"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Lord Of The Demons - Bölüm: 75 - Bitkilerle Savaşmak


Shiina'nın notu: Keyifli okumalar. Yazarken sürekli bölündüğümden hatalarım olabilir yorum olarak yazarsanız sevinirim.

 

 

Kayra ve Ria tepelerden birine doğru ilerlerken diğer 3 tepedeki tüm yaratıklar peşlerinden geliyordu. Kayra yaratıklar arasında zikzaklar çizerken geçtiği her yerde ceset yığınları bırakıyordu. Dört uzvunun tamamını saldırı için kullanıyordu. Zaman zaman hançerlerlerini yaratıkların boğazına sağlarken zaman zaman aurasıyla güçlendirdiği ayaklarıyla kafalarını parçalıyordu.

 

 

Kayra yaratıklardan çok daha hızlı hareket ettiğinden onlar neler olduğunu anlayamadan cesetlere dönüşüyorlardı. Ria’da gece mavisi alevlerle kaplı olan kırbacıyla dokunduğu her yaratığı küllere çevirirken Kayra’nın hemen arkasından ilerliyordu. İkili bu şekilde ilerleyerek tepenin zirvesine yaklaşmaya başlamışlardı.

 

 

Tepenin tamamı kana boyanmış olsa da yaratıklar bundan etkilenmiş görünmüyorlardı. Ölümü umursamadan Kayra ve Ria’nın üzerlerine atlamaya devam ediyorlardı. Kayra tepeye ulaştıklarında yaratıklardan birinin anormal büyüklükteki dişlerinden sıyrılırken hançerini doğrudan ağzına sokup, 2-3 metrelik yaratığı üzerine gelen diğer yaratıklara doğru fırlattı.

 

 

Aynı zamanda Ria, Houtian Alemi’nin enerjisinin yirmide biriyle tepenin etrafında gece mavisi alevlerden bir set oluşturdu. 3-4 metre çağında bir çember oluşturan setin yüksekliği de çapı kadardı. Gece mavisi alevler Ölüm aurasıyla kaplı karanlık alanda parlayan bir güneş gibi görünüyordu.

 

 

Kayra ve Ria kısa bir süreliğine de olsa etrafı gözlemlemek istiyorlardı. Setin gelen canavarları ceset yığınlarına çevirdiğini gördüklerinde etrafı incelemeye başladılar. Ne kadar incelerlerse o kadar şok oluyorlardı.  Gökyüzündeki sarmaşık setinin sonu görünmüyorken çevrelerinde kısa mesafeli boş araziler dışında bulundukları tepeler gibi birçok tepe grubu bulunuyordu.

 

 

Ancak ikiliyi şok eden şey bu değildi. Şoklarının sebebi uçsuz bucaksız boş arazilerin ve tepe gruplarının üzerinde karınca sürüleri gibi görünen yaratıklardı. Bazı tepe gruplarındaki yaratıklar daha büyükken bazıları bulundukları tepeden daha küçüktü. Aynı zamanda sarmaşıklara kadar uzanan birkaç tepede vardı. Bulundukları ölüm aurasıyla kaplı bu yere göre bir dağ oldukları söylenebilirdi.

 

 

Bu dağlardaki yaratıklar uzak mesafeye rağmen çok büyük görünüyorlardı. Neyse ki bulundukları tepe dışındaki hiçbir yaratık grubu hareket etmiyordu. Hepsi bulundukları yerlere çökmüş hareket etmeden duruyorlardı. Ria’nın oluşturduğu alev setini çok uzaklardan bile rahatlıkla görebiliyor olmalıydılar. Tepelerden ya da arazilerden ayrılmamaları için bir nedenleri olmalıydı.

 

 

İkili sadece kısa bir bakış atmalarına rağmen etraflarındaki 3-4 metrelik alev seti, alevlerle kaplı yaratık setine dönüşmüştü bile. Çoğu yaratık hala engellenebilse de setten içeriye girmeyi başaranlar vardı. Yaratıkların bedenleri yansa da bunu umursamadan Kayra ve Ria’ya atılıyorlardı. Kayra ve Ria dar alanda sıkışmak istemediklerinden ceset yığınlarından birinin üstüne sıçrayıp setin dışında çıktılar.

 

 

Grubun geri kalanı Mülk Alan’ında saklanabildiğinden Kayra ve Ria rahatça hareket edebiliyorlardı. Yaratıkların Houtian Alemi’nin hızına yetişmeleri mümkün değildi. Artık bu tepeden ayrılsalar da güvenli bir yer bulamayacaklarını biliyorlardı. Geriye yapabilecekleri tek bir şey kalmıştı. Bulundukları 4 tepenin tamamını temizleyip güvenli bir alan oluşturmak.

 

 

 İkisi de bu durumun farkında olduğundan artık hareket ederken görmezden geldikleri yaratıkları görmezden gelmemeye başlamışlardı. Kayra öldürme niyeti artarken Çift Hançer Tekniğinin 1. seviyesini taklit ederek bulduğu yöntemi uygulamaya başlamıştı. Geçtiği her yer kafatası parçalanmış boğazı delik cesetlerle dolarken yaratıkların arasında bir gölge gibi hareket ediyordu.

 

 

Aynı zamanda Ria’da kendini tutmayıp Houtian Alemi’nin enerjisinin yarısıyla bedenini merkez alan 10 metre çapında bir alev topu oluşturmuştu. Yaratıklar ölümü umursamadan bu ateşe atlayıp doğrudan kül oluyorlardı. İkilinin öldürme hızı öncekinden birkaç kat fazla olsa da yaratıkların sayısı hiç azalmış gibi görünmüyordu.

 

 

Kayra bu gidişle kendisi yorulmasa da Ria’nın zamanla yorulacağını biliyordu. Yaratıklar onlara şimdilik bir tehlike oluşturmasa da zamanla bu durum değişecekti. Diğerlerinden 2 kat daha büyük olan, Ölümlü Alemin 5. seviyesinin gücüne sahip olan yaratığa doğru yönelirken Ria’ya ‘’Onları serbest bırak bu gidişle bunun sonu gelmeyecek.’’ dedi.

 

 

Sözlerini bitirdiğinde büyük yaratığın sırtına atlayıp hançerini boğazına geçirmişti bile. Yaratık birkaç kez başını sallayıp büyük dişleriyle Kayra’ya atılmaya çalışsa da nafileydi. Bir süre sonra tepenin üstüne yığılıp kalmıştı. Bu şekilde serbest kalan grup üyeleri rahatça hareket edebilecekti.

 

 

Ria bu sözleri duyduğunda duraksamadan Sha, Lu An ve Nova dışındaki herkesi Mülk Alan’ından çıkardı. Gruptakiler Mülk Alanı’nın içinden dışarıyı görebildiklerinden neler olduğunu biliyorlardı. Dışarıya çıkar çıkmaz yaratıklara doğru atılmışlardı. Ölümlü Alemin 7. ve 9. Seviyesindeki 5 metrelik 2 beyaz kaplan ve 6. seviyede olan 5 metrelik Küçük Ayıcık bir yöne giderken, Lu Tantai, İri Adam Niu ve Küçük Ye başka bir tarafa doğru ilerlemeye başlamışlardı.

 

 

Gittikleri her yerde ceset yığınları bırakıyorlardı. Bu şekilde gurubun öldürme hızı çok daha hızlıydı. Ancak yinede 3-4 saat boyunca bunu yapmak zorunda olduklarını biliyorlardı. 4 saat sonra ölüm aurasının katlanarak arttığı dört tepenin tamamı kanla kaplı yaratık cesetleriyle doluyken, Kayra dışındaki herkes nefes nefese ceset yığınlarının arasında duruyorlardı.

 

 

Kayra, gruptakilerin kanla kaplı bedenlerinden yayılan soğuk öldürme niyetini hissedebiliyordu. 4 saatlik bir katliam hepsinin aurasını biraz değiştirmişti. Gruptakilerin aksine Kayra ve Ria’nın bedenlerinde tek damla kan yoktu. Kayra gruplarındaki kişi sayısının az olmasının ilk dezavantajını yaşıyordu, bu aura değişimi iyi bir şey değildi. Bir suikastçı klanından geldiğinden Ange’nin anılarında zamanla kendini kaybeden akrabalarının olduğunu görmüştü.

 

 

Gruptakilerin yetiştirme seviyeleri klan üyelerinden daha yüksek olsa da diğer tepelerdeki yaratıkların sayısını görmüştü. Bu sayıdaki katliamlar zamanla sorun oluşturabilirdi. Aynı zamanda bu 4 tepede de çok uzun süre kalamayacaklarını düşünüyordu. Ölüm aurası arttıkça onlara zarar vermeye başlayacaktı.

 

 

Ancak Kayra Şeytan Tarikatı’nın onları çıkmaz bir sokağa göndereceğine inanmıyordu. Kendilerini kaybetmeden buradan çıkmalarının bir yolu olmalıydı. Kayra bunları düşünerek Mülk Alanı’ndan yeni çıkmış olan Lu An’ın yanına doğru yürümeye başladı. Lu An 4 saatin ardından bir şeyler bulmuş olmalıydı.

 

 

Lu An’ın yanına geldiğinde, Lu An bir şey söylemesini beklemeden elindeki açık kitabı Kayra’nın önüne koydu. Kitapta öldürdükleri yaratık grubundan birinin resmi ve yaratıklarla aynı siyah dumanı yayan siyah bir bitki vardı. Lu An ‘’Bu çizimler bu yaratıklarla aynı. Burada yazılana göre sürü halinde yaşayan bu yaratıkların bir arada kalmalarının sebebi liderleri.’’ diyip siyah bitkiyi işaret ederken

 

 

‘’Hepsi liderlerinin bedenindeki bu bitkiyi istiyorlar. Lider bir gün öldüğünde lideri ve bitkiyi yiyen kişi liderden daha güçlü bir hale geliyor ve belirli bir seviyeye ulaştıklarında buradan ayrılabiliyorlar. Kısaca özetlemek gerekirse bunlar bir yaratık türü değil.’’ diyerek etraftaki ceset yığınlarına bakarken ‘’Hareket edebilen ancak bulundukları bu tepeden ayrılamayan ölümcül bitkiler.’’ dedi.

 

 

O sırada kayra gibi grubun geri kalanı da Lu An’ı dinliyordu. Hepsi duydukları bu bilgiyle şaşırmışlardı. Bu 4 saat boyunca hiç durmadan bitkilerle savaştıkları anlamına mı geliyordu? Lu An konuşmasına devam ederek ‘’Diğer merak ettiğin konuya gelirsek. Kitapta ya da harita da bununla ilgili bir bilgi yok. Nerede olduğumuzu bile bilmiyorum.’’ diyip gökyüzündeki sarmaşıklara kadar uzanan, uzaktaki dağları gösterirken ‘’Ancak hislerim bir çıkış varsa orada olması gerektiğini söylüyor.’’ dedi.

 

 

Shiina'nın notu: Umarım beğenmişsinizdir.

İyi günler dilerim. *-*

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1303

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1112

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 918

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 685

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 663

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 616

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 535

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 75

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16700 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 22429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr