Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Losing Nuts Gain Whats? [F5] - Bölüm 9: Kırmızı Hanım Eve Teşrif Etti


Rüya görmeye korkar olmuştum. Her an kabusa dönüşebilme potansiyeli barındırıyordu. Son olaylardan sonra üç gün geçmişti. Emre artık her akşam arar olmuştu. Telefonda onunla konuşmak çok gericiydi. Ben telefonu kapatmak için bahaneler bulmaya kılı kırk yarıyordum. Konuşmalarımız bir saati buluyordu ve işin kötü tarafı her geçen gün bu konuşmalar bana daha uzun gelmeye başlıyordu. Son gün bir saat beş dakika konuşmuştuk. Normalden beş dakika daha uzun süren konuşma ömrümü bitirmeye yetmişti. Akşam konuşmalarımızdan sonra mutlaka duş almam gerekiyordu çünkü Emre ile konuşurken fena terliyordum. İlkokulda tahtaya çıkıp tüm sınıfa şiir okumak zorunda kalan minik çocuklardan farkım yoktu.

Nilüfer anne ile olan ilişkim harikaydı. Artık ona anne diye seslenmem gönlündeki burukluğu bir nebze azaltıyordu. Beni kız çocuğu gibi sevmesi dışında hiçbir sorunum yoktu. Kadıncağız ne yapabilirdi ki, bedenin içindeki bir erkekti. Kızların ikna kabiliyeti daha yüksek derlerdi. Okul zamanlarımda hocalarımı ikna edenler her zaman sınıfımın sevimli kızları olmuştur. Şu kısa ömrümde bir oğlanın sözüne uyup ders yapmayan hoca görmemişimdir. Varsa da eğer… Allah sonunu hayır etsin.

Sonuç olarak kız bedeninin içindeydim ve bu kabiliyetin bende de olabileceğine inanıyordum. Evde durmaktan bunalmıştım. Kuleye hapsedilen Rapunzel ile aynı kadere sahiptim. Kendimi bir prensesle empati yaparken bulduğumda silkindim. Kendine gel. Sakallarımı kaşımayı özledim. Özlediğim diğer birçok şey gibi.

Günlerdir Nilüfer anneye dışarı çıkmak için yalvarıyordum. Sürekli aynı cevabı alıyordum.

‘Ben seni o merdivenlerden indiremem kuzum, biraz sabret abin gelince beraber çıkarsınız.’ Kadın haklıydı. Dişimi sıkıp beşinci günün şafağını beklemem gerekiyordu. Üç gün geçmişti bile, geriye beklemem gereken bir gün vardı. Hayır, iki… yok bir. Aman neyse! Çoğu geçmişti işte.

Yine de ısrarcı bir evlat olmayı seviyordum. ‘Komşulardan yardım isteyebiliriz. Hem Fiko da bizle gelir.’

‘Git başıma deli kız, işim gücüm var. Abin gelince çıkarsınız.’

‘Tamam yav, ne kızıyorsun.’

Mutfaktan çıkarken sırtıma bir terlik yedim. Ellerin dolu değil miydi, nasıl onu fırlatabildin?

Yavuz ağabeyin odasına girdim. Günlerdir bu odaya girmemiştim. Canım sıkılıyordu, bilgisayarda biraz oyun oynayasım vardı ama şifreli olduğunu bilmiyordum. Tahmin etmek zordu fakat denedim. Parmaklarım klavyede hızla kaydı.

‘yavuz123’ Bu değildi. Sildim. ‘kırmızıçamaşır’ Bu da değildi. Aklıma başka seçenek gelmemişti. Yavuz ağabeyin doğum tarihi bilmiyordum. Onu yeterince tanımadığı fark ettim. Gerisin geri bilgisayarı kapattım. Telefonumdan video izleyeyim, öyle vakit geçerdi.

