Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Martial God Asura - Bölüm 38: 100 Mil Boyunca Meşhur


 

 

Arkadaşlar size bir iyi bir kötü haberim var. Nishaven arkadaşımız artık çeviri yapmayacak ve bu onun son çevirisi. Ona yardımları için çok teşekkür ediyorum. Ancak üzülmeyin arkadaşımız ayrılır ayrılmaz Solgera arkadaşımız bu seri için çevirmenlik yapmaya başladı. Bu yüzden herhangi bir aksama olmayacaktır. Solgera arkadaşımıza hoşgeldin diyorum.

 

Çeviri için Nishaven kontrol/düzenleme için Bora arkadaşlara teşekkürler. Keyifli okumalar….

 

*whoosh*

 

Chu Feng sahneden atladı. Alkış ve tezahüratlardan keyif almasına kalmadan hemen eğitim alanından çıktı.

 

Chu Feng’in arkasından baktıklarında kimse ne yapacağını bilmiyordu.

 

“Görünüşe göre bu çocuğun çok derin kini var” Chu Yuanba sessiz ve gülümseyerek konuşuyordu.

 

Dövüş sanatları eğitim alanını terk ettikten sonra, Chu Feng, Chu Guyu’nun odasına gitti.

 

Chu Hongfei’nin yumruğu Chu Guyu’ya çarptığında çok sertti ve gerçekten ağır bir yumruktu. Chu Guyu 4 saattir bilinçsiz bir şekilde yattıktan sonra yeni yeni kendine geliyordu.

 

“Kardeşim, dışarıda ne oldu? Neden bu kadar gürültülü?” diye sordu Chu Guyu. Baygın olduğu sırada dövüş sanatları eğitim alanında ne olduğunu bilmiyordu.

 

Chu Feng sakin gülümsemesiyle “Hiçbir şey.” dedi.

 

“Ah, belki de 6. amca efendi olmuştur şimdi. Hepsi benim yüzümden. Eğer kazansaydım, babam…”

 

Chu Guyu kendini suçlamaya devam etti.

 

“Guyu, daha iyi misin?” diye sordu Chu Yuanba içeri girerken. Arkasında Chu Yuan, Chu Renyi, Chu Nanshan ve yüksek mevkili başka kişiler vardı.

 

“Büyükbaba, ben iyiyim.” Chu Guyu büyükbabasını görünce hemen ayağa kalktı. Büyükbabasının onu böyle görmesine cesaret edemedi.

 

“İyi olman güzel.” Chu Yuanba hafifçe kıkırdadı ve yüzünde, nadir bir yardımseverlik ifadesi vardı.

 

Arkasındaki Chu Nanshan’a bir bakış attı. Bunu gören Chu Nanshan biraz utanarak, “Guyu, bunların hepsi Chu Hongfei’nin uygunsuz saldırmasından oldu. Ama rahat ol çünkü onun yaraları seninkinden daha ağır.”

 

“Ne? Chu Hongfei de mi yaralandı?” Chu Guyu biraz şaşkındı.

 

“Ahh…” Chu Nanshan acı acı güldü, başka bir şey söylemedi ve anlamlı bir şekilde Chu Feng’e baktı.

 

Chu Nanshan’ın bakışını takip edince Chu Guyu başta bir şey anlamadı. Kısa bir süre sonra bir şey düşündü ve şaşkınlıktan yüzünün rengi değişti. Tam o anda Chu Yuanba da konuştu.

 

“Feng-Er, bu gün için teşekkürler, yoksa Chu ailemizin itibarı Xu ailesi tarafından ayaklar altına alınacaktı.” Chu Yuanba konuşurken cebinden 10 adet Aziz Ruh Otu’nu çıkardı ve Chu Feng’e verdi.

 

“Ama bu…” herkes çok şaşırmıştı. Yarışmada birinci olmanın ödülü sadece 2 adet Aziz Ruh Otuydu.

 

Ama şimdi Chu Yuanba 10 tane çıkarmıştı. Bu az bir sayı değildi!

