Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Losing Nuts Gain Whats? [F5] - Bölüm 5: Görüşürüz Küçük Kırmızı Arkadaşım, Birbirimizi Hiç Tanımadık


Alçı ıslandığında çabuk bozulan bir malzemedir. Banyo yaparken dikkat edilmesi gerekir yoksa kırılan yerin tekrar alçıya alınması gerekebilir. Neyse ki sorunsuz banyomu yapabilmiştim. Sıcak su tenime değdiğinde verdiği tatlı hisse kendimi bırakmıştım. Alçıya sardığım havlu sayesinde gönül rahatlığıyla suyun tadını çıkardım. Nasıl olsa koluma sardığım Yavuz ağabeyin baş havlusuydu!

Karnımı defalarca ovalamış ama o iğrenç histen hala kurtulamamıştım. Ovalıyorum ovalıyorum çıkmıyor! Banyomu tamamladıktan sonra saç kurutma makinesini çalıştırmıştım. Uzun saçlarım kurumak bilmiyordu. Dakikalarca kuruttuktan sonra hala nemliydiler. Pembe baş havlusunu bir gelin başı edasıyla saçlarıma dolamıştım. Bornozumu giyip giysilerim ve kırmızı emanet ile beraber banyodan ayrılırken buğulanmış ayna yüzeyini silip kendime bakmıştım.

'Savaşa giden bir Yeniçeriyim sanki.' Pembe bir Yeniçeri!

Kimsenin beni bu halde görmesine izin veremezdim. Banyonun kapısını araladım. Önce sola sonra sağa baktım. Kimsecikler yoktu. Değneklerle ne kadar hızlı gidilebilirse o kadar hızlı odama gittim. Temiz giysileri giymek ilk seferimden daha rahattı artık. Ne demişler en zoru ilk seferidir. Kırmızı çamaşırı ne yapmam gerektiğini düşünüyordum. Tekrar yapış yapış olmamak için onu da yıkamıştım. Yakmak, eski yerine bırakmak, çöpe ya da camdan dışarı atmak seçeneklerim arasındaydı.

En mantıklısı yerine bırakmak gibi duruyordu. Böylece Yavuz ağabey kaybolduğunu anlamazdı. Bunu bırakıp giden kadın acaba unuttuğu şeyin farkında mıydı? Unutulabilecek kadar küçük bir şey olduğu doğruydu ama evden giderken içine bir şey giymeden mi gitmişti ki? Kadınları anlamak zordu.

Kırmızı emaneti cebime soktum. Bu sefer yakalanmadan işi tamamlayacaktım. Operasyon Kızıl başlıyordu. Sinsice odamdan dışarı süzüldüm, değneklerle süzünülebildiği kadar! Yavuz ağabeyin odasının ışığı yanmıyordu. Harika! Hemen odasına gittim. Kapı eşinde durdum ve cebimden emaneti çıkardım. Yıkandıktan sonra şampuanın kokusu üzerine sinmişti. Eğer ter kokulu giysi yığınına tutturabilirsem kokudan eser kalmazdı. Kolumu ileri geri salladım ve atışımı yaptım. Kırmızı kilot doğrudan halının ortasına düştü. Hay! Sakat ve eski kaslarımın olmadığını düşünürsek fena bir atış değildi ama yetersizdi. Odaya girdim. Değneklerle eğilmek imkansızdı. Bende güzel bir tekme ile kilotu yatağın altına, sonsuzluğa uğurladım. Görüşürüz küçük kırmızı arkadaşım. Birbirimizi hiç tanımadık.

Salona zafer kazanmış bir padişah gibi girdim. Koltuğa oturdum. Saçlarımı saran havlu kavuğu andırıyordu. Nilüfer teyze sofrayı kurmuştu bile. Yemek hazır olana kadar televizyona bakmaya karar verdim. On dakika sonra Yavuz ağabey de salona geldi. Yeni banyo yaptığımdan sinirlerim gevşemişti. Önceki kadar sinirli değildim ama yaptığı şeyin düşüncesi bile midemi bulandırıyordu. Mutfaktan Nilüfer teyze elinde tahta kaşıkla çıktı.

'Yavuz, şu Ayşe teyzenlere git de Fiko'yu al gel oğlum. Aklımdan çıkıvermiş. Özlemiştir bizi. Kaç gündür onlardaydı zavallım.' Fiko kim?

'Emin misin?' derken yan gözle bana baktığını fark ettim.

'O da can yavrum. Hadi hemen git gel. Bende yemekleri koyayım o sırada.'

'Tamam.' Yavuz ağabey ev kapısını örtülü bırakarak karşı komşunun zilini çaldı.

Nilüfer teyze yemek tencerelerini salona getiriyordu. Normalde yardım ederdim ama durumum hem fiziki hem de ruhen çöküntüdeydi. Kimse benden yardım istemiyordu zaten.