Zaman bir şekilde geçti. Yavuz ağabeyin döneceği gün gelmişti. Sabah kalktığımda hafif heyecanlıydım. Neden heyecanlanıyordum ki? Alt tarafı onu birazcık özlemiştim ve evden dışarı çıkmamı sağlayacaktı. Ondan faydalanan bendim. Kahvaltıdan sonra sokağa bakan pencereyi gözler olmuştu. Normalde Fiko bu işi seve seve yapardı ama babacık için bugün özel bir gündü… o kadar da özel değildi.

Pencerede sokağı gözlememin bir sebebi sabah uyandığımda bana yolladığı mesaj yüzündendi. Öğleden önce evde olacağını söylemişti. Neredesin zalim? Saat çoktan bir oldu. On beş dakika pencereden gözetlemeyi sürdürmüştüm ama sonunda sıkılıp koltuğa oturdum. Bacaklarımı koltuğa vuruyordum. Kendimce bir ritim tutturmuştum. Vakit geçsin diye o gelinlerin yarıştığı aptal programı bile izledim. Of, zaman geçmiyordu. Özellikle şu son dakikalar!

Kapının çaldığını duymamla koltuktan fırlamam bir oldu. Kapıyı hemen açtım ama kimsecikler yoktu. Salak salak boş koridora bakıyordum. Bana mı öyle gelmişti? Kapının çaldığını duyduğuma emindim. Bugün bana neler oluyor böyle? Almanya'dan dayımlar geliyordu sanki. O kadar heyecanlıydım. Çikolata almış mıdır?

'Bugün aklın beş karış havada. Apartmanın kapısı çalıyor be kızım. Şu düğmeye basacaksın.'

'He doğru… haha.' Malım ben. Aşağıdaki apartman kapısının açılış sesini duydum. Ardından merdivenleri çıkan ayak sesleri gelmeye başladı. Yavuz ağabey tek başına gitmemiş miydi? Neden birden fazla kişinin ayak sesi geliyordu? Herhalde onunla beraber apartmana giren birileri olmuştu. Yavuz ağabeyin döndüğüne çok sevinmiştim. Bavulunu kapının önüne bıraktı.

'Hoşgeldin oğlum.' dedi Nilüfer anne.

'Hoşgeldin abi.'

'Hoşbuldum. Anne sen şu bavulumu içeri al, bende arabaya kadar tekrar inip geleyim. Eşyalar kaldı. Asya sende…' Değnek ve alçılı koluma baktı. 'sen burada bekle.' Merdivenleri seri adımlarla inmeye başladı.

Gene ne işler karıştırıyordu bu adam? Hemen pencereye koştum. Sokak tarafında onu göremedim. Otopark tarafına bakan pencereye koştum. İşte oradaydı. Beyaz bir sedanı vardı ama o sürmüyordu. Yavuz ağabeyin arabasını başkası sürüyordu. O ise şoföre park etmesinde yardım ediyordu. Şoför arabayı tek seferde park ettikten sonra Yavuz ağabey bagajdan ceketini ve minik bir kutu aldı.

Arabadan bir kadın indi. Bunu bekliyordum. Uzun dalgalı kızıl saçlı kadın Yavuz ağabeyin koluna girdi. Bak sen şu işe. Yavuz ağabey gayriihtiyari evin camına baktı. Perdeyi kendime siper edip saklandım. Sallanmaması için sıkıca tuttum. Birkaç saniye sonra çaktırmadan tekrar baktığımda kadın Yavuz ağabeyi öpüyordu. Vuhu! Şu aşk kuşlarına bir bak hele. Kadının kim olduğunu tahmin etmeye gerek yoktu. Namıdiğer Kırmızı Hanım teşrif ediyordu. Fiko da peşimden arka pencereye gelmişti.

'Kod Adı Kırmızı'yı bulduk oğlum.'

'Hav.' Kadını beğenmemiş gibiydi.

'Sende de hiç göz yok. Ne kadar güzel olduğunu görmüyor musun?'

