Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Losing Nuts Gain Whats? [F5] - Bölüm 6: O Sucuğa Ekmek Banılacak, O kadar!


Yavuz ağabey salona doğru yürüdü. Beni kurtarmak için geliyordu. Ceketini astı ve gerisin geri dönüp mutfağa girdi. Hain! Kaç saattir bu işkenceye katlanıyorum farkında mıydın? Yavuz ağabeye söverken Ayşe teyze ayaklandı. Eteğini aşağı doğru çekiştirdi. Saatlerdir kıpırdamadan oturuyorsun kıçına yapıştı tabii!

'Saat geç olmuş. Ben kalkayım. Asya kızım sana da tekrar büyük geçmiş olsun.' Konuşma şeklim ölüden farksızdı.

'Sağ ol Ayşe teyze.' Yorgunluktan ölüyordum.

Nilüfer teyze komşuyu kapıya kadar uğurlarken koltuğa uzandım. Kırık kolumu karnıma, sağlam sağ elimi gözlerimin üzerine koydum. Gözlerim ağrıyordu. Lambanın ışığı gözlerimi yakıyor ve sulandırıyordu. Yaşadığım günün korkunçluğunu düşünüyordum. Evdeki ilk günümdü ve başıma gelmeyen kalmamıştı. Önümde uzun, acı dolu günler vardı. Ve bir de kocam! Tüylerim ürperdi. Şu an çok yorgundum. Bunları düşünmek istemiyordum. Bugünlük benden paydos!

Nilüfer komşusu Ayşe'yi uğurladıktan sonra salona geri döndü. Kızının neden böyle bir şey yaptığına anlam veremiyordu. Bu hiç kendi kızı gibi değildi. Salona girdiğinde onu koltukta uyuyakalmış şekilde buldu. Uyurken ayrı tatlı görünüyordu. Televizyonu kapadı. Yatağı hazırlamak için kızının odasına gitti. On dakika sonra yatak hazırdı. Onu uyandırmak istemiyordu. Oğluna kardeşini odasına taşımasını söyledi.

'Kocaman kız. Kaldır kendi yatağına yatsın işte.' dedi Yavuz. Annesi Nilüfer ayağındaki terliği otuz yılın birikimiyle havaya savurup eliyle yakaladı. Oğlunun sırtına okkalı bir tane yapıştırdı. 'Ah! Acıdı.'

'Acır tabii. Sözümü ikiletme bakayım. Kardeşini yatağına yatır.' Terlik tekrar havalandı.

'Tamam tamam, vurma.'

Yavuz salona gitti ve uyuyan kardeşini onu rahatsız etmeden kucağına aldı. Odasına götürüp yatağına yatırdı. Alçılı kolu dikkatle göğsüne indirdi. Diğer elini de usulca yatağa bıraktı. Yastığa başı değen Asya'nın dudakları mutlulukla büküldü.

'İyi geceler.' dedi.

'Kırmızı…'

'?' Yavuz gitmek üzereyken duyduğu kelimeyle geri döndü. Kardeşi uykusunda konuşuyordu. Kendisine seslendiğini sanmıştı. Fakat Asya konuşmaya devam etti.

‘Kırmızı çamaşırlar baya hoş anne…’

‘!’

Ertesi gün yumuşak yatağımda uyandım. Kim taşımıştı lan beni? Ayşe teyze giderken içim geçmişti. Yüzümü ovuşturdum. Üzerimden tır geçmiş gibi hissediyordum. Biraz daha yatakta kaldım. Sonunda kendimi kaldırdım. Değneklerim neredeydi? Odada değillerdi. Dün onları hemen koltuğun yanına bırakmıştım. Beni yatağa taşıyan kimse değneklerimi getirmeyi unutmuştu. Bu evde beni taşıyabilecek bir insan evladı vardı… Allah seni alsın Yavuz ağabey! Yaptığın hiçbir şey şu ana kadar bana fayda sağlamadı!