 

“Büyükbaba, bu ne demek?” Chu Feng anlamamış gibi davrandı.

 

“Alman gereken şey bu. Eğer alırsan daha rahat hissederim.” Chu Yuanba konuşurken özür dileyen bir yüzü vardı.

 

Hiçbir zaman işleri Chu Feng için zorlaştırmamasına rağmen, Chu Feng’in zorlandığı hiçbir sahneyi durdurmaya gerek görmemişti. Sebebi ise oldukça basitti. Çünkü kalbinde Chu Feng’i sevememişti.

 

Ama bugün, Chu Feng olmasaydı Chu ailesi kalabalığa maskara olurdu. Ayrıca Chufeng sayesinde Chu ailesinin saygınlığı katlarca artmıştı. Çoktan farklı güçlerden kişiler Chu ailesine iyi niyetlerini ifade etmişti bile. Chu Yuanba sebebinin Chu Feng olduğunu çok iyi biliyordu, Bu yüzden Chu Yuanba Chu Feng’e karşı kendisini daha da suçlu hissetti.

 

“Feng-Er.” Chu Feng’in tereddüt ettiğini gören Chu Yuan onu alması için teşvik etti.

 

“O zaman teşekkür ederim büyükbaba.” Chu Feng Aziz Ruh Otlarını kabul etti ama yüzünde gülümseme yoktu.

 

Chu Yuanba Chu Feng’in hareketlerini kafasına takmadı. Hatta mutluydu. Arkasını döndü ve Chu Yuan’a şöyle dedi, “Gelecekte Feng-Er için yıllık ilave 5 Aziz Ruh Otu olacak.”

 

Chu Yuanba’nın sözleriyle sadece Chuyuan değil diğerleri de bir o kadar hayrete düşmüştü. Daha önce asla böyle bir muamele olmamıştı, Chu Yuanba belli ki Chu Feng’in iyi gelişmesini istiyordu.

 

O anda, Chu Nanshan ve diğerlerinin yüzlerinin hoş olmamasına rağmen hiç kimse bir şey demeye cüret edemedi. Çünkü Chu ailesinde, Chu Yuanba gökyüzü gibiydi. Aile efendisi pozisyonu değişse bile, Chu ailesinin gerçek patronu hala Chu Yuanba’ydı.

 

“Siz üçünüz sohbet etmeye devam edin. Guyu’nun yaralarıyla ilgilenmeyi unutmayın. Bu gün efendi olmana rağmen, aile ilişkilerini unutma.” Chu Yuanba Chu Yuan’a talimat verdi.

 

Chu Yuan “Anladım baba.” dedi.

 

Chu Yuanba Chu Feng’e baktı ve onun buz gibi suratını görünce garip ve beceriksizce gülümsedi.

 

Ardından kalabalıkla birlikte dışarı çıktı.

 

“Baba, Chu Feng’in tavrına bak. Gerçekten de çok…” Tam bahçede yürürken Chu Nanshan Chu Feng’i eleştirmeye başladı.

 

“Kes sesini!” ama onun yerine aldığı şey Chu Yuanba’dan öfkeli bir azardı. Buz gibi bir suratla kalabalığa işaret etti ve aşırı ciddi bir ifadeyle söyledi.

 

“Hepiniz dinleyin, hiç kimseden Feng-Er hakkında kötü bir şey duymak istemiyorum. Eğer duyarsam, kim olursa olsun istisna olmadan aile kanunuyla halledilecek.”

 

Bu sözleri duyan Chu Nanshan ve diğerlerinin suratları soldu. Hiçbir şey söylemeye cesaret edemediler çünkü gelecekte Chu ailesinde Chu Feng’i daha fazla gücendiremeyeceklerini biliyorlardı.

 

***

 

“Baba, artık sen mi efendisin?” Chu Feng şaşkınlıkla odada konuşuyordu.

 

“Evet, efendi pozisyonunu alabilmemin senin sayende, değerli oğlum.” Chu Yuan gülücüklerle doluydu,

 

“Bu kadar şey sakladığın aklımın ucundan bile geçmezdi.”

 

“Hehe.” Chu Feng de babasının övgüsünü duyunca mutlulukla gülümsedi. Chu Yuan’ın gururu olabilmek için çok çalışmıştı ve bugün dileğine ulaşmış gibi gözüküyordu.

 

“Baba, kardeşim, burada neler oluyor?” Sonunda Chu Guyu şaşkın bir şekilde konuştu.

 

Bunu gören Chu Yuan önce gülümsedi, daha sonra Chu Feng terk ettikten sonra dövüş sanatları eğitim alanında olan her şeyi detaylarıyla anlattı. Xu ailesinin üzgün bir şekilde ayrılışı, Chu Yuanba’nın ailenin efendisi pozisyonunu Chu Yuan’ın alacağını duyurması, çeşitli güçlerin iyi niyetlerini ifade etmeleri…

 

Hepsini öğrendikten sonra Chu Guyu’nun ağzı açık kaldı, o kadar şaşkındı ki hiçbir şey söyleyemedi.

 

Chu Feng’e doğru garip bir şekilde baktı. Aklı karışıktı. Kardeşinin böyle olacağı aklının ucundan bile geçmemişti. Ama ne olursa olsun, Chu Feng’in ağabeyi olarak gerçekten de onun için sevindi. Çünkü artık kardeşinin onun korumasına ihtiyacı olmadığını biliyordu.

 

Toplantıdan sonra Chu Feng 100 mil çevresindeki bir alandaki ateşli bir tartışmanın ana konusu oldu.

 

Birçok insan Chu ailesinin sadece 15 yaşında olan bir dövüş eğitimi dâhisi ortaya çıkardığını öğrenmişti.

 

Bazı insanlar Chu Feng’i ağır biçimde abarttı. Tek bir ayakla sahneyi çatlatmak, tek bir nefesle fırtına oluşturmak. Abartılar efsanelere dönüştü. Bazı insanlar Chu Feng’in insan olup olmadığı hakkında şüphe duymaya bile başlamıştı.

 

Ne olursa olsun, Chu Feng apaçık dağ bölgesindeki en çok dikkat çeken konuydu. Özellikle Chu ailesi içinde. Chu Yuanba’nın baskısı altında kimse Chu Feng’e kötü bir şey söylemeye ve saygısız olmaya cüret edemedi. Chu Feng’le bambaşka bir tavırla yüzleşmek ve onu bu şekilde kabul etmekten başka çareleri yoktu.

 

O gün, Chu Feng ve diğerleri Yeşil Ejderha Okuluna geri döndü. Ayrılırken Chu Feng Chu Guyu’ya bir kağıt parçası verdi ve sadece ayrıldıktan sonra açmasını söyledi.

 

“Yastığının altında bir şey var…”

 

Kağıdın içeriği buydu. At süren ve gittikçe uzaklaşan Chu Feng’e ve diğerlerine bakan Chu Guyu çaresizce başını salladı. Kardeşinin ne yapmaya çalıştığını bilmiyordu.

 

Odasına döndükten sonra merakla yastığını kaldırdı. Chu Guyu’nun yastığını kaldırırken sanki önemsizmiş gibi sakin bir ifadesi vardı. Ama yüzü hemen değişti çünkü yastığının altında 10 adet Aziz Ruh Otu vardı.

 

Bu sayı iki Ruhsal Boncuk ve düzinelerce Aziz Ruh Otu arıtan Chu Feng için çok değildi ama Chu Guyu için büyük bir sayıydı.

 

“Ah…” oldukça şaşıran Chu Guyu aniden gülmeye başladı. Yeşil Ejderha Okulunun olduğu yere baktı ve mırıldandı, “Görünüşe göre bundan sonra ağabeyinin kardeşine güvenmesi gerekecek.”

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14783 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19445 Bölüm Sayısı


creator
manga tr