadece dokuz eyaletin ve Jiang Hanedanı lordu böyle güçlü bir karaktere sahipti.

 

Bildiği kadarıyla, İmparatorluk sarayında bile, Gökyüzü âlemine ulaşanlar kendisi gibi yaşlı insanlardı. Fakat önündeki kişi sadece orta yaşlı biriydi. Bu yaşta Gökyüzü âlemine ulaştığını kabul etmek son derece zordu.

 

“Ona saldırmamalısın” Dilenci gibi gözüken işi konuştu. Bir kralın dünyaya bakan havası gibi çok istikrarlıydı.

 

“Saldırmamalıyım… Kime? Bu… Bu çocuğa mı?”

 

“Üz… Üzgünüm. Onu tanıyamadım ve senle bir bağlantısı olduğunu bilmiyordum. Umarım cömert olup, benim hayatımı bağışlarsın.”

 

Sonuçta, Bir okulun lideriydi. Çok hızlıca, Chu Feng’in diğerlerinden farklı olduğunu hatırladı. Chu Feng’in önündeki kişiyle bir bağlantısı varsa ve daha önceden Chu Feng’i öldürmeye çalıştığından, Şuan ki durumda o ölümün soğuk kapısındaydı.

 

“Lütfen bağışla beni… Bağışla beni.”

 

Bunu düşününce, Bin Rüzgâr Okulunun lideri diz çöktü ve sayısız kez başını yere koydu. Yüksek konumunu ve statüsünü tamamen göz ardı etti. Hayatı tehlikedeyken, har şeyden vazgeçti, buna onuru da dâhildi.

 

Tam o anda, uzaktan gök gürültüsü gibi ayak sesleri yankılandı. Bir süre sonra, kum her yerde çoğaldı. Oraya bakınca binlerce kişi mezardan delirmişçesine kaçıyordu. Giysilerinden Bin Rüzgâr okulunun ordusu olduğu anlaşılıyordu.

 

Bin Rüzgâr okuluyla, Azure Ejder okulu farklıydı. Onlar çöle yakın olmalarına rağmen, mezarla ilgili haber Azure Ejder okulunun Elderi Zhuge’yi tuzağa düşürmek için ayarlanmıştı.

 

Bu yüzden, Azure Ejder okulunun buraya gelmeden önce bile hedefi belliydi. Çekirdek öğrenciler mezarın farklı yerlerinden hazineleri topladılar, fakat kimse sisin içine girmedi. Hazineleri toplamayı bitirdikten sonra, hemen geri çekildiler.

 

Gerçeği bilemeyen Bin Rüzgâr Okulu, Mezar açıldıktan sonra insanları göndermeye devam etti.

 

Mezar içindeki hazineleri tamamen ele geçirmek için oldukça fazla insan yolladılar. Zhuge’nin tuzağı içinde olduklarını bilmediklerinden, oldukça ağır kayıp verdiler.

 

Yaklaşan Bin Rüzgâr Okulunun ordusu da gerçeği bilmiyordu. Onlar yeni gelen destek askerleriydi fakat o sahneyi gördüklerinde nutukları tutulmuştu.

 

Bizim Okulumuzun liderine zarar vermeye cesaret edende kim?”

 

Bin Rüzgâr Okulu çekirdek Elderleri, kendi liderlerini tek bakışta tanıdılar. Fakat onun diz çöküp af için yalvardığını gördüklerinde, sinirli ve öfkeliydi. Hatta düşünmeden orduyu hareket ettirdiler ve onu öldürmeye çalıştılar.

 

Bu sahneyle karşılaşınca, Bin Rüzgâr Okulu lideri zerresine takmadı. Başını Dilenciye doğru eğmeye devam etti ve af için yalvarmaya devam etti. Önündeki kişinin sayı üstünlüğüyle yenilmeyeceğini biliyordu.

 

“Seni öldürmesem bile, o seni bağışlamayacak. Seni bir yolculuğa göndereceğim ve en azından onun sana karşı bir hamle yapmasından daha iyi olacaktır.”

 

Ateş okyanusu havaya kadar ulaşıyordu. Kabaran alevler, zaman zaman büyük bir ejderha, zaman zaman korkusuz bir kaplan gibiydi ve çöl içinde dolanıp kükrüyordu.