'Hav.' Şimdi de moda eleştirmeni kesilmişti.

'Kızıl artık moda değil de ne demek? Şu muhabbet ettiğime bak. Sen daha geçen apartmanın önünden geçen sokak köpeğine sulanıyordun.'

'Hav.' İnkar ediyordu.

'Sen delirmişsin Fiko. Benim oğlum olmasan seni bir kaşık suda boğardım. Yürü gidelim.' Deliren Fiko değil bendim. Az önce bir köpekle laf yarışına girmiştim. Bu evden acilen çıkmam lazımdı. Boğuluyorum kurtaranım yok.

Yavuz ağabeyin bekle dediği yere, kapı eşiğine geri döndüm. Demin olanları ne gördüm, ne duydum. Bilmiyorum da. Üç maymunu oynuyordum. Merdivenlerden çıkmalarını bekledim. Geldiklerinde kadını yakından sözdüm. Evet kırmızı kilot buna aitti. Dar kalçalarından o minik şey geçebilirdi. Güzel bir vücudu vardı ama onu gördüğüme nedense sevinemedim. Yüzünde çok kalın bir makyaj vardı. Kirpikleri uzundu, siyah gözlerine derinlik katıyordu. Fiko'ya hak verdim. Bu kadından hoşlanmamıştım. Neden böyle düşünüyordum ki? Kadın çekiciydi ve benimle sevgili değildi. Bu hoşnutsuzluğum biraz Yavuz ağabeye doğruydu.

'Seni sevgilim Sibel ile tanıştırayım. Sibel, bu kız kardeşim Asya. Asya bu da sevgilim Sibel.'

'Evet kırmızıyı tanıyoru-' Kendimi ele vermek üzereyken durdum. 'T-Tanıştığıma çok memnun oldum.'

'Merhaba. Geçmiş olsun bu halin ne böyle?'

'Anlattım ya canım. Asya yakın zamanda kaza geçirdi demişti.'

'Doğru hatırladım şimdi.' Kesin hatırladın aynen. Yavuz ağabeye baktım. Gözlerimle: Bula bula bunu mu buldun? bakışı attım. Bu kadının umursayan bir tip olduğundan şüpheliydim.

'Hadi içeri geçelim. Yemek hazır mı Asya?'

'Hazır abi.' Zıkkım ye.

Ağabeyim ve sevgilisi salona geçtiler. Fiko kadına hırladı. Tahtım olan koltuğa küçük kalçalarını koyan kızıla somurtarak baktım. Kadın güzeldi, çekiciydi, öyleyse sorun neydi? Eski hayatımda böyle bir kadın bana bakacak olsaydı kölesi olurdum. Rahatsız olduğum konuyu henüz çözemedim. Mutfağa gittim. Dedikodu zamanı.

'Abim misafir getireceğini sana söyledi mi anne?'

'Evet haber verdi. Neden sordun?'

'Bu kadın bana garip geldi. Abimle ne zamandır çıkıyorlar?

Tavana baktı. Tek gözünü kısıp ufak bir hesap yaptı.

'Üç ya da dört ay oldu.' Yeni bir ilişki.

'Eski sevgilisine ne oldu?'

'Bilmiyorum bana söylemedi. Ayrıldıkları dışında bir şey demedi.'

'Sence de burada bir gariplik yok mu?' Tezgaha yaslandım. 'Erkekler genelde çıktıkları kızları unutmazlar. Otuz yaşında bir adamın da ergen gibi sevgili değiştirmeyeceğini bildiğimize göre… ortada karmaşık bir denklem var.'

Nilüfer anne gülmeye başladı.

'İlahi sende! Görende seni erkek sanacak.' Öyleyim çünkü. Ciddileşti. 'Haklısın aslında, önceki ilişkisi ciddiydi. Ne olduysa ayrıldılar. Duyduğumda şaşırmıştım. Sorduğumda ise kavga edip ayrıldıklarını söylemekle yetindi.' Sürahiyi elime tutuşturdu. Salonda ki sofraya bırakıp geldim.

'Ne yani abim evleneceği kızdan mı ayrıldı?' Başını salladı. 'Yaşı gelmiş bir erkek asla böyle bir hareket yapmaz. Ne kadar çılgın ve çocuksu ruhlu olursa olsun, eninde sonunda yuva kurmak ister.'

Tahta kaşığı kafama vurduğunda derin derin düşünüyordum. Fena acımıştı.

'Şu uzmana bak hele. Kız, sen ne ara ilişki uzmanı oldun? Madem erkekleri iyi biliyorsun gitte kocanı ara!'

'Aman be sana da bir şey anlatılmıyor. Aramıycam işte.' Tahta kaşık tekrar havalandı. 'Tamam akşam ararım!' Elime tutuşturduğu ekmek sepetini de sofraya koyduktan sonra yemeğe başlayabilirdik.

Sohbetin odağı Sibel idi. Ağabeyim Yavuz ile gittikleri yerleri anlatıp duruyorlardı. Sıkıcı, sıkıcı! Bırakta bende ağabeyimle sohbet edeyim. Beraber izleyeceğimiz efsane aksiyon filmi bulmuştum ve en iyi tarafı içinde hiç aşk yoktu! Yemeğimi sessizce bitirdim. Sofradan kaçıp gitmek istiyordum. Sibel'in ağır parfümü boğucuydu. Dudaklarındaki parlak kırmızı ruju gitmesin diye ağzını aça aça yemek yiyordu.

Takıldığım detaylara hayret ettim. Buna kadın gözü mü deniyordu yoksa? Erkek halimde dibine düşeceğim kadını yerden yere vurmuştum. Hala çok güzeldi, ona baktıkça bakasım geliyordu lakin kadının bakışları değişikti be. Sıkıntıyı ben bulamamıştım ama bulabilecek çok iyi birini tanıyordum. Sofradan kalktıktan sonra Melis'ten ağabeyimin yeni sevgilisi Sibel'i araştırmasını istedim. Kızların kendince bilgi edinme taktikleri ve kaynakları vardı. Bulacağından emindim.

Bütün akşamın muhabbeti Nilüfer annem, Yavuz ağabey ve Sibel arasında geçmişti. Dahil olabileceğim hiç açık yoktu. Olaya Fransızdım. Yalandan bir gülümseme takındım. Onlar güldüklerinde güldüm. Cehennem gibi bir akşamdı. Yavuz ağabeyin hareketleri ise ayrı olaydı. Tanıdığım adama benzemiyordu. Nazik ve kibardı. Bu adam sabah sofraya atletiyle yüzünü yıkamadan otururdu! Sana ne oldu ağabey?

Akşamın ilerleyen saatlerinde Yavuz ağabey Sibel'i evine bırakmak için dışarı çıkmıştı. Bulaşıkları makineye doldurmaya yardım ediyordum. Nilüfer annem Sibel konusunda endişelenmiyora benziyordu. Yaklaşan bir fırtına vardı ve kimse hissetmiyordu. Olayı kendi kendime büyütmüş olabileceğimi düşündüm. Bir kadın bedeninin içinde yaşamanın şokundaydım ve psikolojimin de bu doğrultuda iyi olduğunu söyleyemezdim.

Balkona çıktım. Arkamdan Nilüfer annemin sesi çınladı.

'Kocanı ara!' Terlik tehdidiyle aramayı gerçekleştirdim. Umarım uyumuşsundur, umarım şarjın bitmiştir, umarım işin vardır. Telefon ikinci çalışında açıldı. Hay ben senin!

'Efendim tatlım?' Tatlım deme!

'Meşgul gibisin, sonra arayabilirim. Hatta ben sonra arayım. İyi geceler.'

'Dur, dur, dur, kapatma. Meşgul değildim.' Yeterince hızlı kapatamamıştım. Şimdi seninle bir saat konuşmam gerekiyordu. Kötü bir gün geçirmiştim ve seninle konuşmak bunu daha kötü yapıyordu.

'Ses tonun öyle demiyor.'

'Seninki de öyle.' Sesimde ne vardı?

'İyi bir gün denemezdi.'

'Benim için de denemezdi. Sesini duymak tüm stresimi aldı.' Üniversitede ki yoğun tempomu hatırladım. Flörtleştiğim kızın tek hoş mesajı sabaha kadar azimle çalışmama yetecek enerjiyi verirdi. Ne yazık ki seninkini duymak az kalmış enerjimi soğuruyordu be Emre.

'...'

'Anlatmak ister misin?' İç çektim.

'Konu abimin yeni sevgilisi. Kadın yürüyen bir afet!'

'!'

'Ayrıca kalçaları çok dar ve kızıl saçları harika.'

'!!'

'Onu görünce insanın nefesi kesiliyor. Hayatımda bu kadar çekici bir kadın görmemiştim. Demek istediğim kendi gözlerimle anlarsın ya. Televizyonda üzerlerinde oynama yapıyorlar. Göğüsleri büyük gösteriyorlar falan.'

'!!!'

'Orada mısın? Ah, sanırım uyuyakaldın.'

'Uyuykalmadım, hayır. Buradayım. Yavuz'un böyle hoş bir kadınla beraber olması seni neden mutsuz ediyor?'

'Mutsuz mu? Mutsuz olduğumu söylemedim ki?'

'Söylemedin ama sesin öyle olduğunu söylüyor.' Kahretsin, bu adam beni iyi tanıyordu.

'Neden bilmiyorum ama kadından hoşlanmadım. Yavuz abimin daha iyi birine ihtiyacı var.'

'Kıskanıyor olabilir misin?' Ne?

'Kıskanmak mı?' Güldüm. 'Ben? Kıskanmak? Kimi kıskanıyormuşum? Abimi mi?' Böyle bir kadınla sevgili olan adamı kim kıskanmazdı ki?

'Abini kast etmedim. Yavuz'un sevgilisini kıskanmışsın.' İçten kahkaha attım. Moralim yerine gelmişti. Bu ne salakça bir soruydu? Bir kadının nesini kıskanıcaktım ki? İkimiz aynı kulvarda bile değildik. Ben erkektim bir kere.

Birkaç saniye sonra Emre'nin ne demek istediğini anladım. Kendi bedenime bir baktım. Sibel ile aramızda dağlar kadar fark vardı. Sürekli evde oturmaktan kilo bile almıştım. Bence kilo almam son derece normaldi. Davar gibi yiyordum. Bu beni rahatsız etmiyordu. Saçlarım bakımsızdı. Dışarı çıktığım yoktu. Kalçalarıma bakarsak onlarda iyi duruyorlardı. Sibel'in kalçaları kadar dar değillerdi tabii ki de.

'Onu kıskanmadım. O son derece güzel, bakımlı ve çekici bir kadın. Saçları ve kalçaları ise ayrı hoş.'

'Bunları demin de söylemiştin fakat benim için dünyadaki en güzel kadın sensin.' Ne dedin lan sen?

'İyi geceler!' Öfkeyle telefonu kapadım. Yine sinirimi bozmuştu. Kim güzel ulan? Erkek gibi erkektim ben! Bir de kadını kıskanmışım ha, ne kıskanacağım çok saçma!

Telefonun diğer ucundaki Emre karısının yükselen sesinden biraz korkmuştu. Bu konuyu bir daha açmamaya karar verdi.

'Biri çok fena kıskanmış.' dedikten sonra kendini tutamayıp gülmeye başladı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1432

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1189

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 772

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 634

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 619

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13823 Üye Sayısı
  • 656 Seri Sayısı
  • 31164 Bölüm Sayısı


creator
manga tr