Yatakta oturuyordum. Değneklerimi getirmeleri için seslendim ama kimseden cevap gelmemişti. Saatin kaç olduğunu da bilmiyordum. Dolaptan destek alarak kalktım. Bacaklarım ağırlığımı taşıyorlardı. Dolaba yapışarak ilerledim. Neredesiniz? Zar zor kapı eşiğine vardım. Salona varmam on dakika sürmüştü. Neredeyse yere yığılıyordum. Değneklerime sonunda kavuştum. Allah aşkına niye bunları bıraktınız? Bari sabah odama getirseydiniz.

Sofranın hazırlanmış olduğunu gördüm. Ah patates kızartması ne kadar güzel kokuyordu. O da ne öyle? Yumurtalı sucuk bile vardı. Dünkü sebze yemeklerinin acısını çıkarmam gerekiyordu. O sucuğun mideme girmesi gerekiyordu. O kadar! Masada yerimi aldım. Adım seslerini duydum. Tek başıma değildim. Yavuz ağabey pijamalarıyla yüzünü ovuşturarak masaya oturdu. Önce yüzünü yıkasaydın. Gerçi bende yıkamamıştım ama amacım değneklerimi almaktı. Sucuğun büyüsüne kapılıp masaya oturmuştum. Ağzını yayarak esnedi. Sesi hala uykulu geliyordu.

'Günaydın.' Sen etrafımdayken nasıl gün ayabilirdi ki? Ayaklı yıkım makinesisin. Nilüfer teyzeyi beklemeden çaylarımızı doldurdu. Çaya şeker attığımı görünce tek kaşı kalktı. 'Şeker mi atıyorsun sen?' dedi. Lan bari şekerime karışma.

'Şekersiz fazla acı oluyor. Yumuşatıyorum.' O da çayına şeker attı. Çaylarımızı yudumladık. 'Neler yapıyorsun?' diye sordum. Belli etmeden yeni ailem hakkında bilgi edinmeliydim.

'İş güç işte ne olsun. Yeni izne çıktım.' İznini iyi geçirdiğin belli. Ekmeği eliyle böldü. Sucuğa güzelce bastı. Yağı elinden aktı. Dudağımı yaladım. Ekmeğe uzandım. Büyük bir parça kopardım ve sucuğa bandım. Ağzıma tıktım. Dünün acısı çıkıyordu. Bu sucuk tam ağzıma layıktı. Yavuz ağabey şok geçirmiş gibiydi. Yeter oğlum ya! Her hareketimde sakatlık çıkıyor. Sıkıldım bu işten.

'Noldu?'

'On yaşından beri et yediğini görmemiştim.' Ben vejeteryan mıydım lan? Kusura bakma ama o eti yiyecektim.

'Saçmalama hep yiyordum. Sen görmemişsin.'

'Eti gördüğünde yüzünü buruşturursun. Yiyenlere de kızarsın.' Asya abla sende ağzının tadını bilmiyorsun.

'Sana öyle gelmiş. Et yemeği seviyorum.'

'Çayı da şekersiz içerdin.' Benim bu kadınla adım dışında başka ortak noktam var mıydı acaba?

'Her şeyin bir ilki vardır, haha.' Sırtımdan soğuk terler aktı. Onların gözünde kazadan sonra farklı davranıyordum. Son derece şüpheliydi ama hangi mantık çerçevesine oturtup beni olduğumdan başka biri olduğumu bilebilirlerdi ki? Değil mi yani… umarım öyledir. Kahvaltımıza devam ettik. Sucuktan doya doya yedim.

'Doktor hafızanı kaybettiğini söyledi. Önceden et yediğini nereden biliyorsun?' Hasiktir! Tuzağa yakalanmıştı. Göründüğünden daha zekiydi adi.

'Lafın gelişi dedim… seni de hatırlamıyorum. Bu arada annen nerede?' Konuyu değiştirmem lazımdı.

'Dün gece erken gideceğini söylemişti. Sonrasını unuttum.' Harika, bravo. Patatesleri ağzıma tıkmaya başladım. Ne kadar güzellerdi. 'O seninde annen, bizim annemiz. Ona teyze deme.' Benim bir tane annem var! O da Nilüfer teyze değil. Kendi annem dışında birine anne dersem ona ihanet etmiş olurum.

'Denerim.' Çatalını bana doğru kaldırdı.

'Deneme. O senin annen. O kadar.' Sen kime atar yapıyorsun lan? Kalkıp masayı deviresim geldi ama ya sonra? Olaylar daha çok karışacaktı. Sakat ve gereken kas gücünden yoksun olduğum gerçeği bir kez daha yüreğime oturdu.

'Tamam.'

Kahvaltıdan sonra salonda ki koltuğa kurulmuştum. Fiko hemen yanımda yatıyordu. İki köy ağası gibi koltuğu işgal ediyorduk. Erkekliğimi konuşturabileceğim tek yer bu koltuktu. Yavuz ağabey sofrayı topluyordu. İş yaparken onu izlemek zevkliydi. Çalış köle! Hahaha.

'Bir şeye ihtiyacın olursa seslenirsin. Odamda olacağım.' Yürü gözüm görmesin seni. Onu duydum ama cevap vermedim. Fiko ile bacaklarımızı yaymış televizyon izliyorduk. Bugün günlerden pazardı. TRT'de cowboy filmi vardı.

Buram buram erkeklik kokan filmi keyifle izledim. Belimde tabanca olsaydı keşke. Şu kıvrık şapkalarına bayılıyordum. Adım attıklarında ben erkeğim diye bağırıyorlardı. Ah cevizlerim. Babanız sizi özlüyor. Sizde beni özlüyor musunuz?

Bir ara içim geçmiş olacak, kalktığımda film çoktan bitmişti. Eski hayatımda nadiren televizyon izlerdim. Vaktini internette harcayanlardandım. Elimde internete girecek hiçbir şey yoktu ve sıkılıyordum. Müzik dinlesem bile kafiydi. Odama döndüm. Asya abla kitapları kendi evine götürmüştü. Kendime okuyacak bir kitap arıyordum. Yavuz ağabeyin kitaplığı sevdiğim tarzda kitaplarla doluydu. Bir tanesini almama izin verirdi. Çoğu klasiği okumuştum ama elinde farklı serilerde olduğundan emindim. Odasının kapısı kapalıydı. İçeriden gülüşmeler ve konuşma sesleri geliyordu. Telefonda mıydı? Daha sonra tekrar gelirdim.

Salona, Fiko'nun yanına döndüm. Karnını okşamama izin verdi. Beraber camdan dışarıyı izledik. Benim göremediğim şeyleri görüyordu sanki. Nereye baktığını çözemedim.

'Ya sen delisin ya da ben gerizekalıyım ufaklık.' Suratıma baktı. 'Tamam gerizekalı ben olayım, seni mi kıracağım.' Eyvallah be Fiko!

Akşama doğru şansımı yeniden denedim. İçeriden gülüşme sesleri geliyordu. Bu kadar saatte telefonda konuşmazsın be adam. Kapıyı çaldım. Bir kitap istiyorum. Başka bir şey değil. Dilenci değilim ağabey, varsa bir kitabınızı alacağım. İçerden çok aşina olduğum bir söz yükseldi.

'Bir dakika beyler hemen geliyorum.' Masaya konan kulaklığın sesini nerde duysam tanırdım. Yavuz ağabey oyun oynuyordu. Kapı açıldı. Havasız odada biriken ter kokusu suratıma çarptı. İşte bu gerçek bir oyuncunun kokusuydu.

'Bir şey mi oldu Asya?' Ne için geldiğimi unutmuştum. Geçmişe dalıp gittim. Arkadaşlarımla harcadığım saatler aklıma geldi. Bilgisayar başında çürüttüğümüz dirsekler aklıma geldi. Uzayan okullar… ah hepsi dün gibi aklımdaydı.

'Şey…' Ne için gelmiştim lan ben? 'Çok sıkıldım. Ne yapıyorsun diye bakmaya geldim.'

'Arkadaşlarımla sohbet edip oyun oynuyordum.' Beni içeri davet etmeyecek gibiydi. Bende aynısını kendi kız kardeşime yapıyordum. Şu an o kız kardeş konumunda olmak nasıl koydu anlatamam.

'İzleyebilir miyim!?' Bu soruyu tüm samimiyetimle sormuştum. Sesimin tatlı çıkmasını beklemiyordum. Şu kızlar yok mu… ellerinin altında nasıl silahlar var böyle.

Yavuz şaşırmıştı. Daha önce kız kardeşinin oyun oynarken onu izlemek istediğini hatırlamıyordu. 'P-pekala, izle.'

İçeri girdim. Dün dağınık olan oda bugün derli topluydu. Giysiler toplanmış, bulaşıklar çıkarılmıştı. Buraya ne için geldiğimi hatırladım. Neyse, daha eğlenceli bir şey bulmuştum. Yavuz ağabey sandalyesine oturmadan duvara dayalı diğer sandalyeyi kendisininkinin yanına koydu. Kulaklığını taktı. Bir misafir çocuğu edasıyla yanına oturdum. Misafir çocuklarını kimse sevmezdi.

Counter oynuyordu. Bu oyunu çok oynamıştım. İzlemesi zevkliydi. Karşına çıkan adamları vuruyordun. Bomba kurmak için iki yer vardı. Lise yıllarım bu oyunla geçmişti. İyi olduğum da söylenebilirdi. Tabii ki de izlemekle yetindim. Yavuz ağabey değişen hareketlerime kuşkuyla yaklaşıyordu. Ondan isteyeceğim son şey oyunu oynamak olacaktı. Sıkılıyormuş gibi yapsam da eğleniyordum. Ara sıra ayağa kalkıp odadaki eşyaları inceliyordum. Duvarlarda ki posterlere bakıyordum. Sonra tekrar sandalyeye oturarak sıkılgan kardeş rolüne devam ediyordum.

'Sıkıldıysan salona geçebilirsin.'

'Yo sıkılmadım, gayet iyiyim.'

'...'

Hava karardığında Yavuz ağabeyin telefonu çaldı. Arayan Nilüfer teyzeydi. Eve dönerken alışveriş yapmış, poşetleri taşımasına yardım etsin diye onu çağırıyordu. Yavuz ağabey oyunu yarım bırakıp yardıma gitti. Ah Nilüfer teyze ah! Hiçbir anne online oyunların durdurulamayacağını bilmiyordu. Bu durumdan bende zamanında çok muzdariptim. Kapının kapanma sesini duyuncaya kadar bekledim. Bilgisayarın başına oturdum. Oyunun son karşılaşması oynanıyordu ve kazanan bundan sonra belli olacaktı. Takım, Yavuz ağabeyin eksikliğinde sıkıntıdaydı. Üzülme Yavuz ağabey, Asya günü kurtarmak için burada. Kulaklığı taktığımda küfreden insanların sesini duydum. Ortam hayli gergindi.

'Yavuz nerede lan?'

'Ne bileyim… gidecek zamanı buldu.'

'Kaybettik iyi mi!'

Yavuz ağabeyin gitmesini beklediğimden son karşılaşma çoktan başlamıştı. Herkes ölmüş geriye bir ben kalmıştım. Karşıda üç kişi yaşıyordu. Şartlar zordu. Başarabilir miydim ki?

Yavuz'un karakterinin hareket ettiğini izleyen arkadaşları ümitlenmişti. Kazanmak için minik bir şansları vardı ama aralarından kimse Yavuz'un oynadıkları oyunda iyi olduğunu düşünmüyordu. Onların gözünde Yavuz beceriksiz bir kolsuzdu. Ta ki Yavuz kalan üç adamı vurup oyunu kazanınca hepsi küçük dillerini yuttu. Deliler gibi bağırıyorlardı.

'Yavuz naptın oğlum sen?'

'Oha, oha!'

Kulaklıktan gelen kükremeler ve haykırışlardan rahatsız oldum. Sol kolum alçıda olabilirdi ama bu reflekslerimi fazla engelleyememişti. Eski performansım yerini koruyordu. Yine de övgüleri Yavuz ağabey almıştı. Sorun yok, bu yaptığımı onun yaptığını sanmaları benim işime gelirdi. Güldüm.

'Çantada keklikti.' dedim. Haykırışlar ve gülüşmeler kesildi. Mutlak bir sessizlik yaşandı. Sanki bir konsey kurulmuştu ve hepsi teker teker konuşmaya başlamıştı.

'Sen kimsin?' Mikrofonun açık olduğunu tamamen unutmuştum. Kulaklığın ucundaki mikrofon kırmızı yanıyordu. Bu onun açık olduğunu mu gösteriyordu lan? Ben onu kapalı sanmıştım.

'Kız sesi miydi o?' diye sordu bir diğeri. Babanın sesiydi!

'O gülüş anca bir kızdan gelebilir.' dedi üçüncü bir ses. Aç yamyamlar. İşte sizler yüzünden kızlar oyun oynamıyor. İt oğlu itler. Kulaklığı çıkardım. Hevesim kursağımda kalmıştı. Bir oyun zevkimiz vardı onunda içine ettiniz!

Kitap okuyacağım. Buraya bunun için gelmiştim. Kitaplıktan eski hayatımda okumadığım bir kitap arıyordum. Neredeyse hepsi okuduğum kitaplardan oluşuyordu. Gidip Nilüfer teyzenin kişisel gelişim kitaplarına göz atsam iyi olacaktı. Odadan ayrıldığım sırada kapı açıldı. Poşetleri mutfağa taşırlarken onları seyrettim.

Hehe, sakat olup iş yapmamak çok eğlenceli. Bütün gün dışarıda olan teyze yorgun görünüyordu. Keyfini neyin getireceğini iyi biliyordum. Sıkıntıdan televizyondaki dizilere göz atmıştım. Senaryolar fazla abartılıyordu ama kurgular fena değildi.

'Birer Türk kahvesi eşliğinde dizi izleyelim mi?' diye sordum. Nilüfer teyzenin gözleri parladı. Yavuz ağabeyle takılmak sıkıcıydı. Bu sevimli teyzenin dostluğu daha eğlenceliydi.

'Olur kuzum.' dedi.

Yavuz odasına döndüğünde arkadaşları onu bekliyordu. Kulaklığı taktı.

'Geldim beyler.'

'O kız kimdi Yavuz?' diye sordu arkadaşı.

'Hangi kız?'

'Senin yerine oynayan kız.'

'Anneme yardıma gittim. Ne diyorsun anlamıyorum.' Arkadaşları Yavuz'a son karşılaşmada yaşananları anlattı. 'Salak salak konuşmayın. Kardeşim bu oyunu daha önce hiç oynamadı. Öyle bir şey yapabilmesi imkansız.'

'Bana yıllardır oynuyormuş gibi geldi.' dedi biri. Diğer arkadaşı Yavuz ile alay etmeye başladı.

'Kız kardeşin senden daha iyi oynuyor diye kıskandın mı yoksa?'

'Kes sesini.' Arkadaşları gülmeye başladı. Yavuz ise bunun nasıl olduğunu düşünüyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1432

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1189

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 772

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 634

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 619

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13826 Üye Sayısı
  • 656 Seri Sayısı
  • 31186 Bölüm Sayısı


creator
manga tr