Haberlerde güzel şeyler yoktu. Siyasetçiler yine birbirlerine laf sokuyor, yeni trafik kazaları görüntüleri ve iki yeni kadın cinayeti vardı. Son habere kinlendim. Kendi minik egolarınızı tatmin etmek için nasıl olurda masum bir cana, bir kadına kıyabilirdiniz!? İnşallah cehennemde yanardınız. Bedduamın tutup tutmayacağından emin değildim. Yeniden doğduğumdan beri dine karşı bakışım tuhaflaşmıştı.

Havlama seslerini duyduğumda ne oluyor diye kapı tarafına baktım. Yavuz ağabey kucağında minik bir köpekle karşı komşudan geliyordu. Kıvrık beyaz tüyleri olan köpek evine döndüğüne sevinmişe benziyordu. Nilüfer teyzeyi gördüğünde Yavuz ağabeyin kucağında durmaz oldu. Debeleniyor, havlıyor ve kuyruğunu sallıyordu.

'Oy benim oğluşum gelmiş! Seni yerim ben.' dedi teyze. Fiko mu buydu? Nilüfer teyze Fiko'yu kucağına aldı. Bir bebek gibi sallamaya başladı. 'Sen anneciği özledin mi ha? Özledin mi beni!?' Minik köpek çok heyecanlanmıştı. Suratını yalayıp duruyordu. Sonra teyze Fiko'yu bana gösterdi. 'Bak burada kim varmış. Asya ablan burdaymış.' Abla deme! Fiko Nilüfer teyzenin kucağından atlayıp bana koştu. 'Fiko dur yapma!' diye seslendi.

Koltuğa çıktı, oradan da kucağıma. Güzel tüylerini okşadım. Ben onu severken Fiko sessizce kucağımda oturmuş bana bakıyordu. Siyah gözleri iri ve güzeldi. Ben Fiko'yu severken Nilüfer teyze ve Yavuz ağabey ağızları açık beni izliyorlardı.

'Ne oldu?' diye sordum. Yine neyi yanlış yapmıştım?

'Fiko ve sen… birbirinizden nefret ederdiniz.' dedi Yavuz ağabey. Bir insan ve hayvan nasıl birbirinden nefret edebilirdi anlam veremedim. Eski hayatımda hayvanlar benden çok hoşlanırlardı. Bu benimde onları çok sevmemden kaynaklanıyordu. Sokak hayvanlarını besler ve severdim. Yaşadığım yerdeki kediler ve köpekler beni gördüklerinde yanıma koşarak gelirdi.

'Nefret mi?' Güldüm. 'Hayvanları seviyorum bir kere, nefret etmiyorum. Değil mi Fiko?' Fiko havlayarak bana cevap verdi.

Yavuz çaktırmadan annesini dürttü.

'Benim gördüğümü sende görüyorsun değil mi anne? Ben yanlış görmüyorum?' Annesi de şaşırarak cevap verdi.

'Evet görüyorum oğlum.'

'Kız kardeşim cidden hafızasını kaybetmiş. Fiko'nun ona karşı tavrı değişti.' Annesi hipnoz olmuş gibi aynı cevabı verdi.

'Görüyorum oğlum, görüyorum.'

Sofraya geçtik. Hastane yemeği yemekten gına gelmişti. Hevesle kaşığı önüme konan çorbaya daldırdım. Mercimeğin tadını aldığımda moralim bozuldu. Kaşığı yavaşça çorbaya bıraktım. Nilüfer teyze ve Yavuz ağabey de çorbalarını içiyordu. Bana kelle lazımdı, paça lazımdı, işkembe lazımdı. Mercimek ne? Ancak tadı güzeldi. Sorun yoktu. Bu sadece çorbaydı. Daha ana yemek vardı.

'Çorba güzel olmuş anne.' dedi Yavuz ağabey. Bende onayladım.

Ana yemeğe geçtik. İşte beklediğim an gelmişti. Mideme girecek eti düşünürken karnabaharla birbirimizi baktık. Ehe? Eski hayatımda çok az yediğim bir sebzeydi. Sevmediğimden değil, tercih etmediğimden. Yemek yemekti ve bende aç bir kurttum. Karnabaharı da bitirmiştim. Keşke kıymalı olsaydı. Geçmiş hayatımda yemek seçmezdim. Boğazımdan geçmeyen birkaç yemek vardı yalnız. Bu bedenimde onları yiyebilecek miydim? Allah dediğimi duymuş gibi ilkini karşıma çıkardı. Bamya! Tiksintiyle yemeğe baktım. Kokusu ayrı, görüntüsü ayrı iğrençti.

Hayır! Hayır! Bedenim değişmiş olsa bile hala bamyadan nefret ediyordum. Yavuz ağabeyin odasında yaşadığım iğrenç olay yeniden aklımda canlandı. Midem bulandı. Bu sefer daha şiddetliydi. Boğazıma kadar yükselen acı sıvıyı zorla durdurdum. Gözlerimi yumdum. Acı sıvıyı yuttum. Gözlerim yaşardı. Allahım lütfen bana suçumu söyle! Beni böyle cezalandırma lütfen sana yalvarıyorum.

'Ne oldu kuzum birden yemeği kestin. En sevdiğin yemeği yapmıştım.' Yavuz ağabey de destek çıktı.

'Sen bamyaya bayılırsın.' Derken yemeğine bandırdığı ekmeği ağzına tıktı. Kapa çeneni Yavuz ağabey! Seninle iyi bir başlangıç yapamamıştık. Bu gidişle de düzeleceğe benzemiyordu.

'En sevdiğim ha… yemeliyim öyleyse.' Çatalla kasemden bir bamja tanesini yakaladım. Minik yeşil sebzeye baktım. Kıvrılmış şekli ve duram duram kokusuyla yenecek bir şeye benzemiyordu. Yemeği ağzıma soktum. Bu tat… bu aroma rezaletti! Gözlerimin seğirmesini zor engelledim. Yüzüme bakan iki insana zorla da cevap verdim. ‘Güzel olmuş, eline sağlık teyze.’ Nilüfer teyzenin yüzü sevinçle doldu.

‘Al kuzum, istediğin kadar al.’ Derken tencereden dolu bir kaşık bamya daha tabağıma ilave etti. Alnımı kaşırken seğiren kaşlarımı ve titreyen dudaklarımı gizlemeye çalışıyordum. Allah kahretsin! Ne belanız varsa versin! Ana-oğul sizden nefret ediyorum. İkinizden de!

‘T-teşekkürler!’

Nefret ettiğim yemeği nasıl bitirdiğimi hatırlamıyorum. Yemekten sonra doğruca banyoya gitmiştim. Musluğu açmış bekliyordum. Ne zaman kusacağımı keşke bilebilseydim. İğrenç yemek yeni bedenimde de eskisi gibi etki yaratmıştı. Anlaşılıyor ki huylarım ve alışkanlıklarım devam ediyordu. Midemdeki yemeği çıkaramadan banyodan ayrıldım. Berbat hissediyordum. Bu bedene geçtiğimden beri ne zaman iyi hissetmiştim ki?

Salona döndüğümde Nilüfer teyze çay koymuştu. Televizyon izliyordu. Fiko’da halının üstündeki yastıkta uzanmıştı. Beni görünce yattığı yerden kalkıp bacaklarımda dolanmaya başladı. En azından bir köpeğin dostluğunu kazanmıştım. Züğürt tesellisi miydi lan bu?

'Gel kuzum sana da çay koydum. Beraber televizyon izleyelim.' Yavuz ağabeyi göremedim.

'Yavuz abi nerede?'

'Dışarı çıktı, geç gelecekmiş.' İyi olmuş, bugün onun yüzünü görmek istemiyordum. Birkaç gün görmesem kafiydi. Koltuğa oturdum. Kırık kolum çaya uzanmama hiç yardımcı olmuyordu. Teyze çayımı uzattı. Eyvallah!

'İş için mi?' diye sordum.

'Ha? Hayır, arkadaşıyla buluşacakmış. Şehir şehir gezer o. Sonra üç-dört gün izin yapar.'

'Hmm.'

Kısa sohbetten sonra ikimizde konuşmadık. Televizyon izledik. Nilüfer teyze heyecanla dizisini izliyordu. Klasik bir Türk dizisinden beklenildiği gibi her şeyi doldurmuşlardı. Zengin oğlan, fakir kız. Oğlanın ailesi holding sahibi ama kimse çalışmıyor, herkes evde oturuyor. Eve giren çıkan belli değil. Oğlanı seven başka zengin bir ailenin kızı var. Senden hamileyim diye çıkıp geleni var. Bir ben yokum orada! Dizi ilgimi çekmemişti. Fiko kucağıma yatıp uyumuştu. Kıvrık beyaz tüylerini okşuyordum. Halimden bir sen anlıyorsun be Fiko!

Vakit geçirmek için yapacak pek aktivite yoktu. Televizyon ve kitap vardı. Telefonum kaza sırasında kırıldığından yeni bir tane için beklemem gerekiyordu. Kapı çaldığında içim geçmişti. Duvarda ki saate baktım. Dokuz mu? Zaman geçmiyordu. Nilüfer teyze yanımda değildi ama televizyon hala açıktı. Reklamlar oynuyordu. Fazla uzağa gitmiş olamazdı. Bir kadın asla dizisini yarım bırakıp gitmezdi!

'Geldim geldim!' diyerek kapıya hızlı adımlarla yürüdüğünü duydum. Kapı açıldı. 'Ah sen mi geldin Ayşe! Gel geç, içeri buyur.'

'Büyük geçmiş olsun.' diye cırtlak bir ses duyuldu. Aman Allahım! Dedikoducu komşu teyze polemiği! Onların diline bir kez düşmeniz yeterdi. Kanınızı emen sivrisinekler gibiydiler. Bunun yaşanmasına izin veremezdim. Varolan son gurur tanelerimi bu uğurda harcayacaktım. Kalmayan karizmam daha fazla çizilemezdi nasıl olsa.

Nilüfer teyze elinde meyve kasesiyle salona geldi. Yanında kısa boylu, ellili yaşlarında balık etli bir kadın vardı. Ayşe teyze… yürüyen bir fosildi. Yalan değildi. Hayat, ona nazik davranmamıştı. Üzülme Ayşe teyze hayat benimle de iyi alay ediyordu. Belki de senle ettiğinden daha çok benle kafa buluyordu. Fiko yaklaşan fırtınayı hisseden kuşlar gibi salondan toz oldu. Şu hayvanlar kadar zeki olamadınız! Ayaklı doğal felaketi karşılamak için ayağa kalktım.

'Kalkma kızım, yorulma sen.' dedi Ayşe teyze. Kız deme yakarım canını! Hele bir ayağa kalkmayım bak neler oluyor? Senin diline düşeceğime ikinci bir araba kazası geçirirdim daha iyi.

'Estağfurullah Ayşe teyze. Hoşgeldin.'

'Geçmiş olsun çocuğum. Yeni haberimiz oldu. Rıfkı amcanında selamı var.' Ayşe teyze kendini berjere bıraktı. Öyle olmadı. O oturduğunda berjer yeniden şekillenip kadının şeklini aldı.

Nilüfer teyze meyveleri soyarken endişeli görünüyordu. Bakışlarını yakaladım. Bende o iş teyze. Sen rahat ol. Karizmanı çizdirtmem. Bu seferliğe mahsus kızın rolünü yapacağım. Dilimlediği elmaları tabağa koyup bana uzattı. Güzel bir oyunculuk geliyordu. Tabağı aldım.

'Teşekkürler anne.' Kadının gözlerinde parlayan ışığı gördüm. Yaptığım şeyi fark etmişti.

Nilüfer, kızının hafızasının geri geldiğini düşünerek umutlanmıştı. Komşusu Ayşe'nin ziyareti kızının hafızasını geri kazanmasına yardım etmişti. Biraz garipsese de ne önemi vardı ki? Kızı eski haline dönmüştü. Kızının ona tek gözünü kırptığını gördüğünde ise tüm umutları suya düşmüştü. Hayır! Okyanus dalgası kadar sert bir çarpma yapmıştı.

Nilüfer teyzeye göz kırpıp oyunculuğuma devam ettim.

'Oldu bir kaza işte. Olacağı varmış Ayşe teyze. Şükür iyiyim.'

'Geçen benim görümcemin kızı da kaza geçirdi. Neyse ki yaralanmadan atlattı.'

'Hangisi?' diye sordum. Bu tarz sorular yaşlı dedikoducu kadınlar için hazırlanmış tuzak sorulardı. Konuyu değiştirmek için birebirdi. Ben bir dahiydim! Kendimi fazla zeki sanıyordum, yanılmıştım!

Saat on ikiye gelirken Ayşe teyze anlatmaya devam ediyordu. Allah bu kadına bir çene vermiş o kadar yani. Bre kadın! Hiç mi dilin damağın kurumadı? Bir kadına dönüşmüş olsam bile ona rakip olamazdım. Sizlerden korkulur! Nilüfer teyze de muhabbete kendini kaptırmıştı. Tonlarca çöp bilgi ve dedikodu kafamda depolanıyordu. Beynim artık bir çöplüktü. O sırada Yavuz ağabey eve döndü. Kapıda dönen kilidin sesini duydum ve hemen başımı çevirdim. Yavuz ağabey içeri girdi. Bu bir beyaz atlı prens miydi? Ayşe teyzeyi gördüğünde yüzü ekşidi. İşte yapmak istediğim ama yapamadığım bir erkeğin bakışı! Seni affetmeyeceğimi hatta seni öldüreceğimi söylemiştim. Şu an durum bambaşkaydı. Bakışlarımız buluştu. Sessizce dudaklarım hareket etti.

'Bana yardım et!'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1434

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1190

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 770

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 635

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 620

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 569

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 569

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13889 Üye Sayısı
  • 661 Seri Sayısı
  • 31361 Bölüm Sayısı


creator
manga tr