 

Nerdeyse bir flaş içinde, Bin Rüzgâr Okulu ordusunu yuttu. Daha önce gelen agresif insanlar, sıcak bir tava üzerinde kızaran karıncalar gibiydi. Ateş içinde sonu olmayan acı içinde bağırırken tüm yeteneklerini kaybettiler ve vücutları yuvarlanmaya başladı.

 

Bir anda, her türlü çığlık her yerde yankılanıyordu. Bin Rüzgâr Okulu liderinin bile böyle korkunç derecedeki sıcaklığa dayanmasının bir yolu yoktu.

 

Fakat deli dilenci ateşler içinde hiç etkilenmemişti. Onun kıyafetleri bile yanmıyordu ve ateşler içinde sakince yürüdü.

 

Kıyafetleri iyi olmamasına rağmen, saçları kaos içinde olmasına rağmen vücudundan çıkan aura kimseyle kıyaslanamazdı. Bir kral gibiydi ve bir kralın dünyaya yaydığı bir hava yaydı.

 

“Ben yanan gökyüzünün öfkeli ateşiyim ve tüm canlıları yakabilirim. Ben yanan gökyüzünün aziziyim ve ben dünyayı birleştirmek istiyorum. Ben yanan gökyüzünün kutsal oğlu ve yenilmezim…”

 

“Ah…”

 

Aniden, anormal bir havası olan güçlü uzmanın gözleri parladı. Bir anda ölmek ister gibi acıyla feryat etti. İki eli de uzun saçını tutuyordu ve alevler içinde yuvarlanmaya başladı. Çöl zeminiyle çarpışmak için vücudunu kullandı ve büyük bir güç çölün sallanmasını bile sağladı.

 

Kendini sakinleştirmesinden önce ne kadar zaman geçtiğini kimse bilmiyordu. Alevler de yavaş yavaş kaybolmaya başladı ve kaşlarındaki ateş izleri de normale döndü. Hatta kral gibi olan havası da kayboldu.

 

Gözleri artık ciddi değildi ve soluktu.  Bir şeyden korkar gibi son derece gergindi. Sağ ve solu sallarken koştu ve bağırdı.

 

“Ölmeliyim. Ölmeliyim. Senin topraklarına girmemeliydim, lütfen affet beni, lütfen affet beni, ölmek istemiyorum…”

 

“O çocuğu koruyacağıma söz veriyorum. Beni bıraktığın sürece o çocuğu başarısız olmadan onu koruyacağıma söz veriyorum…”

 

İlerleyen günlerde, tüm çöl yasak bir bölge haline geldi. Daha fazla alev olmamasına rağmen, oranın yüksek bir sıcaklığı vardı ve kimse oraya giremedi. Aniden ortaya çıkan büyük alev, şok edici bir haber oldu ve hızla antik şehirde yayıldı.

 

“Bırakma beni. Onu bulmalıyım.”

 

“Su Mei, sakin ol. Mezar şimdiden yasak bölge haline geldi. Kaynak âlemindeki uzmanlar bile yaklaşamıyor, bu yüzden girmen için hiçbir yol yok.”

 

“Bırak beni. 3 gün geçti ve Chu Feng hala dönmedi. Siz endişeli değil misiniz? O zaman sizi kurtarmak için kendi hayatını riske attı.” Antik şehir girişinde, Su Mei, Bai Tong ve diğerleri tarafından geri çekiliyordu. Yüzü kaygı ve öfke doluydu.

 

“Hey, ne yapıyorsun? Burası neden bu kadar canlı?” Fakat tam o anda, bir ses duyuldu ve herkes kafalarını bakmak için çevirdiklerinde sevindiler.

 

Gülüp ona yan yan bakarken, onlar Chu Feng’in yakında durduğunu gördüler. Ama Chu Feng o anda özür şeklindeydi ve bir dilenci gibi gözüküyordu.

 

“Chu Feng.” Kimse Chu Feng’in böyle bir biçimde olacağını düşünmedi. Su Mei buna aldırmadı, Chu Feng’in kucağına atladı ve sıkıca kucakladı. Gözlerinde sevinç gözyaşları bile vardı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 870

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 687

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14796 Üye Sayısı
  • 451 Seri Sayısı
  • 19463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr